İnsanın Yaratılışı
 
insan, insanın yaratılışı, genberation of human, islam, kuran, ayet

İnsanın Yaratılışı

Hazırlayan: Abdurrahman Yördem

İnsanın yaratılışı konusunda Yüce Kitabımızda onlarca ayetler bulunmakta, yaratılışın her aşaması bize bildirilmektedir. Yüzyılımızda tıp konusunda yapılan teknolojik ilerleme sonucunda, bazı ayetlerin bize bildirdiklerini keşfedebilmiş. Birçok ayet ileri teknolojiyle açıklanmayı beklemektedir.

ilk konumuz; Kıyame 37 ayetinde bize bildirilen, ancak yüzyılımızda keşfedilen her insanın ilk yaratılışı hakkındadır. Modern tıp; İnsanın ilk hücresinin oluşması ile ilgili yaptığı çalışmalarda, erkeğin menisinde bulunan milyonlarca sperm hücresinden birinin dişi hücreye (yumurta) girdiğini, dişi hücrenin bundan sonra kendini kapattığını ve diğer sperm hücrelerinin dişi hücreye giremediğini belirtir. Yumurta döllenmiştir. Hemen çoğalmaya başlar ve insanın ilk nüvesi oluşmaya başlar. Rabbimizin ezelde yazdığı Kader böyle başlar. Milyonlarca sperm hücresinden bir tanesi şifre çözücü olarak dişi hücreye girer, anne ve babanın karakterinden bazılarını alarak yeni kromozom, yeni DNA oluşarak yeni bir insan yaratılır. Kıyame 37 ayetinde bu durum tüm açıklığı ile bize bildirilir.

“Kendisi dökülen meniden bir nutfe (sperm) değil miydi?” [1]

Nutfe (Spermden Önce)

İnsanın ilk nüvesinin sperm hücresi olduğunu belirmiştik. Sperm oluşumundan önce ve sonrasını da Kuran ayetleri bize bildirmektedir. Bilim hücre yapısı hakkında, atomların molekülleri oluşturduğunu, moleküllerin makro molekülleri ve bundan da hücreyi oluşturduğunu açıklar. Hücrenin iç yapısı hakkında da kitaplar yazılacak kadar bilgilerden bahseder.

Rabbimiz, Mü’minun suresinde insanın yaratılışını bize bildirirken çamurun süzülmesinden bahseder. İnsanın ilk nüvesi sperm hücresi ve dişi hücrenin çamurdan nasıl yaratıldığını bilim farkına varmadan açıklar. Nemli toprakta bulunan çeşitli element atomlarının; nasıl bir laboratuardan geçerek, insanın ilk hücresinin meydana getirildiğini (yaratıldığını) fark etmez. Çamur süzülerek nasıl hücre halini alır? Cevap sorunun içindedir.

Topraktaki element atomları bitkilerle (ağaçlarda meyve, sebze, tahıl vb. ) hayvan veya insanlar tarafından tüketilir. Hayvanların aldıkları bu besinler tekrar hayvanların insanlar tarafından tüketilmesi ile insan vücuduna girer. Bu işlem devamlı yapılarak insan vücudundaki tüm hücrelerin yenilenmesini sağlanır.

Bu arada yaratılacak bir insanın; babası tarafından alınan bu besinler sonucu vücudunda oluşan sperm hücrelerinden biri, annenin vücudunda oluşan dişi hücre (yumurta) içine girerek döllenmeyi sağlar ve yaratılacak insanın ilahi yazılımdaki kaderi başlar. Basit olarak düşünürsek; Rabbimiz topraktan insanı yaratırken, bitkileri, hayvanları, insanları (anne, baba) birer laboratuar olarak kullanması ile toprağı süzer ve insan haline getirir. Kuran-ı Kerimde insan yaratılışını en güzel şekilde anlatan bu ayetler:

“And olsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.” [2]

Sperm Hücresinin Dişi Hücreye Yerleşmesi

Mü’minun suresi 13 ayet ise; toprağın süzülmesi ile Babada oluşan sperm hücresinin, anne de oluşan dişi hücreye yerleşmesini bildirmektedir. Öyle ki bu yerleşmeyi dış etkilerden korunmuş sağlam bir karargaha benzetir.

