"Gök Kapıları Neden Yüzüme Kapalı?" Mı Diyorsun?!
 

"Gök Kapıları Neden Yüzüme Kapalı?" Mı Diyorsun?!

Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton)

"Gök kapıları neden yüzüme kapalı? Neden kalbime küçücük bir ışık bile doğmuyor, bir nûr, bir ziyâ!... İbâdetlerimden hiç zevk almıyorum. Sanki her namaz, bana bitmeyecek bir işkence gibi... Neden kalbim sürekli sıkılıyor, gönlümde "merhamet"in zerresi yok. Kendimi lânetlenmiş, bir köşeye atılmış gibi hissediyorum. Rüyâlarım ışıksız, gecelerim ışıksız, günlerim ışıksız, duâlarım ışıksız hele kalbim, hele kalbim... Kalbim, sanki sonsuz bir çukurda, akrepler yuvasında... Allah'ım, sonsuz rahmetinden bir damla, sadece bir damla..."

Çoğumuz, hayatımızın bir döneminde "ayrım" noktalarına gelmişizdir. Kimi nedenlerle İslâm'ı yaşamaktan uzaklaştığımız, Yaratıcı'yla uzak (ve ayrı)  düştüğümüzü zannettğimiz, dualarımıza hiçbir yanıt alamadığımız, gönlümüzün rahmetsiz ve nûrsuz kaldığı, daraldığı; insanların bize zulümleri ve bu dünyanın adaletsizlikleri yüzünden Yaratıcı'yı ve kaderimizi suçladığımız anlar olmuştur. Gökyüzünü taş duvarlar gibi sessiz görüp bu uzaklaşmanın ve uzaklığın gitgide arttığı, büyüdüğü ânlar.

Bu yazım, daha çok pratikte "Yaratıcıdan uzak", kendi deyimiyle deizm ya da ateizm'i seçmiş ya da çözüm yolu olarak Hıristiyanlık, Yahudilik gibi bozulmuş ve tahrîf edilmiş dîn ve diğer dünyâsâl (insan kaynaklı) öğretilerde çözüm arayışı içinde olan kardeşlerimiz içindir.

Yaratıcı, bizi asla terk etmez ve terk etmemiştir de. O'nun bize seslenişi, sonsuz hikmetlerle petek petek örülü olan Yüce Kitabında dalga dalga yankılanır:

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ ۖ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

"And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz, o'na (insana) şâh damarından daha yakınız." [1]

O bize bu kadar yakınken, hâdis-i kudsîsinde; "Yere göğe sığmadım; ama Mü'min kulumun kalbime sığdım." düstûruyla biz (âcîz) kullarına olan ülfetini, rahmetini ve bu rahmetinin sonsuzluğunu, kerem ve tevâzusunu dile getirirken, O'nun bize yüz çevirdiğini, bize sırtını döndüğünü, günâhım çok deyip kendisini bağışlamayacağını düşünmek, bir parça O'nu tanımamamızdan kaynaklan mıyor mu?

Bir düşünün geçmiş hayatınızda. Yaratıcı'yla ne kadar vakit geçiriyorduk. İslam'ı "namaz kıl, oruç tut, zekat ver, hacca git, kelime-i şehâdet getir" gibi "5 şart"ın içine sıkıştırıp bunlardan ibâret mi görüyorduk? Nasıl dua ediyorduk; "Allah'ım, bana Cennet ver, bana rızık ver, bana ev ver, bana araba ver, bana güzel bir sevgili ver; bana limuzin, bana cep telefonu, bana bilmem ne marka elbise, bilmem zengin koca v.s." diye mi?

Hiç O'na şöyle duâ edebildik mi: "Allah'ım bana hayırlı olan neyse onu, hakkımda iyi olanı ver. Bana KANAAT, SIKINTILARLA BAŞ EDEBİLME GÜCÜ, İHLAS, SARSILMAZ BİR İMAN, SENİN YOLUNDA ŞEHADET ve SENİN YOLUNDA OLDUĞUM İÇİN BANA EZİYET ve ZULÜM EDENLERE KARŞI DAYANMA GÜCÜ, SABIR ver. Nefsimi terbiye et. Bütün işlerimi, kendimi, ailemi, sevdiklerimi SANA HAVALE EDİYORUM, SENİ KENDİME VEKİL KILIYORUM."

