İkiz Kuleler'den İŞİD'e Algı Operasyonları ve Ahir-zamancılar
 
new world order, yeni dünya düzeni

İkiz Kuleler'den İŞİD'e Algı Operasyonları ve Ahir-zamancılar

Akhenaton

11 Eylül saldırılarında Yahudilerin büyük bir kısmının İkiz Kuleler'deki işyerlerine gelmediği, birçoğunun tatile çıkmış olduğu iddiası, uzun süre medyayı meşgul etmişti. Kimileri saldırıda ölenlerin bulunduğu listedeki 121 Yahudi'yi gösterip bunu bir komplo teorisi olarak yorumladı. Kimileriyse, bu iddiaların gerçek olduğuna düşünüyor ve bu konuda birçok belgeler paylaşılıyor.

11 Eylül saldırılarını televizyonlardan izlerken insanların kafasında sadece şu vardı: Bir şeyler değişti ve değişecek. İslam ülkelerinin halklarında ise derin bir suçluluk duygusu hakimdi. Belki de saldırının (ya da iç komplonun) ana amaçlarından biri de buydu. Emperyalizm'in babası konumundaki bir ülke olan Amerika'nın Irak'a girmesini ve Irak'ta işlenen onca katliam ve cinayeti "kendimizi savunuyoruz." diyerek haklı göstermek. (Bugün İsrail'in ateşkes'i bozup onlarca masum insanın kanına girmesinde yine aynı sebep yatmıyor mu?)

Dünyadaki önemli olayların perde arkasını ancak etraftaki sisler dağıldığında anlamıyor muyuz? Yeşil'i koruma adına başlatılan birçok sosyal olayda, "vandalizm'e dönüşmüş bir ağaç sevgisi"nin ardındaki mantıksızlığı kavramakta zorluk çekmiyor muyuz? Oraya giden sanatçı(!)lardan birinin göz kırparak "Hala anlamıyor musunuz? Mesele ‘ağaç’ değil kardeşimmm!" sözlerinin altında yatan kötü niyeti sezdiğimizde, "Mesele ne o zaman!" diye kendi kendimize acı acı gülümsemiyor ve bu meselenin hangi ülke/ülkeler (ya da düzen) ile Türkiye'nin bir meselesi olduğunu sezmiyor muyuz?

11 Eylül'den sonra Irak'ta kimyasal silah bulunmadığında, ama Irak petrollerinin Amerika kontrolüne geçtiğinde bugün anlıyoruz ki, mesele "kimyasal silahlar" değildi. Peki neydi mesele, sadece petrol mü? Hayır, Büyük Ortadoğu Projesi'nin faaliyete geçirilmesi, merkezi Kudüs olan kurulacak yeni bir dünya'nın ve dünyanın bu "düzen"inin ilk adımıydı. İsa Mesih'i araç olarak kullanan ve kendi Kurtarıcı İsa'lıklarına ve Tanrı olma fikrine soyunup sadece kendi ülkelerini değil; tüm dünyayı ve tüm insanları yönetme ya da bu yönetmeye ortak olma hırsına kapılmış insanların kuracağı bu düzende, İsa ve Göklerin Egemenliği değil, güç, para ve Yeryüzü Egemenliği hakimdi. İnançlı Amerikalıları yönetmenin en kolay yolu da bütün bu olan ve olacak olan olayları onlara AHİR-ZAMAN olarak yansıtmaktı. Yani yazının başında belirttiğimiz gibi hem inançlı Amerikalılara hem de Ortadoğu'ya yönelik büyük bir "algı operasyonu"ydu.

Yahudilerin büyük bir çoğunluğunun o gün işe gelmemesi (ki bu ihtimal doğruysa), bu yüzden Evanjelist Hıristiyanların ve onlara hükmeden Siyonizm'in tezgahıydı. (Evanjelistler, Protestanlığın muhafazakar kesimidir. Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra George Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmişti.) Hani şu günlerde paralel yapı ve algı operasyonlarından bol bol söz ediliyor. O dönem de üstte de belirttiğimiz gibi, Amerikalı diğer Hıristiyanlar üzerinde bu operasyon yapıldı. Bunun için İncil’in Vahiy bölümünden dev bir tiyatro çadırı kuruldu. İkiz kuleler, bu çadırın tam ortasındaydı. Vahiy bölümüne göre kıyamet yaklaştığında, melek, elindeki değirmen taşını Babil kulesine fırlatıp kuleyi yerle bir ediyordu. Tanrı’nın halkından da (Kendi deyimleriyle Yahudiler) o gün Babil’e gelmemeleri isteniyordu:
 
