Çağlar Boyunca Uçan Daireler, III
 

Çağlar Boyunca Uçan Daireler

3. Bölüm

Meksika'ya gökteki bir "delik"ten indiği ya da kendi yönettiği "kanatlı bir gemi"yle geldiği söylenen sorguçlu yılan QUETZAICOATL, Orta Amerika'daki yerlilere tarım, gökbilim, mimarlık ve ahlâk konularında dersler verirdi. Bu uygarlık elçisi, Orta Amerika kültürü üzerinde öyle silinmez bir iz bıraktı ki, Meksika'da adı hâlâ saygıyla anılır. Birçok resmî yapıların duvar resimlerinde hâlâ "Sorguçlu Yılan"ı görmek mümkündür.

Sümer Uygarlığı doğduğu sıralarda İran Körfezi yakınlarında son derece garip bir yaratık belirdi. Kocaman bir balığı andırıyordu. Ama ayakları ve yüzü insan gibiydi. Denizden çıkıp gelen bu yaratık, Mezopotamya'nın ilkel halkına onların kendi dilleriyle hitap etti. Onlara buğday ekmesini, akıllarından geçenleri yazmalarını, sayı saymasını, kentler kurarak bunları yönetmek için kurallar meydana getirmesini, gökteki yıldızları gözlemlemelerini öğretti.

OANNES adıyla anılan balık tanrı, üstün bir öğretmen olsa gerek. Çünkü Dicle-Fırat bölgesini dünyanın en ileri uygarlıklarından birini doğurarak parlak matematikçiler ve gökbilimcileri yetiştirdi. Bu bilgileri sizlere aktardığımız "We Are Not The First" isimli kitabın yazarı Andew Tomas, şöyle soruyor:

"Oannes, gök gemisiyle önce denize inip sonra karaya çıkan, uzay giysileri içinde balığa benzeyen bir kozmonot muydu?"

Romalı Tarihçi Livu, Constantin'in ordularına bir defasında  bütün askerler tarafından görülen ve kendilerine yol göstermiş olan dairesel, parlak, âdeta alev alev yanan gümüş renkli disklerden bahseder.

Jacques Valleé'nin "Passport to Magonia" adlı eserinde ilk resmî UFO araştırma heyetini kurduran bir Japon generalinden bahsedilir. UFO'larla ilgili ilk askerî ve resmî araştırmayı bu heyet yapmıştır. Şöyle anlatılır:

"Tarih, 24 Eylül 1235 idi. Zamanımızdan 7 yüzyıl önce. General Yoritsume, ordusuyla birlikte konaklamıştı. Aniden ilginç bir olay dikkatlerini çekti. Gece yarısından sabaha kadar esrârengiz ışık kaynakları, güneybatı yönünde sağa ve sola dairesel hareketler yaptılar. General Yoritsume, olayla ilgili olarak bugünkü terimlerle tam bir bilimsel araştırma emretti.

Orduda aklı başında olan kimseler, kolları sıvayıp çalışmaya koyuldu. Çok geçmeden de raporlarını generale takdim ettiler:

«Olay, tamamen tabii bir hadisedir generalim. Kuvvetli rüzgâr, yıldızları yerlerinden oynattı.»

Bu, bize komik gelmesin. UFO'larla ilgili en az bunun kadar komik raporlar, zamanında Amerikan Hava Kuvvetleri'nin ağzından da verilmişti."

Dinî metinlere bugünkü bilgilerimizin ışığı altında bir göz atacak olursak, uzaylılara ve uçan dairelere o kaynaklarda da atıflar bulunduğunu görürüz. Mayaların kutsal kitabı "Popol Vuh"ta ilk insanların her şeyi bildikleri, gök kubbesiyle yeryüzünün her köşesini inceledikleri yazılıdır. Bu ilk insanlar, hem gökte, hem de yerdeki küçük ve büyük her şeyi görebilirlermiş.

Vimana, UFO

Tibet'in kutsal kitapları olarak bilinen "Kandshur" ve "Tandshur" ile Hintlilerin "Mahabbarata Destanı"nın "Ramayana" bölümünde "Vimana" adı verilen daire biçiminde olan uzay araçları uzun uzun anlatılır. Bu kitaplarda tanrıların içi görünen (saydam) kürelerde oturdukları, bazı uçan gemilerin 100 kadar yolcu taşıdıkları anlatılır. Bu konuda Mysore'deki Sanskrit Araştırmaları Uluslararası Akademisi'nin görüşü şöyledir:

"Sanskritçeden çevirdiğimiz el yazmaları, havada, karada, denizde, gezegenden gezegene yolculuk edebilecek nitelikte otomatik gemilerin çeşitlerini açıklıyor. Yazılara göre bunlar, havada hareketsiz durabiliyorlar. Hatta görünmez hale gelebiliyor ve uzaktaki düşman araçlarını sezebilecek güçte cihazlara sahip bulunuyorlardı."

Buna benzer gök gemilerinin kayıtlarına eski Çin ve Japon efsanelerinde de rastlıyoruz.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36857387 ziyaretçi (103027296 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.