Bilimin açıklaması; milyonlarca sperm hücresinin saldırısına uğrayan dişi hücre aynı anda bir sperm hücresini içine alır ve kendini diğerlerine kapatır. Diğer sperm hücrelerinin daha sonra dişi hücreye girmesinin imkanı yoktur. Bazen ilahi yazılım gereği döllenmiş yumurta ikiye bölünür ve çoğalma başlar (tek yumurta ikizleri) bazen de aynı anda iki dişi hücresi bulunur.

O zaman iki hücre ayrı ayrı döllenerek (ayrı yumurta ikizleri) aynı işlemi yaparlar. Yani her seferinde dişi hücreye bir sperm hücresinin girişine müsaade edilmiştir. Diğer sperm hücreleri ne kadar girmek isteseler hücre zarını aşamazlar. Bilimin açıklaması ile Rabbimizin bize bildirdiği âyet mükemmel şekilde birbiri ile örtüşür.

 “Sonra onu nutfe (sperm) hâlinde sağlam bir karargâha (dişi hücreye) yerleştirdik.” [3]

Ana Rahminde

Bilim, döllenmiş yumurtanın ana rahmine ulaştığını ve rahim duvarına yapışarak, çoğalmaya başladığını ve kök hücreleri ile oluşan organlarla küçük bir insan şeklinin oluştuğunu ve daha sonra büyüdüğünü belirtir.

Kurân-ı Kerim, bu yapışmayı “alaka” kelimesi ile açıklar. Türkçede de kullanılan bu kelime ilişik anlamına gelmektedir. Bilimin son yüzyılda tespit ettiği bu durum; Rabbimiz tarafından bize bildirilmektedir:

“Sonra bu “nutfe” yi “alak”a (rahim duvarına iliştirdik) hâline getirdik. Alakayı da “mudga” (hücrelerin çoğalması, kök hücrelerinin oluşması) yaptık. Bu ‘mudga’yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!” [4]

Anne Karnında

Bilim, anne karnında sırasıyla batın duvarı, rahim duvarı ve amniyon zarı olmak üzere korunmuş üç bölge içerisinde; bebek embriyonunun (cenin) gelişiminin sağlandığından bahseder. Ayrıca embriyonu saran amnion kesesinin de amnion, koryon ve desidüa adlı üç zardan oluştuğundan bahseder. Rabbimiz bir ayetinde bunu da bize bildirir:

“Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” [5]

Bilim insanları, insanın yaratılışını keşfedince; tüp bebek, taşıyıcı anne gibi uygulamalara geçmiş, hayvanların klonlanması çalışmaları ile adeta kibirli bir şekilde yaratıcı pozisyonuna soyunmuşlardır. Bu durumu bilen Rabbimiz; Peygamber Efendimiz’e ulaştırdığı vahiy ile bizi uyarmış.

Yaratıcı (“Halik”) isminin tüm hallerini bize bu vahiy ile bildirmiştir. Anne ve Baba ile topraktan yaratılan insanı; tüm yaratılışlarla yarattığını, anne ve babasız insan yarattığını (Hz. Adem), annesiz babadan yaratılış (Hz. Ademin eşi ), babasız anneden yaratılışı (Hz. İsa) yaptığını bize bildirerek hem uyarmış, hem de bu durumlardan ibret alınmasını ve Allah’tan başka yaratıcının olmadığını bilerek kendisine ibadet etmemizi ayrıca hiçbir şeyi ortak etmememizi bize bildirmiştir.

“Yoksa onlar hiçbir şeysiz mi yaratıldılar? Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdır?” [6]

“Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?” [7]

 “Ve sizin yaratılışınızda, her yana yaydığı canlılarda, kesinliği yakalayan bir topluluk için ibretler, işaretler vardır.” [8]

“Rabbiniz Allah işte budur! İlah yok O'ndan başka. Her şeyin yaratıcısıdır Halik'tir O. O'na kulluk/ibadet edin! O her şeye Vekîl'dir.” [9]

Dipnotlar

[1] Kıyame 37.
[2] Mü’minun suresi 12.
[3] Mü’minun suresi 13.
[4] Mü’minun 14.
[5] Zümer 6.
[6] Tur 35.
[7] Vakıa 62.
[8] Casiye 4
[9] En’am 102.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 42053810 ziyaretçi (111907331 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.