Çekingenlik ve Utangaçlığı Yenmenin Yolları
 

Çekingenlik, Utangaçlık, Sosyal Fobi, Shyness, Inhibition

Çekingenlik ve Utangaçlığı Yenmenin Yolları

Çekingenlik, sosyal ortamlardan kendini geri çekme, epey yakını dışındaki diğer insanlarla eşdeğer ortamı paylaşmaktan çekinme, farklı insanlarla bir ilişki sebebiyle girmek istememe, başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı hassas olma gibi, davranış ve düşüncelerle açıklanabilir. Çekingen çocuklar, anneleri veya devamlı ile oldukları şahıs dışında asla kimseyle kontak kurmak istemezler. Annelerinin yanından ayrılmazlar. Birisi onlara yaklaşmaya çalışırsa ondan kaçıp uzaklaşırlar. Annelerinden ayrıldıklarında ilk tepkileri ağlama olur. Bu çocuklar, yaşıtları birlikte ilişki kurmada zorlanırlar, arkadaşları birlikte ile olmaktansa ancak kalmayı tercih ederler, yaşıtlarından çekinirler, birtakım hallerde kendilerinden küçüklerle bir araya gelebilirler.

Çekingen çocuklar, birbirini sözlü bir şekilde ifade etmekten çekinirler, kendilerine sual sorulduğunda çoğunlukla cevaplandırmaktan kaçınırlar, başlarını öne eğerler, ender hallerde de göz ya da baş hareketi birlikte cevaplandırmakla yetinirler. Çekingen çocuklar, genellikle güvensiz ve huzursuz çocuklardır, bazılarında saldırganlık duyguları da görülebilir. Çekingen çocuklar, mektep ortamı ya da arkadaş grubu içinde olduklarında oyuna katılmak isteseler de kendilerinde bu cesareti bulamazlar. elbet birisi onları elinden tutup oyuna sokmalıdır, oyuna girdikten sonraları da bahtiyar oldukları görülür. yepyeni bir durum, yepyeni bir hadise, yepyeni bir ortam onları epey tedirgin eder.

Çekingen çocukların çoğunun sınıfta sevdikleri bir mekan bulunur. Bu mekan çoğunlukla faaliyetlerden, kalabalıktan ırak ve rahatça oturabilecekleri bir minder üstü ya da düz bir yerdir. Burada olup biten şeylerin çoğuna karşı ilgisiz ve birçoğundan habersiz görünürler. Onların epey az şeye karşı alaka gösterdikleri ve birbirini rahatlatmak sebebiyle genellikle parmak emdikleri, ileri geri sallandıkları, tırnak yedikleri ya da kendi saçlarını ve kulaklarını çektikleri görülür.[1]

Çocuklarda Çekingenlik Davranışı

Çekingenlik sözlük anlamıyla, kişilerin başkalarıyla konuşurken veya yardım isterken yaşadığı güven yetersizliğidir. Burada söz konusu olan güven yetersizliği, davranışlarınızı kısıtlayan, “Hakkımda ne düşünülür?”, “Ya yanlış bir şey yaparsam ne olur?” gibi gerçekçi olmayan düşünce ve davranış biçiminde kendini gösterir. Psikolog danışman Ayça Uluçam Güçmen: “Çekingenliğin her yaşta görülebileceği bir gerçektir ancak temelinde çocukluk yaşantılarının olduğu ve yetiştirilme, güven aşılama, sorumluluk verme aşamalarında yerleştiği düşünülürse, çocuklarınızı yetiştirirken, ne yaptığınızı fark etmeniz, doğru davranış biçimlerini kazanmanız çok önemlidir.” diyor.[2]

Çocuğum Çekingen mi?

Çocuğunuz, çoğu zaman yabancılar karşısında ismi sorulduğunda, kendisine yaklaşmaya çalışıldığında kaçabilir, utanabilir. Kimi çocuklar yabancılarla çok rahat ilişki kurarken kimisi de ağlar, arkanıza saklanır, ortamdan uzaklaşmak ister. İnatla susar, sesleri çok kısık ve zorla çıkar, yabancı bir ortamda yerinden kıpırdamaz, ebeveynlerinin yanından ayrılmak istemez, hatta yaşıtlarıyla oynamak bile çocuğunuz için çok zordur. Bu tür çocuklar anne-babalar tarafından aslında çok kolay fark edilirler ancak yorum çoğu zaman yanlış olur. “Yabani”, “çok sessiz”, “inatçı” gibi yakıştırmalarda bulunulur. Bazen de bu durumdan memnun olan ebeveynler görürüz, “Benim çocuğum çok usludur, yanımdan ayrılmaz, ağzı var dili yok” gibi gurur duyduklarını gösteren ifadelere rastlarız. Aileyi yormuyordur, sessiz, sakin bir çocukları vardır ve hatta bir çocuğun olması gereken de bu değil midir? Kimi ailelerde ise bu durum çok sert karşılanır, çocuk her ortamda zorlanılır, eleştirilere maruz kalır. Çocuğun halinden memnun olunmadığından “Kime çekti bu çocuk bilmem ki, bizde kimse böyle değil” şeklinde ifadeler duyulur.

Çocuklarınızdan, girdiği her ortamda aynı davranış biçimini göstermesini beklememelisiniz. Elbette çocuklarınız arasında davranış biçimleri açısından farklılıklar olacaktır. Büyük çocuğunuz çok girişken, diğer kişilerle çok kolay iletişim kurabilen bir çocukken, küçük çocuğunuzun sessiz, olması oldukça doğal bir durumdur. Bu durumu çekingenlikle karıştırmamalısınız. Sizin endişelenmenizi gerektiren asıl çekingenlik, özellikle daha ileriki yaşlarda okul döneminde görülen çekingenliktir. Çocuğunuz, girdiği her yeni ortamda, karşılaştığı her yeni durumda kendisine güvenmediği için aşırı çekingenlik gösterebilir. Bu çocuklar özellikle okul döneminde çok sorun yaşarlar. Aile ortamında o zamana kadar sessiz olarak gözlemlenen çocuğunuz genellikle oyunlara katılmaz “ya da arkadaşının veya öğretmeninin ısrarıyla olur”, derste bir varlık göstermez, hiçbir sorumluluğa girmez, ödevlerini yapmaz. Ayrıca üzerinde devamlı bir ürkeklik hali söz konusu olur. Aşırı çekingenliğinden dolayı öğretmeninden tuvalete gitmek için izin isteyemeyip altına kaçırabilir. Bu da çocuğunuzun akademik ve sosyal yaşantısını oldukça olumsuz etkileyen bir sorundur. Bazı ileri vakalarda saldırganlık, parmak emme, ileri geri sallanma, mastürbasyon, kendi saçını, kulağını çekme gibi davranış problemleri eşlik eder.

Çocuğunuzda görülen çekingenliğin en önemli nedeni eksiklik ve güven duygusudur. Güven duygusu çocuğunuzun güçlü bir kişiliğe, yüksek bir egoya sahip olabilmesi için gereklidir. Buradaki güven ile hem kendisine hem de size duyduğu güven kastedilmektedir. Kendine güven duygusu; ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın kendisinin iyi bir çocuk olduğuna dair inancını, size duyduğu güven ise her ne olursa olsun, sizin tarafınızdan sevileceğine, korunacağına olan inancını göstermektedir. Sevginizin azalmayacağını, size her zaman güvenebileceğini hissetmek ihtiyacı içindedir. Bir şey yapmasına izin vermediğinizde hep haksız ve yanlış olduğunu hissettirmeden, sevginizin devam ettiğini bilmesi yeterlidir. Anne-babası olarak ona olan sevginiz ve şefkatiniz asla kaybolmayacaktır.

Güven duygusu yaşamın ilk yıllarında temeli atılan bir duygudur. Bebekken onu hep korudunuz, ihtiyaçlarını giderdiğinizden dolayı, büyüdüğünde de bu şefkat ve korunmaya ihtiyaç duyacaktır. Karşılaştığı güçlükler ve yeni durumlar karşısında karar alabilmesi gerekmektedir. Bu da sorumluluk ister ve sorumluluğu ihtiyaç duyduğu “güven duygusu” ile taşıyabilir. Anlayış ile takip edeceğiniz ve hep yanında olacağınıza inandırdığınız çocuğunuz, bilmediği durumlara da korkmadan, çekinmeden göğüs gerebilir ancak ne kadar sevgi ve ilgi dolu olsalar da anne babalar bilmeden, istemeden bu güven duygusunu zedeleyebilirler.

Çocuğa aşırı ilgi ve ihtimam göstermek, onun yerine kendisine hiç fırsat vermeden ihtiyaçlarını gidermek, hata yapmasına izin vermemek, her hareketini “düşersin, kırarsın” diye engellemek veya engellemeye çalışmak, sorumluluk vermeyerek, yanlış bir şey yaptığında şiddet göstermek veya “artık seni sevmiyorum, ben senin annen değilim” diye tepki göstermek, yaptığı her faaliyeti “olmadı, bak işte yapamadın, beceremedin, bırak ben yapayım" diyerek eleştirmek şeklinde bitmeyen düzeltmeler, uyarılar ve şikayetlerinizle bilmeden, istemeden bunaltırsınız. Bu tür kişiler aşırı mükemmeliyetçi, hata toleransı olmayan, sürekli çocuğundan beklenti içerisinde olan kişilerdir. Çocuğunuzun kendisine tereddütle yaklaşmasına, bir şey beceremediği inancına sahip olmasına, karar vermekte zorlanmasına neden olurlar. Bu tür davranışların altında çocuğunuza yüklediğiniz düşünce “biz seni onaylamıyoruz!” düşüncesidir, annesi, babası bile onaylamazken yabancılar onu nasıl beğenebilir?

Çocuğunuz, ona daima yol göstereceğinizden emin olmalı ve yanında olduğunuzu bilmelidir. Ayrıca hep haksız olduğu vurgulanmamalıdır. Büyükler de yanılabilir, hata yapabilir. Küçük olması hep haksız olduğunu göstermez. Bu durum zaten sonsuza dek sürmeyecektir. Kendi kendine karar vermeye başladığında onu daima kontrol etmenize gerek kalmayacaktır. [2]

Çekingenlik ve Utangaçlık, Bir Hastalık Mıdır?

Aşırı derecede çekingenlik, utangaçlık bir psikolojik bozukluktur. Türkiyeli insanlarda ve bazı gelişmemiş ülkelerde daha fazla çekingen insan vardır. Bizim kültürümüzde "Sessiz, uysal itaatkar" çocuk hep teşvik edilmiştir. Örneğin; "Kız gibi oğlan, çok sakin, uysal." lafı Anadolu da çok yaygındır.

“Çekingen- kaçıngan kişilik bozukluğu” ve “sosyal fobik bozukluk” başlıca iki çekingen yapıyı temsil eder. Yaklaşık toplumdan  kadar insan bu sorunla karşı karşıyadır.

Çekingenlik, utangaçlık ve sıkılganlığın kaynağı; genetik, “silik anne- baba modeli”, otoriter ebeveynlerin varlığı, aşırı koruyucu kollayıcı ve hep eleştiren anne-baba modeli,

En büyük nedenler aileden ve çevreden kaynaklanır.

