Aşk
 

Aşk

Bu Kategorideki Bazı Makaleler

Menü #2 hazırlanıyor...

Menü #2 hazırlanıyor...




Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Aşkın evrimi , 19.01.2017, 12:53 (UTC):
5.
"Aşk, güçlü bir bağlılık hissi ve kişisel bağlanma duygusudur". Türkçede biz bu duyguyu sevgi ve aşk diye iki seviyede incelesek de, İngilizcede böyle bir ayrım bulunmamaktadır ve her tür sevgi için "aşk" sözcüğü kullanılmaktadır. Dolayısıyla, aşkın sadece cinsiyetler arası sevgi olarak düşünülmesi kimi durumda hatalı olabilecektir. Ancak biz bu makale dahilinde Türkçe bir anlatımda bulunduğumuza göre, buradaki "aşk"tan kastımın “bireyin kendi cinsel yönelimi dahilinde, ilgi duyduğu cinsiyete karşı yoğun sevgi duyma hali”, yani günlük hayatta kullandığımız "aşk" olduğunu belirtmek isteriz. Bu tanımımızdan da anlayabileceğiniz gibi aşk, erkekle dişiler arasında olmak zorunda olan bir duygu değildir. Ancak bu tamamen ayrı bir konu olduğundan, burada sadece genel bir tanım yaparak devam etmek istiyoruz.
Aşkın Evrimsel Temelleri
Aşk, diğer tüm duygular gibi sıradan ve yaygın bir duygu olduğuna göre, biyolojik olarak incelenebilmesi gerekmektedir. Bilimsel olarak aşkın temellerine baktığımızda, edebi ve felsefi eserlerdeki kulağa hoş gelen iddiaların aksine, aşkın son derece sıradan bir olgu olduğunu görürüz. Esasında aşkı sadece tek bir bilim dalı incelememektedir ve farklı açılardan ele alınabilmektedir. Örneğin aşkı inceleyen bilim dalları arasında evrimsel psikoloji, evrimsel biyoloji, antropoloji ve sinirbilim bulunmaktadır (ki bunların her biri, devasa bilimsel çalışma sahalarıdır). Biz burada yalnızca evrimsel biyoloji ve sinirbilim açısından ele alacağız; böylece gözümüzde bu kadar büyütmekten hoşlandığımız bu duygunun bilimsel temellerini de öğrenmiş olacağız.İlk olarak, aşkın neden evrimleştiğini, yani bilimsel kökenlerini anlatmakta fayda görüyoruz.

Yorumu gönderen: Aşkın evrimi , 19.01.2017, 12:06 (UTC):
4.
Aşkın bilimsel arka planıyla ilgili anlamamız gereken ikinci önemli nokta, belki kimilerine aptalca gelebilecek kadar sade bir diğer gerçektir. Bu gerçek, çok yalın olmasına rağmen büyük bir inatla halen toplum içerisinde çarpıtılmakta ve “gerçekmiş gibi” sunulmaktadır: aşk, kesinlikle kalp ile ilgili bir duygu değildir ve diğer bütün duygular gibi, aşk da, sadece ve sadece beyinde meydana gelmektedir. Gerçekten de bunu söylemek ve savunmak zorunda olmak bile benim için utanç vericidir; ancak eski Pagan geleneklerinden kalma sayılabilecek sebeplerle, günümüzde birçok inanç sistemi ve inanç sistemlerinden bağımsız olarak insan grupları, aşkın “kalpten kaynaklandığı” gibi çocukça bir yanılgıya saplanıp kalmışlardır, üstelik aksini gösterenlere de büyük bir kin duyabilirler. Bilime düşen ise gerçeği ortaya koymaktır. Aşk da dahil olmak üzere istisnasız her duygu beyinde üretilir, beyinde algılanır, beyinde sonlanır. Yani "aşk" dediğimiz şey, beyinde başlar ve beyinde biter. Beyinde olan bu süreçler diğer organları etkileyebilir; ancak yaşanan duyguların kendilerinin bu etkilenen organlarla (örneğin aşkın kalple, kaslarla, bağırsaklarla) hiçbir alakası yoktur. Bunu açıkça ve son defa belirtelim.Şimdi, tüm bu netleştirmelerden sonra, gelelim aşkın tanımına... Dünyaca ünlü Merriam Webster sözlüğünde oldukça yalın bir şekilde tanımlanmaktadır:

