Çürümeyen Cesetler
 

Çürümeyen Cesetler

Bazı insanlar nasıl oluyor da ölü vücutları yıllarca saklayabiliyorlar? 12 yıl boyunca kocasının cesedini saklayan Hintli kadın yeni bir örnek. Sadece vücudu saklamakla kalmadı, onu her gün yıkadı ve hatta aynı odada uyudu. Olay, çok garipti. İnsanların tüylerini ürpertmişti. Basın, olaya genişçe yer verdi ve kadın, kontrol için bir sağlık kuruluşuna gönderildi.

Bu, dünyadaki tek olay değil. Daha pek çoğu var. Peki bir cesedi saklamanın nedeni nedir ve insanlar, bunu nasıl başarıyorlar?

Nadja Mattei adında küçük bir kız çocuğu, 1965'te Roma'da öldü. Öldüğünde sadece 2 yaşındaydı. Annesi, cesedini bir tabuta koydu. Ama 12 yıl boyunca kadın, devamlı olarak rüyasında kızının tabuttan çıkmak için yalvardığını gördü. Bu yüzden anne, kızının tabutunu açmak için yetkililere başvurdu. Ama 1977'de izin çıkana kadar bütün çabaları sonuçsuz kalmıştı. Ve tabut açıldığında herkes şaşkınlık içinde kaldı. Ceset, yıllardır hiç çürümeden kalmıştı.

Benzer bir olay, Nigerya'nın kuzeyinde Kano'da ortaya çıktı. İslamiyet dışı bir kabile, kendine has yöntemleri olan Muhammadu Marwa adında bir "peygamber" tarafından yönetiliyordu. Marwa, kendini 1960'larda kabul ettirdi ve çok büyük sayıda taraftarı vardı. Ama görünen oydu ki her şey göründüğü kadar barışçıl değildi. Ortodoks Müslümanlar, onlara karşıydı. Nihayetinde gitgide artan gerginlik, en sonunda 1980'de çatışmaya dönüştü. 8.000 kadar insanın öldüğü vahşi bir ayaklanma çıktı. Bu ayaklanma'da Muhammadu Marwa da öldürüldü.

Takipçileri, onu sığ bir mezara gömdüler. Emrindekilerin büyük saygısından dolayı 3 hafta sonra vali, vücudunun çıkartılmasını ve şehir morgundaki buza konulmasını emretti. 3 hafta gömülü kaldıktan sonra bile ceset bozulmamıştı. İnsanlar, bunun bir mucize olduğunu düşündüler.

Bunun gibi sayısız olay var. "Loulan'ın Genç Hanımı", 1981'de Çin'de Xinjiang'ta çıkartıldı ve gelmiş geçmiş en eski mumya olduğu iddia edildi.

Soru, kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Eğer bu olanlar mucize değilse onlar hakkındaki gerçek nedir?

Kuşkucular, genelde bu vücutların mumyalandığına inanırlar. Ama bu, tamamen doğru değildir. Tıbbi incelemeler göstermiştir ki, bu vücutlarda hiçbir koruyucu kullanılmamış ve iç organlarının hiçbiri çıkarılmamıştır. John Cruz, bu fenomenler hakkında "Çürümeyenler" adında bir kitap yazmıştır. Bu kitapta 3 çeşit koruma metodundan bahsetmektedir. Bunlar, bilinçli yapılanlar, kazara ya da doğal yollarla mumyalananlar ve gerçekten de çürümeyenlerdir.

Mumyalanmamış halde korunan olguları geniş olarak incelemiştir. 1954'te Şili'de bir dağ mağarasında sürüklenerek getirilen ve donması için bırakıldığı sanılan kurbanın bulunan mumyasını anlatmaktadır. Bu olayın 500 yıl önce gerçekleştiği rapor edilmiştir. Cruz, aynı zamanda Danimarka, İrlanda ve İskoçya'da da turbalıklarda bulunmuş demir devri insanlarından bahsetmektedir. Ne yazık ki bu insanların renkleri, doğal kimyasal reaksiyonlar nedeni ile solmuştur

Ayrıca seçilen gömme yerleri, bazen vücutların bozulmasın önleyecek ortamlar olabiliyordu. Palermo, Sicilya'daki yeraltı mezarlarında kırık bebekler gibi asılı duran Fransisken rahiplerin cesetleri çok iyi bilinmektedir. Havayla temas etmelerine izin verildiği halde rahiplerin cesetleri çürümemiştir. Yeraltı mezarlarında bu havanın cesetleri kurutan ve onları doğal mumyalar haline getiren oldukça sıra dışı bir özelliği olduğu keşfedilmiştir.

Dubliin'deki St. Michan Kilisesi'nin mezarlarının da aynı garip özelliğe sahip olduğu gözükmektedir. 1901'de yapılan incelemede zavallı bir bebeğin cesedi bulundu. Cenaze töreninin beyaz solmuş kurdeleleri bebeğin dolgun, yuvarlak bileklerinde hala duruyordu. Tabuttaki tarih, 1679'du. Bilim insanlarının açıklamalarına göre koruma aşırı kuru hava ve tozdan arınmayla sağlanmıştı. Bu tür durumlar, Rusya'da Kiev'de bile olmaktadır ve birçok kurumuş vücut, açık tabutlarda yatmaktadır.

Havada vücutları koruyacak ve onları bozulmadan tutacak bir şey olduğu doğrudur. Ama aynı zamanda bazı vücutların çürüdüğü ve bozulduğu da doğrudur. Dinin bu gibi durumlar için kendi açıklamaları vardır. Katolik Kilisesi, bu olaya Tanrı'ya saygılı olan ruha tanınan ilahi bir ayrıcalık gözüyle bakar.

Bununla beraber vücutların gerçek anlamda bozulmamaları, çok nadir görünür. Bu olaylar hakkında yayılan bütün hikâyeler, hemen hemen aynı temel üzerine kuruludur. Bozulmamış cesetten gelen bitmeyen güzel bir kokudan söz ederler ve ona bazı doğaüstü olayların eşlik ettiği söylenir. Örneğin mezarların etrafındaki ışık gibi. Bu olayları gerçekliğin doğası takip eder. Bu safhada olayların fiziksel ve ruhsal kurallar ve karşılıklı etkileşmeler temelinde tekrar gözden geçirilmeleri gerekir. Böylece "çürümeyen vücutlar"ın gizemi çözülebilir. Bu yapılana kadar, bu tür mucizeler inanç ve ilahi takdir temelinde cevaplanacaktır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36895345 ziyaretçi (103093297 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.