Anne- babanın her ikisi veya biri aşırı evhamlı, titiz, koruyucu- kollayıcı ise ; sürekli çocuğunu “kollamaya”, “göz önünden ayırmamaya çalışır.” Yada çocuğun yaptığı işler beğenilmeyip hep eleştiriyor ve küçümseniyorsa , diğer çocuklarla kıyaslanıyorsa veya çocuğa her “yanlışında” dayak atılıyorsa bu çocuklar potansiyel çekingenliğe adaydır.

Çocuğun kendine güvenli, girişimci olabilmesi için teşvik edilmesi, iltifat edilmesi gerekir. Çocuğun sırtını sıvazlamak, aferin demek onu motive eder. Çocuğa uygun ve kesinlikle zararlı olmayan şeylerde ona uymak ve onun tercihlerine saygı göstermek çocuğun yeteneklerinin gelişmesi için özgür ve öz denetime dayalı bir disiplin anlayışı olmalıdır. Çocukla hem oynamalı hem eğlenmeli hem de ciddi konularda ilgilenilmelidir.

Aşırı derece de çekingen ve utangaç olan çocuklar ; gençlikte de, yetişkinlikte de bu sorunla iç içedir.[3]

Çekingenliğin Nedenleri

Çekingenliğin bütün durumda geçerli olabilecek kesin bir nedeni yoktur. niçinler kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenleri şöyle açıklayabiliriz.

Kişiliğin oluşumunda en büyük hisse çoğunlukla ana-babaya aittir. Çocuğun fikirlerini, inançlarını ve davranışlarını büyük ölçüde ana-baba şekillendirir. Çekingenliğin ortaya çıkışında da ana babanın karakter özellikleri ve çocuk yetiştirme tarzlarının büyük etkisi bulunur. Ailenin aşırı koruyucu bir tutum içinde bulunması çocuğun pasifize olmasına yol açabilir ve böylelikle kendi başına kararlar alıp uygulamaktan korkan çekingen fertler yetişir.

Ezilen, sövülen, dövülen, aşağılanan, ufak görülen, alay edilen bir çocuğun içinde "Sen, değersizsin; sevilmeye layık değilsin." mesajı mekan edinir. Kendisini ezilmiş hisseden, değersiz bulan, sevilmeye layık görmeyen biri de insanlarla kontak kurarken rahat davranmakta zorlanır ve çekingen, pısırık bir kimliğe bürünebilir.

Olduğu gibi kabul edilmeyen, nasıl olduğuna değil, nasıl olması gerektiğine ehemmiyet verilen, sözleri önemsenmeyen, duygularını olduğu gibi ifade etmesine müsaade verilmeyen, ana babasının istediği kalıplara girmek zorunda bırakılan bir çocuk zamanla kendi özünden kopar ve kendine yabancılaşır. Böyle davranılan çocuğun da kendi başına girişimlerde bulunup sorumluluk alması kolay olmaz. Çocuğun çabasına karşı tepkisiz kalmak, onu hiçbir biçimde yönlendirmemek, çekingenliğin nedenlerindendir.

Çocuğun kendisi bir şeyler yapmak ister ve bunu başaramazsa veya bir işe başlamadan önce başarısızlık korkusu hissederse çekingen olur.

Çevrenin çocuktan beklentileri yüksekse ve bu beklentileri yerine getiremiyorsa; çocuk kınanıyor, eleştiriliyor, başkalarıyla kıyaslanıyorsa; yaptıklarında hep bir kusur aranıyor, hatalarına hoşgörü gösterilmiyorsa bu çocuk muhtemelen çekingen olur.

Çekingen olan çocukların birinci dereceden akrabalarında da çekingenlik görülme oranının yüksek olması genetik yatkınlığa ispat bir şekilde gösterilebilir. Aile üyelerinin birbirlerine eşdeğer şekilde çekingenliğe yatkın özelliklere sahip olmalarının nedeni, ana babaların tutum ve davranışlarının çocuk tarafından kopya edilip benimsenmesinde aranabilir.

Altyapısı önceden hazırlanmış olan çekingenlik, ara sıra belirli bir olaydan sonraları gün yüzüne çıkmış ve yerleşmiş mümkün. mesela talebe sınıfta ders anlatırken bir yanılgı yapmış ve arkadaşları ona gülmüştür. O da ufak düştüğünü, rezil olduğunu düşündüğü sebebiyle utanç hissine kapılmış ve bedensel belirtiler göstermiştir. bir dahaki sefere ders anlatmak sebebiyle yine tahtaya çıktığında önceki deneyimi olumsuz beklentilere yol açacak, bulunduğu ortam duygularını tetikleyecek ve bu kez eşdeğer bir yanılgı yapmasa ve kimse ona gülmese dahi o yine eşdeğer şeyleri yaşayabilecektir.[1]

Çekingen Çocuklar ve Gençler Günlük Hayatta ne gibi Zorlularla Karşılaşırlar?

- Öğrenci ise tahtaya kalkamaz

- Soruları bildiği halde parmak kaldırmaz

- Öğretmen kaldırıp soru sorarsa aşırı heyecanlanır yüzü kızarır ve kekelemeye başlar ve dili dolanır. Bildiği halde şaşırıp yanlışlar yapar. Çok utanır. Arkadaşlarına ve öğretmenine karşı rezil olduğunu düşünür, bazen okula bile gitmek istemez.

- Bu çocuklar arkadaş edinemezler, hep yalnızdırlar veya çok azının bir- iki arkadaşı vardır.

- Karşı cinsle iletişim kuramazlar.

- Yüzleri kızarır, elleri titrer çok heyecan yaparlar.

