Öldükten Sonra Değer Kazanmak
 

Öldükten Sonra Değer Kazanmak

Ayşegül Osmanoğlu

Bazen, bir ressam olmayı çok istiyorum... Hani ya, çöp adam dışında da çizebildiğim, benim elimden çıkmış, hayâl dünyamdan diğer insanların dünyasına yansımış başka başka diyarlar... Ormanlar, rengarenk çiçekler, ışıl ışıl akan nehirler, ayışığının dalgalarla dansını veya bebekleri gülümseten melekleri... Ama yok maalesef öyle bir yeteneğim. Ne bileyim, müzisyen de olabilirdim belki, bir kemanın tellerinde veya piyanonun tuşlarında kalbime ses verebilseydim. Sonra yüzyıllar sonrasına uzanan benden kalan bir ses, bir görüntü olsaydı... Ama dedim ya, yok işte..

Başlığa bakınca bunu romantik bir yazı sanmayın. Çünkü sonrasında aklıma gelenler, belki de böyle olmanın daha iyi olduğunu düşündürüyor bana... Evet, yüzyıllar öncesinden, hatta binlerce yıl diyelim biz buna, çok değerli eserler var. Her bakanın başka manalandırdığı veya her dinleyene ayrı duygular yaşatan... Ama sorarım size; hangisinin yaşarken değeri biliniyordu ki? Hepsi de öldükten sonra kıymete bindi ve ne yazık ki hayatta iken, pek çoğu, belki de açlık, sefalet içerisinde yaşam sürdüler.

Ha, diyeceksiniz ki; "Canım, bu acılar ve imkânsızlıklar olmasaydı, bu eserler ortaya çıkmazdı..." Pöff!! Bu, sadece sizin fikriniz. Keşke gittikleri yerden çağırma imkânımız olsaydı da bunu bir de o muhterem şahıslara sorsaydık -tabii ruh çağırmayı kastetmiyorum; bu, çok ürkütücü olurdu- Onlar da; "Biz, yaşadığımız tüm acılardan memnunuz, keşke biraz daha eziyet görseydik de daha çok eser çıkarsaydık." mı derler acaba??? Bu durumdan memnun olsalardı, her bir eserlerinin içine kendilerinden bir şeyler saklarla mıydı? Düşünsenize; onlar, insanlığa faydalı bir şeyler yapmak istiyorken, neden gizlenmek zorundalardı?

Öldükten sonra değer kazananlar borsasında olmayı kim ister ki? Yani sen, hayatın boyu çalışacaksın; bâzen bir tablo için geceni gündüzüne katıp senelerce uğraşacaksın ve öldükten sonra sana para kazandıracak... İyi bir yerden mezar sahibi bile olamazsın. Çünkü çoktan yoksullar mezarlığına girişin yapılmıştır, çıkamazsın... Sağlığında hapse atılanlar, oradan oraya sürülenler, halkın gözünde bir kaçık ya da "Yaratıcı'ya isyan eden bir dinsiz" olarak yargılananlar... Peki kimin bakış açısına göre hain, tanrı tanımaz veya çok ucuz bir bahane olsa da kaçıktılar? Çıkarlarına ve menfaatlerine ters düştükleri insanlar için tabii ki... Kimbilir; onları farklı kılan bugünün imkanlarına -ne sosyal olarak ne de teknik manada- sahip olamadıkları halde eşsiz eserler ortaya çıkarabilecek yetenek ve cesarete sahip olmalarıydı...

Evet, fark cesarette. Ancak cesareti olan insanlar, bir fark yaratabilirler. Onlar, biz sıradan faniler gibi bakmazlar dünyaya... Bizde madde olan her şey, onlar için bir mânâya işaret eder ve bu işaretleri kimi zaman notaların, kimi zaman fırça darbelerinin, eğer bir şâirse dizelerinin arasına saklarlar... Öldükten sonra değer kazanmalarının sebebi de belki de onların bıraktığı işaretleri okuyabilecek neslin ne yazık ki dünyaya çok geç gelmesindendir.

Güzel olan tarafı ise, iyi ki tamamen yeryüzünden silinmesine fırsat kalmadan yetişti bu kuşaklar da bu eşsiz eserler, bize kadar ve umarım bizden sonrakilere de ulaşacak ömre sahip olmaya devam edecekler... Belki de onların amacı, asıl öldükten sonra değer kazanabilmekti. Gelecekte kendilerini anlayacak beyinler için bıraktıkları mesajlar da bu sebeptendir... Kim bilir? belki de hayâllerini kurdukları gerçek hazîne; yüzyıllar sonrasında bile olsa da bu eşsiz insanları ayakta selamlayacak dünya halkı olmasın??? Sanırım öyle...

Ben, derim ki; yine de bazı değerlerin kıymetini anlamak için onları kaybetmeyi beklemeyelim... Özellikle de ölmeden önce sahip olduğumuz hayatı lâyıkı ile onurlandıralım... İllâ ki öldükten sonra değer kazanmasın hayat...

Ayşegül Osmanoğlu,
9 Haziran 2010, Çarşamba.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül, 13.06.2010, 06:32 (UTC):
Selma.D;teşekkür ediyorum:)benimle paylaşma lütfunda bulunduğunuz herbir yorumunuz ve düşünceniz benim için çok ama çok önemli...lütfen sen de daha sık yaz,bu çeşitlilik zenginliği beni çok mutlu ediyor.burada yazı yazan herbir kardeşimi takip ediyorum ve zevkle okuyorum...yakında,bir süre- ki kısa sayılabilecek bir zaman dilimi- ara vereceğim o zamana kadar yazılarım olacak inşallah:)sonrasına da Allah kerim...

Yorumu gönderen: Selma.D, 13.06.2010, 05:44 (UTC):
Ayşegül yazılarını sürekli takip ediyorum.Fakat ilk defa yorum yapıyorum.Ellerine saglık yazmayı bırakmayın lütfen

Yorumu gönderen: şakird, 12.06.2010, 23:48 (UTC):
sanatkarlar yaşarken yaptıkları eserlerin ilgi görmesinde hoşlanırlar ama bazıları da var ki beni anlayacak kişi herkes olmasın der. gizemli eserler verir ve dediğiniz gibi yüzyıllar sonra ortaya çıkar değerleri Misal ben bir sanatkar yada başka bir şekilde yaptığım bir şeyden dolayı tebrikler duymayı yada ne bileyim tanınmayı istemem çünkü benim yaptığım bir şey insanlara neler kazandırdı benim için önemli olan o bir şey kazandırmadıktan sonra isterse tüm dünya saygı duysun ama bir şey kazandırdım diyelim tüm dünya nefret etsin yada kötü olarak tanınayım fark etmez benim için

Yorumu gönderen: ayşegül, 12.06.2010, 16:36 (UTC):
:)haklısın...Allah hepimizi öldükten sonra da olsa,saygı ile anılan kullarından eylesin...

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 12.06.2010, 16:01 (UTC):
Ayşegül:)Burada yine bir ata sözü çıktı karşımıza...Kör ölür,badem gözlü olur...Bazı ata sözleri yerine çok güzel oturuyor:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36703236 ziyaretçi (102756259 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.