Şehzade Mustafa'nın Katli
 

Şehzade Mustafa'nın Katli

«Baba, Bak Evlâdına Neyi Revâ Görürler!..»

Mustafa Müftüoğlu

Yazımıza başlık yaptığımız "Baba, bak evlâdına neyi revâ görürler!.." feryadı, Kanuni'nin yiğit evlâdı Şehzâde Mustafa'ya aittir ve bu feryad, o yiğit şehzâdenin katli esnasında duyulmuştur. Şehzâde Mustafa'nın katli, Kanuni'nin "Nahcuvân Seferi" diye anılan 12. Sefer-i Hümayûbu esnâsında Konya Ereğlisi civârındaki Aktepe/Ak-öyük'te cereyan etmiş ve bu müthiş cinayet, millî bir facia olarak nesilden nesile bütün dehşetiyle söylenegelip unutulmamıştır.

Kanuni Sultan Süleyman'ın sekiz oğlundan Murad, Mahmud ve Abdullah, küçük yaşta ölmüş, sağ kalan beş oğlundan Şehzâde Mehmed ise 1543 yılında eceliyle vefât etmiştir. Diğer oğulları Mustafa, Selim, Bâyezid ve Cihangir'Le yegâne kızı Mihrimah Sultan arasında Şehzâde Mustafa, "veliahd"dır ve Şehzâde Mustafa, her hâliyle temayüz edip kendisini muhitine ve bilhassa askere pek sevdirmiştir. Ancak bu şehzâdelerin cümlesi Hürrem Sultan'dan doğduğu halde, Veliaht olan Şehzâde Mustafa, başka bir anadan, Gülbahar Hatun'dan dünyaya gelmiş ve işte bu hâl, o kıymetli şehzâdenin başını yemiştir.

Melanetleri başlı başına bir tetkik mevzuu olan Hürrem Sultan, Osmanlı sarayındaki "Kadınlar Saltanatı"nın kurucusudur. Batılı kaynakların "Roxelane" diye andığı bu kadın, Yavuz Sultan Selim Han'ın muhterem eşi Hafsa Hatun'un vefatından sonra kınalı parmaklarını devlet işlerine sokmaya başlamış, bu arada oğulları içinde en sevdiği Bâyezid'e taht yolu açabilmek için türlü karanlık işler peşine düşüp mel'anetinde muvaffak olarak Kanuni'nin en değerli evlâdı Şehzâde Mustafa'yı yok edebilmesini becermiştir. Şehzâde Mustafa'nın katlinde Hürrem Sultan'a, kızı Mihrimah Sultan'la Hırvat Rüstem Paşa âlet olmuş ve bunların çeşitli tertipleriyle Kanuni iğtal edilerek mâsum ve değerli bir şehzâdenin imhası temin olunmuştur.

Hürrem Sultan'a alet olan bu Hırvat Rüstem Paşa'nın nice ihanetlerine muhtelif vesilelerle temas ettik. Bilindiği gibi Kanuni, Hürrem Sutan'ın arzusu ile Mihrimah Sultan'ı bu Rüstem Paşa'ya vererek onu kendisine dâmâd edinmiş ve sonra da, tıpkı şu "Makbûl" ünvanlı Pargalı serserinin Vezir-i Azam olması gibi, mevcut usul ve ananeyi bir tarafa fırlatıp atarak Rüstem Paşa'yı Vezâtet-i uzma makâmına getirmekten çekinmemiş, böylece Hürrem Sultan'la tek kızı olan Mihrimah Sultan'ın arzularına yerine getirivermiştir. 8 sene, 11 ay, 8 gün sadâret makamında kalan Hırvat Rüstem Paşa, bu uzun müddet içinde tamamen Hürrem Sultan'la karısının arzuları istikametinde hareket etmiş ve bu hâliyle de ihanet bataklığı içinde yuvarlanıp durmuştur.

Sadâreti boyunca böyle ihanet bataklığı içinde yuvarlanıp duran Hırvat Rüstem Paşa, Veliah - Şehzâde Mustafa'nın yok edilerek taht yolunun Hürrem Sultan'ın oğullarından birine -bilhassa Bâyezid'e- açabilmesi için, kayınvalidesi ve karısı ile işbirliği etmiş ve böylece kurulan Hürrem Sultan - Mihrimah Sultan - Hırvat Rüstem Paşa üçlüsü, günün birinde Şehzâde Mustafa aleyhine tertiplenen oyunu sahneye koyarak Kanunî'ye arz etmiştir. Güya Şehzâde Mustafa'nın İran Şâhı Tahmasb'la gizli muhaberede bulunduğu, Şehzâde'nin Şâh'ın kızını akacağı ve Şah'a dâmâd olup Kanunî'yi devireceği, Veliah - Şehzâde Mustafa'ya bu hareketinde Tahmasb'ın yardım edeceği yolunda hazırlanan sahte muhabere evrâkı Kanunî'ye sunulduğunda, Pâdişah;