Yorumu gönderen: Aşkın evrimi , 19.01.2017, 11:55 (UTC):
3.
İlk olarak, az önce de değindiğimiz gibi aşk, esasında hiç de edebi kitaplarda ele alındığı gibi “büyülü” bir mekanizmaya sahip değildir, aksine, oldukça sıradan ve mekanistik olarak gelişen bir duygudur. Bilimsel açıdan, en temel duygu olan korkudan veya birçok hayvan türünde görülen mutluluktan pek bir farkı yoktur. Elbette insanların bu duyguyu abartmaları ve kültürel evrimleri dahilinde harmanlamaları son derece doğaldır. Bu, türümüzü ayrı kılan özelliklerden biridir ve bu tür şaşalı, gerçeği yansıtmayan; ancak insan içerisindeki estetik duygulara hitap eden tanımları çok da küçük görmemek gerekiyor, bunun farkındayız. Ancak iş bilim oldu mu, artık bu içi pek de dolu olmayan tanımlamalardan sıyrılarak, gerçeği ele almak şart olmaktadır. Sonuçta bir yere kadar şiirler ve derin felsefi düşünceler insanı mutlu etse de, bir noktadan sonra her beyin, ister istemez “Tüm bunlar iyi hoş ama, gerçek ne?” diye soracaktır. İşte bu sorunun cevabını yalnızca bilim bize verebilir. Burada, bu gerçekler üzerinde duracağız.
Aşk Nedir?
Aşkın bilimsel arka planını anlamak isteyen biri, ilk olarak şunu anlamalı ve kabullenmelidir: aşk, diğer tüm bedensel olaylar gibi, tamamen biyokimyasal bir süreçten ibarettir ve hiçbir madde üstü ve mutlak olarak “soyut” olan bir anlam taşımamaktadır! Çoğu zaman insanlar bunu kabul etmekte zorlanır, muhtemelen bu satırların okurları olarak, bu gerçekle daha önce yüzleştirilmediyseniz, sizler de bu gerçeği inatla, belki de bizlere kızarak reddedeceksiniz. Çünkü birçok insan, duygular söz konusu olduğunda, hele ki aşk gibi çoğu zaman olumlu; ancak yeri geldiğinde acı çektirebilen “epik” duygular söz konusu olduğunda, konunun edebi ve felsefi boyutları içerisinde kaybolmaktadırlar ve gerçeklikten bağlarını koparmış olmaktadırlar. Umuyoruz ki bu makalemiz sayesinde, bu sis perdesinin arasından da olsa bir miktar gerçeklerle yüzleşebilirsiniz. Gerçek, son derece yalın bir şekilde gözümüzün önündedir: aşk, tüm diğer duygular gibi nöral (sinirsel) ve hormonal yolaklar aracılığıyla açıklanabilmektedir. Bunu zaten bu makale boyunca göreceksiniz.

Yorumu gönderen: Aşkın evrimi , 19.01.2017, 11:46 (UTC):
2.
Evet, aşkı tanımlamak konusunda edebiyatçılar ve filozoflar kadar başarılı olmak mümkün degil, kabul ediyoruz. Ne yazık ki size toz pembe bir tanımlama yapamıyoruz ve bugüne kadar öğretilen, hayallerinizdeki aşkı anlatamıyoruz. Ancak bir konuda net bir şekilde iddialıyız: aşkı size bugüne kadar yapılan her türlüsünden daha gerçekçi bir şekilde anlatabiliriz, konuyla ilgili bilimsel gerçekleri ortaya koyabiliriz ve size "gerçek aşk"tan öte, "aşkın gerçeklerini" anlatabiliriz. Bu makalemizde de bunu hedefliyoruz. Umarız faydalı olacaktır.Bildiğiniz gibi aşk konusunda binlerce yıldır bin bir şiir yazılmış, methiyeler dürülmüş, şarkılar söylenmiş, efsaneler uydurulmuş, masallar yaratılmış ve aşkın gücü, kulaktan kulağa, "kalpten kalbe" tüm Dünya'yı avuçları içerisine almıştır (şimdi başlangıçtakine göre biraz daha edebi oldu, ne dersiniz). Peki, tüm bu gerçeklikten uzak benzetmeler ve abartılı, neredeyse her zaman saçma olan, çoğu zaman gerçeği yansıtmayan hikâyeler bir yana, sahiden, aşk nedir? Neden aşık oluruz? Daha önemlisi, evrimsel süreçte aşk gibi bir duygu neden geliştirilmiş, korunmuş ve desteklenmiştir? Bu bağlamda, sadece biz mi aşık oluruz? Diğer hayvanlar da aşık olur mu? Aşkın sevgiden farkı var mıdır ve varsa nedir? Bu makalemizde, olabildiğince anlaşılır ve yalın bir dille bu sorulara cevaplar vermeye çalışacağız.

Yorumu gönderen: Aşkın evrimi , 19.01.2017, 11:39 (UTC):
1.
Onu görürsünüz... Gözlerine baktığınızda, kokusunu duyduğunuzda, tenine dokunduğunuzda içiniz içinize sığmaz. Kalp atışlarınız hızlanır, yüzünüz pembeleşir, göğüs kafesiniz üzerinde bir yumru hissedersiniz, karnınızın burulduğunu, içerisinde "kelebeklerin uçuştuğunu" hissedersiniz. Eğer etki yeterince güçlüyse dizleriniz zayıflar ve ağırlığınızı taşıyamamaya başlar.
Sadece bu kadar değil! Terlersiniz, gözbebekleriniz büyür. Koltukaltlarınızdan ve cinsel organından etrafa, ter kokunuz ile karışmacak şekilde düşük miktarda koku hormonları (feromonlar) saçmaya başlarsınız. Bunların miktarı, etkilendiğiniz kişinin çevresinde kalmayı sürdürdüğünüz müddetçe gidere artar. Bu sırada iştahınız kapanır ve mideniz ile bağırsaklarınız daha yavaş çalışmaya başlar, ağzınız kurur. Çünkü vücut hayatta kalmaya yönelik fonksiyonlardan, üremeye yönelik fonksiyonlara yönelir. Erkekseniz pns , dişiyseniz vjni Beyninizin aktivitesi artar, vücut, var olma amacını gerçekleştirmek üzere hazır hale getirilir.
Siz, aşıksınızdır.