“Gökten başka bir ses işittim: «Ey HALKIM!» diyordu. Onun günahlarına ortak olmamak, uğradığı belalara uğramamak için çıkın oradan!” (İncil, Vahiy 18:4)

Ve o gün (kendilerini Tanrı'nın HALKI olarak niteleyen) Yahudiler’in hiçbiri (ya da büyük bir çoğunluğu), “Babil Kulesi”ne gitmedi. Yani ikiz kulelere. Daha da ilginç olansa, İncil'de bu meleğin yıkılacak bu kule için şu tanımlamayı yapmasıydı. "Dünyanın tüccarları, onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler." Tesadüftür ki, İkiz Kuleler'in bir diğer bilinen ismi de "Dünya Ticaret Merkezi"ydi (World Trade Center). Bu süreçte Oğul Bush, sık sık yine kıyamet alametlerinden biri olan Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) endişesini ve korkularını dile getirerek Amerikalıların bilinç altına ahir-zamanda yaşadıkları, İsa'nın gelmesinin yakın olduğu ve İsa'nın gelişini hızlandırmak için de Ortadoğu'da bir an önce hakimiyetin sağlanması gerektiği fikrini aşılamaya çalıştı. Tabii Evanjelist kiliseler de boş durmadı. İnsanlara dağıttıklara birçok ücretsiz kitap, DVD gibi materyallerle bu propagandayı  yürüttüler. Ne var ki Bush'un büründüğü sahte mistik kişilik, Amerikalılara itici geldi ve bu yüzden de plan yürümedi. (Sadece onun döneminde).

11 Eylül'deki bu oyun, yani “ahir-zamancı kaos” operasyonu, yine Evanjelistlerin güdümündeki İŞİD tarafından da oynandı. İŞİD, bu kez de Müslümanlara göre bir kıyamet alameti sayılan Kabe’nin yıkılması argümanını kullanarak Ortadoğu coğrafyasında algı operasyonuna girişti ve Kabe’yi yıkacaklarını açıkladılar. Buhari ve Müslim'den nakledilen hadis ise şöyleydi:

"Kâbe’yi, kısa, cılız bacaklı bir Habeşli yıkar." (Buharî, Hac, 47,49; Müslim, Fiten, 57-59.).

2000 yılı ve sonrası, kökleri daha öncesine dayansa da, soğuk savaş silahlarının yerini giderek dünya toplumlarının inançlarının manipüle edilerek kullanılmasına ve böylece aynı inançların farklı fraksiyonların birbirlerine kırdırılmasına bıraktı. Çünkü ahir-zaman motifleri taşıyan ve temelinde (Mehdi ya da Mesih gibi) gelecek bir kurtarıcı beklentisi olan bu inançlar, insanları kendi amaçları için kanalize etmekte "iz bırakmayan" ve "faili kolayca bulunmayan" mükemmel bir silahın yakıtı ya da mermisi haline dönüştürülebiliyordu. İnsanlar, içlerine korku yerleştirip belirli bir gruba ya da farklı guruplara kanalize edilmeye ya da "Nasılsa ahir-zamanda yaşıyoruz." diyerek kabuklarına çekilmelerine, kadercilik ve kabulleniciliğe, "Kurtarıcı yakında gelecek, bizim elimizden bir şey gelmez." diyerek pasif kalmaya ve tembelliğe zorlandı. Tabii sadece devletler değildi bundan faydalananlar: Kaos'a giden bir dünyada korku dolu insanları çevrelerine toplayıp onlara kendilerini Mesih, Mehdi ya da İsa diye tanıtan güç, iktidar ve mevki hırsındaki birçok fırsatçı için de bu fırsattan yararlanmamak olmazdı. Bknz. Paralel Yapı...

Algı operasyonları sadece bunlarla bitecek mi? Hayır, bence insanlar bilinçlenmediği, dinlerinin ve inançlarının kolayca manipüle edilişine izin verdiği sürece (ki buna karşı koymak şimdilerde mümkün görünmüyor) daha da artan bir hızla devam edecek. Subliminal mesajlar, evimize kadar girecek. Ak'ı kara, kara'yı ise ak göstermeye çalışan algı yanıltma silahları (kısaca deccaliyet sistemi silahları), evlerimize kadar girip doğal yaşamımızın bir parçası olacak. Mavi ışık projesi (blue beam) hayata geçirilip gökyüzünde beliren kutsal kişiliklerin illüzyonlarıyla, insanlar aldatılıp karanlığın tarafında saf tutacak ama hepsi de doğru yolda olduklarını zannedecek. Ve tüm bunların sonunda "piramitin tamamlanması" ve başkenti Kudüs olan bir dünya devleti hayalleri. Peygamber ya da kurtarıcı kimliğine bürünmüş iki yüzlü post-modern firavunların krallığı...

Akhenaton,
12 Eylül 2014.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ebrar, 03.10.2014, 14:07 (UTC):
bunların hepsi illüminatiden geliyo o piramit o tek göz tek dünya düzeni geri sayım çizgi film deki şekkiller hepsi bu bizi ilizyonla kandırıyorlar adeta beynimizi yıkıyorlar bına izin vermememiz gerekir ikiz kulelere gelince oda illüminati inanmassanız illüminati oyun kartları diye girin karşınıza bu ikiz kuleler çıkacak gerçekten çok şaşırtıcı değil mi ben bu konuyu araştırıyorum 1 doların üzerinde de bu piramit var ve yenidünya düzeni yazıyor arkasında sanal veya gümüş olmayan kağıt yazıyor renkli kalemle o kağıda yazı yazmak çok zor neden acaba ve gizli mason yazısı kartalın şifresi kimse buna illüminati değil diyemez bizim beynimizi yıkıyorlar buna izin vermeyin yeni haberlerde yazıcam o zaman ne demek istediğimi ozaman anlarsınız sağlıcakla yeni haberde yorumlarınızı eksik etmeyin ne olur

Yorumu gönderen: ebrar, 03.10.2014, 13:58 (UTC):
bunların hepsi illüminati denen şeyden oluyor

Yorumu gönderen: Ayşegül, 13.09.2014, 11:18 (UTC):
Bana yine "dünya bir laboratuvar ve biz birilerinin kobayıyız" sözünü hatırlatan bir yazı...Filmler de olsun, kitaplar da, dizilerde, reklamlarda, gazetelerde, dinlediğimiz müziklerde bile, hatta son dönemde dünya çapında ün yapmış popüler kişileri de kullanılarak yani insan zihnini kontrol edebildikleri her yerde sürekli kutsal kitaplarda yazılanları, yeni dünya bir dünya düzeni ihtiyacını, kehanet gibi göstermelerine alışmıştık. insan beynine yavaş yavaş sistemli bir şekilde bu düşünceleri empoze ediyorlar. öyle ki belli bir zaman sonra kabullenme hatta bunu bir inanç haline getirme durumu başlıyor. Bana göre artık herkes oyunun kuralını öğrenmiş büyük abi sayesinde (her din için geçerli olan "Tanrı ya da Allah ya da Yehova böyle istedi, vaad etti gibi ya da buyruk gibi..) herkes kendi menfaati ve çıkarları doğrultusunda istediği gibi yönlendirmeye başlıyor kalabalıkları. Bu bir toplu hipnoz hali olsa gerek. Hani deneyler yapılıyordu ya spor salonlarında falan insanlar üzerinde... Bence işi büyüttüler, bir formülünü bulup tüm bir ülkeyi bile uyutacak kadar geliştirdiler ki, kutsal kitaplarda yazılanları hem uygulayıp hem de kendi sapkın planlarının, gerçekleşen bir kehanet olarak göstermeleri bunun en açık kanıtı çünkü ne de olsa zaten inanmaya hazır toplumları da kendileri yaratıyorlar. İyi de onlar için ne değişecek ki?zaten önceden yazılan oynanıyor... bu ne onlar için ne de insanlık için yeni bir deneyim.. son günlerde sık duyduğumuz "Yeni Türkiye" söylemi acaba yeni dünya düzenine mi paralel olmaya aday? bilemiyorum. Bu arada "IŞİD" değil miydi? "İŞİD"emeyenler...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36874696 ziyaretçi (103057373 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.