İstanbul, Hızır'ın Dünya Ofisidir
 

İstanbul, hızır, cami

İstanbul, Hızır'ın Dünya Ofisidir

Biz bilgilerimizi biriktirdik kitaba aldık, bu bilgileri faydalı olabilmek için kullandık. Gizli şeytani bir örgüt yeryüzündeki semavi dinleri birbiri ile savaştırıyor. İsrail, Süleyman Krallığını bulduğunu iddia ediyor. Ve ikinci TİTANİK faciası yaşanıyor.

Basında büyük gürültüler koparan CIA'daki istifaların perde arkasında bu haberlerin bir rolü olmuş olabilir miydi? Bu olay ile ilgili internette geçen dedikodular bir komplo teorisinin gerçeğini mi haber veriyordu? 2000 kişinin ölümüne sebep olan Titanik faciasının aylar öncesinden bu kitapta deşifre olması CIA teşkilatı içinde ihtilafa mı sebep olmuştu. Gerçekten bu olay Hızır As'ın yazdırdığı kitap sayesinde insanlığa söylemek istediği bir şeyler mi vardı?

Bu kitabı gördüğünüz rüyalar üzerine mi yazdınız, yoksa tamamen kurgu mu? Böyle bir kitap yazmaktaki amacınız neydi?

“Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre rüya olarak algılanabilecek bir kitap. Kendimce yaşadığım hadiseleri kurgu roman şeklinde kitaba geçirdim. Hakikat erleri bir şeyler çıkarsın diye bu kitabı okuyucuların teveccühüne bıraktım”

Siz bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra ikinci TİTANİK faciası yaşandı. Ve gözler bir anda kitabınıza çevrildi. Bu olayın aylar öncesinden bilinmesi bir komplo teorisi dedikodularını internete taşıdı. Bunu da size söyleyen Hızır (a.s.) mıydı?

Hac dönüşü bir gemi faciası yaşandı ve 2000 kişi öldü. Bütün TV kanallarında bu olay ikinci TİTANİK faciası olarak geçti. Bir takım bilgiler aldık, bunu çok önceden kitapta yazdık. Eğer uçak düştü deseydik senede birkaç defa uçak düşüyor. Ama böyle bir facia 100 senede bir olur. Titanik Hıristiyan âleminde ve soğuk denizde battı. Bu facia ise sıcak denizde ve İslam âlemine ait. Ben bir anlamda İslam âlemini kınıyorum. Çünkü böyle bir facia yaşandı ve hiç tepki yok. Hâlbuki Titanik için milyon dolarlar harcanıp hâlâ gündemde tutuluyor. Benim bu olayı yazmam sabotaj ihtimali duyumunu aldığıma dair sansasyonlar yarattı.

Kitabınızda, “Ölmeden önce ölünseydi, bu herkesçe bilinseydi” diye bir cümle var.. Peygamber Efendimizin bu hadisi aslında Kur'an'daki çok büyük bir sırra işaret ediyor değil mi?

Konu bütünlüğü içinde genel manada insanların dünya hayatını Rahmanın istediği boyutta yaşamasını temsil eden bir söz. Dünya hayatının yaşam içinde bir oyuncak olduğu, yaşamın aslında ahiret hayatı ile bir bütünlük taşıdığı bilinir. Şuan rüyadasınız, ölünce uyanacaksınız, gerçek hayatla tanışacaksınız. Allaha ulaşmak için dua edin. Dua Allah'a ulaşıyorsa siz de ulaşırsınız.

İlhami Hızır (as) mı? Yoksa bir hayal ürünümü? İlhami ismi İLHAM müessesesini mi simgeliyor?

Evet, anladığınız manada doğrudur, ilham kaynaklarından esinlendik. Tabi ki böyle bir şahıs veya şahıslar var etrafımızda. Hayatın mertebeleri bilinirse insanlar sadece bu yaşadığımız hayatın müşahede âlemiyle alakası olmadığını da anlar. Buna Kuran'dan şehitleri örnek verebiliriz. Onlar ölü değildirler diridirler der. (Bakara; 154) Allah yolundakileri siz ölüler sanmayın.

Ölümle hayat arasındaki kıstası iyi bilirsek sadece etten ve kemikten bir surete bağlı olmadığımızı da biliriz. İnsanlar ölümü çok farklı algılıyor. Toprakta çürüyüp gidiyor, iş bitiyor gibi. Hayat o değildir. Allah'ın Hay ismiyle orantılı bir Ahiret ve ahiret ötesi hayat vardır.

Hızır (as) ile karşılaşmanız nasıl oldu?