Hiç, "Hakîkî imanı elde eden insan, kâinata meydan okur." sözünün anlamı üstünde uzun uzun düşünüp olaylara ve şartlara "iman gözü"yle yaklaştık mı? Yoksa "Kişi nasıl yaşarsa öyle inanır." düstûrundaki gibi olayların ve şartların gerektirdiği gibi bir Allah'a mı inandık?! Şartların ve modernitenin(!) gerektirdiği gibi bir inanca mı "İslam" diye sarıldık?

Hiç, Allah'ın Esmâül Hüsnâsını, yani 99 güzel ismini ve bunların anlamlarını yolda yürürken, sokakta geçerken, kahvede arkadaşlarımızla çay içerken, otobüste otururken (ilh). tefekkür edip zikrini kalbimize yerleştirdik, zikriyle fikrimizi de yıkadık mı? Yoksa "Allah'ın isimlerini öyle bilmeden anma. Şu tarikate gireceksin, şeyh sana yol, icâzet verecek ki Allah yolunda ilerleyebilesin. Zinhâr, bu isimler tılsımlıdır. Şu kadar okursan cinler sana musallat olur, çok zikir yapan deli olur." diyen câhîlin cühelânın akıllarına mı uyduk? "Kalpler, ancak Allah'ı anmakla mutmaîn olur." [2] âyet-i celîlesini bu din istismarcıları yüzünden, İslamiyet'i "CİNLERİN TILSIMLI SALTANATI, CİNLERİN YÖNETTİĞİ BİR HAYAT-I İMAN" gibi görenlerin bu vehim ve aldanışlarıyla bir kenara mı kaldırdık / unutmayı seçtik?

Allah, kullarını sever kardeşim. Günâhkâr da olsa, isyankâr da olsa, yüzbin defâ tövbesini bozmuş da olsa, içki de içse, kumar da oynasa, en büyük günahları da işlese onu kollar, gözetir. O'na rızkını verir. Düşün. Her saniye seninle ilgileniyor. Her saniye, seni yeniden yaratıyor. 5 dakika önceki senle şimdiki sen aynı değilsin. O, El-Basîr اَلْبَصِيرْ'dir; seni her an görür. Yaptığın her hareketi bilir. İnsanalrın sana yaptıkları zulümlerini, hakaretlerini, incitişlerini...  Es-Semî  اَلسَّمِيعُ'dir. Seni her an işitir, dualarını duyar. Yakarışlarını, iniltilerini, her şeyi.

Sadece ve sadece O'nu tanı. Yüreğinde O'ndan gayrı ne varsa çıkar. Sadece O'nu koy. Onun zikrini, fikrini, tefekkürünü; ama ille de AŞKINI koy. Öyle ki kalbinde bu aşktan daha büyük bir aşk kalmayana dek. Mecâzi aşklardan geçip ilâhi aşkın ateşine kendini atana dek... "Leylâ, Leylâ" diye inlemeyi bırakıp "Mevlâ Mevlâ" diye gözyaşı dökene dek. Kimi seversen O'nun için sev. O'nun nâmına, O'nun hatrına sev. Yani yaratılanı Yaratan'dan ötürü sev. Eğer ki Yaratıcı'nı kalp evine davet edeceksen...

Evet. Hadi bugün, bu satırları okurken; gelin Allah'ı kendimize, kalbimize misafir edelim. Hep o ev sahibi olacak değil ya. Bu kez o konuk olsun, bizler ev sahibi. Ama önce biraz düşünelim... Çok sevdiğimiz, kıymet verdiğimiz bir insan, bize bu akşam misafirliğe gelecek mesela. Nasıl hazırlık yaparsınız? Hele de yüksek bir mevkideyse, onu ağırlamak için etekleriniz tutuşur değil mi? Saygı'da, hürmette, ta'zimde kusur etmezsiniz. En güzel elbiselerinizi giyip karşılarsınız onu; pijamalarınızla değil. Güzel kokular sürersiniz, temizlenir, evinizi pırıl pırıl eder; misafirinizin gelme saati yaklaştıkça ikide bir hazırlıklarınızı gözden geçirip "bir eksik var mı? Hanım, yemekler hazır mı? Yerde bir çöp tanesi var mı"; yani herşeyi tekrar tekrar kontrol edip defalarca gözden geçirirsiniz, öyle değil mi?