- Kalabalık bir ortamda kendilerini izleniyor gibi hissedip, bakışların üzerinde olduğunu zannederler. Bu nedenle bu tür ortamlarda bulunmamaya dikkat ederler. Zaruri ise o ortamın en kuytu sote yerini bulup “ gizlenmeye” çalışırlar.

- Bazı çekingen çocuklar sürekli eve kapanırlar.Bilgisayar, İnternet başında sanal alem bağımlısı olabilirler.

- Bu gençlerin @'ı zamanla depresyon geçirebilirler.

- -15'i alkol bağımlısı olabilirler.

- @'ı yaşamları boyu evlenemezler, bekar kalırlar. Çünkü karşı cinsle iletişim kuramazlar ve o kız isteme törenleri, nişan, nikah onlara işkence gibi geldiğinden bekar kalırlar.

- Bu gençler çalışmaya başladıklarında, genelde masa başı ve geride insanlarla göz göze iletişim olmayacak şekilde iş tercih ederler.

- Hak ve hukuklarını arayamazlar.

- İnsanlara hayır diyemezler.

- Güçlü, etkili insanların çekim alanlarına girip onların her dediğini yapabilirler.

- Marjinal, ideolojik, tarikat ideolojilerine kapılabilirler.

- Kendisini tanımaya bir şehre yada ülkeye göç edebilirler.[3]

Bu Durumda Olan Çocuklarımıza Ne Yapılmalı Nasıl Yardımcı Olunmalıdır ??

- Bu çocuklarımız eleştirilmemeli, sosyal olmaya zorlanmamalı

- Çocuğu- genci anlamaya yönelik yaklaşmalı, onun açılmasına yardımcı olunmalı

- Eğer hatalar varsa süratle düzeltilmeli

- Çocuğu olan ailelerle diyalog arttırılarak doğal karşılanma, kaynaşma sağlanmalıdır.

- Küçük sorumluluklar verilerek başarı için yüreklendirilmeli, teşvik edilmelidir.

Sonuç alınmadığı durumlarda ailecek bir uzmana gidip yardım alınmalıdır. İlaç tedavisi ile psikoterapi iyi sonuç vermektedir.[3]

Eğer çocuğunuzda çekingenlik varsa, çocuğunuzdaki bu çekingenliği önemseyin. Çünkü bütün yüz çocuktan 10'u aşırı çekingenlik sorunuyla karşı karşıya kalıyor.

Çocuğun çekingenlik sorunundan kurtulması sebebiyle, önce teşvik ve iltifat edilmesi gerekir. Çocuğun sırtını sıvazlamak, "aferin" demek onu motive eder. Çocuğun elverişli tercihlerine saygı gösterilmelidir. Çocuğun yeteneklerinin gelişmesi sebebiyle hür ve öz denetime dayalı bir disiplin anlayışı geliştirmelidir. Çocukla hem oynamalı, hem eğlenmeli, hem de ciddi konularda ilgilenilmelidir.

Bu çocuklar devamlı eleştirilmekten kaçınılmalı, sosyal olmaya zorlanmamalıdırlar. Bu mesele hemen ve kolayca halledilebilecek bir mesele değil, ufak adımlarla ve zamanla yalnız üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Unutmamanız gereken şey, çocuğunuzun sınırlarını aşarak göstermiş olduğu bütün ayrıntıyı fark etmeniz ve yüreklendirmenizdir.

Çocuğunuzu çekingen gibi algılamayın. Bu etiket sizin beklentilerinizi yansıtır. bütün vakit değişmesini istediğiniz özelliğini vurgulamak yerine, bütün vakit onun iyi yönlerinden söz edin.

Çekindiği durumlara zorla onu itmeyin. Bu ona çekingenlikten kurtulması sebebiyle yardımcı olmaz. Aksine bu duygularının daha da derinleşmesine sebep olur. Ona sadece kendine güvenini kazanmasını ve reddedilme korkusunu yenmesini öğretin.

Çekingen çocuğunuzu korumanız altına almayın. Bunun yerine ona yardımcı olun, gereksinim duyacağı davranışları öğretin ve bunları deneyebileceği ortamlar yaratın. Öncelikle bağlantılı olduğu kişiden kopmasına yardım etmek, sonraları bir arkadaşla ile olmasına fırsat vermek, arkasından da bir arkadaş grubu veya etkinlik grubuna, mektep ortamına girmelerini sağlamak gerekir. Başarılı ve bahtiyar olacakları bir alanın keşfedilmesi de onları huzurlu kılar.

Çekingen çocuğun ahenk sorununun giderilmesinde öğretmene ve okula düşen birtakım sorumluluklar da bulunur. Öncelikle muallim, çocuğun kabuğundan çıkmakta güçlük çekeceğini kabullenmeli ve sabırlı olmalıdır. Çocuğu ilk günden faaliyete katılması sebebiyle zorlamamalıdır, hoşlandığı faaliyetleri bir süre karşıdan izlemesine müsaade verilmelidir. vakit vakit bir köşede ancak oynamasına müsaade verilmelidir.

Öncelikle muallim kendisi çocukla diyalog kurmalı, sonraları tek arkadaşla diyalog kurması sağlanmalıdır. Çekingenlikten kurtulabileceği su, kum, kil, çamur, boya gibi malzemeleri kullanmaya teşvik edilmelidir. Yaratıcı faaliyetlere yönlendirilmelidir. Çocuğa başarı ve deşarj alanları bulunmalı, en küçük bir başarısında muallim tarafından yüreklendirilmelidir.

Düzenlenmiş etkinlikler esnasında çekingen çocuklar sebebiyle ne yapılabilir?

