Çağlar Boyunca Uçan Daireler, II
 
Palenque Stone

Çağlar Boyunca Uçan Daireler

2. Bölüm

15 Haziran 1952 günü, Yukatan'da Palenque kalıntılarında araştırmalar yapan arkeolog Albert Ruz Lhuillier ve arkadaşları, gizli bir mezar buldular. 1.70 metre boyunda bir iskeleti saklayan bu mezar, 3.80 metre uzunluğunda, 2.20 metre genişliğinde ve 2 cm kalınlığında oymalı bir taşla örtülmüştü.

Palenque Taşı

Taşta esrarengiz bir aracın içinde bir insan görünüyor. Bu aracın alt kısmından ateş fışkırıyor ve aracın içi, birçok aletlerle dolu. Palenque taşı konusunda ayrıntılı bir araştırma yapan "Bilinmeyen Uygarlık Unsurlarını Araştırma Merkezi"nden Guy Tarade ve André Millou, mezar taşındaki oymayı şöyle açıklamışlardır:

"Taşın ortasında görünen 'pilot' adını verdiğimiz kişi, bir başlık takmış ve aracın ön kısmına doğru bakmaktadır. İki eli kaldıracın üstünde. Sağ eliyle Citroen arabalarınınkine benzer bir vites kolunu tutmaktadır. Başı bir desteğe dayanmakta ve de burun deliklerine bir soluk alma aygıtı yerleştirilmiş durumdadır.

Füzeleri andıran araç, Güneş enerjisini kullanan bir uzay gemisi duygusunu vermektedir. Aracın ön tarafında Mayaların simgesel işaretlerinden 'Uçan Tanrı'yı simgeleyen bir papağan görülmektedir. Füzenin arka kısmına 10 akümülatör yerleştirilmiş. Bunlardan başka enerji çekmeye yarayan düzenlemeler de görülmektedir.

Önde dört bölümlü bir motor, arka kısmında da ateş fışkıran bir boruya bağlanmış hücreler, karmaşık uzuvlar var."

Bu satırlar, Palenque taşını değerlendiren bilimsel rapordan alınmıştır.

Merihli, Büyük SahraZamanımıza daha yakın yıllara doğru Büyük Sahra'nın kuzey bölümünde çok ilginç kaya resimleri ortaya çıkarıldı. Bu resimlerde dalgı. ya da uzay giysileri giymiş, ağızları olmayan iri insanlar görülmektedir. 6. metre büyüklüğündeki duvar resmine araştırmacılar, "Merihli" adını vermişlerdir.

Bazı bilim insanları, bu resimlerdeki giysilerin kum fırtınalarından korunmaya yarayan tulumlar olduğunu ileri sürdüler. Fakat resimlerin 9000 yıllık olmaları, bu tezi çürütüyor. Çünkü şimdiki çöl olan o yerler, 9000 yıl önce yemyeşil bitkilerle kaplı verimli alanlardı.

Gelelim kutsal metinlere, efsanelere ve folklora. Birbirinden uzak, bütünüyle farklı topluluklarda benzer mitoslara, destanlara, inançlara ve ayrıntılara rastlıyoruz. Çok eski, unutulan bir çağda bu olaylar zinciri çeşitli toplumları etkilemiş, inançlarına, mitoslara ve kutsal kitaplarına geçmiştir.

Bu tür kaynaklarda gökten inen insanların örneklerini daha çok buluyoruz. Eski Mısır, Hint, Japon ve Çin metinlerinde gökten gelen dünya dışı varlıklara "tanrılar" denilmiştir. Hemen hemen en eski Sanskrit metinlerde bu tanrıların araçlarına "Vimanalar" denir.

Arizona'nın Hopi yerlileri, kendilerinin "Kachina" ismini verdikleri insanlar tarafından parlak uzay araçları içinde güneyden buraya getirildiklerine ya da havadan kendilerine yol gösterildiğine inanırlar. California'daki Palutésler'in arasında yaygın bir inanca göre ise, toprakları bir zamanlar havada yolculuk edebilen Hav-Musuvslar'ın vatanıydı.

Kanada Kızılderililerinin folklorunda sık sık tekrarlanan bir inanç vardır: "Yeryüzünde yaşayan insanlar, önceden başka gezegenlerde yaşıyordu. Bütün insanlar, uzak gezegenlerden gelen halkın torunlarıdır."

Kraliçe Charlotte Adası sakinleri, ateş saçan dairelerle yıldızlardan nen Yüce Bilgeler'den, Navajoslar da uzaydan gelen, uzun süre yeryüzünde kalan, sonradan uzak dünyalara dönen yaratıklardan bahseder.

Eski İnka geleneklerine göre tanrıça Orjana, Venüs gezegeninden gelmedir. Bu tanrıça, 70 çocuk doğurup yeni bir ırk meydana getirmiş, sonra geldiği gezegene geri dönmüştür. Aynı şekilde yaratıcı tanrı Virakoşa da uzaydan gelmedir.

İlk önceleri, efsanelerin çoğunda tanrıların (aslında dünya dışı astronotlar) Ülker Takımyıldızı'ndan gelme oldukları belirtilir. Meksika kaynakları, 2000 yıl önce Alban Dağı'na yerleşen, dev heykeller ve kalıntılar bırakan, geçmişleri bulunmayan Olmekler'den söz eder. Genellikle destanlara göre, gökyüzünden gelen bu uygarlık yaratıcıları, işlerini tamamladıktan sonra iz bırakmadan ortadan kaybolmuşlardır.

Mısır kökenli kaynaklarda dünya dışı astronotlar sorunu, daha da belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Menfis'te firavunu ziyaret eden tanrı Ptah, uçan bir gemi kullanıyordu. Güneş tanrısı RA için eski bir yazıt şöyle der:

"Yıldızlarla Ay arasında dolaşırsın. Gökyüzü ile yeryüzü arasında Aton'un gemisini yönetirsin."

Yakutların cenazelerinde okunan bir duada ise "Işıldayan arabalarıyla yıldızlardan inen ruhlar"dan söz edilir.

Çok eski bir geçmişte Nil ülkesine üstün bir varlığın geldiği ve oradaki insanlara uygarlık aşıladığı Mısır'da hâlâ söylenir. Bu üstün varlık, Mısırlılara seslerle fikirleri kaydedebilmeleri için simgeler gösterdi. Müzik çalabilsinler diye ellerine arp verdi. Yıldızları gözleyip krokilerini çıkarmasını, rakamlarla sayı saymasını, şifalı otlar ve ilaçlarla hastaları iyi etmelerini öğretti. Mısırlılar, bütün bunları öğrenince, yabancı, onlara veda ederek göklere uçtu gitti. Bu yabancının adı Thot'tu.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36921301 ziyaretçi (103140680 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.