Ölüme Yakın Deneyimler (ÖYD)
 
ölüm, tünel

Ölüme Yakın Deneyimler (ÖYD)

Hazırlayan: Akhenaton

Önbilgi: Doğum ve ölüm gerçeği hayatımızdaki göreceli olmayan tek gerçektir. Hepimiz bir gün öleceğimizi bildiğimiz için kendimize göre ölümle ilgili doğal bir kabullenişimiz vardır. Fakat ölümün nasıl bir şey olduğunu ve gittiğimiz yerin nasıl bir yer olduğunu çok fazla düşünmeyiz, bu konuları araştırmak pek aklımıza gelmez. Ancak çok yakın bir sevdiğimizin ölmesi durumunda ölüm hakkında biraz daha çok düşünürüz. Ve ölümden sonra, gerçekten bir var oluş söz konusu ise, neler olmaktadır?

Ölüm ve ötealem konusu daha ziyade dinleri ilgilendiriyormuş gibi görünse de, elimizde ötealem ile ilgili farklı kaynaklardan edinilmiş çok fazla bilgi mevcuttur. Bu bilgiler, ötealemin nasıl bir yer olduğu, insanların varlıklarını nasıl devam ettirdikleri hakkında  hem tecrübe edip geri dönen varlıklardan ki buna ÖYD adını veriyoruz. Hem de medyumlar vasıtasıyla irtibat kurulan ruhsal varlıklardan aldığımız yöntemsel bilgilerdir.[1]

Hemen herkes, ölüme yakın deneyimler ya da ÖYD’ler hakkında bir şeyler duymuş olmalıdır. Bunlar, bireylerin klinik olarak "ölü" kabul edildikten sonra yeniden diriltildikleri ve kendilerine gelmelerinin ardından, bu deneyim sırasında fiziksel bedenlerini terk ettiklerini ve ölümden sonra gidilen âlem olduğu anlaşılan bir yeri ziyaret etmiş olduklarını anlattıkları olaylardır.[2]

ÖYD Nedir?

Ölüme yakın deneyimler (ÖYD ya da NDE - Near Death Experience), tıbbi anlamda kalbi durup daha sonra tekrar hayata dönen insanların geçirdiği tecrübelere verilen isimdir.[3]

Yani bireylerin klinik olarak "ölü" kabul edildikten sonra yeniden diriltildikleri ve kendilerine gelmelerinin ardından, bu deneyim sırasında fiziksel bedenlerini terk ettiklerini ve ölümden sonra gidilen alem olduğu anlaşılan bir yeri ziyaret etmiş olduklarını anlattıkları olaylardır.

Bir başka tanımlamayla ÖYD’ler; trafik kazası geçirenlerde, kalbi duran ve tıbbi müdahale ile tekrar canlandırılan insanların klinik olarak ölü sayıldıkları ama biyolojik olarak ölmedikleri durumlarda yaşanan beden dışına kayıştır. Yani ÖYD, şuurun bedenden ayrılması ve etrafında olup bitenleri, kendi bedenine yapılan müdahaleleri, doktor ve hemşirelerin hareketlerini hastane koridorlarında bekleyen yakınlarını, bitişik odada neler olup bittiğini görmeyi ve konuşulanları işitmeyi sürdürmesidir.

ÖYD’ler; bize ölümün bir son olmadığını, bizim düşünen ve algılayan yanımızın beyin veya beden olmadığını ispatlayan değişik şuur hallerinden biridir. Beden dışına kayan şuurun algılamaları devam eder. Uygun koşullar altında şuurumuz -bizim düşünen, algılayan parçamız fiziksel bedenden ayrılabilir ve dilediği herhangi bir yerde bulunabilir.[1]

ÖYD’ler bizim kültürümüzde ilkin 1975’te, psikiyatrist ve aynı zamanda felsefe doktoru olan Raymond A. Moody, Jr.’nin bu konu üzerinde yazmış olduğu çok satan kitabı "Life After Life"yi (Ölümden Sonra Yaşam) yayımlandığı zaman gündeme gelmişti.[4] Bundan kısa bir süre soma Elisabeth Kübler-Ross da, eşzamanlı olarak aynı türdeki bir araştırmayı yönetmiş olduğunu açıklayarak Moody’nin bulgularını yineledi.[5]

Gerçekten de, bu fenomene giderek daha çok araştırmacı el attıkça, ÖYD’lerin yalnızca şaşılacak kadar yaygın olmakla kalmayıp -1981’de yapılan bir Gallup araştırması 8.000.000.000 (ya da kabaca 20’de 1) erişkin Amerikalının bir ÖYD deneyimlemiş olduğunu ortaya koymuştur- aynı zamanda yaşamın ölümden sonra da sürmekte olduğunun en zorlayıcı kanıtlarının elde edildiği görüldü.[2]