«Hâşâ ki, Mustafa Hân'um, bu küstahlığa cüret ide ve benüm hayâtumda böyle bir vaz'ı nâ-mâkûl istikâb ide! Bâzı müfsidler, kendüler mâil olduğu şehzâdeye mülk münhasır olsun diyü bühtân (iftira) iderler. Zinhâr, bu sözü bir dahi lisâna getürmeyün ve bu makûle mesâviye vücud virmeyün!..»

diyerek evvelâ bu oyuna gelmemiş; fakat sonraları Hürrem Sultan'la pek sevgili kızı Mihrimah Sultan'ın devamlı tahrikleri neticesinde yavaş yavaş fikrini değiştirmiş ve nihayet o günlerde cereyan eden İran'la alakalı bazı siyâsî olayların da tesiriyle oğlu Mustafa'nın ihanetine (!) inanıvermiştir.

Rüstem Paşa denilen hain, Şehzâde Mustafa aleyhine tertiplenen bu oyunu o derece ustalıkla sahneye koymuş ve bu yolda öylesine gayret sarfetmiştir ki, Kanunî'nin dört seneye yakın bir zamandan beri sefere çıkmayışını dahi istismar etmesini bilmiş ve (tarihçi) Hammer'in iddiasına göre, Kanunî'ye müracaatla, Yeniçerilerin Şehzâde Mustafa'ya karşı duydukları aşırı muhabbetten ve asker arasında;

«Pâdişah, ziyade ihtiyarlığı cihetiyle bizzat düşman üstüne gidemiyor, Şehzâdenin (Veliaht Mustafa'nın) pâdişahlığına Vezir-i Azam Rüstem Paşa'dan gayri ibir mâni yoktur. Rüstem'in başını kesmek ve ihtiyâr pâdişahı (Kanunî'yi) Dimetoka'ya göndermek ise kolaydır.»

tarzında konuşmaların alıp yürüdüğünü (!) bildirip, Kanunî'yi öz evlâdı aleyhine bu yolda da tahrik etmesini başarmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman'ı "Nahcuvân Seferi" diye anılan 12. Sefer-i Hümâyûn'a çıkaran sebeplerden biri, iste bu Hırvat Rüstem Paşa ile Hürrem Sultan'ın ve kızı Mihrimah Sultan'ın işbirliği edip Veliahd-Şehzâde Mustafa aleyhine hazırladıkları bir oyundur.

Kanunî, evvelâ ihânetine (!) inandığı oğlunu imhâ etmek, sonra da Şah Tahmasb'a haddini bildirmek üzere 28 AAğustos 1553 Pazartesi gecesi İstanbul'dan hareketle 8 Eylül'de Bursa Yenişehiri'ne varmış ve burada Orduy-ı Hümâyûna katılan Karaman Sancakbeyi Şehzâde Bâyazid'i "Saltanat Muhafızı" olarak Edirne'ye göndermiştir. 21 Eylül günü Bolvadin'e ulaşan ve eyalet askeri ile buraya gelen Manisa Valisi Şehzâde Selim'i yanına alıp 5 Ekim Perşembe günü, Konya Ereğlisi civarındaki Aktepe/Ak-öyük'te konaklamıştır.

O yıllarda Amasya Valisi olan Veliahd-Şehzâde Mustafa, Anadolu tımarlı sipahilerinden kurulu ordusu başında 6 Kasım 1553 günü Ak-öyük'e gelmiş ve büyük tezahüratla karşılanmıştır. İşte, ne olduysa o gün olmuş ve güzergâh boyunca toplanan askerlerin; "Maaşallah", "Allah seni korusun" duları ve coşkun sevgi tezahürleri arasında ilerleyip babasına yakın bir mahalle otağını kurduran Şehzâde Mustafa, Vezrlerle Beylerbeylerinin ziyaretlerini kabülden sonra babasının elini öpmek üzere Kanunî'nin otağına gitmiş; fakat çadırı boş bulan talihsiz Şehzâde, şaşkın şaşkın etrafına bakınırken üzerine atılan yedi dilsiz tarafından şehîd edilmiştir.

