Çağlar Boyunca Uçan Daireler, I
 

Çağlar Boyunca Uçan Daireler

1. Bölüm

Günümüz dünya insanı için dünya dışı uygarlıklar ve oralardan gelen araçlar (UFO'lar) ve insanlar (UFONOT'lar), her ne kadar yeni gibi görünen bir konuysa da, bunun tarihçesi hemen hemen dünya insanının ortaya çıkışından önceki zamanlara dayanmaktadır. Atlantis efsaneleriyle ve öteki kayıp kıta efsaneleri bunlarla doludur. Bazı bilim insanları, bu efsanelere biraz daha değişik açıdan bakmanın yararlı olacağını öne sürmektedirler.

1966'da ünlü astronom ve egzobiyolog Prof. Carl Sagan, Amerikan Astronomi Derneği'nde yaptığı konuşmanın bir yerinde "...Başka gezegenlerde ya da galaksilerdeki teknik uygarlıkların delillerini burada dünya üzerinde aramanın daha kestirme bir yol..." olacağını söylemiştir.

Şimdi bu ifadenin ışığı altında Kuzey Britanya'da (Kingoodie Quarry) bir jeolojik katmanda bulunan bir "demir çivi"yi düşünelim. Yapılan hesaplamalara göre çivinin içinde bulunduğu jeolojik katmanın (kaya kütlesi) tarihi, insanlığın Dünya'da ortaya çıkışından 50.000.000 yıl öncesine rastlamaktadır. Oysa bugünkü arkeoloji biliminin ısrarla ifade ettiğine göre, M.Ö. 7000'den önce dünyada insan izine rastlanmaz. Ve yine bu bilimin ifadesine göre, dünya, insani ilk ilkel aletlerini M.Ö. 4000'den itibaren yapmaya başlamıştı.

Şimdi soruyoruz: 50.000.000 yıllık jeoloji katmanları arasında bu çiviyi kim bırakmıştı? Konuya bugüne kadar alışılagelen açının dışında bir açıdan bakmadıkça, bu ve benzeri soruların kolay kolay yanıtlanabileceğini sanmıyoruz.

Dünya dışı ziyaretlerle ilgili kayıtların en eskileri, belki de M.Ö. 45.000'lere kadar inmektedir. Çin'in Huan eyaletinde granit üzerine oyulmuş figürlerde silindir biçimli objelerin üzerinde büyük insan gövdeleri görülmektedir.

Belki bunlardan daha da ilginç mağara resimleri, atalarımız tarafından Fransa ve İspanya mağaralarına çizilmiş olanlardır. Bu mağaralarda saptanmış olan o zamanın hayvanlarına (bizon, at, geyik, mamut) ait resimler, 15.000 yıl öncesinin gözlemlerini yansıtmaktadır. 2000 kadar olan bu hayvan resimlerinin yanında ziyaretçilerin dikkatini ısrarla çeken şekiller, bugünkü bilgilerimizin ışığında bize UFO'ları hatırlatmaktadır.

Bu konuda araştırmalarıyla tanınmış Prof. Andre Leroi Gourhan, Franco-Carirabrian mağaralarında bulunan gerek hayvan ve gerekse UFO şekillerinin tamamen o zamanın realitesine bağlı olarak çizildiğini belirtmektedir. Yine Paleolitik devreye ait olan İspanya'daki Altamira mağarası ise başlı başına bir sanat galerisi durumundadır. "S" biçiminde ve 200 metre uzunluğunda olan bu mağarada hayvan resimleri duvarları, UFO resimleri ise tavana çizilmiş durumdadır.

Amerikan hükümeti, 1969'da 500.000 dolar harcayarak Dr. E. Condor'un başkanlığını yaptığı komiteye UFO'ların meteoroloji balonları, uçaklar ya da çeşitli gök cisimleri olduğunu ispat ettirmişti. Bu sözde bilimsel raporu göz önüne alırsak, mağara duvarlarındaki şekiller de o zamanlar dünyamızın atmosferinde dolaşan meteoroloji balonları, uçaklar ya da çeşitli gök cisimlerinin resimleriydi. Yani bu resimlere Condor gözüyle bakmak bile işin önemini apaçık ortaya koymaktadır. 30.000 yıl önce şimdiki Fransa ile İspanya topraklarının bulunduğu bölgelerde dolaşan bu uçaklar ya da meteoroloji balonları (!) kimindi? Dünyalıların mı dünya dışındakilerin mi?Batı medeniyetlerinin doğuşunda UFO'ların etkisi düşünülemez mi?

Mexico City'nin 60 mil kadar kuzeyinde bulunana Tula heykelleri, Çin'in Huan eyaletinde bulunan 45.000 yıllık astronot heykelleri kadar eski değilse bile en az onlar kadar ilginçtir. Heykeller üzerinde araştırma yapan  Gerardo Levet, bu konuda şunları söylemektedir:

"Söz konusu yapıtlar ve heykeller, 10.000 yıl önce bölgeye gelen Atlantalıların eserleridir. Heykeller, zamanımız teknolojisinden çok ileri düzeylere ulaşmış bulunan Atlantalıların 4 metrelik dev heykellerine çok benzemektedir. O teknolojiyle onlar, dünya dışı uygarlıklarla daha o zamanlar bağlantı halinde bulunmaktaydılar."

Tula heykelinin özelliklerini şöylece sayabiliriz:

1. Ya bir Atlantalı ya da dünya dışı bir astronotun heykelidir.

2. Başlık, aynı zamanda Güneş enerjisiyle çalışan ve enerji üretmeye yarayan foto-elektrik hücrelerinden meydana gelmiş bir cihazdır. Başlıca iki tip hücre görülmektedir: a) Haberleşme ve korunmak için enerji teminine yarayan hekzogonal hücreler, b)başlığın üst kısmındaki tablet şeklindeki hücreler, çalışırken kullanılan ve cihazlara enerji sağlayan hücre takımı, c) Uzun kulaklar, dahili ve harici haberleşmede kullanılan kulaklık cihazları, d) saçlara benzemektedir.

3. Göğüsteki "kelebek" görünüşlü kısım, aslında enerjisini başlıktaki (b-kısmı) tablet şeklindeki hücrelerden alan yüksek frekanslı enerji alanı yayınlayan bir tür korunma cihazıdır. Hatta aynı zamanda üst kısmında haberleşme için küçük bir mikrofonu da vardır.

4. Sağ elindeki cihaz, bir korunma ya da savunma silahı olabilir. Fakat daha da önemlisi, başlıktaki tablet tipi (b) hücreler tarafından enerjisi sağlanan ve çeşitli işlerde kullanılan bir laser silahı ya da aracı olabilir.

5. Heykelin sırtındaki disk görünüşlü kısım, aslında sahibini koruyucu bir elektronik cihazdır. Bu cihaz, arkadan yaklaşan bir tehlikeyi çok uzaklardan sahibine bildirebilir. Başındaki başlığa göre böyle bir koruma ya da uyarı düzeneğine kuşkusuz gereksinme var.

6. Sol elindeki cihaz, astronotun, içinde özel yiyeceklerini taşıdığı bir çeşit erzak çantasıdır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36660912 ziyaretçi (102681560 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.