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 06.01.2017, 17:56 (UTC):
Sn.Gerçek Dost'a cevap.. Beray'ı merak etmediğimi size daha önce söyledim;çünkü,o bir ruh hastası..Bunun da nedenini ben tahmin ediyorum...Benim Beray'a ihtiyacım yok;bilakis ,o'nun bana ihtiyacı var;çünkü,O'nun sorunlarını anlayıp,derdine çare olup sabır gösterecek bu ülkedeki bir kaç kişiden biriydim;ama,ailesi benim adımın baş harfini dahi duymak istemediğini bana söyleyince ben de unutmak için,Konya'da bir psikoloğa gidip,Beray'la olan tüm yazışmalarımızı anlattım..Ve,psikoloğ Beray'ı unutmam için,bana seanslar halinde EMDR terapisi uyguladı..Öyle ki,Sonuçta, Beray kelimesini duymak istemedim..Hııı!,Beray söylediklerinin hiç birini yapmadı..Kısaca şunu diyeyim;''Sen beni terk etmedikçe ben seni ölünceye kadar terk etmem...Sen,bana ,'git',demedikten sonra ,gitmem..Benim üstüme bas ,çiğne ,ez ;ama ,terk etme...Ben öleyim;sen ölme.''..vs,vs. Ki,bunlar en az damardan gireniydi..Baktım ! kız bir megalomanyak..Her konuştuğumuzu Galata kulesinden İstanbul'a duyuran bir hasta...Babasına da dedim;''Bunu dr.'a götürün ',diye...Beray'ın cinsel yaşantısını da araştırdım.Psikoloğla bunu da konuştum.Psikoloğ o'nun bu yönüne teşhis de koydu...Kız tam bir ruh hastasıymış...Hastalığını da kabul ettim..Ki,son gün kardeşi söyledi...Bu durumunu da ölünceye kadar kabul ettim;ama,diyorum ya kız bir mitomanik...Kleptomaniklere katlanamam;ama,mitomanikleri idare ederim.Ona göre davranırım;ama,bunun ailesi de kızdan beter çıktı..Yani bunlara bulaşanın sonu ölümden beter hak alır...Benden uzak,düşmanıma yakın olsunlar..Hııı! siz bunlara gizli -değişik amaçlar güderek yaklaşıp,faydalanırsanız orası beni enterese etmez...Son sözümü burada söyleyemem.Bire bir olduğum kişilere söylerim.....Bakmayın bana! kişilerin geçmişini inceleyip ,ne tip olacaklarını iyi bilen bir kültürüm var...Bana bir daha yazmazsanız, sevinirim...Soru gelirse,cevaplarım.Yok,gelmezse susarım..Siz bensiz de güzelsiniz....Yahu kusura bakmayın;ama,Beray o rahatsızlığı ile hangi sosyal faaliyete katılacak!..Güldürmeyin beni..Bİr dakika !,bir dakika!aslında kardeşine söyleyecektim;ama,doğruyu da yanlış anlayan bir önyargı idolü olduğu için ,söylemedim ona..Konu şu:15 gün önce halam vefat etti..Tüm sülale geldi..İki yeğenim dr..Hatta biri akupunktur uzmanı..Onlara direkt olarak Beray'ın adını vermedim...O hastalıktan bahsettim,yaşını filan..Şunu dediler;''o hasta; orta şiddette olan biri..Hamile kalabilir...Tek sorun,yere düşüşüne engel olmak..Normalde, bizlerle aynı hayatı sürdürürler''...Tekrar söylüyorum;Sözlerime gocunup da bana yazmayın...Tuşa basan parmaklarınıza hakim olun....Beray 'a benimle oyun oynadığını ilk günlerde sezinleyip,söylediğimde bunu inkar ediyordu;ama,diyorum ya, kız hem mitomanik hem de telaffuz etmek istemediğim bazı kusurları var....GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 16:35 (UTC):
Ben onunla ya ruh ikizi veya H.z Muhamet in dediği gibi ruhlar aleminde iyi anlaşmışık..ve bu dünyada da Allhah karşışatırdı .ilk karşılamamız çok entrasandır. .Bahariye Gül sokak ...o çok iyi bilir...
Karşılaşmadan bir gün önce ruyamda onu gördüm ,ve sabahı şok olduk ...ilk kelime ben seni ,sen beni nereden tanıyorum ,sohbetimiz böyle başladı bir yemek eşliğinde şu an kısa bir aradan sonra yine yemeğe devam edeceğiz... İnş

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 16:25 (UTC):
Hahaha
Ben seni 4 aydır takip ediyorum...
Berayın ailesini ve Berayın neden başının ağırıdığımı ve Berayın bile bilmediği sıkıntılarını ben telepati ile biliyorum ve bundan sonra da Beray buraya yazmıycak onuda biliyorum... şu an ben onu bir sosyal programa davet ettim o orada...
Ve bu yazıları sadece okumakla yetiniyor...
Evet şu an soruyorum ona ancak evet Hayır dedi... seni davet etmem i istemiyor...

