Ölüler Kitabı 1 (Mısır)
 

Ölüler Kitabı 1 (Mısır)

Mısır'ın Ölüler Kitabı

Düşünce evreninin beşiği kabul edilen Yunanlılar, Thales ya da Euclid'e rağmen yine de zaman ve saat matematiğin'! yeterince çözümleyememişlerdi, çok daha farklı bir kültürel konumda bulunan Mısırlılar'ın pratik çözümü şaşırtıcıdır. Gerçekten de Mısır'ın Yunan'da olduğu gibi bir matematik felsefesi, düşünürleri yoktu. Astronomik tüm bilgileri dinsel törenlerle kısıtlıydı ama Mısırlılar, M.Ö. 3000 civarında, günesin doğusunu ve batisini hesaplayarak bir dikilitaşın neresinin günün hangi saatinde ışık alacağını, bir tapınağın bir yerindeki penceresinden içeri girecek olan güneş ışığı ile bir yazı şifrelemeyi biliyorlardı. Günesin dışında, Eski Mısırlılar, gökyüzünüzün en parlak cisimlerinden Sirius' un da, yılda bir kez sabah saatinde güneşle ayni konuma geldiğini de keşfetmişlerdi. Bu astronomik konum, Nil'in taşmasıyla ilgili olarak Nil yılının başlangıcıydı, Mısırlılar için bu günler Mısır tanrıları Osiris, Horus, Seth, İsis ve Neftis'in doğum günleriydi. Nil yılı daha da doğrusu Nil Nehri'nin varlığı Mısırlılar için öylesine önemlidir ki, ölüm ötesiyle ilgili inançları da doğurmuştur.

  

Firavun, Bir Tanrı'ydı...

Fransız Moret'e göre, Nil Nehri Mısır'ı Akdeniz ve Afrika Mısır'ı diye ikiye ayırır, gerçekten de bu coğrafî konum bin yıllarca Mısır'ı Yukarı ve Aşağı Mısır ya da Krallık olarak jeopolitik olarak böldü. Bu bölünme ve temeldeki krallık kavgaları Mısır'ın tek kralının yani Firavun'un varlığım da böldüğünden önemlidir, zira tüm eski uygarlıkların içinde kendisinin tanrı olduğunu ileri süren tek kral, Firavundur. Gerek Mezopotamya'da, diğer Orta Doğulularda daima krallar tanrıların seçtiği temsilcilerdi, ancak ölümlerinden sonra tanrılaştılar ama Mısır'da Firavun, tanrı demekti. Yasarken Horus, öldüğünde ise Osiris'ti. iste bu inanç top yekün Mısır mitolojisi ile, krallığın doğrudan ilişkisi demekti. Mısırlılar'ın mumyalama ve mumyalama ile ilgili mitler, uygulanan ritüeller hep bu temelin üzerindeydi. Ölüm ve ölüm ötesi yasama böylesine bir takıntı sadece Firavun'un ölümsüzlüğü ve tanrılığı nedenine bağlıdır. Ama Mısır'da Osiris kültünün hemen yanında kökeni çok daha eskilere giden bir de Ra kültü yani güneş-tanrı veya dini vardı, ikisinin kokteyli ve yaşamın kökeni olan Nil inançları Mısır dinini oluşturuyordu, Çok kısa olarak Osiris'i tanımamızda yarar var.

ein Bild

Bilim-Kurgu Romanına Benzeyen Bir Mitoloji

Osiris bitkiler evreninin tanrısıdır, ölür ve yeniden dirilir ama ayni zamanda da yeraltı dünyasının da hakimidir, ruhların yazgısına karar veren kurulun başıdır ve salt bu yönüyle mumyalama ritüellerinin kaynağı olur. Osiris'in erkek kardeşi Seth ile olan kavgası ise Yukarı-Aşağı Mısır ayrımının simgesidir. Böylece Osiris'in sosyal, dinsel ve siyasal üç kimliği ortaya çıkar, İsis, Osiris'in kız kardeşi ve ayni zamanda da karisidir, kayın birâderleri olan Seth ve Typhon 72 ihtilalciyle beraber iyi Kral Osiris'i parçalara ayırıp, Mısır'ın 42 eyaletine bu parçaları atacaktı. İsis, Seth'in dağıttığı parçaları bulacak ve kız kardeşi Neftis'in yardımıyla yeniden yasama döndürecektir. Osiris, bundan sonra yeraltı ülkesinde yasayacak ve oğlu Horus öcünü alacaktır. Horus, daima şahinle simgelendi ve firavunların başlarında şahin arması bulunurdu. Ama firavun ayni zamanda da Mısır'ın ilk kralı ve dünyanın yaratıcısı olan olan Ra'nın da oğluydu. Osiris ve Ra kültlerinin karışımı burada açıkça görülür. Bir bilim kurgu öyküsüne benzeyen kısa ama temel girişten sonra Mısır'ın ölüm ve ölüm ötesiyle ilgili inançlarım daha iyi anlayabiliriz.
Simdi ölüme doğru yol alalım...