Önce insanların kafasındaki Hızır suretini tanımlamak lazımdır. Deli suretinde, ak sakallı, fakir insanların yardımına koşan, darda kalan insanlara para getiren bir sisteme sahip değil. Kur'an'da çok ciddi bir ilme sahip, katımızdan bir ilim verdiğimiz kişi diyor. Bu ilim Ledun ilmi olmakla beraber aynı zamanda Allah'ın direk ilim verdiği ciddi bir kavram. Hızır'la sadece ben değil bütün âlem karşılaşır.

Ne isterseniz kolaylaştırılır denir. Kafanızdaki putları kırmanız lazım. Şu an çok şık biri gelse, yanınıza otursa, ona Hızır gözüyle bakmazsınız. Bu sebeple hayatımız boyunca defalarca kendisi ile karşılaşırsınız. Belki otobüste, vapurda gelir yanınıza oturur, fark etmezsiniz. Önemli olan sadece bir dua ile istemek. Bu Allah'ın bir lütfudur, ayrıcalık değildir. O Allah'tan bir ilim almıştır. Yeryüzünde bu ilmi kullanmaktadır. Teknoloji yönünden de yardım yönünden de onu bir çerçeveye sığdırmamak lazımdır. Akıl işin içine girdi mi, vehim de girer, nefis de.

“Surete takılmayın” demekle neyi kastediyorsunuz?

Gerçekten İblis Âdem'i çamurdan gördüğü için beğenmedi. Ben orada başka bir şey anlatmak istedim. İnsanlar da bugün suretlere bakarak aynı anlayışla insanlara yaklaşıyorlar. Şeytanın insana yaptığını insan insana yapıyor. Ben bunu irdelemek istedim.

İstanbul'un bir rahmani ruh taşıdığı doğrumudur?

Evrensel güzelliklerin son temsilcisi Osmanlı'dır. Görünen mimarinin yüzde 90'ı Osmanlı'dır. Bu ruhun Rahmani bir ruh olduğu doğrudur. Çünkü Osmanlı'nın kuruluşu yeryüzündeki devlet olma iddiası Allah'ın yeryüzündeki gölgesi gibi addedilir. Her türlü mimaride bu ruhu hissedebilirsiniz. Her şehrin ve mekânın kendine has bir ruhu vardır. Şuraya bakın insanı etkiliyor değil mi? Çünkü burayı Sinan Paşa merhum, Rabbini düşünerek onun rızasını almak için yaptırmış. Bu ruhaniyet devam etmektedir. Hayrı devam etmekte ve hâlâ hak sahibidir üzerimizde.

Hızır (as)'ın özellikle uğradığı veya namaza geldiği mekânlar var mıdır?

Bilinen Beyazıt Camii'dir. Bilinmeyen de Atik Ali Camii, ama hepsinde olabilir. İstanbul Hızır'ın (a.s.) dünya ofisidir.

Kitabınızın kapağına Kızkulesi resmi koymuşsunuz. Bunun sizce bir sırrı mı var?

Kız kulesini seviyorum ama şöyle söyleyeyim, bizim aldığımız bilgiye göre iki denizin birleştiği yer İstanbul'dur. Musa (a.s.) ile Hızır'ın (a.s.)  yolculuğu burada noktalanmıştır. Buluştukları yerde kız kulesinin oradaki kayalıklardır. Aynı zamanda Kız Kulesi çeşitli zamanlarda mabet olarak kullanılmıştır.

Yeryüzünün savaş meydanı merkezi İstanbul'dur. Hem zahiri hem manevi hem kültürel anlamda Asya ile Avrupa'yı birleştirdiği gibi iki denizi de birleştirir. Doğu ve batı sentezi İstanbul'dur. Bazı güçlerin bu coğrafyada gözü vardır. Mekke manevi anlamda başkenttir, İstanbul zahiri anlamda İslam'ın başkentidir.

Hızır Makamı nedir?

Gerçekten Hızır makamı diye bir makam vardır. Bunun için Ledûn ilmine sahip olmak gerekir. Tek başına olacak bir iş değildir. Ledün ilminin bir standardı yoktur. 6 milyar insan varsa 6 milyar şeriat yorumu vardır. Mesela domuz haramdır. Mecbur kalınca doyacak kadar yemek helâldir. Dolayısı ile haram olan şey helal hükmüne girer. O zaman herkese bu şeraiti sunamazsınız.

En çok âlimler Allah'tan korkar. Ama âşıklar öyle değildir. Farkı şudur. Alim yanmaktan korkar, Allah'ı kızdırmamaya gayret eder. Âşıklar ise sevgili ile arası açılmasın diye korkarlar. Bir köpekten korkmakla Allah'tan korkmak aynı mıdır.

“Ben sizleri yoktan var ettim” diyor. İşte yokluk âlemini yaratıyor. Yokluğu yok sayarız oysa yoklukta bir âlemdir, bir boyuttur. Önce yokluğu yaratmış, yokluktan varlığı yaratmıştır. Bakın her yerde o görünüyor, o sizle görüştüğümüzün delili o.