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 06.01.2017, 16:16 (UTC):
Sn.Gerçek Dost'a cevap...Sizin bu aileyi tanımadığınızı şöyle anladım;Beraygilin ailesinin kaç kişiden ibaret olduğunu bilmeyişinizden ve Beray 'la görüşüp,bana bilgi veremeyişinizden..O yüzden geçelim bu ,Beray meselesini..Amacınızı da bilmediğim gibi,merak da etmiyorum;çünkü,bilgileriniz samimi ve doğru değil...Kim olduğunuz da beni bağlamıyor;çünkü,sizinle işim yok;ama,Allah'la ilgili yazılarınızı okuyan olacaktır...Buyurun yazın...Dünyanın hiç bir yerinde inanan insandan zarar gelmez...Beray'ın peşine düşerdim ;ama,kendisi ve ailesi Allah'tan çok uzaktalar.Bunu geç farkettim...İnsan,ister -istemez bu tip ailelerin oluşuna üzülüyor...Ben çok müslüman değilim;ama,inancım ve korkum var...Hani ne derler;''Ne şeytanı gör..Ne de nalet oku!''.İşte ,Beraygil böyle bir aile..Yardımcı olmak istedim,Beray'a ...Ama,bir değişik aile..''Çözmek '',kelimesi hafif kalır...Ben burada daha farklı konuşurum;ama,''sessizliğim ''bir yere kadar olan karakterim ve terbiyemdir...Dediğiniz sözlerden biri doğru;''Eğer ,doğruysanız;doğruyu Allah size getirecektir,''.Aslında bu lafı ben daha önceleri de belirtiyordum...Ve,anonim söylemdir....GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 15:40 (UTC):

Bence, bu tip ailelerin Allah'a ihtiyacı var..Ayrıca bu tipler ;ne Muhammed'e ne de İsa'ya yaranın tipler;zira,bunlar yolda yürüyeni karalayacak kadar önyargılılar...
Her bir zerrenin Allaha bir yaratıcıya ihtayacı var .Zira aklisalim düşündüklerinde bulacaktılar...
Hiç bir şey başıboş lüzumsuz değildir. Elbete bir hikmeti vardır alisenin inancı meselesinde...
Bahsettim ya çok iyi tanırım...ailesini ablasını küçük kardeşini babasını annesini ve kendisini

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 15:32 (UTC):
Aşk sitenin 10.bolg ve
Risale Nur Sözler Hakiki aşk bölümünden kitabından alıntıdır...

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 06.01.2017, 14:58 (UTC):
Sn.Gerçek Dost'a cevap...Son 24 saatte yazdıklarınızı alt alta toplayın,bana ne demek istediğinizi ve kim olduğunuzu iki cümle ile anlatın...Son bloklarınızı anlayacak kadar dini kültürüm yok...Beray'ı da tanımadığınız kesin...Amacınızı da, Beray'ı da merak etmiyorum;çünkü,Beray da ailesi de bir muamma..Allah'tan bana yardım dileyeceğinize Beray'ın ailesi için,huzur dileyin..Bence, bu tip ailelerin Allah'a ihtiyacı var..Ayrıca bu tipler ;ne Muhammed'e ne de İsa'ya yaranın tipler;zira,bunlar yolda yürüyeni karalayacak kadar önyargılılar....İşinize bakın..Yeri gelmişken söyleyeyim.Sizdeki vaazlar, Sultanahmet camiisinin imamında yok...GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 09:31 (UTC):
Blog 3.
Öyle ise, nefsindeki ene'yi(Benliğini, enaniyetini) yırt, Hüve’yi(Allah’ı) göster. Ve kâinata dağınık bütün muhabbetlerin, Onun esmâ ve sıfâtına(İsim ve sıfatlarına) karşı verilmiş bir muhabbettir; sen sû-i istimâl etmişsin(Kötü kullanmışsın). Cezasını da çekiyorsun. Çünkü, yerinde sarf olunmayan(Kullanılmayan) bir muhabbet-i gayr-i meşrûanın(Gayrı meşru bir muhabbetin) cezası, merhametsiz bir musîbettir.Rahmânü'r-Rahîm ismiyle, hûrilerle müzeyyen Cennet gibi, senin bütün arzularına câmi'(Toplayan) bir meskeni, senin cismânî hevesâtına ihzâr eden(Hazırlayan) ve sâir(Başka) esmâsıyla(İsimleriyle) senin ruhun, kalbin, sırrın, aklın ve sâir letâifin(İnce duyguların) arzularını tatmin edecek ebedî ihsanâtını o Cennette sana müheyyâ(Amade) eden ve her bir isminde mânevî çok hazîne-i ihsan ve kerem bulunan bir Mahbub-u Ezelînin, elbette bir zerre muhabbeti kâinata bedel olabilir; kâinat, Onun bir cüz'î tecellî-i muhabbetine bedel olamaz. Öyle ise, o Mahbub-u Ezelînin, Kendi habîbine(Sevgilisine, SAV’e) söylettirdiği şu ferman-ı ezelîyi(Ezeli ferman, ayeti) dinle, ittibâ et(Tabi ol):“DEKİ HABİBİM: EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ ALLAH’TA SİZİ SEVSİN.”
El Baki Hüvel Baki
Ey gececocugu gerçek sevgiyi arıyorsak ancak sevgiyi yaratanda aşık olmakla bulabiliriz,Bir insan Aşkı yaratana tam manasıyla aşık olamazsa aşk onu neylesin....
Sen eğer iyisen iyi olan Allah'a aşık olan gerçek aşkı sevgiyi, her bir insan elbette bulabilir...