Ölümden dönenlerin bir kısmında travma sonrası stres bozukluğu gelişse de daha az bir kısmında “ölüme yaklaşma deneyimi” (ÖYD) denilen farklı bir deneyim yaşanır. Bu deneyim, kişilerce “olağanüstü, ruhanî ya da dinî” bir deneyim olarak algılanır. ÖYD sırasında fiziksel bedenden ayrılma, kâinatla birleşme, uzay ve zamanın aşılması gibi sıra dışı hisler yaşanır, huzur ve öfori emosyonları eşlik eder, parlak bir ışıkla ya da ölen bir akraba veya bir din büyüğü ile karşılaşma gibi yaşantılar olur. Birçoğunda “tünel deneyimi” denilen ucunda aydınlık bir ışık görünen bir tünelde olduğunu görme, uçarak yükselme ve dünyayı yukardan görme gibi deneyimlerin de yaşandığı bildirilmektedir. Bu kişilerin çoğunda bu deneyimden sonra korku ve anksiyetede azalma, ruhanîlikte artış, hayata daha pozitif bir bakış, ölüm korkusunun azalması, materyalistik ve yarışmacı tavırların azalması, altruistik özelliklerin artışı gibi olumlu kişilik değişikliklerinin geliştiği söylenir. Hatta intihar girişiminde bulunup da ÖYD yaşayanların, intihar girişimcilerinin çoğunda beklenenin aksine bir daha hiç intihar girişiminde bulunmadıkları ileri sürülmektedir.[6]

ÖYD sırasında yaşananların beynin hipoksisine ve bu hipoksiye bağlı endojen opioidlerin ya da glutamatın salınımına bağlı olduğunu ileri sürenler de vardır. Ancak hipoksinin ÖYD’nin aksine çoğu zaman ajitasyon, ürkütücü halüsinasyonlar gibi hoş olmayan yaşantılara neden olduğu bilinir. Ayrıca çalışmalarda ölümden dönenlerde ÖYD yaşayanlar ve yaşamayanlardaki kan oksijen saturasyonuyonu arasında bir fark bulunmamıştır. Dolayısı ile ÖYD sırasında yaşananların hipoksi ile ilişkili olduğu varsayımı şimdilik güçlü bir varsayım gibi görünmemektedir.

ÖYD sırasında yaşananların psikolojik savunma mekanizmaları olduğunu ileri sürenler de vardır. Bu yazarlara göre bu sırada yaşananlar depersonalizasyon, arzu dolu düşünce ve geriye dönük konfabulasyondan ibarettir ve kişi aslında “inandığını görmektedir”. Ancak öteki dünyayla ilişkili pek bir fikirleri olmayan çocukların da benzer bir deneyimi tanımlamaları, farklı kültür ve inançtakilerin benzer deneyimlerinin olması ve yaşananların kişinin önceki dinî inancı ile bir ilişkisinin bulunmaması bulguları bu görüşün pek geçerli olamayacağını göstermektedir.[6]

Modern tıptaki ilerlemeler hayati tehlikesi olan kazalar ve hastalıklar geçiren insanların hayatlarını kurtarmayı mümkün hale getirmiştir ve ölüme yakın deneyim oranlarını artırmıştır. Ölümü ve ölmeyi araştıran bir bilim dalı olan tanatolojideki gelişmeler bu hallerle ilgili bilgileri artırmış, yaygın hale getirmiş ve hayatta kalanların bu bilgileri pozitif içsel dönüşüm için kullanmalarını mümkün kılmıştır.[7]

ÖYD Hakkında Anlatılanlar

Ölüm ve ötesi için elimizde varsayım ve inançlardan başka bir şey yok. Bugüne kadar öteki âlemden bilimsel kabul görebilecek hiç bilgi edinemedik. Çünkü bilim öte âlemi yok varsaymaktadır. Fakat biz ölümü değil de, ölüme yakın deneyimleri inceleyerek başlayabiliriz. Çünkü öte âlemden gelen yok ama gider gibi yapıp geri dönenler var. Öncelikle 15 Mart 2004 tarihli Vatan gazetesi manşeti aynen şöyle idi. "Ölüm korkulacak bir şey değil."

Sayın Metin Münir beyin 2001 Mayıs ayında kalbi dört dakika durmuş. O da yaşadıklarını yazmış. Metin beye göre ölüm korkulacak bir şey değil. İnsan öldüğü anda müthiş bir huzur hissediyor. Bu dünyayı terk ederken müthiş bir zevk alıyor. Kendi kelimeleri ile aktarayım:

"Ölüm tahmin edilenin, korkulanın, farz edilenin tam tersiydi. En şaşırtıcı olan harikuladeliği idi. Ölmek kelimelerle tarif edilmesi mümkün olmayan bir zevki tatmaktı." [8]

20 Mayıs 2009’da Batman’da 54 yaşındaki Hasan Altun’un kalbi hastanede 25 dakika süreyle durdu. Doktorların bildirmesiyle hastanedeki yakınları gözyaşlarını tutamadı. Aradan geçen 25 dakika içinde takılan geçici pille Altun yeniden yaşama döndürüldü. Doktor Tuncer Toklu, “Hastanın tıkalı damarı için anjiyo yaptıktan sonra, birden cihazın şeridi düz oldu. Şoklarda kendine gelmeyince, kalbine geçici pil takarak çalıştırıldı. Tüm doktorlarımız seferber olmuştu. Hasta yakınlarına öldü haberini verdikten sonra mucize bir şekilde hasta nefes alıp-vermeye başladı” dedi. Hastanede 25 dakika kadar kalbi durduktan sonra yeniden yaşama dönen Hasan Altun, hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Altun, kendisine müdahale edildiği ana kadar bilincinin açık olduğunu, daha sonrasını ise hatırlamadığını belirtti. Kendine gelir gelmez başındaki doktordan sigara istediğini söyleyen Altun, “Kendimden geçtikten sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde başımda bekleyen doktordan sigara istedim. Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi. Doktorun önerisini uygulayıp, bundan sonra sigara içmeyeceğim” dedi.

