İsra ve Miraç
 

İsra ve Miraç

İsra ve Miraç

Makaleyi Gönderen: Gülten

İsra, lügatte "gece yürüyüşü" demektir. Miraç ise; lügatte, yükseğe çıkmak ve merdiven manalarına gelir. İslam ıstılahında ise, Peygamber (S.A.V.)'in Mekke'de Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa'ya; oradan da yüce makamlara çıkartılması hadisesidir.

Miraç hakkında Cenâb-ı Hak, Kurân-ı Kerîm'de şöyle buyurmaktadır: "Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir." [1]

Miraç hâdisesi, Ebû Hureyre, Ebû Zer, Ebû Said-i Hudrî, Enes b. Şaşaa tarafından bizzat Resulullah (S.A.V.)'dan rivayet edilmiştir. Bu rivayetler, Buhârî,Müslim ve Nesâî gibi Kütüb-ü Sitte'nin meşhur kitaplarında mevcuttur. Biz, bu değişik rivayetleri birleştirerek aktarıp Miraç hâdisesini anlatacağız.

"İmam Olup Namaz Kıldırdım"

Peygamber (S.A.V.), şöyle buyurmuşlardır: "Bir gece, halam Ümmü Hanin'in evinde (bir rivayete göre Kabe'de) iken Cebrail (A.S.) geldi. "Ey muhterem Nebi!Yargılayıcı olan Rabbin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyor" dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı. Kalbimi çıkarıp, iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra katırdan küçük ve merkepten büyük, beyaz renkte, "Burak" adında bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her adımını, gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mescid-i Aksaya geldik. Cebrail, Burak'ı,bütün peygamberlerin hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı.

Mescitte diğer peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize selam verdiler. Ben de selamlarına karşılık verdim. Cebrail, bana; "Öne geç ve nebilere iki rekat namaz kıldır." dedi. Ben de imam olup namazı kıldırdım. Cebrail, bana biri süt, biri şarap dolu iki kap getirdi. Ben, sütü içince; "Yaratılışına uygun olanı seçtin."dedi.

"Miraç Getirildi"

Ebû Said-i Hudrî'nin rivayetine göre Peygamber Efendimiz, şöyle devam ettiler: Bundan sonra bir miraç (merdiven) getirildi, ki ben ondan güzel bir şey görmedim.O miraç, ölülerinizin ölürken gözlerini diktikleri şeydir. Ölülerin ruhları da bu merdivenden yukarı çıkar. Cebrail, beni bu merdivenden Hafaza kapısına kadar çıkardı.Yeni dünya semasına kadar bir anda geldik. Burada Cebrail, semanın açılmasını istedi ve orada şöyle bir konuşma geçti:

İçerden soruldu:

-Sen kimsin?
-Ben Cebrail'im.
-Yanındaki kim?
-Muhammed.
-Yaa! O, resûl olarak gönderildi mi?
-Evet.

Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne göreyim, semayı muhafaza eden İsmail isminde müvekkel büyük bir melek, yanında yetmiş bin melek ve o meleklerden her birinin yanında da yüz bin melek var.

"Baban, Adem'dir"

Bunlardan ayrılınca bünyesi yaratılışından beri hiç değişmemiş bir adamın yanına geldim. Kendisine zürriyetinin ruhları arz edilince; mü'min rûhu ise, "Ne güzel, ne hoştur. Bunun kitabını illiyyînde kılın." diyor; kâfir rûhu ise, "Ne kötü rûh, ne fenâ râyihâ. Bunun kitabını Siccîn'de kılın." diyor. "Ya Cebrail, bu kimdir?" diye sorduğumda; "Baban Adem'dir." diye cevap verdi. O, bana selam verdi ve beni; "Hoş geldin ey sâlih nebi, ey sâlih evlat." diye karşıladı.

"Bana Cehennem Gösterildi"

Burada bana cehennem gösterildi..Orada çeşitli şekillerde azap gören kavimler gördüm. Dudakları deve dudağı gibi bir kavim gördüm ki başlarına bir takım memurlar konmuş, dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını sorunca Cebrail, "yetim malı yiyenler" olduklarını söyledi. Yine orada çife (pislik) yiyen zinâkârlar, kendi etlerini yiyen gıybetçiler, yerlerde ve Firavun hanedanı'nın ayakları altında çiğnenen faizciler, bas aşağı ayaklarından asılmış zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlar gördüm.

