İlk Gençlik Şiirlerim (Admin)
 

Yalnızlık, İlk Gençlik Şiirleri, Şiir, Aşk

İlk Gençlik Şiirlerim

Özlem - 1987

Bir gözyaşıydın akan cennet sularına,
Her dem nazdâr, her âlem melek!
Sayen de uyanmıştık hep anılara,
Bir zaman, yakışıyordu sana gülmek

1987

Tabut - 1987

Bir atlı karınca misâli,
Dönüp dolaşıyor mâzi..
O daracık mekanlar güya;
Cennetler dönüyor izi!

1987

Sükût

Sükût; bir anıt, bir mezâr gibi ılık.
Sükût; habercisi rûhun, düşünceye aralık.

1989

Fikir

Fikir, gecelerimde yalnızlık;
Öteleri kucaklayan buğu...
Fikir, mânâ'ya ergi;
İnancın bahâr soluğu..

1989

Şehîd

Yarına alnının şâhidi o nûrlu ışık
Son yolculuğun bu hüzünden ırak
Yine seni gördüm bu gece yaklaşıp
İklimlere doyduğum düşler gibi berrâk

Bilmem kabul eder misin bir ılık dua
İnanç yeşertmiş toprağın; Gül-ü Rânâ
Beni de bırak baharda sonsuzluğa
Her ağladığım şiire özlemini bırak!

1989

Bihaber

Ne gençliğim hüznü var artık
Ne de ihtiyar kalbimde bir keder..

Seni tanıdığımdan bu yana
Ufkuma hep gözyaşı düştü
Kalbim hep vuslatla tutuştu
Gündüzüm gecelerime karıştı

Oysa sen uzaklardasın
Sevgili'nin yanında
Benden habersiz.

Oysa ben seni arıyorum Ey (Hz.) Muhammed (S.A.V.)
Ve seni özlüyorum, senden bi-haber

1988

Ebed Delisi I

Sonsuzluk ağlar gözümde; ben, sonsuza ağlarım.
Birgün öleceksem de, hep sonsuzda varım

1989

Ebed Delisi II

Varlıkta yokum; yoklukta nokta.
Zamanda gölgeyim, zeminde sem'â.
Ebede doğdum, bilmem ezeli;
Ezelsiz yaşarım; ebedsiz asla!

1989

Leylâ I - 1988

Bir anıt, bir Leylâ, bir nâzlı gül;
Koyver rûhunu bırak rakse..
Düşünü kurduğun bilmem ne gül,
Aşk mı olur Mevlâ'sız birikse??

Adana, 1988

Vehim

Hasretin, içimde tasmasız gezen,
İçimdeki kuduz binlerce adam!
Alnımda koridor koridor yüzen -
Sönen lambalarla dolu boş odam...

Soyun ey dudağında her bûsesi,
Emilen ey korku, görünsün etin!
Rûhumu kemiren gıcırtı sesi;
Parmağı sırtımda bir iskeletin...

Ezip de koynumda ölü etleri
Eski bir tabutum soğuk ve de dar
Takılmış rûhuma ezelden beri
Tenimde et yiyen obur yılanlar

Yaprak

yaprak mecbur dallara
dal ağaca; ağaç toprağa
ölüm mecbur kullara
kul tabuta; tabut mezara

işte hepsi bu yaşam dediğinin
bir yaprak bir kul ediyor
bir bakmıssın ki hazân olmuş mevsim
toprak insanı kul ediyor

bir bakmışsın ki
bir âh bir de günâh kalmış senden
sen de yaprak olup toprağa değmişsin

Yaprak II

Her git deyişimde kalmanı isterim salak gibi...
Her düşüşümde ellerini ararım sanki tutacak gibi...
Bir kuş gibi uçmak istedikçe gözlerine ben,
Kendi sığınağında sürüklenir dururum bir yaprak gibi...

Bazen

Ayrıldık seninle bu kutsâl yerde,
Belki rastlarım diye gelirim bazen.
Suçunu anlayıp dönersin diye,
Elimde güllerle beklerim bazen.