17 Eylül 1975’te Dannion Brinkley’in yaşadığı deneyim meşhurdur. Kendisi telefonla konuşurken, düşen bir şimşeğin telefon kablosundan geçerek kulağından tüm bedenine ve sonra ayağına kadar inmesi sırasında kalbi durmuştur. Kalbi durduktan sonra hastaneye kaldırılan Brinkley kurtarılamamış ve morga kaldırılmıştır. Morgda bir anda hayata dönen Brinkley klinik olarak tam 28 dakika ölü kalmıştır.[3]

Brinkley, bu süreyi şöyle anlatıyor:

Tam anlamıyla parlak ışıklardan oluşan bir okyanusta yüzer gibiydim. Işık dalgaları beni sağa sola savuruyordu. Hayatımda daha önce duymadığım güzellikte bir melodi kulaklarımda yankılanıyordu. Büyük bir sıcaklık etrafımı sarıyordu ama bu beni bunaltmıyordu. İnanılmaz derecede ferahlamıştım. Bu ışık okyanusunda sürüklenirken kendimi sanki yıllardan beri görmediğim ve çok özlediğim bir şeye kavuşmuş gibi hissediyordum. Etrafta sadece ben ve ışıktan oluşan dev enerji dalgası vardı. Gürültü koptu ve bu tarif edilemeyecek kadar güçlü enerjiden uzaklaştım. Gözümü açtığımda kendimi hastane odasında buldum. Ölümden geri döndüğüm için seviniyordum ama o güçlü huzur duygusunu hayata döndüğüm ilk dakikada özlemeye başlamıştım bile...

Brinkley, bu deneyimi yaşadığı 1975 yılından bu yana 100’den fazla kişinin gelecekte yapacağı büyük olayları gördü ve bunlar kayda geçti.

ABD‘nin ünlü hava durumu sunucularından olan Spencer Christian, Dr. Melvin Morse ve Paul Perry’nin kaleme aldığı "Ölüm Sonrası Deneyimler" adlı kitapta, 5 yaşında geçirdiği ölüme yakın deneyimi şöyle anlatıyor:

Virginia’da, Newport News’te oturuyorduk ve basit bir işlem diye nitelendirilen bir bademcik operasyonu için hastaneye yatmak zorunda kalmıştım. Bayıltmak için eter kullandılar. Ameliyat sırasında tehlikeli bir kanama başlamış ve çok kan kaybetmiştim... Diğer taraftan ameliyat masasında olup bitenlere dair hatırladığım şey, operasyonun ortasında bilincimin yerine geldiğiydi. Doktor ve hemşirelerin kan ter içinde boğazımı çekiştirdiklerini gördüğümü hatırlıyorum. Bundan sonra hatırladığım bedenimin dışında olduğumu hissetmem ve etrafı ameliyat masasının üstündeki bir noktadan görebilmemdi.

Tavana yakın bir pozisyondaydım ve aşağı bakıyordum. Korku ve panik duygusunu yitirdim. Eksiksiz rahatlık ve güven duygusu içindeydim. Annenizin sizi kollarının arasına aldığını ve hafif hafif salladığını düşünün, öyle bir şey. Tanrı diye nitelendireceğim bir varlıkla karşılaştığımı hatırlamıyorum. Fakat geri gitme ya da orada kalma konusunda tercih yapabileceğim gibi bir duygu vardı.[8]

Dannion, "Işık tarafından Kurtarıldı" (Saved by the Light) isimli kitabında kendisi yaşadığı deneyimi anlatmış, Hollywood tarafından yaşadığı deneyim, "Saved by the Light" ismiyle sinemaya uyarlanmıştır. Kendisi birçok yerde konferanslar düzenlemekte ve insanlara ölümün bir son olmadığını ve ölümden korkulmaması gerektiğini anlatmaktadır.

Elizabeth Taylor, geçirdiği bir ameliyat sırasında tıbbi anlamda 5 dakika ölü kalmıştır. CNN’de yayınlanan "Larry King Live" isimli programda kendisi yaşadıklarını şöyle anlatmıştır:

"Michael Todd’un (uçak kazasında kaybettiği 3. eşi) ruhuyla karşılaştım. Ben de onunla burada kalmak istediğimi söyledim, fakat o bana dünyaya geri dönmem gerektiğini ve daha vaktimin gelmediğini söyledi. Onun aşkı ve sevgisi beni tekrar yaşama döndürdü." [3]

ÖYD Yaşanan Durumlar

ÖYD’ler; daha çok trafik kazası geçirenlerde, kalp krizi geçirip çok kısa bir süre de olsa kalbi durup tekrar tıbbi müdahale ile hayata döndürülenlerde, uzun süre komada kalanlarda ya da boğulma vakalarında ortaya çıkmaktadır.[1]

ÖYD’nin Tarihçesi

Gerçekte ÖYD’lerin tarihi çok eskilere uzanmaktadır. “Mısırın Ölüler Kitabı”nda, “Tibetin Ölüler Kitabı”nda, Eflatun’un “Devlet” adlı kitabının 10. bölümünde, ortaçağ yazar ve ressamlarının eserlerinde, 6. yüzyılda büyük Gregor’un Diyaloglarında bir dizi ÖYD kaydedilmiştir. Ayrıca Harvard Üniversitesi’nde din araştırmaları okutmanı olan Carol Zaleski, "Öte Dünyaya Yolculuklar" adlı son kitabında Ortaçağ edebiyatının ÖYD örnekleriyle dolu olduğunu belirtmiştir. ÖYD’ler Sufilerin öğretilerinde de anlatılmakta olup, insanlığın en başından beri bu fenomeni bildiğini göstermektedir.[1]