"İKİNCİ SEMAYA ÇIKTIK"

Sonra ikinci semaya çıktık. Orada Yusuf (A.S.) ile buluştuk. Yanında ümmetinden kendisine tâbî olanlar da vardı. Yüzü, Ay'ın on dördü gibiydi. Onunla da selamlaştık.

Peygamber Efendimiz, 3. semada iki teyzezâde Yahya (A.S.) ve İsa (A.S.), 4. semada İdris (A.S.), 5. semada Harun (A.S.) ve 6. semada Hz. Musa(A.S.) ile görüştü. Onların da hepsi; "Hoş geldin ey sâlih kardeş, sâlih nebi" dediler.

"YEDİNCİ SEMA'YA GEÇTİK"

Resul-i Ekrem,anlatmaya devam ediyor:

Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada İbrahim (A.S:) ile buluştum. Sırtını Beytü'l-Mâmûr'a dayamış beni selamladı: "Hoş geldin ey sâlih nebi. Hoş geldin ey sâlih evlat." dedi. Burada bana denildi ki: "İşte senin ve ümmetinin mekanı." Sonra Beytü'l-Mâmûr'a girdim. İçinde namaz kıldım. Bu beyti her gün yetmiş bin melek tavaf eder ve bir daha kıyamete kadar tavaf için bunlara sıra gelmez.

Peygamber Efendimiz, burayı anlatırken şu âyet-i kerîme'yi okudular: "Rabbinin askerlerinin (adedini) ancak Rabbin bilir." [2]

Peygamber Efendimiz, yedinci semada gördüklerini anlatmaya devam ediyor:

Burayı gezerken bir ağaç gördüm ki bir yaprağı bir ümmeti bürür. Ağacın kökünden bir membâ akıyor ve ikiye ayrılıyordu. Cebrail'e bunu sorduğumda dedi ki: "Şu, rahmet nehri; şu da Allah (C.C.)'nin sana verdiği Kevser Havuzudur."

Rahmet nehrinde yıkandım.Geçmiş ve gelecek günahlarım affedildi. Sonra Kevser yolunu tutarak Cennet'e girdim. Orada göz görmedik, kulak işitmedik, beşerin hayâl ve hatırına gelemeyecek olan şeyler gördüm. Bundan sonra Sidretü'l Müntehâ'ya kadar çıktık. Sidre'den yükselince Cebrail durakladı ve "Ya Muhammed, yemin ederim ki, ben buradan bir karış ileri geçersem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur." dedi.

"Kaza ve Kaderi Yazan Kalemlerin Çıkardıkları Sesleri Duydum"

Resûl-ü Ekrem, lahûtî aleminin bu en yüksek yerinde Refret denilen bir vasıta ile Allah'ın dilediği yere geldi. Bir rivayette Peygamberimiz şöyle buyururlar:

Sidre'den sonra öyle bir yere yükseldim ki, kazâ ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesleri duydum.

"YAKLAŞ EY MUHAMMED!!!"

Arş'ın altına geldiğimde, Arş'ın üstüne baktım; ne zaman var, ne mekan, nede cihet. Rabbimin su lahuti sesini işittim: "YAKLAŞ EY MUHAMMED!" Ben de Kab-i Kavseyn miktarı yaklaştım. Rabbimin ilhamı ile şunları okudum: "Ettehiyyâtü lillâhi vessalavâtü vettayyibâtü." (En güzel tahiyye, Allah'a mahsustur. Bedenî ve mâlî ibadetler de O'na lâyık ve mahsustur.) Bunu üzerine Allah (C.C.), şu mukâbelede bulundu: "ESSELAMÜ ALEYKE EYYÜHEN-NEBİYYÜ ve RAHMETULLAHİ ve BEREKATÜHÜ." (Ey Nebi, selam sana olsun. Allah'ın rahmeti ve bereketi de sana olsun.) Ben, tekrar; "Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûluhu " (Selam bizim ve Allah'ın sâlih kullarının üzerine olsun. Ben, şehadet ederim ki, Allah birdir, O'ndan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın kulu ve elçisidir.) dedim.