Işte şu şarkı: 'AŞKIMIN YEMİNİ! '
Orda anlatmıştım sana ilk sevgimi...
Belki bulurum diye o güzel mâzimi,
Adım adım her yeri gezerim bazen.

Seni özlerim bir sigara yakıp...
Coşkun nehirler gibi sana akıp...
O siyah gözlerine dalıp dalıp,
Su yalan dünyaya gülerim bazen.

Eskiden ~Yarım kalmış bir şiir ~

Ellerini tutarken aklımdan aşk geçerdi
Dudağını öpünce, rûhum donar, erirdi
Şimdi yok saçlarımı böbürlenip de tarayan
Yitirdiği hasreti gözlerimde arayan

1991

Yârim

İntizâr edemem mesut ömrüme
Şu yalan dünyada sevip gül yârim
Vermesin Allahım keder gönlüne
Ayrılık yerine sevgi bul yârim

O siyah gözlerin neş'eyle coşsun
En mutsuz günlerin bir bayram olsun
Kahkahanla âlem sese boğulsun
Dilerim ömrünce sevip gül yârim

En acı dertlerin atılsın bana
Yerine günâhın yazılsın bana
Ölürsen mezarın kazılsın bana
Kalbime gömsünler seni gel yârim

1992

Benzerim

Baharda bir çiçek; güle benzerim
Yağmurda çağlayan sele benzerim
Seninle bir okyanus, bir deryâ gibi
Sensizse bir avuç çöle benzerim

Muhtaçtır gözlerim seni anmaya
Sende tutuşup sende yanmaya
Seninle uçsuz-bucaksız bir fezâ
Sensizse bir avuç çöle benzerim

1994, Adana Mehmet Kemal Tuncel Lisesi

Gözyaşlarım

Benden sana bir hediye sana bu gözyaşlarım..
Akıyor delice sana bu gözyaşlarım..
Bu gözyaşlarını kıskanma ey gülüm;
Yabanın gülüne değil; sana bu gözyaşlarım...

23 Aralık 1994, Çarşamba
Mehmet Kemal Tuncel Lisesi

Sonbahar

Yüzümde gülümseme; gönlüm kanıyor..
Mevsim sonbahar, rûhum soluyor..
Seni çağırıyorum, içimde kalıyor,
Seni çağırıyorum, içimde kalıyor...

Senelerdir açacak bahârı bekledim.
Her günâhı içerimde gizledim.
Ömür tükendi de hiç gülemedim;
Mutluluk gözyaşlarımda saklı gidiyor...

6 Ağostos 1994, Cumartesi

Hırsız

Sen, dünyama doğan bir yıldız gibi
Işıklandırdın kapkaranlık âlemimi
Sen, ansızın gelen bir hırsız gibi
Çaldın bir anda şu masûm kalbimi

Mehmet Kemal Tuncel Lisesi, 1995

Misafir

Bilmem neden duygusuz
İçimi boğan bu sessizlik
Bu gece misafir
Ölüm müdür beklenmedik

1996

Evlât

Şu dünya bir anlık rüya;
Vazgeçmek çok zor mu evlât?
Gelir ölüm saya saya
Genç-ihtiyâr der mi evlât?

Çatışırsa nefsin senle,
Her dem Hak'kı tercih eyle!
İsteğin nedir söyle:
Karanlık mı, nûr mu evlât?

Uy Kur'ân'a yolun olsun.
Hem kanadın, hem kolun olsun.
Boşver dünyâ elin olsun;
Olur sana yâr mı evlât?

Peygamberin izinde ol,
Sünnetinde, sözünde ol.
Her işinde onu denk al;
Başka örnek var mı evlât?

Kim bilir ki son ne zaman?
Seni kabre kor ne zaman?
Hazırlıkta ol her zaman,
Düşün vaktin dar mı evlât?

