İlm-i Ledün Hakkındaki Bir Eleştiriye Yanıt
 

İlm-i Ledün Hakkındaki Bir Eleştiriye Yanıt

Bahsi Geçen İfade

"Ledün ilmi, öğrenilen ve öğretilebilen bir ilim değildir. Sadece kendi seçtiği dostlarına (Örneğin Hz.Hızır) bahşettiği bir hediyedir. Bu ilim, 72 derecedir. İlk derecesinden olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca (da) kumların sayısını bilir. İlm-ü ledün, kimi web sitelerinde yazıldığı gibi, belirli dualarla istenilecek, sahip olunacak bir ilim değildir. Bu ilme sahip olan, belki sahip olduğunu da bilmez. Duayla, Allah'tan istemekle ele geçmez; çünkü zaten kendisi bir hediyedir. İstekle verilmez, istenilene verilir." (Gizli İlimler Admin)

Eleştiri

"Admin'e katılmıyorum.Ledün bir ilimdir ve ilim isteyene verilir.Öğrenme yöntemi ise vardır fakat uygulaması zordur(en azından bana göre).Öğrenme yöntemini sorarsanız (bulmak 3 yılımı aldı) sizinle paylaşmak isterim:Öncelikle bu ilmi bilen Hızır(a.s.m)'ın geçtiği 18.surenin 65.ayetinde açıkça Hızır'dan bahsedilmez.Onun yerine Abd'den (abid den türemiş) bir isim kullanılır.Bu ismin kelime anlamına bakıldığında ibadet aşkıyla yanan kişi anlamına gelir.Böyle bir aşkı ancak Allah'a olan hayranlık kişiye getirir.Allah'a hayran olmak ise ancak Allah'ı tanımakla mümkündür.Peki kişi Allah'ı tanıyınca sadece hayran olur?Hayır.Basireti artar.örneğin bir yaprak bile Allah'ın takdiriyle kıpırdıyorsa her işte Allah'ın bir takdiri ve izni vardır.Kısacası her şey Allah'tan gelmedir.Allah da zulüm etmeyeceğine göre hiçbir işte zulüm yok hak var demektir.Bunu anlamayan gafil insanda hayat adil değil diye söylenir durur.Yani Allah'ı tanımaya çalışıp onun isimleri ardındaki inceliği görmekle ledün ilmi bulunur.O inceliği görmekse ancak basiretle mümkündür.Öyleyse kişi basireti kadar ledün ilmine sahiptir.Ledün ilmini öğrenmek isteyenler basiretini nasıl arttırabileceğini araştırsınlar zira basiret artarsa ledün ilmi kendiliğinden gelecektir." (Yarasa)

(bknz. http://www.gizliilimler.tr.gg/Forum/thema-1-ilmil-ed.ue.n-.htm)

El-Cevap

Bu soruyu forumda değil burada yanıtlamamın nedeni, biraz da genel anlamda bu konudaki yapılan yanlışlara değinmek. Önce kısa bir alıntı yapalım:

«...Özetle ledünnî ilim, kafa çalıştırmakla elde edilmeyip Allah tarafından, sırf Allah vergisi olan bir mukaddes kuvvetin tecellîsidir.  Etkiden etki yapana, duygudan varlığa giden bir ilim değil; etki yapandan etkiye (iz'e), varlıktan duyguya gelen birinci derecede bir ilimdir. Nefsin olagelene geçişi değil, olagelenin nefisle meydana çıkmasıdır. Doğrudan doğruya bir "keşif"tir. Fakat ledünni deyimi, bunun özellikle Allah'ın sırlarına ait olanından daha fazla (sını kapsayan -Admin'in Notu-) deyim olmuştur. Türkçede bir işin ledünniyâtı demek, iç yüzündeki gizli incelikleri ve sırları manasında (kullanıldığı -Admin'in Notu-) herkesçe bilinir. Bu kıssada, ilim için araştırmakla yapmak ve yolculuğa çıkmaya bir teşvik delili ve bununla birlikte ledünni ilmin çaba harcamak ve istenilmekle kazanılmasının mümkün olmadığını anlatmak vardır.». (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, cilt:5, sayfa:372)

Ben, ifademde kendi yorumumu değil, İslam Alimlerinin bu konuya bakışını kaynak olarak aldım. Evet, ledünnî ilim, fen ilimleri ya da diğer DÜNYASAL ilimler gibi okulda, kitaplarda, hele de İslam hakkındaki onlarca yalan ve yanlışın bulunduğu internet aleminde öğrenilmez. Daha doğrusu KENDİ ÇABA ve GAYRETİNİZLE öğrenilmez. Çünkü İlm-i Ledün, bir HEDİYYE'dir. Allah'ın HER DÖNEMDE ve SADECE BAZI KULLARINA (Örneğin Hz.Hızır) BAHŞ ETTİĞİ BİR ARMAĞAN'DIR. Bir Hediyye olması dolayısıyladır ki, HEDİYE EDİLECEK ŞEY, HEDİYE EDEN'DEN; YANİ O'NDAN İSTENİLMEZ.