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 09:21 (UTC):
Öyle ise, nefsindeki ene'yi(Benliğini, enaniyetini) yırt, Hüve’yi(Allah’ı) göster. Ve kâinata dağınık bütün muhabbetlerin, Onun esmâ ve sıfâtına(İsim ve sıfatlarına) karşı verilmiş bir muhabbettir; sen sû-i istimâl etmişsin(Kötü kullanmışsın). Cezasını da çekiyorsun. Çünkü, yerinde sarf olunmayan(Kullanılmayan) bir muhabbet-i gayr-i meşrûanın(Gayrı meşru bir muhabbetin) cezası, merhametsiz bir musîbettir.Rahmânü'r-Rahîm ismiyle, hûrilerle müzeyyen Cennet gibi, senin bütün arzularına câmi'(Toplayan) bir meskeni, senin cismânî hevesâtına ihzâr eden(Hazırlayan) ve sâir(Başka) esmâsıyla(İsimleriyle) senin ruhun, kalbin, sırrın, aklın ve sâir letâifin(İnce duyguların) arzularını tatmin edecek ebedî ihsanâtını o Cennette sana müheyyâ(Amade) eden ve her bir isminde mânevî çok hazîne-i ihsan ve kerem bulunan bir Mahbub-u Ezelînin, elbette bir zerre muhabbeti kâinata bedel olabilir; kâinat, Onun bir cüz'î tecellî-i muhabbetine bedel olamaz. Öyle ise, o Mahbub-u Ezelînin, Kendi habîbine(Sevgilisine, SAV’e) söylettirdiği şu ferman-ı ezelîyi(Ezeli ferman, ayeti) dinle, ittibâ et(Tabi ol):“DEKİ HABİBİM: EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ ALLAH’TA SİZİ SEVSİN.”
El Baki Hüvel Baki
Ey gececocugu gerçek sevgiyi arıyorsak ancak sevgiyi yaratanda aşık olmakla bulabiliriz,Bir insan Aşkı yaratana tam manasıyla aşık olamazsa aşk onu neylesin....
Sen eğer iyisen iyi olan Allah'a aşık olan gerçek aşkı sevgiyi, her bir insan elbette bulabilir...


Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 08:20 (UTC):
Blok 2 . Mâlûmdur ki, bir vâlide(Anne), meselâ, bir yavruyu korkutup, sînesine celb ediyor(Kendine çekiyor). O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü, şefkat sînesine celb ediyor(Kendine çekiyor). Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem'asıdır(Parıltıdır). Demek, havfullahta(Allah’tan korkmada) bir azîm(Büyük bir)) lezzet vardır.Mâdem havfullâhın(Allah’tan korkmada) böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullahta(Allah’ı sevmede) ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu mâlûm olur(Bilinir). Hem, Allah'tan havf eden, başkaların kasâvetli, belâlı havfından kurtulur. Hem, Allah hesâbına olduğu için mahlûkata(Yaratılmışlara) ettiği muhabbet dahi, firâklı(Ayrılıklı), elemli olmuyor.Evet, insan evvelâ nefsini sever, sonra akâribini(Akrabalarını), sonra milletini, sonra zîhayat(Canlı) mahlûkları, sonra kâinatı, dünyayı sever; bu dairelerin herbirisine karşı alâkadardır. Onların lezzetleriyle mütelezziz(Lezzet duyan) ve elemleriyle müteellim(Elem duyan) olabilir. Halbuki, şu herc ü merc(Karmakarışık) âlemde ve rüzgâr deverânında(Dolaşımında) hiçbir şey kararında kalmadığından bîçare(Çaresiz) kalb-i insan(İnsan kalbi), her vakit yaralanıyor. Elleri yapıştığı şeylerle, o şeyler gidip ellerini paralıyor, belki koparıyor. Dâimâ ıztırap içinde kalır, yahut gaflet ile sarhoş olur.
Mâdem öyledir, ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakiki sahibine ver, şu belâlardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemâl ve cemâl Sahibine mahsustur; ne vakit Hakiki Sahibine verdin, o vakit bütün eşyayı Onun nâmiyle ve Onun aynası olduğu cihetle ızdırapsız sevebilirsin. Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek(Harcamamak) gerektir. Yoksa, muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet(Şiddetli ceza) olur.
Zâten sana, sende senin nefsine olan şedid(Şiddetli) muhabbetin, Onun zâtına karşı muhabbet-i zâtiyedir ki, sen sû-i istimâl edip(Kötü kullanıp) kendi zâtına sarf ediyorsun.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 06.01.2017, 08:12 (UTC):
1.blok:
Ey nefisperest(Nefsin arzularına aşırı derecede uyan) nefsim, ey dünyaperest(Dünyaya tapacak derecede ehemmiyet verip âhiretini düşünmeyen, maddiyâtı çok seven) arkadaşım! Muhabbet(Sevgi, aşk) şu kâinatın bir sebeb-i vücududur(Varlık sebebidir), hem şu kâinatın râbıtasıdır(Bağlanma sebebidir), hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kâinatın en câmi'(Toplayan) bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek(Kaplayacak) bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir(Yerleştirilmiştir). İşte şöyle nihayetsiz(Sonsuz) bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.İşte, ey nefis ve ey arkadaş! İnsanın, havfa(Korkuya) ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, fıtratında derc olunmuştur(yerleştirilmiştir). Alâküllihâl(Eninde sonunda), o muhabbet ve havf, ya halka(Yaratılmışlara) veya Halıka(Yaratana) müteveccih olacak(Yönelecek). Halbuki halktan havf ise, elîm bir beliyyedir(Beladır); halka muhabbet dahi belâlı bir musîbettir. Çünkü, sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhâmını(Merhamet istemeni) kabul etmez. Şu halde, havf elîm bir belâdır.Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allaha ısmarladık demeyip gider (gençliğin ve malın gibi; ya muhabbetin için seni tahkir eder(Aşağılar). Görmüyor musun ki, mecâzî aşklarda yüzde doksan dokuzu mâşukundan(Aşık olduğundan) şikâyet eder. Çünkü, Samed(her şeyin kendine muhtaç olduğu kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığı Allah’ın) aynası olan bâtın-ı kalb(Kalbin içi) ile, sanem-misâl(Put misali) dünyevî mahbublara perestiş etmek(Aşırı düşmek), o mahbubların nazarında sakîldir(Ağır ve can sıkıcıdır) ve istiskâl eder(Yüz vermeden kovar), reddeder. Zîrâ fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehevânî sevmekler, bahsimizden hariçtir.) Demek, sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor, ya seni tahkir ediyor(Aşağılıyor), ya sana refâkat etmiyor(Eşlik etmiyor), senin rağmına(Tersine, aksine) müfârakat ediyor(Ayrılıyor). Mâdem öyledir, bu havf ve muhabbeti, öyle birisine tevcih et(Yönet) ki, senin havfın lezzetli bir tezellül(İnme, allçalma) olsun, muhabbetin zilletsiz(Aşağılık olmayan) bir saadet olsun.Evet, Halık-ı Zülcelâlinden havf etmek(Korkmak), Onun rahmetinin şefkatine yol bulup ilticâ etmek(Sığınmak) demektir. Havf, bir kamçıdır; Onun rahmetinin kucağına atar.,



Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:57 (UTC):
Başta tüm dostlarımın ve tüm insanlığın üzerinde gelmiş geçmiş büyü nazar negatif enerjiler ne kadar kötülük varsa Rabbim tez zamanda alsın üzerinden yerine nur yağdırsın gökten...Nefes edip üzerine görünmeyen negatif enerjikeri varlıkları toplayan kişileride Allah ıslah etsin...amin amin amin .....
Ayetel Kürsi Anlamı (Meali)

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur.
Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.
Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur.
O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?
O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.)
O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar,
O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.
O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.
O, yücedir, büyüktür.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:46 (UTC):
Ne güzel belirtmiş site sahibi 10.blokta
Aşk ve Büyü, Yan Yana Gelmez
Akhenaton
Aşk ve büyü yan yana gelmez. Gelirse aşk incinir, kutsallığı incinir, anlamı incinir. Aşk, zaten bir büyüdür. Ama büyü, aşk değildir. Aşkın büyüsü, aşk için yapılan büyüyle bozulur. Yaşanan, artık bir garabet ve yitirilen onca asalettir.
Aşık olduğu kadına / erkeğe büyü yaptıran kişi, aşık değildir. Olamaz da. Çünkü “Sevdiği insanın, saçının teline rüzgar değse kalbim üşür.” dediği insanın o hiç “İncitmeye kıyamam.” dediği kalbini karanlık güçlerin, cinlerin, iblislerin taarruzuna bırakmaktır. Ömür boyu o kişiyi mutsuz etmek, ruhsal bunalım içinde yaşamasına sebep olmaktır. Böyle sevgi olur mu? Böyle aşk olur mu? İnsanın düşmanına bile yapmayacağı birşeyi yapıp, o kişiyi karanlık güçlerin avucuna bırakıp hayatını karartan kişiye aşık denilebilir mi? Dedim ya, düşmanı bile yapmaz bunu insana. Mertlik değildir, asalet değildir çünkü.