Bilimsel Çalışmalar

ÖYD’ler hakkında klinik açıdan düşünmeye başlanması, 1871 yılında İsviçreli bir jeolog olan Profesör Albert Heim’ın yayınlamış olduğu ve bir dağ tırmanışı sırasında kendisinin ve arkadaşlarının düşüp, yaşamış oldukları ÖYD’yi anlattığı "Düşüşte Ölüm Üzerine Notlar" adlı kitaba dayanır. Tıp alanında yapılan çalışmalar, ilk kez 1970’lerin birinci yarısında Dr. Raymond Moody ve Dr. Michael Sabom tarafından yüzlerce hasta ile görüşmeler, titiz sorgulamalar, istatistikler sonucu Amerikan kamuoyunun ve insanlığın dikkatine sunulmuştur. ÖYD’ler ile ilgili bir başka önemli araştırmacı ise İsveçli psikiyatrist doktor Elizabeth Kübler Ross’tur. Ross, ÖYD ve ölüm problemleri üzerine ihtisas yapmıştı.

Ölmekte olan hastalarla ve hayata tekrar döndürülen hastalarla yapmış olduğu kendi araştırmalarının sonuçlarının; Dr. R. Moody ve M. Sabom tarafından toplanan bilgilerin, kendi araştırmasındaki sonuçlarla şaşırtıcı benzerliklerinden çok etkilendiğini belirtmiştir. Ve bunları yayınladığı kitaplarda aktarmıştır.

Dr. Raymond Moody’nin kitabı best seller olmuş ve kitapta anlatılanların ışığında, tıp dünyasından başkaları da kendi araştırmalarına başlamıştır. Bunlardan biri de Connecticut Üniversitesi’nden psikoloji, Profesör Kenneth Ring idi. Ring, 1977 de konuyla ilgilenen diğer profesyoneller ile birlikte başta Raymond Moody, Michael Sabom, Bruce Greyson olmak üzere ölüme yakın deneyimlerin bilimsel çalışmaları birliği adında bir organizasyon kurarak bu deneyimle ilgili raporları topladı. Bu organizasyon sonradan IANDS International Asssociation For Near Death Studies (Uluslararası Ölüme Yakın Deneyim Araştırmaları Birliği) haline geldi. Ring 1980 yılında; yapmış olduğu araştırmalarını "Ölümde Yaşam" ( Life at Death) adlı kitabında yayınladı.

Çocuklardaki ÖYD’leri araştıran bir başka doktor ise pediatrist Melvin Morse idi. Morse; ÖYD’lerin diğer aleme yapılan yolculuklar olarak kabul edilebileceğini söylemiştir. Ayrıca ölüme yakın deneyimlerle ilgili binlerce hastayla yaklaşık 26 yıl boyunca çalışan ve kendisi de 3 kez ÖYD yaşayan araştırmacı P.M.H Atwater da hem çocuklarda hem yetişkinlerde ölüme yakın deneyimleri ortaya koyan pek çok çalışma yapmış ve bunları yayınlamış olduğu 7 ayrı kitapta toplamıştır.1981 yılında yapılan bir Gallup araştırması sekiz milyon yetişkin Amerikalının bir ÖYD deneyimlemiş olduğunu ortaya koymuştur.[1]

ÖYD’de Yaşanan Ortak Noktalar

ÖYD sırasında bedeninden uzaklaşan ruh varlığı için bedensel acılar sona erer. Birey, doktoruna veya yakınlarına kendisini duyurmak isteyip de duyuramadığını anladığı zaman ölmüş olduğunu idrak etmeye başlar. Yakınlarına, ölmediğini söylemek ister ama bir türlü irtibat kuramaz. Kendisini bedeninin üzerinde havada süzülür durumda bulur. Daha sonra, uzak, ucunda parlak ışık bulunan bir tünelden geçerek, aşkın bir aleme (şuur durumuna) varır. Burada, daha önce ölmüş akrabaları ve dostlarıyla ya da kişilerin algılamalarına göre değişen ve büyük bir şefkat duygusu yayan ışıklı ruhsal varlıklarla karşılaşır. Tümüyle farklı bir gerçeklik düzeyine gerçek bir yolculuk yapar. Genellikle tanımlamaz güzellikte bir müzik duyar ve gözlerinin önünden daha önce hiç görmediği güzellikte görüntüler geçer, bu ışıkla dolu dünyada hiçbir acı ve korku duymuyordur, içini neşe, sevgi ve barış duyguları kaplar. Tüm yaşamı gözlerinin önünde panaromik bir biçimde yeniden canlanır. Birey, içinde bulunduğu ortamda öylesine rahat ve sükûnet halindedir ki, bedenine geri dönmek istemez. Ancak, kimi zaman henüz zamanı gelmediğine ikna edilerek, kimi zaman çocuğunu veya eşini bir daha göremeyeceği hatırlatılarak bedenine dönmesi sağlanır. Çünkü bu varlıkların doğmadan önce yaptıkları hayat planına göre henüz yapmayı planladıkları işleri bitmemiştir. Bir başka ifade ile dünyadan ayrılma zamanı gelmemiştir.

Ünlü psikanalist Carl Jung da yaşadığı bir ölüme yakın deneyim sırasında gördüğü vizyonların güzelliğini, vecd halinde bulunma hislerini, sakinlik ve huzurun çok yoğun olduğunu ve bunları ifade etmenin çok zor olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca doktor Elizabeth Kübler-Ross’un ölmekte olan hastalarla yaptığı sohbetlerde, bu hastaların da ÖYD yaşayıp da tekrar hayata döndürülen kişilerle çok benzer bilgiler aktardığını görüyoruz. Ölmekte olan hastalar son sözlerinde; orasının ne kadar güzel, ne kadar huzur verici olduğunu, bütün ağrılarının nasıl yok olduğunu dile getirmişler; kendilerini selamlamaya gelen daha önceden ölmüş olan akraba ve arkadaşlarını gördüklerini belirtmişlerdir. Araştırmalar, yaşanan her ÖYD’nin birbirine benzer noktaları olabildiği gibi, birbirinden farklı deneyimleri de kapsayabildiğini ortaya koymuştur. Genellikle 9 temel başlıkta toplanan ÖYD’nin temel niteliklerinin hepsini birden deneyimlemek tam bir ÖYD anlamına gelir. Bu ender görülen bir şeydir. Çoğunlukla ÖYD yaşayan kişiler bu temel niteliklerin sadece birkaç tanesini de yaşayabilir. Ancak bu niteliklerin 9’unu birden yaşamamış olmak daha sonra göreceğimiz ÖYD deneyiminin dönüştürücü etkisini asla azaltmamaktadır. Bu aşamaları deneyimleyen hastaların kendi ifadeleri ile bu 9 aşama şu şekildedir:

1. Ölmüş Olma Hissi;

Anlatması zor. Öyle bir zamandı ki artık kocamın karısı değildim. Anne ve babamın evlatları değildim. Tam olarak ve bütünüyle bendim.(kalp krizi geçirmiş olan 65 yaşında bir hasta.)

2. Sükunet ve Rahatlama;

Sanki beni dünyaya bağlayan ipler kesilmiş gibiydi. Dolayısıyla artık ne korkum kalmıştı, ne de bedenimi hissediyordum. Doktorların yardıma çalıştıklarını duyuyordum, fakat bu benim için hiçbir şey ifade etmiyordu. (trafik kazası geçiren bir hasta)

3. Bedeni Terk Etme;

Hastane yatağında yatan bedenime tepeden bakıyordum. Çevremde telaşla hareket eden doktor ve hemşireler vardı. Odanın içine bir makine getirdiklerini gördüm, daha sonra bunun kalp durduğunda kalbe şok uygulamak için kullanılan makinelerden biri olduğunu öğrendim. Bir rahip geldi ve son duamı okumaya başladı. Sanki tiyatro salonunda sergilenen bir oyunu izleyen bir seyirci gibiydim. Sonra bedenime geri döndüm. Kendime geldiğimi ve ayakucumdaki diğer kendimi araştırdığımı hatırlıyorum. (İlaç alerjisinden neredeyse ölen bir kadın)

4. Tünel Deneyimi;

Fırtına çıktığı sırada golf oynuyordum ve bir anda yıldırım çarptı. Birkaç saniye bedenimin üzerinde asılı kaldım, sonra bir tünelin içine doğru çekilmeye başladım. Etrafımda görebildiğim hiçbir şey yoktu, fakat büyük bir hızla yukarı çıktığım duygusundaydım. Öbür uçta gözüken ve giderek artan ışığı görünce açık bir şekilde bunun bir tünel olduğunu anladım.

5. Işıktan İnsanlar;

Bir tünelden geçtikten sonra, bir grup insan tarafından karşılandım. Sanki fener gibi hepsi de ışık saçıyorlardı. Bulunduğum yerde aynı şekilde ışıyordu ve oradaki her şey ışık içindeydi. Orada karşılaştığım kişilerin hiç birini tanımıyordum ama bana büyük bir sevgi duyduklarını hissedebiliyordum. (kalp krizi geçiren 10 yaşında bir çocuk)

6. Işıktan Varlık;

Büyük çiçeklerle dolu bir bahçede kendime geldiğimi hatırlıyorum. Bahçe ılık, aydınlık ve güzeldi. Etrafıma bakındım ve o Varlığı gördüm. Bahçe olağanüstü güzeldi fakat onun yanında her şey sönük kalıyordu. Onun tarafından bütünsel anlamda sevildiğimi ve bütünsel anlamda beslendiğimi hissettim. O güne kadar bildiğim tüm duyguların içerisinde en sevinç verici olanıydı. Aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen bu duyguyu hala hissedebiliyorum.(çocukluğunda geçirdiği bir ÖYD’yi tanımlayan orta yaşlı bir bayan)

7. Hayatın gözden Geçirilmesi;

Işıklı bir varlık beni kuşattı ve hayatımı gösterdi bana. Burada gördüğünüz şeylerden bazıları hoşunuza gitmeyebilir, fakat bunların ortaya çıkması sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Bu tekrarda ben küçük bir kızken olan bir olayın özel bir yeri vardı. Kız kardeşimin paskalya sepetinde benim çok istediğim bir oyuncak olduğu için sepeti kapıp kaçmıştım. Tekrar sırasında kız kardeşimin yaşadığı hayal kırıklığı, yitirme ve gücenme duygularını aynen hissettim. İncittiğim ve kendilerini iyi hissetmelerine neden olduğum kişilerin ta kendisi oldum.(23 yaşında ÖYD yaşayan bir bayan)