Çekingen çocukların bazıları sizin onunla küçük ilgilenmenizle açılıp konuşmaya başlarlar. Sınıfınızda nasıl bir davranış istediğini bilen fakat işbirliği yapmak istemeyen çekingen bir çocuk bulunabilir. Bu çocuk yepyeni faaliyetlere başlamaktan korkan ve bundan dolayı sizden fazladan teşvik isteyen bir çekingen çocuk mümkün. Bu çocuğun herhangi küçük bir gayretinden dolayı aferin diyerek ya da başını okşayarak takdir ediniz. İşinde ufakta olsa birtakım başarılar elde ettikten sonraları işbirliği yapmak ona daha kolay gelir.

Halka şeklinde çalışma esnasında çekingen çocuk sebebiyle ne yapılabilir?

Halka şeklinde çalışmaya katılması sebebiyle çocuğa baskı yapmak iyi değildir. Bu çocuklara karşı yavaş ve onlardan az iş isteme şeklindeki bir yaklaşım çoğunlukla daha epey etkilidir. Çocuğa yapılanları seyretmesi konuşulanları dinlemesi sebebiyle müsaade verilmelidir. Çocuğun isteğine ya da sorusuna hemen yanıt verilmeli fakat bu onu susturacak biçimde bir yanıt olmamalıdır. Çocuğun kendine karşı güveni arttıkça grup çalışmasına daha istekli olacaktır.

Öğretim esnasında çekingen çocuk sebebiyle ne yapılabilir?

Bireysel dikkat gösterilir ve bireysel talimat verilirse çekingen çocuk verilen işi en iyi biçimde yapabilir. Siz çocuğun işine karışmayan ve onu sakinleştiren biri bir şekilde görülürseniz daha faydalı olacaktır.

Dışarıda oyun esnasında çekingen çocuk sebebiyle ne yapılabilir?

Dışarıda oynanan oyunlar çocukların; sosyal becerilerinin, akranları arasında etkileşimin, anlama becerilerinin gelişmesine yardımcı olur. Çekingen çocuk dışarıda hususi bir dikkati gerektirir. Bu durumda çocuğu birkaç yalın etkinlik içine sokmayı denemelisiniz. Çocukta birkaç beceri elde ettikten sonraları faaliyetleri diğer becerileri de içine alarak genişletebilirsiniz. Yavaş yavaş bütün defasında bir çocuk olması şartıyla diğer çocukları da faaliyete sokabilirsiniz.

Düzenlenmiş oyun esnasında çekingen çocuk sebebiyle ne yapabilirsiniz?

En iyi tutum, işbirliği yapması sebebiyle çocuğa baskı yapmamaktır. yalnızca faaliyeti seyretmesi ve anlaması sebebiyle vakit ayrılmalıdır. Çocuk konuya karşı alaka göstermeye başladığı vakit bireysel talimat verilerek çocukla ilgilenmeye başlanmalıdır. Bu ilgilenme yerini yavaş yavaş çocuğun diğer çocuklarla yapacağı etkileşime bırakmalıdır. Çekingen çocuğun diğer çocuklarla yapacağı etkileşimin sözle olacağı beklenmemelidir. yalnız siz ona talimat vermeli, düzenli konferanslar yapmalısınız.

Serbest oyun esnasında çekingen çocuk sebebiyle ne yapılabilir?

Serbest oyun çekingen çocuk sebebiyle epey değerli bir faaliyettir. Bu faaliyette çocuğun diğer çocukların oyunlarını seyretmesi onlarla etkileşimde bulunması serbesttir. Çocuğu gözlemek çocuğun ilgilerini öğrenmeye yardım eder. Öğrenince çocuğa zevk alabileceğini düşündüğünüz birkaç oyun öğretebilirsiniz. Çocuk arkadaşlarının yanında onlarla açıkça görülen bir ilişki kurmadan eşdeğer faaliyetlerde bulunursa, çocuğun onlarla hakikat bir etkileşim sebebiyle ilk adımı attığını bilmelisiniz.

Müzik ve fotoğraf çalışmalarında çekingen çocuk sebebiyle ne yapılabilir?

Bazı çocukların fotoğraf ve musiki faaliyetlerine pek yatkınlıkları yoktur. ama onları çekici bulurlar. Bu faaliyetleri bir süre izledikten sonraları huzursuz bir çocuk kendi isteğiyle faaliyete katılabilir. Bu durumda çocuğun faaliyete katılması sebebiyle sıkılmadan kibarca teşvik edebilirsiniz, baskıdan sakınılmalıdır.

Anlaşılıyor ki aile veya muallim, çekingen çocukla iletişimde ısrarcı, baskıcı olmamalıdır. Çoğu vakit çocuk kendi haline bırakılıp, sadece ilk adım sebebiyle teşvik edilmelidir. Bunun yanında her çocukları eşdeğer görmemek, bütün çocuğun kendine has özelliklerini, duygularını ve davranışlarını kabul edip, ona göre davranmak yerinde olacaktır [1]

Psikolojik Tedavi:

Sosyal fobide psikoterapi uygulamanın gerekçesi hastaların negatif yoldaki inançları ile (sosyal ortamlarda başarısızlığın kaçınılmaz olduğu gibi ) yüzleşmelerini sağlamaktır. Sosyal fobinin temelinde bu tür inanların yer aldığı düşünülmektedir.

Hipnozda sosyal fobide psikoterapiye yardımcı bir araç olarak kullanılmaktadır. Hastanın sosyal ortamlara uyumu için ve sıkıntı duygusunu yenmesi için oldukça yararlı bir yöntemdir.[3]

İlaçla Tedavi

1. Sosyal fobi iyi tanımlanmış bir durumdur ve tedaviye iyi yanıt verir.

2. Fobik kaçınma sosyal ortamlarda duyulan anksiyeteden (sıkıntı) kaynaklanır.

3. İlaçla kişinin sosyal ortamlardan duyduğu sıkıntı azalır.