Sitede, büyünün günah ve Allah’a şirk koşmak olduğu, büyü yapan kişinin de büyü yaptıran kişinin de ahretlerini sattığı, KUL HAKKINA GİRDİKLERİ, mahşerde Allah-u Teala’nın affetmeyeceği tek suçun kul hakkı olduğu konusunda bir çok uyarıcı yazı ve makaleler verildi. Evet, KUL HAKKI, Allah’ın affetmeyeceği tek günahtır. Çünkü bir insanın özgür iradesini kendi rızası olmadan tahakküm altına çalışmak KUL HAKKI, Allah’a dua yerine bir takım tılsımlı, efsunlu isimlerin okunması ve Allah’tan başkasından yardım dilenilmesi (Fatiha Suresi'nin sırrınca ŞİRK’i doğurur. Büyü, “başvurulacak en son çare” bile değildir; çünkü çare değildir. Aksine, sevdiğinizi iddia ettiğiniz kişiye zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.
Yüreğine sağlık yazarın...

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:35 (UTC):
Ona negarip negatif enerjileri gönderen zat ise Aslında onu Allah a göndermiş oldu...
Beray affetti denim ya çok pozitif affedici insandır. Allah'da onu affetsin yoksa ebedi olarak beladan kurtulamayacaktır...


Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:23 (UTC):
Nitekim enerjilerimiz Mayıs ve eylül gibi düştü,
Benimde kuralım ringimi kendim kurarım ,hiç bir insana el kaldırmadım ancak ağır siklet bosk madalyalarım vardır...
Ayrıca Lütfen doğru söyleyin ablası olduğunu biliyorsunuz...ben yanlış beyan sevmem....!

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 23:18 (UTC):
Sn,Gerçek Dost'a cevap...Sizin bahsettiğiniz Beray ile benim bahsettiğim Beray aynı kişiler değil ;çünkü,onun ablaları yok....Hıı! yine de aynı Beray'dan bahsettiğinizi söylüyorsanız ben de o zaman şunu derim.Meğer Beray'la her gün konuşuyorsunuz o zaman kendisi beni bir arayıp;''merhaba '',desin.Bakalım aynı Beray mı?...GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:14 (UTC):
Ve bazende enerjilerimiz bazı art niyetli insanlar tarafından düş birimize sürekli pozitif enerji verir,
Çevremizde de süreki iyilik güzellik yardım sevgi saçarız.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:10 (UTC):
Ayrıca benim kardeşim dostum arkadaşım her ne konumda da olsa ve olacaksada çok severim...Zarar verecek olanıda hiç sormadan binlerce km öteden bertaraf edebiliriz,ilişkimiz böyledir ,biline

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 23:04 (UTC):
Anne tarafından genetik bağlarımız vardır.
Hem anne hem baba tarafıda eğitimli ataları vardır...hesini tanırım..
Abları var .ismin baş harfini merak etmemine gerek yok sık sık kullandımız...
Sizin isminiz baş harfi?

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 22:59 (UTC):
Sn .Gerçek Dost 'a....Ben şu an Konya'nın bir ilçesindeyim...Anladığım kadarıyla bay'sınız....Anlamadığım şu;Beray'ın ablaları yok ki!...Acaba ikimiz de aynı Beray'dan bahsediyoruz..Benim bahsettiğim İst.Suadiye'de ikametli .Soyadı da Ç. ile başlıyor...Varsayalım aynı kişiden bahsediyoruz...Peki,Beray'la sık sık görüştüğünüze göre ,size benden hiç bahsetmedi mi?...Şu an evli misiniz?..İsminizin baş harflerini yazar mısınız? ..Görüşmek için,İzmir'e de gelirim.Zaten şu günlerde İzmir'e gitme planlarım vardı...GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 22:48 (UTC):
Biz Beray ile her an konuşr empati yaparız.
Ablaları da çok eğitimli ve onlarda sagıdığer insanlardır. Milyonlarca yıl önce de atalarıda sagıdeğerdir.
Ruh ikimizin olduğuna göre cinsiyetimi tahmin etmeniz gerekir...
Ayrıca Beray hanım burada yokken onun hakkımda konuşmak istemem...Başka konularda sohet edebilir.
Siz hangi şehirde yaşıyorsunuz ?

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 22:40 (UTC):
Sn.Beray'ın ESKİ ARKADAŞI...Anladığım kadarıyla Beray'la her gün bir aradasınız.İsminizin baş harflerini ve bay mı bayan mı olduğunuzu sizden rica ediyorum;Çünkü,o arkadaşlarının isimlerini bay-bayan fark etmeden söylemişti...Bir de size şunu soracağım.İzninizle,bugün benimle olan yazışmalarınızı Beray'a söylediniz mi?..Yani,onun haberi oldu mu?.Siz ondan, saygıdeğer, biri olarak bahsediyorsunuz;ama,onun kardeşini tanıdıktan sonra biraz abartılı bir ünvan oluyor,''saygıdeğer ''kelimesi.Elbette kardeşler birbirine benzemeyebilir....GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: Gerçek Dost , 05.01.2017, 22:39 (UTC):
Merhaba ,gece cocugu
Geçici olarak rumuzunuza izin verdiğiniz için teşekürler...
Beraydan izin almak nezaket gereğidir.Çünkü onun hakında sohbet ocağı kesin.
Sohbet etmemizi istemiyor olabilir...
Ayrıca ben ist değil İzmir de ikamet ediyorum ...
Beray ist.