Kıyamete yakın bir zamanda dünya, bir enerjinin varlığını öğrenecek, bu konuda bilginiz var mı?

Geleceğin enerjisini İsrailli bilim adamları tespit etmiş. Petrol nasıl çağımızın enerjisiyse o da geleceğin enerjisi olacak ve Anadolu topraklarından çıkacak. Zaten bu konuyu ikinci kitapta yazdık. İsrailli bilim adamlarının bunu bildiğini biliyoruz. İsmi ne derseniz şu an bilinmediği için X diyoruz. Türkiye kendi nimetlerini değerlendirmiyor. Ahir zaman dediğimiz son evre en az 50 bin seneyi taşır. Ve 50 bin senedir de bu topraklar medeniyetlerin beşiği. Bundan önce belki de Amerika'ydı. Bilemiyoruz. Sadece Arap yarımadasına mı peygamberler gelmiş? Hayır. Her yere gelmiştir. Karadeniz'in de Nuh tufanı ile olduğu söylenir.

Rical-i Gayb  nedir?

Gayb'ın erenleri, gayb'dan haber verenler. Bir manada Allahın görevli memurlarıdır. Ledun: yanında katında anlamında bir mana içerir. Kehf 65 kendisine katımızdan ilim verdiğimiz kişi.  O, meleklerini ordunun içine gönderir. Budelâ'lar, Ebdâl'lar, budelâyı budala, ebdâlı da aptal yaptılar, kelimeleri deformasyona uğratıyorlar ki gerçek anlamları unutulsun diye..Ricali gayb da kırklar (Budelâ, ebdâllar) yediler (umenâ) üçler (hulefâ), birler, kutup, kutbül azam, kutbul aktap, gavs gibi isimler terminolojide geçer. Yediler evtâblardır. Onlara direkler de denir. Onların bilgisi ayrı yerden gelir.

İkinci kitapta neler olacak ve kitap ne zaman çıkacak?

İkinci kitapta çok şeyler var. Mesela şeytan ve haçlı koalisyonu ile ilgili bazı şeylere çomak soktuk. Birilerinin artık bir şeyleri görme zamanı geldi. Deccal'i açıkladık. Klasik manada değil tabii. Çıkarmak için Ramazan'ı bekliyoruz. Bunun devamı olacak ama çok şey bulacaksınız bu kitapta.
 
Röportaj: Güzin Osmancık





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: sağlıcakla, 23.10.2015, 16:18 (UTC):

youtube.co m/watch?v=4Zol2vE0_iM

düşük çözünürlük, artık allah ne izin verdiyse ve nasiplisine lazım olduğu kadar nasıl belli olursa.

bir ara, güzin osmancık, "hızırın fotosunu çekicem" diye garip bir meraklanmaya kapılmış idi. elinde ve boynunda asılı makinelerle cami cami dolaşıp, onun bunun fotosunu çekiyordu. tabii ki bu ameliyesinde bir kare bile yakalayamadı. artık yerinde yeller esen web sayfasının hatıra kalan web izi:

archive.o rg da vvv.guzinosmancik.c om/ diye aratın

sayy veyahut sağanak olan sağlıcakla kalınız vesselam

Yorumu gönderen: Divine Wind, 14.05.2015, 07:40 (UTC):
Reportaj yapilan kisi sanirim Oktan Keles, fakat reportajda hic ismi gecmiyor.

Yorumu gönderen: engincan, 11.05.2014, 02:48 (UTC):
yahu bu bahsi geçen hangi kitap ismi nedir bilgi verin

Yorumu gönderen: kiraz, 12.09.2010, 15:45 (UTC):
öncelikle bu bilgileri buraya yazdığınız bizi daha da bilgilendirdiğiniz için yüce mevla razı olur inşallah.. bu dünyadada iyilikler güzellikler hosluklar ahirette de iyilikler güzellikler ihsan etsin ALLAH ü teala cenneti alasında salih kullarına komşu eyler inşallah..

Yorumu gönderen: hızır, 30.08.2010, 15:08 (UTC):
cumletten selam arkadaslar hızıra ınanın kul sıkısırsa hızır yetısır meraklanmayın alın sıze bır hızırdan selam

Yorumu gönderen: nazan, 27.07.2010, 07:57 (UTC):
bu kitabın ismi ve yazarını gönderirmisiniz lütfen

Yorumu gönderen: orcun, 02.03.2010, 11:50 (UTC):
bir meczubun ruyasi Oktan KELES'in kitabi

Yorumu gönderen: yaşar, 16.02.2010, 15:55 (UTC):
bu kitabın ve yazarın ismini söylermisiniz lütfen

Yorumu gönderen: ali, 21.07.2009, 16:52 (UTC):
tam bilğin yok atmışsın



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36861630 ziyaretçi (103034329 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.