Namazını dosdoğru kıl;
Nûrlansın hem kalp, hem de akıl..
İbadetin eden bir kul,
Etmeyenle bir mi evlât?

Bazen olur garip anlar,
Amelinde sırlı yanlar..
Düşün bir kez nedir bunlar;
Bir hayır mı, şer mi evlât?

Saçındaki beyaz akın,
Belli eder: ölüm yakın!
Günâhlardan korkup sakın
Ahret, kolay yer mi evlât?

Hevâ için, dünyâ için..
Unutmuşsun HAK'kı niçin?
İstediğin olsun saçın
Cehenneme nâr evlât?

Mazlûmlara etme zulûm..
Olur sana zor bir durum!
Önünde var çok uçurum,
Yoksa gözün kör mü evlât?

16 Mart 1997, Pazar

Dünya

Yüzüme bakınca korktum aynada;
Gençliğim tükenmiş, saçlar ak olmuş..
Rûhumdan iğrendim bakıp bir bana da,
Sanki bu cezâlar bana bir hayli hak olmuş..

Aradım yolları, ne gelen var ne giden..
Unutmuş yüzümü - o dün çok seven -
Anladım ki şu dünya koca bir yalan;
Beni de içinde kaybedip yok olmuş..

Ömür bir rüy'a, uyandım da bitmiş ahh..
Şu koskoca dünya, kaybolup yitmiş ahh..
Şu nefsim bana neler neler etmiş ahh..
Mâzîm dâhî bana düşmandan çok olmuş

1997

Yâr Hayâli (Naat)

Korkarım gül yüzün doğsa rûhuma
Saygıda kusurum çok olur diye
Derdimi bir parça anlatsam sana
Ağlarım dertler de yok olur diye

İstemem ömürden gülmekli birgün
Şu yalan dünyayı sevmekli birgün
Olurum şu tenden emekli birgün
Gayrı alem bana yük olur diye

Islanmış gözlerim aldanma kuru
Şu gönlüm yüzümün ıslak çukuru
Beklerim geçmesin ecel vapuru
Sevinmek o bir dem hak olur diye

Leylâ II - 1997 (Naat)

Böylesi hicrân'a böylesi 'Mâşuk'..
Öyle çok yakışmış, ah yakışmış ki! ..
Vuslâtı dilinde dönmeyen âşık,
Elinde kaleme bir yapışmış ki!

Geceler, rûhunla dertleştiğim ân,
Ağlarım hicrânla hep zaman zaman..
Görseydin ardından sitemle yanan,
Gözyaşım kanlara bir karışmış ki!

Gel artık ey Nebî, o uzak düşten;
Muhtâcım sana çok nefesten, güneşten!
Ne farkı var ömrümün hiç ölüşten;
Böylesi hicrâna kim alışmış ki!

Göster ey sevgili gayrı yüzünü...
Öpeyim çöllerde ayak izini!
Görülmüş mü derdin böyle hazini;
Düşünde görmeyen, neye kavuşmuş ki!

Muhasebe I

Lezzeti kederde, izzeti secdede
Tadarak aşk ile ey gönül yanmaz mısın?
Cennet'i Cemâl'de bulup sevinçle
Hatrına ölmeye hiç cân atmaz mısın?

Mâ'rifet aynasında Hak'la tanıyıp..
Sebeb'in, muhâl'de yanmaktır sayıp..
Her seher secdede aşkla ağlayıp
Hakk'ın hatrı ne, hiç sormaz mısın?

Dünyâya gelişin en şükre değer şey..
Düşün Rab'bini de ürper, başını eğ!
Terk ederse dünyanı şu parlayan ay,
Nûrunda imânın çıralar yakmaz mısın?

Bir hevesle geçti, yazık ömrün boş yere.
Bir ân'a değmez; ölçsen de yüzbin kere!
Ölüm, vuslât demeden Hak Yaradan'a,
Utanıp başını râm olmaz mısın?