8. İstenmeyen Dönüş;

Hayatımın tekrarından sonra bedenime geri dönmeyi istemedim. Orada rahattım ve beni kuşatan ışık saf sevgiydi. O ışıktan varlık bana geri gitmeyi isteyip istemediğimi sordu ve ben “hayır” diye yanıtladım. Fakat geri dönemem gerektiğini, yapılacak işlerim olduğunu söyledi. Ardından bedenimin içine doğru çekildim. Bir anda yatağımdaydım ve elinde şok aletiyle yanımda duran doktora bakıyordum. O anda yeniden hayata döndürüldüğüm için büyük bir kızgınlık duydum. Doktora bunu bir daha asla yapma diye bağırdım. Bu tavrım beni var gücüyle yaşatmaya çalışan meslektaşımı şok etmişti. (kalbi durduktan sonra tekrar çalıştırılan bir kardiyolog)

9. Kişilikteki Dönüşüm;

Hastanede kendime geldiğimde gördüğüm ilk şey bir çiçekti ve bu beni ağlattı. İster inanın ister inanmayın ama ölümden geri döndüğüm o ana kadar meğer ben hiçbir çiçeği gerçek anlamda görememişim. Öldüğüm zaman öğrendiğim bir şey, hepimizin büyük canlı bir evrenin bir parçası olduğumuzdur. Eğer bir başkasını, veya canlı bir varlığı kendimizi incitmeksizin incitebileceğimizi düşünüyorsak, çok yanılıyoruz demektir.(ağır bir kalp krizi atlatan bir iş adamı) [1]

ÖYD sırasında yaşanan bu temel niteliklerin bu sırada beyin tarafından üretilen bir takım görüntüler, halüsinasyonlar olduğunu ileri süren ÖYD‘leri kabul etmek istemeyen ya da çok şüpheci yaklaşan doktorlar ve araştırmacılar da olmuştur. Ancak ÖYD yaşayanların aktardıkları pek çok somut bilgiler de vardır. ÖYD yaşayan hastalar, kendilerine yapılan müdahaleler sırasında doktorların konuşmalarını, müdahalenin her türlü ayrıntısını aktarmışlardır.

Ayrıca hastane koridorlarında bekleyen yakınlarının o sırada üzerlerinde hangi kıyafetlerin olduğu, dışarıda bekleyen tüm aile yakınlarını tek tek bildirdikleri belirtilmiştir. Bir vakada ise bir hasta ÖYD sırasında kendisini hastane binasının üzerinde süzülürken gördüğünü ve bu sırada çatının bir bölümünde normalde hiçbir kat pencerelerinden görülemeyecek bir yerde tek bir erkek ayakkabısı gördüğünü belirtmiş ve bu bilginin kontrolü için hastanın tarifine göre çatıya bir görevli gönderildiğinde orada gerçekten duran tek erkek ayakkabısı tespit edilmiştir.

Çocuklarda Ölüme Yakın Deneyimler

Çocuklarla ilgili ölüme yakın deneyimler konusunda belli başlı eserlerden birisi olan Dr. Elisabeth Kübler Ross’un "On Death and Dying"i 1969’da yayımlanmıştı. Kitabın tamamı değilse bile, büyük bir kısmı çocukların ÖYD’lerini içeriyordu. Elisabeth Kübler Ross’un bu ve benzeri çalışmaları sayesine; ölüm konusu tabu olmaktan çıkmış, tartışılabilir bir nitelik kazanmıştır. Daha sonra yayımlanan "Questions and Answers on Death and Dying" adlı eseriyle konuya daha da geniş bir açıklık gelmiştir. 1981’de çıkardığı "Living With Death and Dying" adlı kitabıyla tamamen çocuk ölümlerini incelemiştir. Bu yazı dizimizin ilk kısımlarında da kendisinden ve çalışmalarından söz ettiğimiz Elisabeth Kübler Ross, "On Children and Death" adlı eserinde çocukların, kendi ölümlerini çok öncelerden sezebildiklerini vurgulamıştır. Bunun iki örneğini aşağıda bulacaksınız:

1. Örnek: Bir trafik kazasında yaşamını yitirmeden iki gün önce, akşam yemeğinde; annesi kızının derslerinin son zamanlarda kötüye gittiğini, son günlerde kırık notlar almakta olduğunu söylüyordu. Bu çocuk ta, yanıt olarak; bunun önemli olmadığını belirterek, “Benim yaşamım hemen hemen sona ermek üzere zaten.” demiştir. Küçük kız, bundan iki gün sonra bir trafik kazasında, bedeninden ayrılır.

2. Örnek: Çocuk gece yarısı aniden yatağından fırlayarak, annesini uyandırmış ve heyecanlı heyecanlı, annesinin yanında yatmak istediğini ısrarla söylemiştir. Sabaha doğru tekrar uyanarak annesinin boynuna sarılmış, “Anne, anne, İsa bana, benim ruhlar alemine geleceğimi söylüyor. Oraya gitmek çok güzel, orası altın, gümüş renginde, pırıl pırıl...” Annesi bu çocuğu hiç bir vesileyle (bayram, yılbaşı, oyun vb.) bu kadar heyecanlı görmediğini, ne kadar sakinleştirmeye çalıştıysa da, başaramadığını ve daha sonra kendi kendine sakinleştiğini, kalkıp oynamaya gittiğini, fakat öğleden sonra (haberini verdikten yaklaşık 7 saat sonra) onun ölüm haberini aldıklarını ifade etmiştir.

Ünlü parapsikolog Elisabeth Kübler Ross’un, çocukların ÖYD’leriyle ilgili olarak vardığı başka bir sonuca (daha doğrusu kendi izlenimine) göre; sanki bu çocuklar ölüme şu yada bu şekilde alıştırılıyorlardı. Açıkçası, bu şekilde çocuklar ölümü normal karşılıyorlar ve ölüm ötesi yaşamlarını sanki iple çekiyorlardı.

Ross’un bu çalışmalarından sonra, başka araştırmacılar da çocukların ÖYD’leriyle ilgilenmişlerdir. Bunların arasında Kansas Üniversitesinden Stuart Twemblow ve Glen Gabbard ile Raymond Moody ve Melvin Morse bulunmaktadır. Örneğin, Morse; bu konudaki ilk araştırma raporunu 1983’te yayımladı: Morse, incelediği bir olayı raporunda şöyle aktarır:

“...söz konusu olay; suda boğulduktan sonra canlandırılan 7 yaşındaki bir çocukla ilgilidir. Çocuk ilk yardım ünitesine getirildiği zaman, tamamen kendinden geçmiş durumdaydı ve tekrar yaşama döndürülmesi için çok çalışıldı. Nihayet 3 günlük bir tıbbi müdahaleden sonra, küçük yaramaz tamamen yaşama yeniden gözlerini açtı ve bir hafta kadar hastanede dinlendikten sonra taburcu edildi. Bu olay dolayısıyla çocuğun sinir sisteminde hiç bir araz ortaya çıkmamıştı ve çok geçmeden okuluna da gitmeye başladı.”

Çocuğun normal ötesi bir deneyimden geçtiğinin ilk belirtisini Dr. Morse, olaydan iki hafta sonra yaptığı muayenede fark etti. Çünkü, o muayenede çocuk, Tanrı ile konuştuğunu anımsadığını söylüyordu. Fakat daha sonraki görüşmelerde daha ince ayrıntılar da ortaya çıktı. Sonunda, bunun tipik bir ÖYD olduğu anlaşıldı. Şöyle ki; küçük kız havuzda olduğunu anımsıyordu. “Ölmüştüm.” dedi. “Sonra bir tüneldeydim; karanlıktı ve korkmuştum. Orada yürüyordum.” diyerek konuştu. Çocuk bundan sonra "Elisabeth" adında bir hanımın, yanında aniden belirdiğini ve o anda tünelin aydınlandığını, onunla birlikte "Cennet"e doğru yürüdüklerini anımsadığını ifade etmiştir.

Ayrıca, bu yürüyüşün eğlenceli olduğunu, bunun da; çok parlak renklerden dolayı güzel ve çok hoş olduğunu sözlerine eklemişti. "Cennet"te iken, oranın çevresinin bir sınırla çevrilmiş olduğunu, bundan dolayı içerisini net olarak göremediğini, fakat bu sınırın dış kısmında, daha önce ölmüş olan yakınlarını gördüğünü belirtmiştir. Bunlardan ayrı olarak, gördükleri arasında, doğmak üzere sırasını bekleyen iki hanımın bulunduğunu, bundan sonra iki varlığın daha yanına gelerek dünyaya dönmek isteyip istemediğini kendisine sorduklarını, o da istemediğini, fakat tünelde yanına gelen "Elisabeth" adlı varlığın kendisine annesini görmek isteyip istemediğini sorduğunda, “Evet .” diye yanıtladığını ve hemen sonra da kendisini hastanedeki bedeninde bulduğunu sözlerine eklemiştir.

Dr.Morse, bu ve benzeri öteki vakalarla ilgili raporunu 1983 yılında "Amercal Journal of Diseases in Children" adlı tıp dergisinde yayımlamıştı. Araştırmacı, öteki çocuklara ait ÖYD’lerde de "tünel", "öte alem", "ışıklı yardımsever varlıklar", "cennet" gibi ortak elemanların bulunduğuna dikkatleri çekmiştir. Aynı elemanlar, ileride de göreceğimiz gibi Raymond Moddy’nin etütleriyle ortaya çıkan, yetişkinlerle ilgili ÖYD’lerde de bulunmaktadır. Çocuklarla ilgili ÖYD’nin daha küçük yaşlarda olanlarının örnekleri de bulunmaktadır:

Örneğin, 2.5 yaşındaki Todd adlı çocuk, elektrik süpürgesine çarpıldıktan sonra annesi tarafından bulunmuş; önce uyuduğu sanılmış, fakat renginin maviye çaldığını ve soluk almadığını sonradan fark etmiştir. Ambulans 7 dakika sonra gelmiş ve küçük Todd acil servise getirildiği zaman, hala soluk almadığı görüldü. Doktorların yoğun çabalarıyla çocuk yaşama döndürülür. Tamamen düzelmesi birkaç ay aldı. Ama gözlerini açmadan önce, yarım saat kadar kesin olarak ölmüş durumda bulunuyordu.

Todd’un olayı anımsaması, tamamen iyileşmesinden sonra, (bir gün oyuncaklarıyla oynarken) olmuştur. Annesi o olayı anımsayıp anımsamadığını sorduğunda, şu yanıtı verdi: “İçinde çok iyi bir adamın bulunduğu bir odaya gitmiştim. Odada adamla birlikte oturduk. Bana, dönmeyi isteyip istemediğini sordu. Ben de, annemin yanına dönmeyi istediğimi söylemiştim.” dedi. Todd’un annesi, olayı yazılı olarak saptamıştı. Ayrıca tüm bu olup bitenler Raymond Moody’nin kitabının çıkışından üç yıl önce oluyordu.

Başka bir örnek de, 4 yaşında havuza düşerek boğulan Mike adlı bir çocukla ilgilidir. Annesi tarafından kurtarılana kadar, bir kaç dakika su altında kalmıştı. Kendine geldikten sonra havuzdan ayrılmak istemediğini belirtmiş, hatta ısrarla; orada yanında küçük ışıkların sürekli olarak yanıp söndüğünü ve uzun bir köprünün bulunduğunu söylemiştir. Bununla da kalmayıp; gördüklerini, Walt Disney diyarındaki "kale" ile karşılaştırmaktan kendini alamamıştır. Altın renkli ışıklarla, göz kamaştırıcı renklerden söz ediyordu. Tüm bunları herkese anlatmaktan çekinmediğine göre, besbelli ki bunlardan korkmuşa benzemiyordu. Çocuğun bu durumu haftalarca sürdü ve annesinin gözlemine göre, bu süre boyunca çocuk oldukça sakin görünmüştür.[9]

Deneyim Sonu Etkiler

ÖYD yaşayan birey kendi derin şuurunun farkına varır ve gerek kendi derin şuurundan gerekse rehber varlıklardan bilgi alarak gerçekte kim olduğunun ve niçin yeryüzünde bulunduğunun ayrımına varır. ÖYD, gel geç dünya değerlerine gömülmüş bir varlığın uyanması için meydana gelmiş bir yardımdır adeta.

ÖYD yaşayan kişilerin hayata karşı olan tutumlarının derinliği ve yönü değişir. Ölüm endişesi tamamen yok olmasa da azalır. Ölüm dediğimiz geçişin ne olduğunu önceden görmek ayrıcalığına ulaştıkları için anlayış ve kişiliklerinde tamamen pozitif yönde bir değişim olur. Tüm varlıkların sevilmeye layık olduğunu olduğunu kavrarlar. Sevgi ve evrensel bilginin, ruhsal bilginin, hayattaki tek önemli şey olduğunu anlarlar. Önemli olanla önemsiz olanı ayırt etmeyi öğrenirler.

Dinsel inançlarında dinlerin şekilselliğinden uzaklaşma ve ruhsal bilgiler ışığında yaşama eğilimi başlar. Aşkın bir pozitifliğin her şeyi kapladığına inanırlar.

Hayata bireysel bir pencereden değil daha küresel bir pencereden bakarak anlayışlarında derinleşirler ve yüzeysellikten uzaklaşırlar. Hepimizin kozmik şuurla bağlantılı varlıklar olduğumuzu ve bu nedenle öz itibarıyla farklı olmadığımızı anlayıp hoşgörülü ve toleranslı olurlar. Varlıkların bu dünyaya niçin doğduklarını idrak ederler. Yardımlaşma ve dayanışma yasasının en önemli yasalardan biri olduğunu kavrayıp geri kalan ömürlerinde hizmet etmeyi, bilgilenmeyi ve sevginin uygulanmasını ön planda tutarlar.[1]

Kaynaklar

[1] Gülfer Ülgentay, "Ölüm ve Ölüme Yakın Deneyimler", Ruhsal Araştırmalar Bülteni, İzmir 2012, Sayı: 17, s.3-8.
[2] Michael Talbot, "Holografik Evren", Bilyay Vakfı, İstanbul 2004, s.358.
[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ölüme_yakın_deneyimler
[4] Raymond A. Moody, "Karşı Tarafın Işığı", Ruh ve Madde Yayınlan, 1993.
[5] Dr. Elisabeth Kübler Ross, "Ölüm Yeni Bir Doğuştur", Ruh ve Madde Yayınları, 1994.
[6] Ertuğrul Eşel,"Dinî ve Mistik Deneyimlerin Muhtemel Bilişsel ve Nörobiyolojik Düzenekleri", Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2009; cilt: 19, s.202-203.
[7] Stanislav Grof M. D., "2012 İnsanlığın Kaderi: Dünya’nın Sonu mu Yoksa Bilinç Devrimi mi?", Ruhsal Araştırmalar Bülteni, İzmir 2011, Sayı: 8, s.8.
[8] Seyfullah Demir, "Dünya ve Ötesi", Cinius Yayınları, İstanbul 2008, s.120-123.
[9] "Çocuklarda Ölüme Yakın Deneyimler", http://gencgelisim.com/v2/kategoriler/67-gizemli-konular/2863-cocuklarda-olume-yakin-deneyimler.pdf





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Çağla , 02.11.2016, 16:40 (UTC):
Banada bir tanıdığım anlatmıştı aynı bu şekilde ama cennet gibiydi anlattığı ışık saçan varlıklarda meleklerdi
Fakat dine göre mi yargılanıcaz yoksa insan olmaya göre mi kafam çok karışık çok korkuyorum kapanmak istemiyorum ibadete üşeniyorum ama benim yanacağımı söylüyorlar hatta bir tanıdık geleceği söyledi dediği 5 şeyde oldu
Korkuyorum



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36696423 ziyaretçi (102743527 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.