ein Bild

"Ölüler Kitabı" ve Ötesi...

Eski Mısır'da ölüm ve ötesiyle ilgili kaynaklar Piramit ve Tabut yazıtlarıdır, bütün bunlar "Ölüler Kitabi" denen ölüm, ölüme geçiş ve ölümden sonra yasamla ilgili kuralları ve düzeni anlatan bütün bir bilgi veya inanç sisteminin parçalarıdırlar. Mısırlılar ölümden sonra yeniden dirileceklerine inanırlardı, Osiris'in yeniden dogması ve onun kişiliğinde simgelenen KIŞ ve BAHAR örneklerindeki gibi. İnsan, beden ve ruhtan oluşuyordu, her ikisi de ölümden sonra ebedi olarak kalabilirdi, yeter ki ölümden sonra insan Osiris'in önünde günahlarını bağışlatsın ve saf olarak cennette kalabilsin. Osiris, insanin kalbini bir tüy ile tartarak samimiyetini ölçerdi, eğer ölü insan bu ölçümde basarisiz olursa aç, susuz ve güneşsiz olarak ebediyen mezarında kalırdı. Osiris'in sınavlarından başarıyla geçebilmek için bazı yöntemler uygulanırdı, örneğin mezarlara yiyecek ve tanrıları sevindirecek tılsımlar konurdu. Ayrıca, balık, yılan, hamamböceği gibi böcekler rahipler tarafından kutsanarak ölüye yardımcı olurlardı. Ama en önemlisi, "Ölüler Kitabı"nın satın alınıp mezara konmasıydı. "Ölüler Kitabı", ölüm rahiplerinin yazdıkları dua ve yöntemlerle, Osiris'i sakinleştirecek ve hatta aldatacak önerilerle doluydu. "Ölüler Kitabı" örneklerinden yüzlercesi papirüs rulolar halinde mezarlardan çıkarılmıştır ve en eskileri Piramitler Dönemi'ne aittir, yani M.Ö. 2500'lere. Mısır inançlarına göre tüm bilgiler veya bilim, bilge tanrı ve yazman Toth tarafından yazılmıştır. Bugün dâhî bâzı mistik-pagan çevreler, Tarot Kartları'nın kökeninin Toth kültünden kaynaklandığına inanırlar.

ein Bild

Tek Tanrı'nın pesindeki Kral

Tüm bu yöntemlerin sonucunda ölen bir insan, öteki dünyada yasamak için hak kazanabilir, günahlarını affettirebilir, istenilen yasama kavuşurdu. İlginçtir tüm Eski Mısır ölüm inançlarında ahlaki öğütlere pek rastlanmaz, rahipler halkın dinsel törenleriyle uğraşırlar ama genelde onların ahlaki düzeyi ile uğraşmazlardı. Ölüler Kitabı'nda eğer rahipler çözüm getirdiyse, iyi ve ahlaklı biri olmanın pek üzerinde durulmaz. Sihir ve büyü Mısır inançlarında çok etkin ve yaygındır, Firavun'un özel büyücü ve sihirbaz danışmanları vardı, özetle Mısır dini tüm zengin öğelerine rağmen, ahlaki bir öğreti içermediği veya ruhsal eğitmeyi içeren bir yaklaşımda bulunmadığı için kutsal bir kitaba sahip değildir, bilindiği kadarıyla dinsel metin olarak ortada sadece "Ölüler Kitabı"nın bölümleri vardır. Ama "Ölüler Kitabı"ndan örnekleri görmeden önce bir dönem Mısır'ı etkileyen dinsel reformu unutmamak gerekir. Reformun babası MÖ 14.Yüzyıl'da yaşayan IV.Amenofis'ti, bu Firavun Moneist bir temeli olan ve yaratıcı ilah Aton'un dışında tüm tanrıları reddeden yeni bir dini kurdu. IV.Amenofis, tahta geçtiğinde rahip sınıfının gücünün krallıktan fazla olduğunu ve yönetimi ellerinde tuttuklarını fark etti, bundan kurtulmak istemişti, bir başka kaynağa göre ise Firavun, bir güneş rahibi olan amcasının etkisindeydi. önce başkenti Orta Mısır'a Amarna'ya taşıdı, Amarna'ya "Aton'un Ufku" anlamına gelen "AknetAton" adı verildi, sonra Amon'un büyük rahipliği makamını kaldırdı ardından Teb'de isyan çıktı ama ordu bastırdı, IV.Amenofis kararlıydı. Yeni dinin esaslarını belirledi ve mistik şiirler yazdırdı, inancın temelinde yalana karsı gelerek gerçeğe ulaşma düsturu vardı ve Tek Tanı'ya olan sevgi derin duygularla anlatılıyordu; mezar taşlarında "Ey. biricik Allah senden başkası yoktur." yazıları bulunmuştur.