İlm-ü Ledün, herkesin taşıyabileceği, kaldırabileceği bir ilim değildir. Allah'la kul arasındaki VAHİY'DEN ÖTE BİR BİLGİ AKTARIMIDIR. Şüphe yok ki bütün peygamberlerin ilmi, Allah tarafından vahiy ve öğretmek itibari ile Ledünnî, yani Allah katındandır. Fakat burada dikkate değer bir husus şudur ki,

وَ عَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

(Ve allemnâhu min(l)-ledünnâ ilmen) "...ve kendisine tarafımızdan ilim öğrettik." kaydı ile Hızır'a öğretilmiş olan ilim, Hz.Musa'nın (dolayısıyla da diğer peygamberlerin) ilminden bambaşka bir ilim, yani Allah tarafından öğretilen ilimlerden özel bir ilim olduğu anlatılmıştır ki ayetteki kıssalar karînesi (ipucu) ile tefsîr bilginleri, bunu "Gayıplar ilmi ve gizli ilimlerin sırları" diye tefsir etmişlerdir. Diğer bir ifâde ile demişlerdir ki: "Hz.Musa'nın ilmi, şer'i hükümleri bilmek ve DIŞ GÖRÜNÜŞE GÖRE fetvâ vermekti. Hızır'ın ilmi ise işlerin İÇ YÜZÜNÜ BİLMEK'Ti". Sahih-i Buhârîde rivâyet edilmiştir ki; Hızır, şöyle demiş: "Ey Musa! Ben, Allah'ın ilminden bana öğrettiği bir ilim üzerindeyim ki, sen onu bilmezsin. Sen de Allah'ın ilminden sana öğrettiği bir ilim üzerindesin ki ben (de) onu bilmem."

Bu şekilde ilm-i ledünnî (Allah bilgisi) deyimi, bu özel ilimde en özel mânâ ile ile terim olmuştur ki, buna hakîkât ilmi ve bâtın (gözler görülmeyen şeyler) ilmi de denilmiş, tasavvufçular, bu kıssaya bir delil olarak tutunmuştur. Yazdığım söz konusu ifâdeyi yine tekrarlıyorum: İlm-ü ledün, kimi web sitelerinde yazıldığı gibi, belirli dualarla istenilecek, sahip olunacak bir ilim değildir. Bu ilme sahip olan, belki sahip olduğunu da bilmez. Duayla, Allah'tan istemekle ele geçmez; çünkü zaten kendisi bir hediyedir. İstekle verilmez, istenilene verilir.

Allah'a kulluk etmekle, ihlâsla ondan korkmakla elbette kullarına çeşitli mertebeler verilir. Bu mertebelerde herhalde ki maksat, Allah'ın rızâsı olmalıdır. Maksat, sâdece "Allah'ın Rızâsı" olmadığında, vâsıl olunmak istenen bu mertebeler, NEFSİN / BENLİĞİN istekleri için istendiğinde sadece NEFSİ ONA AMELLERİNİ GÜZEL GÖSTERİR ve kul, o nefsin aldattığı yolun peşinden gider. Örneğin en basitinden, GECELERİ ALLAH KORKUSUYLA ve TAM BİR İHLAS'la namaz kılan bir Müslüman'ın alnında bir NAMAZ NURU müşahede edilir ve bu herkesçe, Müslüman olmayanlarda bile fark edilir. İşte bu noktada nefis devreye girer ve der ki, "Bak alnında namazın nûru oluştu. Artık sen, Allah'ın takdîr ettiği, beğendiği, râzı olduğu bir kulsun. O nûru artırmak için daha çok namaz kıl." Nefsin bu isteği ve aldatmacası elbette ki görünüşte insanı namaza teşvik eden bir yol gibi görünüyor. Ama onun meşhûr tuzağıdır ki, artık kul, tüm namazlarını eskiden olduğu gibi SADECE ALLAH RIZASI ve SADECE ALLAH KORKUSU için değil, nefsi için, alnındaki o nûrun artması için kılar ve bu yolda ilerledikçe de nefsi, ona amellerini güzel gösterir. İnsanlara karşı böbürlenir. Hatta o dereceye gelenler olur ki, odasına bir ayna koyup her namazdan sonra alnına bakar, derecem ne, derecem ne diye aynada kendini seyreder. Ramazan'da oruç tutarken oruç yiyen diğerlerine bakıp onları küçümser. Namazlarını evvelce evinde, gizli gizli odasında kılarken camiye ilk varan kişi olmaya, ibadetlerini halka beğendirmeye çalışır ve gün olur ki kalbindeki iman da an be an söner. Nefsin bu tuzaklarına düşmeyen kulsa, bu gibi "sürçme taşı" olan şeylere düşmez. Ne dereceye, mertebeye ulaşsa da der ki, "Allah'ım. Dünyadaki en âcîz, en değersiz, en hor kulum." Başkalarını küçük görüp nefsini yüceltmek yerine, onlara şefkat eder ve kendi nefsiniyse yerden yere vurur.