Resulullah Efendimiz, Rabbinden bir çok vahiyler alarak, aynı yollardan geri döndü. Hz.Musa'nın yanına gelince Hz.Musa, "Allah sana neler emretti?" diye sordu. Peygamberimiz de elli vakit namazla emrolunduğunu söyledi. Hz.Musa, "Yâ Rasulallah, elli vakit namaz çoktur. Bu, senin ümmetine ağır gelir, yapamazlar.Rabbine iltica et de hafifletsin." dedi. Bunun üzerine Hz.Muhammed (S.A.V.), tekrar geri dönüp namazın hafiflemesini istedi. Önce on vakit kaldırdı.Peygamberimiz, Hz.Musa'nın yanına gelip durumu bildirince Hz.Musa, bunun da çok olacağını söyledi. Bu minvâl üzere Peygamberimiz, bir kaç kere geri dönerek Rabbine iltica etti. Böylece namaz, beş vakte kadar indirildi.

Dipnotlar

[1] Kurân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi, 1.
[2] Kurân-ı Kerîm, Müddessir Sûresi, 31.

Kaynak: "Türkçe Dualar Kitabı", Mehmet Ali Kerkütlü.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Zeynep, 27.09.2014, 21:45 (UTC):
Resulullah efendimiz sav, Hz. Musa as ile ğörüşmesi ve onun tavsiyesiyle namazın azaltılması, Cenab-ı Hakk'ın takdiridir. Yüce Allah, ilahî kaderde, ümmet-i Muhammed'e bu ikramı yapmada hz. Musa'yı sebep kılmıştır. İlahi murad böyleydi,hükmünü öyle icra etti. O'na sonsuz hamd olsun. Yüce Allah bütün peygamber efendimizlerimize salat ve selam etsin.

Yorumu gönderen: necat haktan, 25.05.2014, 17:18 (UTC):
Demek ki namaz pazarlık konusu yapılabiliyor muş.Beş değilde iki vakit yapsalardı daha iyi olurdu...
Bu hikâyeleri anlattıkça inanların ,inancını da zedelediklerini fark edebiliyor larmı acaba.? Uydur uydur yaz

Yorumu gönderen: ömer, 25.10.2010, 23:23 (UTC):
arkadaşım sen peygamberimize diğerleri gibi peygamber diyosun evet bi peygamber ama yaratılmışların en mükemmeli bir peygamber bütün kainat onun yüzü suyu hürmetine yaratılmışken peygamber efendimizden sadece bi peygamber olarak söz etmen hiç hoş deil.

Yorumu gönderen: uffuuk, 30.07.2010, 12:55 (UTC):
bunu böyle görmüş gibi anlatmalarına şaşıyorum doğrusu.kuran da gördüğü rüyayı diye bahsedilen olaya bütün bu mucizemsi şeyleri ekleyince dahamı inanılası oluyor.pazarlıkla 50 vakitten 5 e inen namaz çok ilginç.haşa Allah kulunun durumunu bilmiyormukide fazladan vakit buyuruyor.ya ben yanlış anlıyorum ya da hz.Muhammed istemediği halde gereğinden fazla yüceltilmek isteniyor.oysaki ona kuranda sende diğerleri gibi bir peygambersin deniyor,kendiside bende bir beşerim diyor.malesef şu an islam da bölük bölük olmuş.çıkış yeri olan arabistanda sünnet kılınmazken peygamberden 100 sene sonra nasıl oluyorda dinimize birşeyler eklenerek sünni mezhebi ve diğerleri çıkıyor.sonra bizde kendilerine ruhbanlık farz kılınmadığı halde uyduran hristiyanlar gibi olmayalım...hele şu kuranın iniş sırasının değiştirilmesindeki mantığı hiç anlayamadım.demek siz O'ndan iyi biliyorsunuz...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36747860 ziyaretçi (102836021 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.