Peki ya size misafirliğe gelen, ALLAH'sa?! Kainâtın Yaratıcısı, Padişâhı, Hükümdârı, Dîn gününün sâhibi, Kerem ve ihsân sâhibi Allah'sa?.. Nasıl bir temizlik yaptınız acaba KALP EVİNİZDE. Pembe diziler mi var hâlâ orda? Yarın patrona ne söyleyeceğiniz, iş görüşmenizin ya da toplantıdaki konuşmanızın nasıl geçeceği, kız ya da erkek arkadaşınız, en sevdiğiniz pop ya da arabesk şarkıcısı, seçimlerde hangi partiye oy vereceğiniz, Kurtlar Vadisi ya da Adana'lının bu bölümünde neler olacağı, yarın ne yemek pişireceğiniz, elektrik ve su faturaları vs vs. mi var? Sahi, bekliyor musunuz Allah'ı bu akşam siz gerçekten, yoksa randevunuzu unutup, KALP EVİNİZ darmadağın mı ağırlayacaksınız O'nu? Hani güzel bir abdest alıp, en güzel kokularınızı sürünüp 2 rekatçık bir namaz kıldınız mı tüm bunları temizlemek için? Hani karanlık bir köşeye çekilip tevâzuyla O'nun karşısına diz çöküp başınızı pişmanlıkla öne eğdiniz mi? Hani kirpikleriniz, "Ben günahkâr kulunu affet! Ben günahkâr kulunu affet" diye nedâmetle yaşlara boğulup o inci inci gözyaşlarınız kalbinizi temizleyip de nûrdan bir konağa dönüştürdü mü? Hani elleriniz semâda, "Allah'ım. Kalp evim hazır. Bak, oturacağın minderi gözyaşlarımla yıkadım. Sana, zikrinden yemekler pişirdim. Bugün, bir yoksulu doyurdum. Bir yolda kalmışa senin, ama sadece senin rızan için iyilikte bulundum; senin namına O'na ödünç verdim. Müslüman bir kardeşimin dertlerini dinledim, derdiyle dertlendim, üzüldüm... Sadece ismi Müslüman diye Filistin'de katledilen, sadece ismi Müslüman diye üniversite kapılarından kovulan, sadece ismi Müslüman diye haksızlığa uğrayan, zulme uğrayan kardeşlerim, bacılarım için İNCİNDİM, BEN DE KIRILDIM, GÖZYAŞI DÖKTÜM... Sesini duyayım diye kalbim acı çekiyor... Sesini, bana yazmış olduğun mektupta, adına Kurân-ı Kerîm dedikleri o nağme-i kudsîde aradım, dinledim... Duyunca ağladım, aşkından ağladım Allah'ım, aşkından ağladım... Gel, bu kulun çok âciz... Kulunun üstüne üstüne geliyorlar. Dünyâ üstüne geliyor, insanlar üstüne geliyor. Senden başka kimsem yok... Senden başka hiç kimsem yok... Kalbim, kırıldıkça kırıldı. Darmadağın ve paramparça. Nasıl birleştireyim bilmiyorum. Deniyorum, o cam parçaları parmaklarıma batıyor. Kalbimi kanatıyor. Gel... Bu akşam misafirim ol Allah'ım... Tesellim ol, kimsesizim, dostum ol. Senden başka sığınacak hiç kimsem yok. Bana SONSUZ HUZURU ve SONSUZ ZENGİNLİĞİ bahşedebilecek başka birisi yok. Kalbimi tamir edecek başka bir hünerli el, gözyaşlarımı silecek başka bir merhametli parmaklar yok... Dokun rûhuma Rabbim... Sonsuz rahmetinle sar beni... Merhametinle kuşat beni... Sana olan isyanlarımı, karşı gelişlerimi sıralasam... Biliyorum göklere erişir...  Ama sen, Rahmansın Rabbim... Sen Rahimsin Rabbim, Yaratıcım, sığınağım... Hamd, sadece sanadır. Şükür, sadece sanadır. Başkasından değil, sadece senden istiyorum senden... Bak, kalbim şimdi Sıdret'ül Müntehâ... Sen, Resûlünü ağırlamıştın orda... Şimdi sen benim davetlimsin, KIYMETLİM'sin, GÖNÜL EVİMİN baş misafirisin......"

Sadece O'nu çağır; tüm yüreğinle, samimiyetinle, acizliğinle ama. Sen O'na bir adım yaklaşsan; O, sana on adım yaklaşır. Sen, ona emekleyerek gitsen; O, sana koşa koşa gelir. Ama bu dünya için, sadece şu işimi gör demek için,  maddî çıkarlar için değil. Din adına yol kesenlerin, "Durrr! Bizim icâzetimiz olmadan Allah'ı bulamazsın." çığırtkanlarının sözlerinin peşinden gidip onlara nüfuz sağlayarak ve bu nüfûz arzularına alet edilerek değil. Bu kapı, rahmet kapısıdır. Bu kapıya gelenler, eli boş döndürülmez. Bazen sabırla, inatla beklemek gerekir bu kapıda. O zaman da, "Ben bu kapıdan ayrılmam. Kovsan da ayrılmam..." demektir Aşk, tâ ki BU İMTİHANI ve YARATICINIZA OLAN SADAKATİNİZİ gösterinceye kadar... 

(Bu misafirlikten önceki kılacağınız iki rekat namaz için, bir önceki yazılarımdan "Namaz Nasıl Kılınır / Namazın Kılınışı I" adlı makaleyi okumanız tavsiye olunur.)

Akhenaton

www.gizliilimler.tr.gg Admin.
17 Mart 2009, Salı.

Dipnotlar

[1] Kurân-ı Kerîm, Kâf Sûresi, 50. Ayet.
[2] Kurân-ı Kerîm, Râ'd Sûresi, 28. Ayet.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Gündüz , 30.11.2016, 22:09 (UTC):
ÇOK güzel emek verilerek hazırlanmış Gönüllerimize tercüman olan bir yazı İçinde bulunduğumuz maddi değerlerin ön planda olan sistemin içerisinde insanın kendine çeki düzen verip Bizleri yaratan a olan şükrümüzü eda etmemiz.Aldığımız her nefesi Yüce Allah a borçlu olduğumuzu unutmamamız lazım.Kendimiz eleştiştirip Kibrimizi yüksek eğomuzu bir kenara bırakıp alçak gönüllü olup .Aciz bir kuldan başka bir şey olmadığımızı hatırlamamız lazım .Bu anlamlı yazınız için çok teşekkür ederim Kalplere huzur ve yumuşaklık veren bir yazı Gözlerim doldu okurken.İçimizde var olan duyguları açığa çıkaran anlamlı yazı Kaleminize gönlünüze sağlık .

Yorumu gönderen: turan uçar, 26.09.2016, 07:38 (UTC):
yazdıkların doğru ama ben otuzbeş yıldır ne zikikir yaptıysam ne ibadet yaptıysam hiç bir şey fark etmediezilen ben hakarete uğrayan ben parasızlık çeken benbeni suçlamak kolay kuranın ayetlerini hoçalarla tartışa bileçek kadarda bilgim var ama kader bozuk

Yorumu gönderen: Furkan ceyhan, 24.08.2016, 15:27 (UTC):
Allah razı olsun admin abi bu makaleyi okurken çok ağladım be duygulandım beni çok etkiledi akşam namazında sana dua edecğim mevlam gönlüne göre versin tekrardan allah razı olsun..

Yorumu gönderen: gizem, 17.08.2016, 22:49 (UTC):
yazınızı beğenerek okudum,ince duygularla örülmüş.tebrik ederim,duanızı beklerim.tüm kalbimle inanıyorum ki,gerçek bunalan kullarına; tertemiz gönülleriyledua gönderen kardeşlerimiz varve onlarındualarıyla,bizlere yardım gönderen biriciğim,RABBİM var,RABBİMİZ vaar bizim..