Allah'a ibadet eden bir kul, samimiyeti ve tek maksûdun Allah rızası olduğu bilincine sahip olduğu sürece, kendisine Hikmet ve Furkân verilir. Ama bu, ilm-ü ledün değildir ve ilm-ü ledünle karıştırılmamalıdır da. Bu furkan'la, (Kurân-ı Kerîmde de belirtildiği gibi) Şeytan'dan ya da cinden ya da ins'den bir vesvese değdiği zaman, Allah'ın izniyle o vesvese ânında zâil olur. Kimi zaman, unuttuğu bir ayeti, ilmî bir eserin bir paragrafını ya da özel bir mânâyı Furkân'la kalbe hissettirir, kalbe doğurur. Birileri TV ekranlarına çıkıp, "Ahan da ben Kurân'ın şifresini buldum. Üşüşün başuma ey ahalüüü" dürlerse de (!) bu Furkân, kula gelen bu yanlış bilgiler hakkında alarm verir. Talkşovcu / Stendapçı ilahiyat hocalarıyla gerçek İslâm alimlerinin arasını ayırır. Hoş, zâten gerçek İslâm âlimlerini de (Yılın on bir ayı "Süpermân", Ramazan'da "Müslüman" olan) bizim mâlum medya ve TV organlarımız pek (hatta hemen hemen hiç) çıkarmaz. Kendilerine reyting sağlayacak, konuları "Kurban bayramında hindi, tavuk vs hayvanlar kesilir mi" türünden mevzûlar olan zevâtlar baş tâcı edilir.

Dikkat edilecek başka bir husus da, İnternetteki kimi websitelerde, çeşitli forumlarda (Hatta en İslâmî siitelerde bile) "İlm-ü ledün öğrenme duası", "Hz.Hızır'ı çağırma duası", "Melekleri çağırma duası" gibi kulağa hoş gelen, ama özünde SON DERECE ZARARLI BİR CİN ÇAĞIRMA FORMÜLÜ'nden başka bir şey olmayan dualar (deyim yerindeyse) "cirit atmaktadır". Elbette bu duaları ZARARLI BİR FORMÜL GİBİ değil de sanki İslam'da bulunan ve çok faydalı bir dua gibi insanları yanıltan kişilerin amacı, bu kişilere zarar vermek, insanları kendileri gibi cinlerin oyuncağı hâline getirip insanları kendi bataklıklarına çekmektir. İnsanlarımızın bu konuda çok dikkatli olması ve başkalarını da bu konuda UYARMASI gerekmektedir ve bu görev, kendileri için de aileleri için de elzemdir! (Tesadüfen bu dualardan birini İslâmi bir siteden alıp ben de yayınlamıştım. Ama duânın içindeki CİN ÇAĞIRMA terkiplerini fark edince o konuyu hemen silmiştim.)

www.gizliilimler.tr.gg Admin
27 Nisan 2009, Pazartesi.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: eydibaba, 11.05.2015, 18:47 (UTC):
Bir de bir şey dikkatimi çekti.Yorum yazanlar Hızır A.S. Görmekten bahsediyorsunuz Sorum şu ; Hızır A.S. gördüğünüzde ne isteyeceğinizi biliyormusunuz?
''ve kendisine tarafımızdan ilim öğrettik." kaydı ile
Hakiki Mürşid,İlmin Sahibi,İrşad Makamı; ALLAH c.c. dur
dilediğine verir. Arzu etmeyene de, Arzu edene..

Yorumu gönderen: eydibaba, 11.05.2015, 18:33 (UTC):
Harun Kardeşe cevap:Hayrın ve şerrin ALLAH.c.c. dan geldiğine inanan ve kalben tasdik eden biri olmuş isen..Evet İnşaALLAH Harun Kardeş konuşursun. Kardeş ama O Mürşid ile konuşurken Kulağına O sesi Sana Duyduranın ALLAH c.c. olduğunu idrak edecek kıvama gelmiş isen zaten ;her geleni Hızır A.S. Her geceyi de Kadir gecesi bilirsen,tabii çevrende sana deli divane dediklerinde de alınmayacak isen,İnsanları Maddeyi ALLAH c.c ile araya koyup putcuların yaptığı gibi ALLAH c.c. ile arana vasıta koymayacaksan
Sağlam bir Mürşide tabi isen o zaten bu yolda gideceğin yolu gösterir İnşaALLAH.
Biiznillah bu ilim herkese açıktır,Çünkü ALLAH c.c. El-ADL c.c.esmasına muhalif olmamak gerekir.

Yorumu gönderen: harun, 27.01.2015, 01:41 (UTC):
Selamın Aleyküm. Öncelikle Allahın selamı ve bereketi üstünüzde olsun kardeşlerim. Aklımı karıştıran bir sual var sizden ise düşüncelerinizi aktarmanızı istiyorum. Bir ilmi Ledün sahibi kimse ile. Karşılıklı konuşabilir mıyız? Dileğimiz zaman onlara bir alo kadar yakın olabilirmiyiz? Her defasında ben bu iline sahibim dermi gerçekten sahip olan kimse. Dertlerimize deva olmayı tekrarlayıp sifayı kendisinden degil. Allah c.c den bekleyin gibi demeçlerle akıl karıştırıp bu ilmin sahibi olduğunu iddia edip kuran ve Allah c.c yi oyunlarına katarak insanlar ile oynarsa. Bunun ebedi hayatta yeri şimdiden belli değilmidir? Saygılar selametle En güzele emanet

Yorumu gönderen: fatih, 27.12.2014, 09:27 (UTC):
ilim isteyen herkese verilir arkadaslar sadece ilmin dereceleri vardır. o yuzden herkes ılmı derecesınde gorebılır. musa peygamber hızırın gorduklerını goremedı cunku hızır ilmini tamamlamıştı. ilimle idrakımız genişler. fincan kadar ilmimizle kova kadar ilim alamayız herkes kabı kadar ilim alabilir. zikredin ki fikriniz açılsın..

Yorumu gönderen: birisi, 08.11.2010, 18:17 (UTC):
evet bu ilme yani ledünni ilmine vasıl olmuş mutedir ve değerli şahsiyetler halen mevcuttur

Yorumu gönderen: abd, 29.10.2010, 08:19 (UTC):
ilim isteyene zenginligi istedigime veririm hadisi ile ters düşmüyormu bu.. bu hadisten yola çıkarsak allah zül celal şu ilmi bu ilmi diye ayırmamış ki ilmi denmiş sadece bu da umumi yani genelligi ifade ederki ilmi ledünniyi de kapsar

Yorumu gönderen: ufuk, 30.09.2010, 15:37 (UTC):
yasir arkadaşa katılmıyorum Kuran Allah ın hidayet rehberidir diyor bir ayette.sadece O hidayet eder felanca şeyh etseydi insanlar yanılıp onlara taparlardı.oradaki ayrıntı Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz ayeti olsa gerek...

Yorumu gönderen: iman 1, 22.07.2010, 07:50 (UTC):
Admine katılmakla beraber,yani şuda yokmu;ilmi isteyene veririm,zenginliğide isteyene veririm.Burada herhalde acizane şahsım şöyle düşünmektedir,yani RABBİM isteyene yani dilediğine ilmi-ledüne verebilir.Tabiki bu demek değilki her isteyene verir,verebilirde tamayıla RABBİMİN DİLEĞİNE ENDEKSLİ BİR OLAY BU.Ancak her fred talep edebilir,talebene vecedenna noktasında herkes talep eder.Misal üniversite imtihanına liseye bitiren herkes katılabiliyormu? Evet ama her katılan kazanamdığı gibi ,farklı neticeler elde ediliyor,yani müracaat noktası açık,vesselam.

Yorumu gönderen: birisi, 02.07.2010, 09:34 (UTC):
peki bu ilime sahip kimseleri biz bilebilirmiyiz? bunlar sıradan insanlar olabilirmi?

Yorumu gönderen: ali rıza kocakaya, 31.08.2009, 20:13 (UTC):
tamamen katılıyorum.teşekür ederim

Yorumu gönderen: yasir altay, 22.07.2009, 11:37 (UTC):
evet kardeşler ilmi ledünni admin kardeşin dedigi gibi mevla tarafından diledigi kullarına verilir.çalışarak kazanılmaz.kimisi 30 sene ilimle ugraşır çalışır didinir,kimiside bir mürşidi kamile mütir olur.o veliyullah ona bikere nazar eder.o 30 senede öbür alimin ulaştıgı dereceye bi anda ulaşır.bu allahın bir lütfudur.zira şeyh necmeddini kübra hz. bi bakışta insanı veli yapardı.selam ve dua ile...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36747914 ziyaretçi (102836142 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.