Derler ki; Şehzâde Mustafa'yı boğan bu yedi dilsiz, şu "Makbûl" ünvanlı Pargalı serseriyi Topkapı Sarayı'nda boğan dilsizlerdir. Ancak Şehzâde Mustafa'nın imhâsı, pek kolay olmamış, güçlü-kuvvetli olan Şehzâde, dilsizlerle uzun müddet mücâdele etmiş ve zavallı Şehzâde, bu arada;

«Baba! Bak, evlâdına neyi revâ görürler!»

diyerek babasını imdâda dahi çağırmıştır. Şehzâde ile dilsizler arasındaki müthiş mücâdelenin uzadığı anda ortaya çıkan "Zâl Mahmud" denilen bir alçak, mâsum Şehzâdenin kollarını tutmak sûretiyle boğulmasına yardım etmiş ve Veliahd-Şehzâde Mustafa, böylece babasının emriyle 38 yaşında şehîd edilmiştir.

Başta da kaydettiğimiz gibi, herkes tarafından sevilen ve bilhassa asker arasında itibârı pek büyük olan Şehzâde Mustafa'nın şehâdeti duyulur duyulmaz ordu safları birden karışmış;

«Zâlimler, cezâlarını görmelidirler!»

«Böyle bir Şehzâdeye kıyan kâtiller nerde?»

«Ah bu Hırvat, âh bu hâin vezir!»

«Rüstem Paşa, zâlimlerin başıdır!»

feryadları arasında Hırvat Rüstem Paşa'ya gâliz küfürler savrulmuş ve matem alameti olarak öğle yemeğini yemeyen asker, Rüstem Paşa'yı öldürmek üzere çadırına hücûm etmişse de, hâin vezir-i âzâmı bulamamış, çadırı yakılıp tahrip edilen o hâin, yine Kanunî'nin himayesiyle ölümden kurtulmuş ve hemen Mühr-i Hümâyûn, Hırvat Rüstem Paşa'dan alınarak Tımışvâr Fâtihi Kara Ahmed Paşa'ya verilmiştir.

O devirde Hürrem Sultan'la Rüstem Paşa'nın ve karısı Mihrimah Sultan'ın hakimiyyet derecesine bakınız ki, Vezâret-i uzmâ makâmına getirilen Kara Ahmed Paşa, Rüstem Paşa'nın yerine Vezir-i Azam olmakla, onun dayandığı "Kadınlar Partisi"nin şerrine uğramaktan çekinmiş ve bu sebeple Tımışvâr Fâtihi Kara Ahmed Paşa gibi bir zât, sadâreti kabûl etmemiş, bilâhare Kanunî'nin kendisini azletmeyeceğine dair söz vermesi üzerine kabûle mecbûr olmuştur.

Ordu tarafından pek sevilen Tımışvar Fatihi Kara Ahmed Paşa'nın bütün nüfûzunu kullanarak askeri yatıştırmasına rağmen, müthiş cinayet sona ermemiş; Şehzâde Mustafa'nın şehâdetinden sonra Amasya'da bulunan oğlu Mehmed de dedesinin emriyle anasının kucağından alınıp idâm olunmuş ve böylece Şehzâde Mustafa meselesi halledilip (!) ileride doğacak bir kan davası da önlenmiştir.

Şehzade Mustafa'nın Kabri

Böylesine müthiş bir oyunla şehîd edilen mâsûm Şehzâde Mustafa'nın cenaze namazı, Ordugâhta bulunan Kazaskerlerin de iştirâkiyle Ereğli'de kılınmış ve Kanunî'nin emriyle tabutu Bursa'ya naklolunup Muradiye'deki İkinci Murad Türbesi civarına defnedimiştir.

Şehzâde Mustafa'nın şehâdeti, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyük akisler uyandırmış ve Kanunî'nin Nahcuvân Seferine katılan Taşlıcalı Yahya Bey merhum, yazdığı meşhûr mersiye ile o millî fâciâyı edebiyat tarihimize mal etmiştir. Okuyalım bu mersiyeden birkaç mısra;

«Meded meded bu cihânın yıkıldı bir yânı
Ecel celâlileri aldı Mustafa Hân-ı
Dolundu mihr-i cemâli bozuldu erkânı
Vebâle koydular âl ile Al-i Osman'ı

Yalancının o kuru bühtânı, buğz-ı pinhânı
Akıtdı yaşımızı yakdı nâr-ı hicrânı

N'olaydı görmeye idi bu mâcerâyı
Yazıklar âne ki revâ gördü bu re'yi gözüm
Nesim-i subh gibi yerde koyma âhımızı
Hakaret eylediler nesl-i pâdişâhımızı

Bunun gibi işi kim gördü kim işitdi aceb
Ki oğluna kıya bir server-i Ömer-meşreb?
İlâhî cennet-i firdevs âna durağ olsun
Nizâm-ı âlem olan padişah sağ olsun»

Şehzâde Mustafa'nın şahâdetini mteâkip Kanunî, Halep'e hareketle o yılın kış mevsimini bu şehirde geçirmiş, Pâdişahın en küçük oğlu Şehzâde Cihangir, ağabeyinin katline dayanamayıp 23 yaşında Halep'te vefât etmiş ve İstanbul'a getirilerek Şehzâde Mehmed'in türbesine gömülmüştür. Hırvat Rüstem Paşa denilen bu melûn ise Şehzâde Mustafa'nın katlinin kendi eseri olduğunu Venedik Büyükelçisi Domenico Trevisano'ya itiraf etmesine rağmen, o müthiş cinayetten iki yıl sonra tekrar Vezir-i Azam olabilmiş ve bu kâtil, bu defaki ikinci sadâretinde yukarıdaki meşhûr mersiyenin sahibi Taşlıcalı Yahya Bey'i "nizam-ı â'lem için" idâm ettirmenin çarelerini aramasına rağmen, melânetinde muvaffak olamamıştır. Hırvat Rüstem Paşa'Nın ikinci sadâreti, 5 yıl, 9 ay, 11 gün devam etmiş ve Devlet-i Aliyye'nin işleri, bu misüllü bir alçağın elinde kalmıştır.

Kanunî devri, yukarıda izahına çalıştığımız müdhiş cinayete benzer türlü karanlık işlerle doludur. İmparatorluğumuzda ilk çöküntü alametinin başladığı bu devir, herhalde hakkıyla tetkik edilmeli, devrin ihtişamiyle büyük fütûhata aldanıp alelâcele hüküm verilmemeli, bilhassa Pîrî Mehmed Paşa gibi muhterem bir zâtın işbaşından uzaklaştırılmasından sonra devlet idâresine hâkim olan gürûhun mel'ânetleri unutulmamalıdır! [1]

Kaynaklar

[1] Mustafa Müftüoğlu, "Yalan Söyleyen Tarih Utansın", Çile Yayınları, 3. baskı, İstanbul 1978, c.3, s.49-54.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Jasmin Bosna, 30.04.2016, 19:46 (UTC):
EL Fatiha za dušu princa Mustafe...
Da je on ostao sultan, danas bi Osmanska država bila cijela Europa...
Bosna voli princa Mustafu.
El Fatiha

Yorumu gönderen: Elbette , 30.03.2016, 12:02 (UTC):
Mustafa kemal atatürk cumhuriyeti kurdu ve babadan oğula geçen saltanatı son verdi eğer saltanat devam etseydi bugün bile böyle katliamlar yapılırdı cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk Allah mekanını cennet etsin


Yorumu gönderen: cenk, 11.09.2015, 13:14 (UTC):
şimdi öncelikle şehzade mustafa gerçekten osmanlı için bir istikbaldi... bu kesin, ama gerçekeleri ne kadar biliyoruz orası belli değil,acaba gerçekten ihanet ettimi, bence etmedi. ama genede bilemeyiz.çünkü o devirde yaşamadık keşke o devirde yaşayan halk veya saraydan mustafayı seven birisi, gelecekte insanlar merak eder,mustafa hanın öldürülmesini diyerek bir günlük tutup gerçekleri yazıp toprağın alatına gömseydide belkide günümüze ulaşırdı. bide mustafa han ihanet etmese bile inanılmaz hatalar yaptığı kesin. bikerem niye sakal bırakıyosun, niye kendi adına sikke bastırıyosun.
KANUNİ GİBİ PİRPİRİKLİ Kİ.. DEDESİ BEYAZITI BABASI YZVUZLA BİR OLUP TAHTAN İNDİRİP ZEHİRLEYİP ÖÜLDÜRMEDİLERMİ. MUSTAFANIN BUNLARI DÜŞÜNÜP YA BEN BÖYLE YAPARSAM BABAM BENDEN İSTER İSTEMEZ ETKİLENİR DEMESİ VE ONA GÖRE HAREKET ETMESİ LAZIMDI. HELE HELE BİDE HÜRREM ŞEYTANINI DÜŞÜNÜRSEK HÜRREM İÇİN BUNDAN BÜYÜK FIRSAT OLAMAZ. MUSTAFA HAN KÖTÜLEMEK İÇİN. VE NİTEKİM MUSTAFANIN TAHT YOLUNA GİDERKEN YAPTIĞI ACEMİLİKLER MALESEF KENDİ SONUNU HAZIRLAMIŞTIR. KEŞKE BİRAZ DAHA DİKKATLİ OLSAYDI. EN AZINDAN KARA MUSTAFA PAŞA SANA GELME BABAN SENİ ÖLDÜRTECEK DİYO. NİYE GİDİYOSUN.
BİR BAHENE UYDURUP GİTMEYEDEBİLİRSİN. NİHAYETİNDE BİZ NE KADAR SÖYLERSEK SÖYLEYELİM. SONUÇ İTİBARİYLE HERŞEY KADER. MUSTAFA HANIN O YAŞTA ÖLECİĞİ YAZILMIŞ ORDAN KURTULSA TAHTA ÇIKAMADAN BAŞKA BİR SEBEPTEN ÖLÜRDÜ. HERŞEY KADER.

Yorumu gönderen: alper tunc , 14.06.2015, 13:55 (UTC):
yazıldıgı üzere kanuni devrinde ne kadar imparatorluk şaşalı zamanında olsa bile çöküşüde o hazırlamıştır mustafayı şehit ederek imparatorlugun yarınlarını karanlıga itmiştir zaten kime sorsanız kanuni diye hemen şehzade mustafa derler ve fransızlara tanıdıgı kapütülasyonlar yıllarca bu milletin bu devletin başına bela olmuştur cümlesine Allah rahmet eyleye amin

Yorumu gönderen: arasbey, 28.04.2014, 09:08 (UTC):
bizim dinimiz zulmü yasaklamış dinimizde akıl ve mantık dışı hadisler yokdur. ama o buyük osmanlı kardeş katliamına başka çarelerle çözebilirdi bir yasa bir kanun bulabılırdı kardeş ve evlat idamları zulumdur adil deildir mantık dışıdır bir masum insan ölücekse saltanat devamı o masumun canına bağlıysa ben isdemem öyle saltanatı ben yaşamak isdemem böle dünyayı verseler yinede böle padişaHLIĞI İSTEMEM...KANUNİ döneminden bir örnek vermek isdiyom şehzade mustafa diyelim idamı hak etti...peki 7 yaşındaki mustafanın oğlunuda kanuni torununuda boğdurtuyor.((( bu çoçugun suçu ne ve bunun dinimizdede yeri yok kim ki masum bir cana kıyıyorsa onun insanlığına müslümanlığına inanmam.kimki masum bir cana kıymışsa onu kınıyorum.....

Yorumu gönderen: aydın, 19.04.2014, 20:42 (UTC):
nasıl bir oyu ki bu insan kıyar evladına toprağı bol olsun sehzademiz mustafa nın amin

Yorumu gönderen: ftmbtl, 29.03.2014, 21:06 (UTC):
Mazlumlara rahmet zalimlere lanet olsun yalnızca mustafa değil kanuni kız kardeşlerinin kocasını da katletmis taht sevdası iktidar hırsı insanı esareti altina aldığında iradesi bağlanıyor Demekki


yazık dünya hayatı için ahiretini feda edenlere unutmayalım ki dünya kocaman bir hiç

Yorumu gönderen: sedef, 14.02.2014, 14:37 (UTC):
Su bi gercekki mustafanin katli osmanlida bir kirilma noktasidir cunnki ondan sonra birkac sehzade haricinde onun kadar yetenekli, kulturlu, siyaset bilgisine sahip, cesur ve yigit bi sehzade yetismedi.hocalarini arastirirsaniz hepsi tarihe mal olmus isimler ki en onemlisi pargali ibrahim.ama iste mustafanin ahi tutuyor ve osmanli kimseye kalmiyor yine mustafanin olumunden 400 sene osmanli topraklarinda dogan bi mustafa coken osmanli impratorlugundan yepyeni turkiye cumhuriyetini kuruyor.Alin size ilahi adalet, ilahi ironi.....dusundukce icim aciyor.huzur icinde uyusun insallah

Yorumu gönderen: sedef, 14.02.2014, 14:18 (UTC):
cogu tarihci su konuda ortak kanuni mektuplara inanmayi tercih etti! Cunki kanuninin cok buyuk bir istihbarat agi oldugu biliniyor bu mektuplarin yalan oldugunu nasil ortaya cikamadi peki? ulemalar, askerler, yeniceriler, sipahiler, halk sehzade mustafaya derin bi sadakatle sevgiyle baglilardi ve kanuni sozde kibir ve iktidar hirsinin kotuluklerini zamaninda pargali ve mustafa ya anlatirken elestirdigi ozelliklere sahip oldu, tahtina iktidarina tehlike olarak gordu mustafayi ve acimadan katline sebep oldu.cunki ortada bi padisah var ama herkesin gozu kulagi sehzade mustafada.kendisine bir darbe olur dusuncesinde en korktugu sey babasinin yavuz selimin dedesine yaptiklarinin kendi basina gelmesi.birde kanuni yasli ve hasta padisahti, arti cok yasayan padisah sorun olmakta arkadaslar farkindaysaniz padisahlarin ortalama olum yaslari 50.ama kanuni 72 de galiba oluyor.bunlar ztn10 yasinda sancaga cikiyorlar 17-18 yaslarindada kendi cocuklari oluyor.arkadanda torunlar gelio dusunun.

Yorumu gönderen: İsmail Serdar MOLLAOĞLU, 13.02.2014, 09:21 (UTC):
Hürrem iblisi aktif olarak taht üzerindeki tesirini gösterdiği andan itibaren başlamıştır bizlerin geleceğindeki eksen kaymaları , o yaptırdığı hanlar , hamamlar , medreseler vb.'de bilinçaltındaki suçluluk ve günahlarının affolunması veya sözde hafifleyebilmesi adına planlı birer girişimdir,ne rüsteme ne de hürreme fatiha okumuşluğum yoktur , olmayacaktır da ;Elbette her kemalin bir zevali illaki olacaktır ancak en azından koca Osmanlı imparatorluğu bir papaz kızının yönlendirmesi ve tesiri altında kesinlikle ama kesinlikle bırakılmamalıydı burada elbette kanuninin de zaafları olmuştur.O kadar telkine rağmen Şehzade Mustafa babasının elini öpmeye giderken , beni katledecek olsa bile babamdır,bu dünyaya gelmeme vesile olmuştur ve en tabii hakkıdır ki canımı da almaya vesile olabilir sözleri ile babasının elini öpmeye gitmiştir.Nereden bilsin Şehzade Mustafa ki ; yiğidin bir hesabı olurmuş ancak karşısında dokuz oyun tertip edilirmiş, fitnenin canı çıksın ŞEHZADE MUSTAFA'nın ruhu şad olsun , kendisine yapılanlara vesile olanlar umarım ahirette teker teker yaptıklarının hesabını verirler...

Yorumu gönderen: Tayfun, 12.02.2014, 22:23 (UTC):
Kimyasını kaybetmiş bir süleyman ve katledilen Osmanlının geleceği ... Şimdi bile yüreğim ağlarken nasıl olurda vahşi süleyman bunu yapabilir. Oğlunu öz oğlunu gelmiş geçmiş en zeki ve en becerikli ve halk ve asker tarafından en çok sevilen Şehzade Mustafa Han na nasıl kıyabildi ... Dediğim gibi kimyasını kaybeden süleyman bende Allah ın bi kuluyum olur ya eğer sıra gelirse ahirette bende senden hesap sorucam. Rahmet şehzade Mustafa Han ın üzerinde olsun ve 7 yaşındaki bebeğinin ...

Yorumu gönderen: faruk, 12.02.2014, 11:26 (UTC):
tarihimizi tarihçilerden öğrenmek gerekir.en önemlisi o zamanın şartlarında değerlendirmek gerekir.devleti ali ye Osmanlı hususuna dayalı bir yönetim önce devler gelir.kanunnamede eğer devletin bekası için karındaşlar bile katli fermandır.devletin dağılması sonucu çıkacak öümlerin önüne geçilmesi için yapılan bir kanundur.kaldıkı şehzade mustafa çok zeki imiş 8 dil bilen dedesi yavuza çok benzermiş ve ölmese imparatorluğun ömrü 250-300 yıl daha sürebilirmiş.fakat bilinmesi gereken bir iki unsur.o zaman sokullu paşa özellikle kanuni tarfında görevlendirilmiş.o zamanlarda şehzadeler sakal bırakamazmış fakat mustafa bırakmış bu bile katli için bir sebep sayılırmış sakalı sadece padişah bırakırmış geçelim o zaman kendi ismine mühür bastırmış cihan padişahı diye ve iran şahı ilede gerçekten mektuplaşılmış.bunu şehzade mustafayı kötülemek için değil fakat kanuni gibi bir padişahı tahtan indirmek için bir girişim olarak söyler tarih kitaplarıilütfen filmleri değil gerçek tarihimizi araştıralım Osmanlı hiçbir zaman gaddar değildi.