Her ân'ın gaflette geçiyorsa simsiyâh..
Kalmıyorsa dünyâdan zaman, ahretine yazık âhhh..
Bir parça yoksa yanın, eğer Hakk'a âgâh;
Yaşıyorum demeye ey nefsim utanmaz mısın?

Ramazan, 1997

Muhasebe III

Bugün yine dolup taştım, bilmem ki hüznüm niye? ..
Çıkacak ten kafesinden; atıyor göğsüm niye? ..
Haykırmak istiyorum da var gücümle Hüdâ'yı,
Bir el tutar yakamı, çıkmıyor sesim niye??

Şiir, şiir deyip de yazdığın hiç yok kalemim..
Benim yârim Hak'sa nedir içimdeki elemim?
Haykırmaya yüzüm yok, simsiyahken âlemim;
Seccâdem bile ağlar da, akmıyor benim yaşım niye?

Yok kalbim yok, senden mi bu delilik?
Kimi hayâl-meyâl, kimi gerçek-silinik!
Hani zühd, takvâ; hani itaat ve bağlılık,
Şu yaptıklarıma uymuyor hiç sözüm niye???

Ramazan, 1997

Mavi Bir Hüzün Şiiri

ihânetim karanlığın gözlerinde saklıdır
yetim, örgülü ellerinde yüreğim
adresi aşka çıkar ve tüm solgun orkidelerin

ağlayan bir çocuğun elleri durur
yeşil gözlerinde hâtırâ ve kân
aynalar geri getirin ne olur:
'yitik öykülerin beni tâ arasından'

yüzünü cam kırığı dudaklarıma çevir
anla hangi yüzündeyim şimdi hayâtın
ağlayışım niçindir olmayan annelerine
kör ve mâsûm şarkıları
artık hiç olmayacak çocuklarımın...

Çığlık

Sesime bir ses, gönlüme gönül, hâlime mücessis..
Çığlıklarımı duyacak bir rûh nerde var?
Şu nihayetsiz çilede beni dehliz dehliz
Arayacak beni hangi, o hangi vefâkâr?

Yeşil

I

uzan usulca yanıma
gözlerinde şimşekler istiyorum
gözlerinde karanlıklar....
ama tüm yeşil'leri söndür
bembeyaz kal
koynumda

II

bulutların solmuş yeşil çocuğuyum
gözlerimi emziren
sarı memeler uzakta

rengin tüm dünyayı sarmış
sisli bir akşam
elimde gül sararmış
haberin olsun yeşil
kışlar uzak değil

III

birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden
yıldızları arayan bakışlarına
sonra bir yaprağın üstüne konuverdi
güneş`e dikti yeşil gözlerini
'yeşil sular' ıslandı

1998

Durup Durup

Özlem'le mâziye dalıp da aksam
Zülfümde ağarır tel durup durup
Lahzâ... Gelir diye yollara baksam
Elimde sararır gül durup durup

Mâzimin kadere çattığı yerde
Dudaklar kor olup aktığı yerde
Akşam güneşinin battığı yerde
Gönlümde utanır al durup durup

Vehmimde solarken vuslât hayâli
Elimde titrek, saçının teli
Mâtemli bahçemin has pembe gülü
Esmeden bükülür dal durup durup

20. 06. 1998

Em

Gönlümdeki yaraya em'sin sen
Bir eşi yok güzeldensin sen
Bakma gözlerimin şen olduğuna
Rûhumdaki hüzün sensin sen

1 Ekim 1998

Dörtlük

Kaybolup giderken ümitlerim birer birer
Ben miyim daha yalnız çöle düşen bir kum mu?
Neden böyle yanışım hasretinle derbeder,
Dudağın mı kordan; yoksa yanan rûhum mu

1999

Kuşlar

Git dediğimde gitmek zorunda mısınız?
Öl dediğimde ölmek..
Ey penceremdeki güzel kuşlar,
Bu kadar vefâsız mısınız?
Bu kadar vefâsız mısınız? ..

2001

www.gizliilimler.tr.gg Admin






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36928129 ziyaretçi (103155344 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.