ein Bild

Bin Yıllar, Dinleri Bağlıyor mu?

IV.Amenofis. büyü ve sihri yasakladı, ölümden sonra da tek hakimin Aton olduğuna inanıldı. Yeni dine inanan, Aton'un büyüklüğü ve tebliğime iman eden kişi, öte dünyada da mutlu olacaktı. Buna rağmen. IV. Amenofis tanrı oğulluğu sıfatını reddetmedi ve yüzyıllar sonraki Hz İsa'yı anımsatan bir tür peygamberlik yaklaşımı içindeydi. Ama önemli bir yön daha vardı, kişi Tanrı'ya asla bir ihtiyacını karşılamak için hitap etmezdi. aksine doğanın güzelliğine ve Yaratıcı'nın iyiliğine heyecan ve aşk duyan biri olmalıydı, gökten akan ve yaşamın kaynağı olan Nur'a tapılırdı. eşit olarak yayılan aydınlık adalet kavramını simgelerdi ve bu Nur Gerçeklik Ülkesi'ne bağlıydı, burada da Anadolu Tasavvufusun bazı çizgileri ister istemez akla gelir. Bir yazıtta söyle denir; "Ey yaşamın başlangıcı olan Aton, yeryüzünü güzellikle doldurursun, ışığın yarattığın her şeyi aydınlatır ve her şey senin aşkının bağlarıyla bağlanır, her göz kendi üstünde seni görür, Ey Sen ki, tek ilahsın ve hiçbir benzerin yoktur, sen dünyayı kalbinin istediği gibi yarattın..." Anlaşılıyor ki, IV.Amenofis Tek tanrı düşüncesinin simgesi olarak güneşi ve ışınlarını seçmişti. Tapılan bir heykel veya put yoktu. Bu yeni din, yuvarlak kırmızı bir güneş ve ondan çıkarak yere inen ve uçlarında el şekilleri bulunan ışınlar olarak simgelendi. Buradan çıkan bir sonuç var...

Simgeler, Bilinmeyen Gerçeği Saklıyor

Tarihçi ve araştırmacı Arthur Weigall'a göre, Hz Musa'nın kavmiyle beraber Mısır'ı terk etmesi, M.Ö. 1346'da Firavun Tutankamon döneminde olmalıdır. Özgün adıyla "Manethon" yani Musa, tarihî bir kişiliktir, IV.Amenofis'in din reformu döneminde yaşamış ve bu düşüncelerden yola çıkmıştır. Buna karşın, IV.Amenofis'in din reformu, Mısır'da kökleşmemiş; yirmi yıl sürmüş ve ölümünden sonra eski inançlara dönülmüştür ama Tek tanrı inancı farklı bir yerde, Filistin'de kökleşecek ve başka bir dinin temeli olacaktır. Biz, yine "Ölüler Kitabı"na dönelim; birçok çağdaş uzmana göre "Ölüler Kitabı", çok büyük ve çok derin bir sırdır. 1758'de Fransız Cyprianus, derinliğine zor varılan gerçek kutsallığı bu kitapla tanıdığını belirtirken, bir diğer uzman Lucien; "Mısır dini, bilmecelerle doludur. Konuyu iyice bilmeden ve hatta mistik deneylerden geçmeden asla alay etmemeli veya küçük görmemeliyiz, tanrıların gerçekten tanrı, köpek başlıların ne olduğunu bilmek için bu sırları tanımak gerekiyor." diyordu.

ein Bild

Ölüm Ötesine Geçiş...

"Ölüler Kitabı"nın anlamını iyi bilen ruh, Evrenin Büyükleri'ne meydan okuyabilirler ve hakimlerin karşısına korkmadan çıkabilirler. Her ölünün ruhunun tartılışı adli korkunç sınavda savunma yapabilecekler, Osiris'in önünde yeri öptükten sonra ruhlarını pisliklerden koruyacaklar. Çünkü ruh hem bir kadının karnından çıkarken, hem de yaşamı süresince kapıldığı tutkular yüzünden kirlenmiştir ve ruh bedeninin kirlendiğini hisseder. Ancak "Ölüler Kitabı"ndaki dua ve formüller sayesinde ruh Ra'nın ateşinde tutuşmadan, 42 hakimin önüne çıkmaktan korkmayacaktır. 42 hakimin her birisi, Mısır'ın bir bölgesin! ve 42 günahtan birisini temsil ederken ölüyü sorgularlar, ölü o anda Thoth'un önünde yanlışları itiraf etmelidir, Thoth gizlilerin sahibidir, bilinmeyen bir nedenle bir şebek olarak resmedilir. Peki ölü ne diyecektir veya nasıl olmalıdır? Thoth ve çakal kafalı tanrı Anubis teraziyi dikkatle izlerlerken ölü, insanlara karsı günah işlemediğini, mevkilere saygılı olduğunu, tanrıları kızdıracak bir şey yapmadığını, öldürmediğini ve öldürmek için emir vermediğini, kimseye acı çektirmediğini. tapınaklardan bir şey çalmadığını. kimsenin toprağını çalmadığını. hileli tartı kullanmadığını, tanrıların kuşlarını ve kutsal göllerin balıklarını çalmadığını doğru olarak söyleyecek ve kendini temize çıkaracak.

Cennet'te Yaşam

Tanrıların yazıcısı olan Thoth ve mezarlıktan koruyan Anubis, ölüyü dinledikten sonra teraziye bakacaklar ve eğer Thoth terazinin iki kefesinin dengede olduğunu yazabilirse. kefenin birisinde ölünün vicdaninin ve iradesinin simgesi olan kalbi, diğerinde ise Maat'ın yani gerçeğin tüyü vardır, yani gerçek tüy kadar hafiftir. O zaman ibiş kuşu kafalı Thoth, ölüler tanrısı Osiris'e dönecek ve ölünün kalbinin doğru olduğunu ve kalbin tüyden ağır olmadığını söyleyecektir. İşte o zaman ölü, ebediyen istediği yerlere gidebilir, canlıların arasına,yerin altına, Samanyolu'nun derinliklerine... artık o bir ölü değildir ,ölümsüzlerle beraberdir,bulunduğu yerde yiyecek tarlaları vardır.incir ağaçlarının gölgesinde serinliği tadacaktır ve tanrıçaların sütünden içecektir. Bu arada kötülerin yerini de görecektir, orada kendi iç organlarını yiyen krallar, işkenceci tanrılar, kafaları kesik ama vücutları olan belleksiz ruhlar vardır". Ama o onlardan uzaktır ve ışık ruhların arasında. ebediyen yükselmiştir, İncil'de yazdığı gibi; "..onlar cennette ışık saçan yıldızlar gibi olacaklar"dır.

ein Bild

"Ölüm, Geceye Benzer"

"Ölüler Kitabı"ndan bazı bölümlerdi bunlar, aslında tümü Mısır'ın gizeminden ancak birkaç damlası. Böylesine garip bir uygarlığın bir diğer örneği tarihte yoktur. Yunan uygarlığının temelinde Mısır yatar, tarihte bu kadar etkin iki kültür aktarımı daha vardır ama sonraki yüzyıllarda, bunlar Yunan biliminin İslam Dünyası'na, İslam kültürünün ise Bati Avrupa'ya aktarımıdır. Başta söz edildiği gibi, Mısırlılar'ın matematik bilgisinin incelenmesi hayal kırıklığı yaratmıştır çünkü günümüze kadar ulaşabilen dev yapıtlar inşa edebilmişlerdi fakat buna karşın TIP bilgileri şaşırtıcı düzeydedir. Öte yandan Eski Mısır'da Mezopotamya'da olduğu gibi, Astroloji yoktur, yerinde Astroaltri yani gök cisimlerinin tanrı kabul edilmesi vardır. Onlar, gök olaylarını dinsel bir çerçeve içinde görüyorlardı. Ayrıca, göklerde şaşmaz bir düzenin bulunduğuna, görünümler değişse bile temelde bir kararlılığın bulunduğu inancındaydılar. Ama bu inanç mitoloji ve masallarla örülüydü ve bu yüzden Mısır astronomisi ayinlerle, dinsel törenlerle iç içeydi. Çok dindardılar, din islerinin aksamaması için çok özen gösteriyorlar, zamanın akışına anlam veriyorlardı. Onlara göre zaman bitimsiz olduğu için, daima yeniden, yeri bastan yaşanıyordu. Günleri uğurlu veya uğursuz diye ikiye ayırırlardı, her zaman dilimi için sihir formülleri vardı, hareketlerini buna göre yönlendiriyorlardı. Geceye benzettikleri ölüm sonrasında, ruhların kendilerini düşmanlarından koruyabilmeleri ve davranışlarını düzenleyebilmeleri için dünyasal görevlerini doğru zamanlarda yerine getiriyorlardı. Salt bu yüzden mezarlıklarda lahit kapaklarının içlerini köşegensel yıldız saatleri resimleriyle süslediler.

Mısır, ünlü bir gezginin söylediği gibi anlatılması değil, gezilip görülmesi ve hatta yaşanması gereken bir yerdir. Giza Piramitlerini, Teb'i. Karnak ve Luksor'u ve de müzelerdeki göz kamaştıran eserleri yakından görmeden günümüzden binlerce yıl önce yaşamış olan bu insanları anlamak mümkün olmaz. Belki de böyle bir görsel asamadan sonra, Mısır'ın gizemi, "Ölüler Kitabı"nın içyüzü ve diğer bilinmeyenler aydınlanabilir.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: mesut, 21.08.2016, 10:48 (UTC):
Bu konular beni çok heycanlandırıyor mesutozmen2011

Yorumu gönderen: zoltar, 27.05.2016, 00:16 (UTC):
bu kitapta sadece okumamızı istedikleri şeyleri yazdılar tamamını yazsalardı ne vatikan ne musa kalırdı

Yorumu gönderen: mısırrr, 12.05.2016, 16:20 (UTC):
bu kitabın yalan olduğu kime göre ispatlandı .sen bir dini veya bir inancın yalan olduğunu ispatlayamazsın .bir dinde mantık veya gerçeklik arayamazsın .kimse bu kitabın yalan olduğunu ispatlayamaz. yalan olduğunu düşünebilir ama din konusunda ispat diye bişey olmaz !!!!!!

Yorumu gönderen: Akrep, 05.05.2016, 18:58 (UTC):
İnsan oğlunun doğasında olan bir şey bu esrarengiz olayları araştırmak anlamak öğrenmek devamlı uğraş icinde olmak yapıcak birşey kalmadında insan kendini boşlukta görür insan örenmek ve geliştirmek için var ölüm ötesi öldüğün an itabarinde sonzuz uykuya yatarsın kıyamet öldüyün gün kopar o senin kıyametin öldüğünde bedenin çürür kemik yığınına dönersin hic var olmamış gibi yaşam ve ölüm kaçınılmaz

Yorumu gönderen: Kadid, 01.05.2016, 07:25 (UTC):
Tamamen hayal ürünü olduğu apaçık ortada geçmişin batıl inançları ,cahillikleri ve görüştükleri ölüler değil onlarla dalga geçen cinlerdi ve olaylar bunlara yansıtılmış

Yorumu gönderen: Harbimi, 01.04.2016, 16:31 (UTC):
Antik çağın bilgileri olarak bakılmalı.Kimse olağanüstülük aramasın.aklınızı ilimden başka bir şeye inandırmayın.Tarihsel bilgiden başka birşey hiç değil.

Yorumu gönderen: Nihat, 17.09.2015, 17:36 (UTC):
arkadaslar bu sadece bilgi amacli yapilmisdir yoksa O KITABIN YALAn oldugu isbatlandi

Yorumu gönderen: murat, 29.07.2015, 21:11 (UTC):
ben ölü diriltme dayfasını istiyorum

Yorumu gönderen: Shr, 13.10.2014, 01:31 (UTC):
Shin bana ulas seninle görusmem lazim dilerim bu msjimi his eder görürsün

Yorumu gönderen: horus, 09.11.2013, 19:23 (UTC):
Sana dokunmak, hayatın içinde durup dinlenmek gibi. Sana dokunmak, nefes almak gibi. Sana dokunmak, tüm kelimeleri yakmak gibi. Sana dokunmak, tüm insanları affetmek gibi. Sana dokunmak, hayatı temize geçmek gibi. Sana dokunmak, ölüme inat gibi. »

Yorumu gönderen: şahin, 18.12.2010, 13:24 (UTC):
şahin söylediklerin çok ilgimi çekti uzun zamandır düşündüğüm şeylerin cevabını sende bulacakmışım gibi bir his var içimde.Eğer dediklerin doğruysa senle en kısa zamanda görüşmek istiyorum.bildiklerimi burdada söylemek isterdim ama diğer insanların kaldıracağı şeyler değildir Bana sana ulaşabileceğim bir bilgi verirsen memnun olurum

Yorumu gönderen: şhin, 08.12.2010, 22:44 (UTC):
bnm uzn zamn dır eski mısırlılara inancım var onlrın o esra rengiz dün yılculuk yapmayı cok isterdim hatta rüyalarda kendimi devamlı firahun olarak grürüm gitederleri rüyada grüürdüm birgün meakk etim ve raştırdım rüyalarda grd heryer gercek en ince ayrıntısına kadar altıncı hiissi yüksek olan birisiyim arada fal fifan bkyorum eğlence amaclı ama her dediğim buzamana kadar ldu ölümbkmı braktım ama onlar beni brakmadı geziye katıldım ve mısıgittim abu simbeli dolaşırken terden eski bir şahn senbolu olan olan bir yüzzük buldum ve d taktım başlar doşuma giitti ama sonra nedndir bilmiyorum am farklı oldum ve yüzzüğü bir arkeolak tanıdaıma gsterdim ve mö.aiiğunu syledi dahkilrndim neden benim karşıma cktı tekrar yatıp uyudum drüyamda bir ışık o senin dedii sahibii sensin ve tereleyerek uyandım aklımdann gecirdim herşey hemen hemen oluyo farklı bi gzle gmeye bşladım ama gücü sevdim yalan diil krkmyrum da ne yapmam gerek onuda bilmiyorum tkr mısıra gitmeyi dşünüyorum farklı alere acılan bi yol varsa onu bulmak istiyorum anhtarın yaniüzzüğün ölüle kitabınait olduğunu da grdm bir bilginiz vaaaarsa herkim olursa olsun tavsiyelerinizi vede bilgilnizi benimlpy ylaşmanızı isterim

Yorumu gönderen: handan, 10.11.2010, 10:50 (UTC):
ilim bilim tarih nerde varsa öğrenelim doğruları ve yanlışları ayırt edebilmemiz için de gerekli tabii aklını kullananlar için

Yorumu gönderen: amedli, 26.10.2010, 17:14 (UTC):
tatmin verici değil....henüz tam anlamıyla büyü denebilecek bir kitaba rastlamadım...aslında ya biz ahir zamana yaklaşıyoruz ya da ahirzamanın tam ortasındayız....söylediklerim ve söyleyeceklerimi herhalde ancak kuran ı çözerek bulurum...ona da ömrüm yeterse eğer....

Yorumu gönderen: engin, 16.10.2010, 14:01 (UTC):
caz için:
bu tarz her metnin altında yok o öyledir.. yok bu böyledir diyen beyinsizce muhalefet yapmaya çalışan ama inandığı tanrının sözlerini yazan koca kitabı bir kez dahi okumayan sümsük heriflerden nefret ediyorum...

Yorumu gönderen: CAZ, 13.10.2010, 23:32 (UTC):
özenilecek birşey yok çok komiksiniz (hollywoodun sayesinde)
özellikle eski mısırda ve hindistanda çok görülmektedir bunların tanrı diye tapındıkları gerçekte şeytani cinlerdir musa gelip uyarmıştır tek olan tanrıya çağırmıştır tanrı günahlarını affetsin

Yorumu gönderen: essmee, 10.09.2010, 18:02 (UTC):
fadimeye katılıyorum...

Yorumu gönderen: fadime, 02.08.2010, 17:44 (UTC):
mısır çok esrarengiz bir kent bu esrar içnde olmak ise en büyük arzum

Yorumu gönderen: queen, 27.07.2010, 12:26 (UTC):
ölüler kitabında (piramit ve lahitlerde) yer alan birkaç özlü söz örneği verebilir misiniz?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36630373 ziyaretçi (102628957 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.