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 22:21 (UTC):
Sn:Beray'ın ESKİ ARKADAŞI...Size tekrar teşekkürler...Bundan sonra bana yazacağınız zaman rumuzunuz ,sizi en güzel tarif eden,''Gerçek Dost'',olsun.Tabi,siz kabul ederseniz....Bana bay mı bayan mı olduğunuzu yazacaktınız;ama,yazmadınız...Beray'dan izin almanız gerektiğini pek anlamadım;çünkü,beni istemeyen aileyi ben niye isteyeyim ki!...Eğer bana;'' yarına gel''derseniz.Bunu bu gece en geç saat 03:00'de demeniz lazım.Yani,2 saat içerisinde;çünkü,Hızlı Trene ancak kavuşurum...Ve,öğlene doğru saat 11:20'de Pendik'te olurum..Ama ,hala kafam almıyor!,,Beray'dan niçin izin alacaksınız?,!!!.Haber bekliyorum...GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: GECECOCUĞU, 05.01.2017, 22:11 (UTC):
Tabiki o sagıdğer bir kişidir.İzin almadan asla sizinle görüşemem...
Ancak biz onunla ruh ikiziyiz..TLF vs ile sormayacığım.
O şu an yorgun ve uyumak üzere,yarın sabah ben Beray 'dan izin almaya çalışırım...
Bunun dişıda sohbet edebilirsiz.

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 21:50 (UTC):
Sn.Beray'ın ESKİ ARKADAŞI ...Beni mahçup etmediniz..Teşekkürler...Şu an lap top 'da oturup,sizden tlf numaranızı beklemeye devam ediyorum...Eğer siz tlf numaranızı ekrandan vermek istemiyorsanız,ben size bir tlf numarası verip,beni şu saatlerde o numaradan arayabilirsiniz;ama,önce sizden haber bekliyorum:yani siz tlf numarası verip-vermeyeceğinizi bana bildirmeniz lazım...Bana hemen yazın...GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: GECECOCUĞU, 05.01.2017, 21:45 (UTC):
Ben Berayın çok yakın arkadşıyım...
Tabiki önce izin alacağım ok derse davetim geçerlidir...
GECECOCUĞU

Yorumu gönderen: GECECOCUĞU, 05.01.2017, 21:39 (UTC):
Peki sana telimi vereceğim ve davet edeceğim görüşelim...
Yardımcı olurum...

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 21:09 (UTC):
Sn.Beray'ın ESKİ ARKADAŞI 'na ..Uyumadan,sizden 4 saattir haber bekliyorum...Sizin hakkınızda olan düşüncelerimi boşa çıkarmayın...Yoksa bu yazılarınız da mı Beray'la bana karşı oynadığınız oyunun bir parçası mıydı?...Ben Beray'la veya ailesiyle tanışmak istemiyorum; onları tanımak istiyorum;çünkü,beni istemeyeni; ben ,dünden istemem...Yeri gelmişken söyleyeyim..Önceki yazımda Beray'ın kardeşinin bana küfür etmediğini belirtmiştim.Aslında ,etti;ama,Beray bana onun yapısını anlatmıştı.O yüzden küfürünü es geçtim...Dediğim gibi,Beray'ın nasıl bir arkadaşı olmanız beni enterese etmiyor;çünkü,Beray ve kardeşinin arkadaşları kendilerini ilgilendirir...Radikal kararlar verebilen kişiyim.Ben 39 ay bir kızı bekledim.En son baktım kızı düşünmekten iğne-ipliğe döndüm.Ve,vazgeçtim.O zaman şunu anladım;bir bayan kendine aşık biri ile evlenmeye yanaşmıyorsa,akıllı bayan değildir.Eh ! akıllı olmayanı ben ne yapayım...Sizinle oturup konuşsam bu konularda olan araştırma tespitlerimde çarpıcı gerçekleri görürsünüz....Hayata bakışınızı ve mutlu evliliğin aslında pek de öyle 'Kaf dağının arkasında',olmadığını görürsünüz....Sizden haber bekliyorum.. GECEÇOCUĞU.

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 17:50 (UTC):
SN.Beray'ın eski arkadaşı..Öncelikle sözümü yerine getireyim;siz kızmayacağım demiştim...Ve,kızmadığım gibi,bana cevap yazdığınız için,sizi bu mert davranışınız için,takdir ediyorum..Helal olsun..Hayatta hep böyle kalın..Son zamanlarda sizin gibi,açık sözlü insanlara ihtiyacım vardı..Bilhassa Beray hakkında sorularıma cevap verirseniz, Allah da isteklerinizi geri çevirmesin. ...Şimdi geleyim sizin bana yardımcı olacağınız konulara.Madem eski bir arkadaşı oluyorsunuz ,neden benim rumuzumu kullanarak ona ulaşmaya çalışıyorsunuz?..Ayrıca benim rumuzumu kullandığınız için,Beray'ın kardeşine;'' Bu konuyla ilgili haberim yok...Beni,suçlamayın ,'' diye ,bir saat önce mesaj attım..Vay ! atmaz olsaydım..Bir tek küfür yemediğim kaldı..Tuhaf insanmış !..Şimdi sorularım geliyor:Erkek misiniz?...Beray'la nereden tanışıyorsunuz? