İnsanın Aptallığı (Romanya)
 

İnsanın Aptallığı (Romanya)

Bir varmış, bir yokmuş, bir adam varmış. Bu adam kansı, çocuğu ve kayınvalidesi ile birlikte yaşamaktaymış. Adamın işinde olduğu bir gün, karısı çocuğunu yıkamış, giydirmiş ve kış olduğu için de ocağın yanına yatırıp uyutmuş. Uyutmuş uyutmasına da kadın birden bire ağlamaya başlamış. Annesi yanına gelip niye ağladığını sorunca da:

"Ah anneciğim, benim bebeğim ölecek!"

demiş. Annesi;

"Nasıl, ne zaman?"

dediğinde ise;

"İşte görmüyor musun ocağın üstündeki büyük tuz kutusunu? Kedi ocağa tırmanırsa, kutu bebeğimin tam başına düşüp onu öldürecek."

diye cevap vermiş. Bunları duyan annesi, kızına hak vermiş ve bu da başlamış ağlamaya. Bir süre sonra eve gelip de karısıyla kaynanasının ağladığını göre adam onlardan neler olup bittiğini anlatmalarını istemiş. Olanları öğrendiğinde ise:

"Aman yeter! Hayatımda çok aptal gördüm, ama sizin gibisini değil. Ben gidiyorum. Yolda sizden daha aptalına rastlarsam, geri gelirim; değilse hiç dönmem!"

demiş ve yola çıkmış. Gide gide bir adama rastlamış. Bu adam elindeki boş çuvalın ağzını açıp güneşe bir müddet tuttuktan sonra koşar adım evine koşmaktaymış. Bu durumun birkaç defa tekrarladığını seyrettikten sonra ona selam vermiş ve bu işi neden yaptığını sormuş. Adam, elinde çuvalı göstererek:

"Günlerdir uğraşıyorum, şu güneşi alıp evime sokmaya ancak yapamıyorum. Çünkü evim çok karanlık..."

diye cevap vermiş. Bunu duyan bizim kahraman, ondan bir balta istemiş ve evine gidip büyücek bir delik açmış. Delikten içeri giren güneş ışıkları da odayı aydınlatmış. Adam, bizimkine:

"Sağ ol kardeşim, büyük bir mucize gerçekleştirdin. Bize seni tanrı göndermiş."

diye teşekkür etmiş. Bizimki, orada daha fazla kalmamış ve

"Bu da bir aptal!"

diyerek yoluna devam etmiş.

Gide gide bir arabacıya rastlamış. Adam evinin içinde yaptığı arabasına atını koşmuş ancak bir türlü kapıdan dışarı çıkaramıyor;bunun için de duvarın birini yıkmaya uğraşıyormuş. Durumu gören bizimki hemen olaya el atmış ve arabayı parçalarını sökerek, dışarıya çıkardıktan sonra yeniden yerine takmış. Adam çok sevinmiş ve binlerce teşekkür etmiş. Bizimki orada da fazla kalmamış ve

"Bu da bir aptal!"

diyerek yoluna devam etmiş. Gide gide bir başka adama rastlamış. Adam elindeki diren ile cevizleri ambarına doldurmaya çalışıyormuş. Onu uzun süre uğraşıp da bir tek cevizi bile çuvala sokamadığını gören bizimki, yine duruma müdahale etmiş ve çuvalın ağzını açarak cevizleri elleriyle içine doldurmuş. Adam buna çok sevinip defalarca teşekkür etmiş. Bizimki orada da fazla kalmamış ve

"Bu da bir aptal!"

diyerek yoluna devam etmiş. Gide gide bir başka adama rastlamış. O da ineğini deposunun çatısına yemini yemesi için çıkarmaya uğraşıyor, ancak bir türlü başaramıyormuş. Hani ineğin boynundaki urganı biraz daha çekse öldürecekmiş. Bir müddet bu olayı seyreden bizimki, yine duruma el koymak zorunda kalmış. Adama:

"Sen çatıdaki yemi bir çuvala koyup aşağıya indir ve ineğinin önüne koy."

Adam, denilenleri yaptıktan sonra ineğini ölmekten kurtardığını söyleyerek ona binlerce teşekkür etmiş. Bunları gören bizimki,

"Karımın dediği olabilir. Kedi, ocağın başına tırmanarak tuz kutusunu çocuğumuzun başına düşürebilirdi. Oysa güneşi eve taşımak, atlı arabayı parçalamadan dışarı
çıkarmak, cevizleri direnle çuvala doldurmak ve ineği çatıda yemlemek olmayacak şeylerdir."


diye düşünerek evine, ailesine dönmüş.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36871555 ziyaretçi (103051771 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.