Yorumu gönderen: Melek, 10.05.2016, 19:33 (UTC):
Rabbimin beni unuttugunu umursamadigini yüzüme bakmak bile istemedigini düşünüyordum aylardır ettiğim ismi azam dualari salavatlar ....hepsi semada asılı kaldi Allah cc beni duymadı duymak istemiyor diye düşünüyordum bu yazi tam bana gore şimdi ise içimde Allah cc aşkı var.hatali isyankar günahkar olan bendim yani Rabbini unutan bendim SENİ SEVİYORUM RABBIM:((((

Yorumu gönderen: Dilan, 15.03.2016, 19:58 (UTC):
Allah senden cok razı olsun kardeşim.Tam ben caresizlikten camın ağzında oturup ağlarken,neden hic dostum yok derken bu yazını gördüm.Utandım daha cok ağlıyorum şimdi

Yorumu gönderen: Yormcu, 23.02.2016, 19:07 (UTC):
Allah razı olsun kardesim cok güzel yazmıssın icime isledi Allah hepimizi affetsin bizi doğru yola cevirsin

Yorumu gönderen: Kader, 14.02.2016, 22:21 (UTC):
Çok güzel özel ve anlamlı bir yazı olmuş..Dilinize yureginize sağlık.

Yorumu gönderen: ersan , 16.01.2016, 23:12 (UTC):
BİLLAHİ YÜREGİME İŞLEDİ RABİM EMEGİ GECENLERİN HEPSİNDEN SAYISIZCA RAZI OLSUN İNŞALLAH

Yorumu gönderen: necdet kınalı, 13.12.2014, 00:17 (UTC):
selamün aleyküm
bu yazınız beni çok etkiledi allah razı olsun
selamün aleyküm

Yorumu gönderen: canan, 11.11.2014, 22:42 (UTC):
Allah sizden razi olsun içimde ufalarak minicik kalmis yanardagi hareketlendirdiniz siz. Agladim gerçekten. Dua etmenin de bi adabi varmis gerçekten allah razi olsun sizden. Allah şu zamanda şu çağda yasayan herkese yardim etsin. Hoscakalin..

Yorumu gönderen: siluet16, 17.10.2014, 11:36 (UTC):
Allah razı olsun, çok güzel bir paylaşım olmuş

Yorumu gönderen: su, 29.11.2010, 22:30 (UTC):
harika bir yazı ağladım okudum ve rabbim bunlarıhepimize yaşamamayı nasip etsin

Yorumu gönderen: yasemin, 07.10.2010, 20:26 (UTC):
allah razı olsun agladım okudum inan müthiş bi şekilde dile getirmişsiniz allah razı olsun

Yorumu gönderen: Aise, 08.09.2010, 08:36 (UTC):
selamu aleykum ben Aise site hazirlayan kisiyi tanimak istiyorum.Allah ondan razi olsun.benim duygu ve dusuncelerimi ne kadar guzel dile getirmissiniz yazmis oldugunuz her satira her cumleye cani gonulden katiliyorum.allahin selameti uzerinize olsun allah razi olsun sizden

Yorumu gönderen: nur, 04.09.2010, 18:34 (UTC):
s.a çok güzel bi yazı elinize sağlık.ALLAH tüm insanların dualarını kabul etsın ALLAH yolundan ayrılmayalalım arkadaslar tövbe edelim.

Yorumu gönderen: mehmet emin, 01.09.2010, 13:25 (UTC):
bu yazı gerçekten mükemmel olmuş ben tarikat ortamında da yaşadım ve ve mendre imamların olduğu ortamda ve hiç birinin olmadığı ortamda yaşadım ve bunların dışında yaşadığım ortamda her zaman dinden kendiliğinden uzaklaştım.fakat böyle bir yazıyı gördüğümde göz yaşlarımı tutamıyorum.çok büyük yanlışlar yaptığımın farkındayım.ama artık ilk ikisinin ortamına dönmesen ruhen kendimi hazırlamam zor oluyor kim ne derse desin yalnız bu yolda yürümek çok zor.

Yorumu gönderen: meral, 18.06.2010, 00:10 (UTC):
çok anlamlı ve güzel bir yazı olmuş olumsuz yorum yapan arkadaşlarda şunu düşünseler buraya dini konularda sizin kadar bilgili olmayan insanlarda ugrayabiliyor ve böle bir yazıyı okumak gittikleri yanlış yoldan ayrılmalarına hiç namaz kılmaz iken namaz kılmayı denemelerine yada yaradana olan mesafesini azaltmaya fikirlerinin az da olsa degişmesine sebep olabilir birde böle baksanız olaya bence bu yazıdaki amaç insanları uzaklaştıkları dine ibadete yaklaştırmak gönlüne su serpmek peki sizin amacınız ne

Yorumu gönderen: Adnan, 17.06.2010, 20:31 (UTC):
gercekten tam isabetli bir yazi.ALLAH RAZI OLSUN.

Yorumu gönderen: liz, 17.06.2010, 16:57 (UTC):
gözyaşlarımla okuduğumu ifade etmeliyim.. ama nolur ARAŞTIRIN!!!!! HERŞEYİ! Rabbimizin sonsUz güzelliklerini anlamaya biras daha yaklaşın.. O'na biras daha yaklaşın... bende yolun başındayım ama O'ndan uzaklaştığım her gün her an kendime öyle çoq kızıyorum ki.. we şu hayatta bulunduğumuz dönemde resmen pisliğin içindeİS.. RABBİM hepimizin yardımcısı olsun..

Yorumu gönderen: ayşegül, 17.06.2010, 04:40 (UTC):
:)....

Yorumu gönderen: çağla, 10.06.2010, 12:35 (UTC):
rumumndaki çırpınışların tercümesiydi bu yazı. o kdr güzel anlatmışsınızki Allah sizden razı olsun içimdeki duyguları harekete geçirdiğiniz için.

Yorumu gönderen: sibel, 15.05.2010, 08:42 (UTC):
Bu yazıyı tüm müslüman kardeşlerimizin okumasını isterdim. Çok güzel yazmışsınız gönlünüze sağlık.

Yorumu gönderen: emine, 16.02.2010, 21:14 (UTC):
acı çekmişvesabırın tadını almış veallahı bulmuş bir insan tazısı bu ama bu boyuta geçemeyen insanlar için mürşid lazım onu inkar etmemeli

Yorumu gönderen: ece, 23.01.2010, 18:30 (UTC):
ben cogu zaman böyle hissediyodum allaha ınancım var cok şükür ama dualarımın kabul olamaması benı cok üzüyodu sankı benı allah sevmıyo gibi hisedyodum benım dıger inasnlardan farkım ne dıyodum isyan edıyodum belkı ama inşlh bundan sonra bu düşüncelerden kurtulmak istıyorum bunun için ne yapmalıyım allah ızası için yadım edın :(

Yorumu gönderen: ali, 09.12.2009, 16:27 (UTC):
gerçekten şahane bir yazı imanı bütün bi insan olarak vede imanın ilimle olacağının farkında olan bir insan olarak bu siteyi şans eseri buldum çok güzel yazılar okudum okumaya ve bu siteyi araştırmaya devam ediyorum her türlü insanın buluşma noktası olmasıda ayrıyetten bir güzellik dini vecibelerini yerine getiren vede imanı bütün olan biri olarak gözlerim doldu yazan arakadaşdan allah razı olsun inancı olmayan kardeşlerimizede tavsiyem dini biraz araştırsınlar vede dini sakallı mollaların yerine getirdiği birşey olarak görmesinler allah varlığı din insanlık bunların hepsi bir matematik ve bilim ötesi bilimsel bişeydir bilimsel bir olgu olarak araştırırlarsa daha objektif olabilirler herkese saygılar..