4. Genel sosyal fobide ilaç uygulamaları ile başkaları tarafından reddedilme ya da eleştiriye maruz bırakılmaya duyulan aşırı hassasiyet azalır.

5. İlaç tedavisi bağımlılığa yol açmaz. (Doktor kontrolünde olduğu müddetçe.)

İlaç tedavisinde genellikle depresyonda da kullanılan antidepressanlar kullanılır. En az 6 aylık tedavi önerilir. Ancak bu devrede ilaç kesildiğinde kendiliğinden nüksler görülebilir.Daha uzun süreli kullanım önerilir. Hastaların en sık yaptığı yanlış: sıkıntılar hafiflediğinde ilaç kullanımını aksatmalarıdır. Bu yüzden hastalık belirtileri tekrar ortaya çıktığı için hastalık müzmin (kornik) bir hal almaktadır ve kişinin tedavi olamayacağı gibi yanlış bir kanıya saplamasına neden olmaktadır.[3]

Özet olarak

Sosyal fobi erken başlangıçlı kronik gizli bir hastalıktır.

Tedaviye iyi yanıt verir. İyi tedavi hastanı durumuyla baş etmek için zararlı stratejiler geliştirmesini ve depresyon ve alkolizm gibi ek rahatsızlıkların ortaya çıkmasını engeller.

İlaç tedavisi belli bir süre devam etmesi gerekir. İlk ay belirgin bir yanıtın alınamayabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır.Tek başına yada ilaçla birlikte yapılan psikoterapi sosyal fobide oldukça faydalı neticeler verir.[3]

Kaynaklar

[1] www.makaleler.com/oku-Çocuklarda+Çekingenlik
[2] www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=11248
[3] cekingenlik.blogcu.com/





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Mustafa, 24.08.2016, 17:18 (UTC):
İnsanların yüzüne bakamıyorum.Kafamda yüzlerce saçma düsunce geciyo.Toplum icinde kalmak o kadar strese sokuyo ki basım agırıyo Allah kimseye vermesin asagılık duyguyu.

Yorumu gönderen: x, 17.07.2015, 11:10 (UTC):
Ben de çok çekingenim arkadaşlarım da sırf bana üzüldükleri için benle arkadaş oluyorlar en yakınlarım dışında biriyle konuşurken kekeliyorum dilim dönmüyor yüzüm kızarıyor.Tahtaya kalkamıyorum cevabı bildiğim halde parmak kaldıramıyorum.Kendimi bildim bileli böyleyim.Erkeklerle konuşamıyorum bile.Bir topluluk önünde konuşmak zorundayken sesim kısılıyor ve çatlıyor yüzüm yanıyor.

Yorumu gönderen: ugurcan, 12.07.2015, 19:31 (UTC):
Ya ben cok uzgun ve yalniz hissediyorum hele kizlara karsi hic konusamiyorum insanin yuzune bile bakamiyorum bunun cözümü yokmu ?? Soler misiniz ???

Yorumu gönderen: Utangaç kız, 03.07.2015, 15:19 (UTC):
Bütün yorumları okudum.Bende aynı durumdayım.Bu durumdan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum.Ama kurtulmak istiyorum.Bende normal insanlar gibi olmak istiyorum.Allah hepimizin yardımcısı olsun inşallah.Çok zor bir durum.Ne yapacağımı bilmiyorum.Bende diğer insanlar gibi olmak istiyorum.Ama yapamıyorum.Onları hep kıskanıyorum.Ben niye onlar gibi değilim diye kendime kızıyorum.Bende sadece onlar gibi hayatı dolu dolu yaşayan biri olmak istiyorum.Çok mu şey istiyorum.

Yorumu gönderen: orhan, 14.03.2015, 23:32 (UTC):
çekingenliken adımı bile yazmıyorum o derece insan isyetipte yapamadğı elinin kolunu bağlı öyle sus pus oturmasına neden olan bişey sevdiğiniz kişiye seviyorum bile diyemiyorsunuz oda gidiyor arkadaş dediğiniz kişiyle çıkıyor sende öyle susuyorsun

Yorumu gönderen: serkan, 06.02.2015, 16:04 (UTC):
Merhaba allah askina bnada yardimci olun ne yapmam lazim.hayatim kabusa dondu 26 yasinda sevecen hyat dolu isinde gucunde biriyim iyi ktu isim arabam var maddi drumum orta ama kendi icimde o kadar yanliz ve mutsuzumki bu ixe donuklugumden bir kiz arkadasim bilw yok hep kalabaliktan kacarim residence de oturuyorum.resepsiyondaki kadinlar bni grmesin dye otoparkdan eve cikarim artik bu denli ileri bnimkisi artik kaldiramiyorum bseyim de yok cok sukur bkilirsa cogu kisiden ystlerde yasiyoeum onerisi olan Allah rizasi icib yazsin ilac filan yoksa bole gderse intihar bile etmeyi dsunuyorum":((( face become sober ekleyebilirsiniz knu ile ilgili tskler

Yorumu gönderen: mor, 03.12.2014, 21:09 (UTC):
Belki fazla abartıyorum.Daha yeni bir ortama geçtim üniversiteye başladım,hazırlıktayım ve 9 hafta geçmesine rağmen köşe kapmaca oynayan kızın biriyim.Aşmam gerektiğinin farkındayım.Yüz yüzeyken yan yanayken de o insanlarla bunu söylüyorum,düşünüyorum hep.Bundan dolayı da susup kalıyorum fikirlerim olmasına rağmen.Ailemle,dostlarımla ilişkim iyi.Karşı cinsten bir iki kişiyle konuşabiliyorum ama diğer türlü sanki gözler hep benim üstümde hissediyorum,her saniye rezil olacağım korkusuyla öylece susup oturuyorum.Allah yardım eder deyince bitmiyor şükür ki kullanalım diye akıl vermiş.Ve bu sorunun da üstüne gitmekten başka yol yok.

