Ölümün Hakikati
 

ölüm, mezar, kabir, iskelet

Ölümün Hakikati

İnsanların ölümün hakikati hakkında bazı yalan yanlış fikirleri vardır. Bunları kısaca şöyle sayabiliriz:

1. Bazıları, ölüm denen şeyin sadece bir yokluk olduğuna, haşir ve neşir diye bir şey olmadığına inanırlar. Onlara göre iyilik ve kötülüğe karşı mükâfat veya ceza almak diye bir şey yoktur. Onlar insanın ölümünün bir hayvanın ölüp gitmesinden veya bir otun kuruyup yok olmasından farkı olmadığını sanırlar. Bu görüşler, haktan sapanların, tabiatçıların, Allah’a ve âhiret gününe inanmayanların görüşleridir.

2. Bir grup da, “İnsan ölümle beraber tekrar diriltilene kadar toprakta yok olup gider. Bu süre içinde, kabirdeyken ne azap çeker ne de sevaplarından dolayı zevk ve sefa..” derler.[1]

3. Bazıları da, “Ruh ölümle beraber yok olmaz, o bakidir, azabı çekecek ya da sevaba nail olacak yalnız ruhtur; ceset değildir. İnsanların bedenleri hiçbir zaman diriltilmeyecek.” derler.

İşte bütün bunlar bozuk fikirler ve haktan sapmış görüşlerdir. Âyet ve hadisler ölümün hakikatine şöyle şahitlik ederler: Ölüm sadece ve sadece halin değişimidir. Bir yurttan diğer yurda geçiştir. Ruh, cesetten ayrıldıktan sonra ölmez, yok olmaz, ya azap ya da nimet  içinde sürekli kalır! [kaynak belirtilmeli]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Zebîdî, bu görüşün, Cehmiyye ve Haricî fırkalarına ait olduğunu belirtir. Onlara göre, ölüler ancak kıyametten sonra diriltilir. Ölümden kıyamete kadar olan zaman zarfında hiçbir şey olmaz. Kabir azabını ve Münker-Nekir meleklerini ve de onların suallerini inkâr ederler.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36928100 ziyaretçi (103155241 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.