Şems'in Delisi yâhud Seni Seviyorum Demeye Korkmasam
 

Sun, Rose, Güneş ve Gül, Şems, Rosa

Şems'in Delisi yâhud Seni Seviyorum Demeye Korkmasam

Akhenaton

«Her leylimde Kamer; SEN, gündüzümde bir Şems...
Mevlânâ'da bir, bende bir, bende bir Şems...»


"SEN'i seviyorum..." demeye korkmasam... Birgün, SEN'i sevdiğimi söyleyebilsem SANA. Ama nasıl sevdiğimi... SEN, baştanbaşa Şems iken; ben, pervâne olmasam; ... Kim anar Kays'ı, böyle meczûb, böylesine deli! Ne vuslâtın bir adı, ne bu sitem SANA: Ben de koşardım herkesler gibi güllerle SANA, kavuştuğumda bu ateşin söneceğinden korkmasam...

Bir adı yok hâlâ bu sevginin... Dostluk mu, can mı, kardeşlik mi, aşk mı, hiç olmak mı, ölüm mü, yalan mı... Hiçbir şeyken her şey olmak mı! ? Bir eşi, benzeri yok bu sevginin...

«Mecnûn'un sadece adı var!» diyor ya Fûzûlî. Öyle bir âşık-ı sâdık oldum yıllarca SANA! Bedeli bugün, nefessiz, cânsız kalmaksa da, yazıldım Elest Meclisi'nde, Mecnûnca SANA! Yaradan'ını sevdim, yarattığı bir tek SEN'den ötürü, bir "Ene'l aşk!", bir sırr-ı Mansûr'ca SANA! Kanadım bin Esrâr Dede, râm oldu her kanadım esirce SANA. Solmasın GÜLÜM, hiç solmasın diye; ağladım bir kaç bin yıl küsurca SANA! Sevdâmı anlarlar da, sana düşman olurlar diye; bakamadım doya doya gözlerine, bir kez olsun cesurca SANA! . Ben de koşardım ellerimde güllerle SANA, dikenin incitmesinden korkmasam...

Bugün, Arâf Vâdileri'nden çıkıp gideceğim... Bugün, SANA (Kâf) Dağları'ndan masallar söyleyeceğim... Bugün, sevdânın elinde iplik gibi büküleceğim...

Bir nefes daha almasam, almasam... Göstersem aşkımı yetimce SANA! Uzansam bu yaralı gönülden ipince SANA!

Bana bir kez «Sevgilim! » söyle; cân çekişeceğimden korkmasan... Bir nokta kuşu gibi, döner dururum gönlümce SANA! Bana bir kez «Sevgilim! » söyle; ya da «Yetimim, cân»... Öperim Ben-i Adem'in her köpeğini, kokun bulaşmıştır diye ömrümce SANA! Sana kasîdeler biriktirdim her çöl yağmurlarında. Söylesinler Kays ne halde, görünce SANA! Bülbül gibi âh-u zârımda /dinle bir kez ne olur/ hasretten çileler örünce SANA! Anla bir kez ne olur, Kays ne halde; bu incecik gönül, Ben-i Adem'de, huzûr bulur ancak, ikilikten birliğe erince SANA! «Lâ mevcûdu habîbî»... Yok sevgiliden başka hiçbir şey, yüzümü secde edip sürünce SANA! Bir adın da Şems diye Cehennem'e inanmışım. İstemem Adn u Firdevs, bir gececik rûyetin derince SANA! Bir adın da Şems; ben, gece kalmışım; karanlık gözlerimle özümce SANA!

Bana bir kez «Kays!» söyle, çıldırırım o dudaklardan duyunca adımı! Oysa, kölelerine bir önemsiz hitâbın bile mübâh SANA! Beni sevmen mübâh SANA! Ama bir kez, ama bir kez «Aşkını duyuyorum Kays», de. Fısıldasan bile duyarım inan; geçirsen de içinden, ya da hiç, ya da hiç söylemesen... «Işığımda yanman sebebsiz değil, yandığını biliyorum Kays», de...

Bugün, yağmurlarla iplik iplik döküleceğim...

Ne olur aç pencereni, nokta kuşu değil; ben gireceğim! Doğduğum bir sevgililer gününde, SANA bir kez sevgilim diyeceğim! Şarkımız çalıyor, aç pencereni... «Elbette önce çekip gidip, sonra döneceğim...» Kays, gidiyor; ne olur aç pencereni. Kayan bir yıldızla, SANA dilekler dileyeceğim... Kardelenler soluyor, ne olur aç pencereni; kan kırmızı bir aşkken beyazlara dönüşeceğim... Dikçe ağlıyor, ne olur aç pencereni; SEN'i göz yaşlarımla süsleyeceğim...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: mesut, 17.11.2010, 11:31 (UTC):
way bee..

Yorumu gönderen: hamit, 22.02.2010, 03:19 (UTC):
cok güzel yazmissin



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36629509 ziyaretçi (102627112 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.