Yorumu gönderen: eda, 01.12.2009, 00:09 (UTC):
müthiş bir yazı,ağzınıza sağlık

Yorumu gönderen: Akhenaton, 22.11.2009, 01:36 (UTC):
Gelmezsin olur biter güzel kardeşim! Özgür düşünce yerine sadece kendin gbi düşünenlerin olduğu, sadece kendin gibi düşünenlerin yazdığı bir site bulur, ezikliğini orda giderirsin. Kusura bakmasın kimse! Bu siteyi sadece belirli bir inanç mensuplarının buluştuğu bir site zannedenlerin ya da bu tek sesliliği bloguma dayatmaya çalışanların alabileceği tek cevap benden budur! Yobazlıktır! Sen üniversiteye girersen, bütün bölümler kapansın, sadece ilahiyat fakültesi kalsın mı diyeceksin? Sadece dini bilimlerden söz edilsin, felsefe, tarih, edebiyat, coğrafya ya da uzay biilimleri kalksın, dini bilgileri öğrenmek varken başka ilimlere ne gerek var mı diyeceksin? Var mı benim astroloji üzerine tek bir yazım ki, beni o yazımla eleştirebilesin, yazmadığım bir yazı yüzünden beni "recmedesin"? Var mı tek bir ifadem, fal ya da astroloji, İslam'da vardır diyen ya da bu inanış biçiimlerini İslam'a sokmaya çalışma gibi bir hatam? Özgür bir platformu yönetiyorum ve herkesin kendi düşünce ve fikirlerini özgürce belirtebilmesi için açmışım bu siteyi. Ya bu kadar bağnazlık olur mu? Sitenin açıldığından beri 2,5 yıldır böyle insana öfff dedirten yorumlarlarınızdan ve benim düşünce özgürlüğü adına kurduğum bu platformu sürekli olarak sadece bir dinin, bir inancın sitesi yapma çalışmalarınızdan dolayısıyla da sizden ve benzeri türevlerinizden, versiyonlarınızdan bıktım usandım! Ya en üstteki uyarıyı okuyamayacak, göremeyecek kadar kör ve algı özürlü müsünüz hepiniz; "Bu site, dini bilgilerle ilgili kategorileri de bulunmakla beraber, dini bir site değildir." Ya görmeniz, kafanızın basması için sitenin üçte birini bu yazıyla mı doldurayım? Evet, algı özürlüsünüz, evet yobazsınız, evet bu siteyi kuran, hazırlayanlara karşı zerre kadar saygınız yok ve bu yüzden de siz de benim saygımı hak etmiyorsunuz.

Yorumu gönderen: yasemin, 14.11.2009, 00:04 (UTC):
bu sitede ALLAHA ait dualardan Peygamber efendimizden hadisler veriyosunuz ve demonmuş, falmış,bilmem astrolojiymiş...cenabı hakkın haram dediklerini,peygamberimizin lanet ettiği şeyler olan fal ve burç yorumları sizce akıllı işimi yazıyosunuz.yazın kur-anı kerimdeki fal ve cin çağırma ayetlerinide göreyim.bu işi hakkıyla yazın. dua etsende gök kapıları kapanır tabiki

Yorumu gönderen: Gizli İlimler Admin, 29.08.2009, 23:15 (UTC):
Yorum ve eleştirileriniz için teşekkür ederim...

Yorumu gönderen: mustafa, 29.08.2009, 13:05 (UTC):
bal içinde ağu içirmiş, aman dikkat!!! son model bir arabada yolu bilen şöförle etrafı temaşa ederek ankaraya gitmekmi yoksa külüstür bir arabada yolları da bilmeden bin zahmetle gitmekmi akıllıca. mürşidi kamilleri devre dışı bırakmak isteyenlere lütfen dikkat! neden peygemberle yola çıkan ömer kurtuldu da, onu kabul etmeyen ömer (ebu cehil) helak oldu. Bir Allah (c.c)dostuna intisap etmeyip Allah(c.c) dostu olan biri biliyormusunuz. Abdülkadir Geylani Hz.nin dahi hocası varken biz neden o hocaları aramayalım. ama tabiki sahteleri değil hakiki olanlarını. yazı mükemmel ancak ince mesaja dikkat! yolu arayanlara!!!

Yorumu gönderen: ajda, 28.08.2009, 20:04 (UTC):
bu güzel anlamlı sohbetiniz için herkes adına çok teşekkür ederim. duygulanmamak mümkün değil.

Yorumu gönderen: asikaan, 12.08.2009, 12:48 (UTC):
allah (c c) yakLaşmayı tövbe haşşa öcüLeştirdiler ama şükürLer oLsun ruhumuz göysümüz kaLßimiz iman doluymuş hak yoluna atdık kendimizi ßatıL yoLundan yarabbam sen bizi ne çok seviyormuşsun ya:(

Yorumu gönderen: hüseyin, 04.08.2009, 19:01 (UTC):
ALLAH razı olsun dostum cogu seyler benim içimden gecenlerdi hatalarımı gördüm sayende senle yüzyüzede görüşmek isterim no 05073449042

Yorumu gönderen: ayşe, 02.08.2009, 08:59 (UTC):
tam içimdeki duygulara isim koyan bi yazı olmuş.özellikle baş tarafı sanki içimden geçenleri okumuş gibi.ihtiyacım olanı karşımda görmek sanki kendi içsesimle konuşmak gibi oldu.ne kadar doğru bi saptama!allah razı olsun...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36864990 ziyaretçi (103039977 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.