Yorumu gönderen: burcu, 06.10.2014, 10:53 (UTC):
Bu utangaçlıktan kurtulmanın bir yolu yok mu? Ben bi de öğretmen olacağım sürekli sunumlar falan yapacağız sınıfta tartışma yapılıyor tek cümle söyleyemiyorum insanlarla tanışamıyorum tanıdıklarımı bi yerde gördüğümde selam bile veremiyorum, en yakın arkadaşımla konuşurken bile rahat olamıyorum, kalabalık bi ortamda etrafa bakamıyorum gözüm hep yerde oluyor, sınıfta en arkalara oturuyorum, ortalarda bi yerde oturduğumda bile o dersi geçiremiyorum sıkıntılı bi şekilde etrafıma bakmadan bi şeye odaklanamadan duruyorum. Bu çekingenlik bu utangaçlık hayatımı çok zorlaştırıyor, karşı cinsi bırakın hemcinsimin yüzüne bile bakamıyorum konuşamıyorum. Hayat kabus gibi, her şeyi zorlaştırıyor. Yeter artık. Sunum yaptığım zamanlar ezberden söylüyorum her şeyi, hep yere bakıyorum ve bi an önce bitsin diye sunummu eksik yapıyorum alacağım puan umrumda bile olmuyor. Sözlü sınavlara girmek istemiyorum. Hayat zor.

Yorumu gönderen: blinmior, 17.09.2014, 15:04 (UTC):
Omuldan hayattan nefret ediyorum helede sen utangacsin kimseye bisey diyemiyosun ama sana soyle soru soruyolar hep neyin var caninmi sıkın halinmi yok aslinda oyle deil utaniyorum kimseylen konusmak istemiyorum sadece kendimi eve hapsedip ordan cikmamak kimseylen konusmamak istiyorum. Herkesi kiskaniyorum cok gzl konusuyolar bazi zaman keske bnde oyle olsaydim diyorum ama genede yapamiyorum kac yasima geldim hep boyleydim eskiden gene konusurdum liseye gecince iyice icime kapandim bir erkegin yuzune bille bakamiyorum utaniyorum . Alah hepimze yardim etsin hepimiz bu utangacliktan kurtuluruz insallah . Bn bide hemsire olucam nasil hastalarlan konusucam nasil onlarlan iletisim icinde olicam hic bir fikrim yok arkadaslar ellimizden geldigi kadar yenmeye calisalim insallah da yeneriz. Ve sakin ki evde oturmayin hep cikin gezin yosa evde oturdugunuz surece asla asamazsiniz

Yorumu gönderen: UTANGAÇ KIZ, 18.12.2010, 07:36 (UTC):
EMEĞİNİZE SAĞLIK GERÇEKTEN SÜPERRRR

Yorumu gönderen: erhan, 15.12.2010, 23:38 (UTC):
ilaç tedavilerinin isimleri nedir kullanmak istiyorum acaba nasıl bişey unutkanlık mı negibi faydası var bilmek isterdim

Yorumu gönderen: eda, 10.12.2010, 14:43 (UTC):
bende çok çekingenm kuzenlerime karşı bile böyleyim

Yorumu gönderen: ali, 14.11.2010, 01:44 (UTC):
emeginize saglık tam benım yasadıgım sorunarı ele almıssınsz ama nasıl üstesınden gelecegımı bilmiyorum...

Yorumu gönderen: nebiye demir, 09.11.2010, 23:14 (UTC):
emeğinize sağlık

Yorumu gönderen: özgürrrrr, 20.10.2010, 12:50 (UTC):
allah hepimizin yardımcısın olsunnnnn.isyan etmemek elde değil.

Yorumu gönderen: nur, 12.10.2010, 15:50 (UTC):
bende cok cegingenim kalabalik ortamlarda herkezin gözü benim üzerimdeymis gibi geliyor. herzkez sakalasirken sohbet ederken bende onlar gibi olmak istedigim icin hep onu düsünüyorum ve kendim ne konuscami bulamiyorum..morelimde hep bozuk o yüzden.. yada ben bise diyince yanlis bise mi söylüyorum , ya rezil olursam diye düsünüyorum.. bu yüzden cikmak istedigim ama o kisiyle yapamicami düsündügüm icin teklifi red ettim.. dogru sohbet kuramiyorum.. :( cok tanidigim arkadaslarim var hepside beni severler ama sadece 1-2 kisiyle geziyorum...

Yorumu gönderen: nur , 27.08.2010, 15:40 (UTC):
çekinerek korkarak yaşmanın nasıl dayanılmaz olduğunu biliyorum ilkokuldan beri çekingenim eğer bu kadar söz söyleme özürlüsü olmasaydım korkmasaydım normal olsaydımmüthiş başarılı bi insan olacağımdan eminim şimdi üniversteliyim akıllyım yeteri kadar güzelim ama yine yine çekingenim kaçkişinin teklifini yüzlerine bile bakamadan geri çevirdim:) karşıma çok sıkı dost olabilecek ne kadar insan çktı ama ısrarla yalnızım yaşam kalitemi eksilere düşüren bu durumu daha yeni kabullendim eğer kabullendiysek adlandıra bilidysek hareketede geçebiliriz die düşünüyorum kendi adıma konuşursam benim tüm bunlara neden olan sorunum aşağılanma korkusu galiba :)

Yorumu gönderen: hannahmontana, 22.08.2010, 21:12 (UTC):
You get the best of both worlds
Chill it out, take it slow
Then you rock out the show

You get the best of both worlds
Mix it all together and you know that it's the best of both worlds

Yorumu gönderen: ismail, 20.08.2010, 09:00 (UTC):
yardımlarınız için teşekkürler iyi çalışmalar :)

Yorumu gönderen: hareketegeç, 02.07.2010, 18:26 (UTC):
bu durumun beni ve çevremi mutlu etmediğini biliyorum alışkanlıklardan kurtulmak zor sadece.biraz cesaret gösterdiğimde herşey daha güzel oluyor.bu duruma katlanmak zorunda değiliz arkadaşlar sadece düşünmeden aklımıza geleni söylemeliyiz daha fazla ne kaybedebiliriz ki

Yorumu gönderen: osman, 23.06.2010, 09:08 (UTC):
Yav Arkadas 19 Yasına Geldim Gene Aynı Sorunlar Her Ortanda Aynı Durumlar Off Sıkıldım Böyle Davranmaktan Felan Bune Yav Yeter Diyoruz Ama Bitmiyorki Kesin Bir Cözüm Yokmu Nasıl Kurtulmaz Bu Durumdan.

Yorumu gönderen: pelin, 21.05.2010, 09:58 (UTC):
bende bıktım arkadaşlar eşimden bile dünyalar kadar sevdim eşimden bile çekiniyorum rahat olamıyorum:((

Yorumu gönderen: mutsuz :((, 14.05.2010, 19:27 (UTC):
bıktım şu utangaçlıktan artık kendimle konuşmaya başladım ya deliriyorum galiba.....

Yorumu gönderen: fatih, 28.04.2010, 12:19 (UTC):
bende bıktım çekingenlikten iki lafı bir araya getirip konuşamıyorum..bildiğim şeyi anlatırken yüzüm kızarıyor dilim dolaşıyorr off ne yapacağım benn

Yorumu gönderen: yalnız kurt, 19.04.2010, 16:44 (UTC):
bende bıktım bu dertten kaç yaşına geldim hala aynı.çekingen arkadaşlar ekleyin dertlerimizi sorunlarımızı paylaşalım birbirimize destek olalım msnim :rapci86 html

Yorumu gönderen: Erdem, 18.02.2010, 11:15 (UTC):
bende şikayetciyim ama yapcak bişey yok benim çekingen olmamı bildiği halde öğretmenim bana konu anlattırmaya çalışıyor sırf bu yüzden bugün okula gitmedim.soruları bildiğim halde cevap vermiyorum çünkü cevabım doğru olsa bile sınıftakiler bir bahane bulup beni rezil ediyor hep içime atıyorum şu anda bunu yazarken bile çok sinirliyim bıktım artık bu insan oğlu çok insafsız başkasının açığını bulunca vakit kaybetmeden rezil ediyor...:(

Yorumu gönderen: rabia, 15.01.2010, 07:37 (UTC):
teşekkür ederim güzel bilgiler vermişsiniz. FAkat ben aradığım şeyi bulamadım. Ben bir ilkokulda rehber öğretmeniyim ve öğrencilerimin bi kaçında bu sorun var. ileri düzeyde olmalı ki derste söz aldıklarında ileri geri sallanıyorlar, ellerini hareket ettiriyorlar yani kendilerini kontrol edemiyorlar. Bu durumda ne yapmalıyım? Acaba psikiyatra mı yönlendirmeliyim? Yoksa ben bireysel görüşmeye başlarsam ne kadar yararlı olabilirim? Bi bilginiz varsa paylaşırsanız sevinirim.

Yorumu gönderen: hayal, 30.12.2009, 22:53 (UTC):
her ortama grdıgımde bana soru yöneltıklerınde yüzümün kızarmasından bıktım nasıl halletcem ben bu sorunu ya:(

Yorumu gönderen: muro, 19.12.2009, 12:30 (UTC):
aynen böle bi toplum içinde bi yere gittigim zaman insanların bana baktıgını düşünüyorum ve bu durumda rahatsız oluyorum birde sanal ortamda kendimi çok iyi ifade ediyorum çok iyi konusuyorum fakat gerçek hayatta nedense böyle olmuyor çok utanıoyorum vede çekiniyorum

Yorumu gönderen: lale, 16.12.2009, 16:56 (UTC):
helal olsun ya bu çekıngellık daral verdi

Yorumu gönderen: angela, 02.12.2009, 08:57 (UTC):
evet haklısınız çok zor çekingenlik benim de tüm hayatımı perişan eti ...:S lanet olsun yaşım 42 oldu şimdi de artık çekingenliğin verdi sebebpten dolayı eve haps ettim kendimi insanların eni izlediğini bana baktığını düşünüyorum ve bu yüzden ayda sade 1 veya en fazla 2 kez sokağa çıkıyorum:S::S: artık nerdeyse 130kilooldum ama hala ben evdeyim :Sçok üzülüyorum ama yapacam bir şey yok... ama araştırıyorum bakalım ,nettin çok faydası var ve sizlerinde.sizlerede çok teşekkürlerimi sunuyorum...

Yorumu gönderen: sibel, 25.10.2009, 14:38 (UTC):
allah karetsin bıktım artık bu çekingenlikten sürekli kafamda düşüncelerle dolaşmaktan bıktımm

Yorumu gönderen: carnageful boy, 21.09.2009, 20:47 (UTC):
allah çekingenliğin utangaçlığın belasını versin

Yorumu gönderen: Mustafa, 15.09.2009, 15:23 (UTC):
çok hora geçti

Yorumu gönderen: serdar, 07.09.2009, 10:34 (UTC):
ellerinize sağlık gayet güzel bilgiler var

Yorumu gönderen: mustafa, 15.08.2009, 16:53 (UTC):
çok sağolun ellerinize sağlık:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36703232 ziyaretçi (102756239 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.