Yorumu gönderen: ayşe , 07.02.2014, 06:27 (UTC):
ben şok oldum bursaya gitmeyi düşünüyorum mezarına gidip dua okuyacağım kanuni sultan süleyman ister se elli yıl isterse yüzyıl yönetsin dünyayı insanlığı biten bu kadar vahşi bir insan olduktan sonra neye yarar taht için iktidar hırsı için gözünün önünde oğlunu katlettirmek ne demek ve torunun aklım almıyor gerçekten huzur içinde uyu şehzade mustafa babasına aynı şeyi söyleyemiyeceğim

Yorumu gönderen: meral, 05.02.2014, 23:49 (UTC):
ibrahim paşadan sonra kanuninin etrafındaki insanlara bakarmısınız inanılacak gibi değil.. sadece katlettiği mustafa olsa mustafanın oğlunuda astırıyor.. oğlu bayazıtın da ölüm fermanını verip üç çocugunun ikisinide öldürttürüp dier başka anneden olma çocuğunuda zındana attırıp öldürttürüyor..hürreme hiç değinmiyeceğim ahirete kadar ortlasın toprakta..türbeleri camileri kendi eliylemi yapmış sağolsun sarayın altınları ..dizide ölüm fermanına sebep olan bölümü izledim halen kendime gelemedim.kesinlikle türbelerine seyir için gideceğim


Yorumu gönderen: meral, 05.02.2014, 23:20 (UTC):
ne söylesem az..böyle bir tarihi kabul etmiyorum desem .. ama malesef gerçek bu

Yorumu gönderen: orhan, 24.12.2013, 10:47 (UTC):
türbesini ziyaret etmeyi çok isterim yolum düşerse gidicem. Osmanlıda beni etkileyen ender şehzadelerden biridir Şehzade Mustafa, o dönemde tahta çıkmış olsaydı belkide Osmanlı ve günümüz çok daha farklı olabilirdi..

Yorumu gönderen: Yalman Güç, 20.11.2010, 09:57 (UTC):
Tarih üzerine hipotez kurulamaz.Yani filan padişah olsa şöyle olurdu diyerek müneccimlik yapamayız.Şurası muhakkaktır ki Muhteşem Süleyman'ın ölümünden sonra taht, oğulları içinde en değersizi, 2.Selim Han'a kalmıştır.(Yılmaz Öztuna-Türkiye Tarihi).Amma... meşhur kaidedir; Zirveye tırmanışta ,tam zirveye erişilince iniş başlar.Kaçınılmazdır.Dibe vurunca tekrar yükseliş başlayabilir.71 yaşındayım.Ümîdimiz gençlerimizdir.

Yorumu gönderen: Kemal, 21.10.2010, 21:39 (UTC):
Türk tarihinde başlıbaşına bir kayıp. Çok yazık. Hürrem sultanın bilmem şu kadar eser yaptırtması onun iyi bir insan olmasında ölçü değildir. Çürümenin tohumlarını atan, saray ve devlet işlerinde ardı arkası gelmeyen entrikaları başlatan, Osmanlı saray teşrifatını bizans teşrifatına özdeşleştiren bir kadının üç beş han hamam yaptırması (isterse yüzlerce olsun) onu paklamaz. Her kemalin bir zevalı olduğu gibi,bu devir Osmanlının zirvesi ve zirveden inişin başladığı devirdir.

Yorumu gönderen: hikmet, 27.09.2010, 22:46 (UTC):
yazık..tarihin akışını değiştirebilecek güçteki değerli şehzadeye yazık...hürreme inanacak kadar aşık olan Kanuniye yazık.. Kanuni gerçekten de adaletli, bilgili bi devlet adamıymış fakat etrafı hilebaz, düzenbaz, sinsi va hainlerle doluymuş. Hürrem sultan ve Pargalı İbrahim, Kanuni gibi değerli bi padişahın zihnini dedikodularlka iftiralarla doldurmuş, sonra da birbirlerine düşmüşler. olan yine bizim şehzadeye olmuş, osmanlıya olmuş, bize olmuş

Yorumu gönderen: Tarihçi, 27.09.2010, 21:49 (UTC):
Ne kadar hezeyanla dolu malumat, ne kada basitçe bir anlatım. Tarihimiz o kada çarpıtmalarla doluki.günümüzdeki bile yaşan hadiseler farklı aktarılıyor basında. Rüstem Paşanın rakiplerinin uydurmalarını, 2.Selimle birlikte sefere gitmeyen bir padişah potresinin çıkması sonucu verdiği için 2.Selim'e vesile olan rüstem paşaya bel altı saldırılar ve tabiki Hammer faktörü.Hürrem sultan ise Osmalının en haır sahibi kadınlarındandır.Osmanlı coğrafyasını gezen biri olarak söylüoum yaptığı hayır eserlerini buraya sığdıramayız.Yazılı kültüre göre nice kahramanlar vardır aslında zeli insanlaadır, nice hain diye gösterilenler ise kahramanlığı ahirette anlaşılacaktır.

