Üç Kardeş Masalı
 

Üç Kardeş Masalı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir evde üç erkek çocuğuna sahip olan mutlu bir çift yaşarmış. Birgün bu üç çocuğun anne ve babası ölmüş. Onlar ölünce en büyük kardeşe ahırdaki öküz, ortancaya evdeki kedi, en küçük kardeşe de evin kapısı miras kalmış. Payını alan yola düşmüş. Büyük oğlan az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Giderken yolda bir taş kertenkelesine rastlamış. Kertenkeleye demiş ki:

“Ey Taşbaşıoğlu, benim bir öküzüm var, sen bunu alır mısın?”

Kertenkele sıcaktan bunaldığı için kafasını emme basma tulumba gibi sallamış. Büyük oğlan da kertenkelenin:

“Alırım”

dediğini sanıp ona:

“Öküzü kesip versem sen de bana parasını verir misin?”

demiş. Kertenkele yeniden başını sallayınca, büyük oğlan ona inanıp öküzü kesmiş. Sonra oğlan, kertenkeleye:

“Yarın gelsem öküzün parasını verir misin?”

demiş. Kertenkele yeniden başını sallayınca, kestiği öküzü oraya bırakıp gitmiş. Ertesi gün olunca Oğlan kertenkeleyle karşılaştığı yere tekrar gitmiş; ancak kertenkeleyi görememiş. Sağa bakmış sola bakmış, bir türlü bulamamış. Kertenkelenin yerinde bir torba görmüş. Gidip torbayı açmış, açınca bir de bakmış ki, torbanın içi altınla doluymuş. Büyük oğlan, bu bir torba altını kertenkelenin bıraktığını sanıp almış ve böylece çok zengin olmuş.

Ortanca oğlan, kendine miras kalan kedisini de alıp düşmüş yola. Gide gide gitmiş, bir köye varmış. Bu köyde birinin düğünü varmış. Köylüler toplanmış, düğün yemeği yiyorlarmış. Ortanca oğlan da onların yanına gitmiş. Köylüler, ortanca oğlanı görünce, onu da yemeğe buyur etmişler. Ortanca oğlan, sofraya oturup bir güzel karnını doyurmuş. Sonra köylüler, ortanca oğlanın kedisini görünce, o güne kadar hiç kedi görmediklerinden ortanca oğlana:

“Bu hayvan ne yer, ne içer?”

diye sormuşlar. Ortanca oğlan, onlara:

“Bekleyin, birazdan göreceksiniz”

demiş. Bu sırada fareler yemek tabaklarının içine sıçramaya başlamış. Kedi de hemen fareleri yakalayıp yemiş. Bunu gören köylüler, farelerden kurtulma düşüncesiyle ortanca oğlana:

“Bu hayvanı bize satar mısın?”

diye sormuşlar. Ortanca oğlan:

“Satarım; ancak karşılığında bir torba altın isterim”

demiş. Köylüler kabul edince bir torba altın karşılığında kediyi köylülere vermiş. Böylece ortanca oğlan da çok zengin olmuş.

Gelelim küçük oğlana: Küçük oğlana da miras düşen kapıyı alıp düşmüş yola. O da gide gide gitmiş, varmış bir çeşme başına. Kapıyı, çeşme başındaki kavak ağaçlarının yanına dayamış. Kendi de yorulduğundan kavak ağaçlarının altına yatıp uyumuş. Bu sırada oradan geçen eşkıyalar çaldıkları torbalar dolusu altınları kapının önüne boşaltmışlar. Fakat küçük oğlanı görmemişler. Eşkıyalar tam altınları sayarken, küçük oğlan eşkıyaların sesleriyle uyanmış ve onlara kızıp kavak ağacına dayadığı kapıyı sallamaya başlamış. Sallarken sallarken kapıyı yere düşürmüş. Kapı yere düşünce, eşkıyalar gökyüzünün koptuğunu sanarak korkmuşlar ve çaldıkları çuvallar dolusu altınları bırakıp kaçmışlar. Bıraktıkları altınlar da küçük oğlana kalmış. Küçük oğlan da çok zengin olmuş.

Böylece, anne ve babalarından kalan miras sayesinde zengin olan üç kardeşin üçü de mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36747870 ziyaretçi (102836037 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.