Yorumu gönderen: İsmail, 22.09.2010, 19:38 (UTC):
Kanuni gibi basiretli bir padişahın bu oyunlara gelmiş olması hayret edilecek durum.Bunlar olurken Kanuninin yanında bulunan diğer devlet adamları ilim adamları ve maneviyat erleri nasıl bu katle müdahale edemediler.Tarihin çarkını değiştiren inanılmaz bir haksızlık.

Yorumu gönderen: yusuf, 22.07.2010, 14:20 (UTC):
Tarihin akısını değistirebilecek bir sehzadenin ölümü cok trajik..




Yorumu gönderen: Lami, 18.05.2010, 13:31 (UTC):
Ben zaten Süleymaniye ye gidince Hürrem e falan fatiha okumam.Kanuni ye fazla buğz etmeyelim.Çok hatası olduğu gibi faydası çok bir sultan.Allah günahlarını af etsin.Ama çok şanslı bir sultan.Münafıklar hariç,Barbaros Osmanlı yı parasal olarak zengin etti.Pargalı gibi bir vezir olursa sıradan bir devlet bile süper güç olur.Sokollu ya ne denir.Muhteşem.Bunlar sayesinde İspanyollar O na Grand Senyör derlerdi.

Yorumu gönderen: ugur, 16.05.2010, 21:55 (UTC):
hürrem hayininin Süleymaniye de yatmasindan bile rahatsiz oluyorum.

Yorumu gönderen: Hakkı Tutar, 15.05.2010, 16:49 (UTC):
Yazar haksız.Çünkü Pargalı Osmanlı tarihinde eşi görülmemiş başarılı bir sadrazamdır.Bu güne kadar Pargalı gibi bir devlet adamı gelmedi.Her işi başardı.İsyanları nasıl bastırdığına bugünkü yöneticiler bakmalıdır.Cahilce yazılar boş şeylerdir.Her muhteşem devlet adamı gibi Onu da muhterisler katletti.Yazar Onun geride bıraktığı eserlerine baksa ya!İnsaf.O eserleri veren insanlara serseri diye hitap ediyo.Hayret.

Yorumu gönderen: mesut yılmaz, 04.04.2010, 10:51 (UTC):
yazıklar olsun..bir kadın ağzıyla kendi oğlunun canına nasıl kasdeder.hemde kendisinden sonraki veliaht için çok üzüldüm..

Yorumu gönderen: ercan tigin, 04.01.2010, 02:49 (UTC):
devlet işine kadın eli değdiğinde olacak olan budur. zaten hürrem sultan bugünkü ukrayna topraklarında yaşamış bir papaz kızıdır. nesline tükürdüğüm cinsine çeker diye boşuna söylenmemiştir. şehzade mustafa dedesi yavuz sultan selim gibi büyük işler başaracaktı muhtemelen. çünkü kaynaklarda çok yetenekli olduğu aktarılıyor. anası kılıklı şehzade selim efendi padişah olunca ne yapıyor. sarayda oturuyor. topkapı sarayı uçar-kaçar diye korkuyor olmalı. kim bu vatandaş osmanlı padişahlarından ordunun başında sefere gitmeyen ilk padişah.

Yorumu gönderen: eşref, 01.01.2010, 02:01 (UTC):
ne zaman ki soyumuz karışıklığa uğramış ozaman çökmeye başlamışız

Yorumu gönderen: Aykut KARABACAK, 10.11.2009, 13:51 (UTC):
Tarihi tarafsız okumaya ve değerlendirmeye çalışan biri olarak birkaç şey yazmak istiyorum. Konuya Osmanlı tarafından bakan arkadaşlar için bir teselli olur mu bilmem ama Bizans tarihi bu tür katliamların çok daha şiddelilerine tanıklık etmiş ve hatta devrik İmparatorlara reva görülen işkencelerden dolayı bir dönem tahta geçirecek İmparator bulunmakta bile zorluk çekilmiştir.
İnsanın iktidar hırsı ne kardeş, ne evlat ne baba dinlemekte, insan insanlıktan çıkıp canavarlaşabilmekte demek ki.

Yorumu gönderen: cansu, 31.10.2009, 21:13 (UTC):
kesinlikle bende mahidevrana ve mustafa yapılanlar yüzünden kanuniye soğuk bakıyorum.İblis kadın.piri reisi de idam ettirdiği söylentide?bilmiyorum.yazık gerçekten

Yorumu gönderen: ayşegül, 12.10.2009, 12:53 (UTC):
inanamıyorum...dün bu konuyu bir kitapta okumuş ve inanılmaz göz yaşı dökmüştüm.hatta birdaha osmanlı ile ilgili hiçbirşey okumam dedim,içim yandı...aklım,vicdanım almadı çok üzüldüm çooook



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36892957 ziyaretçi (103089227 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.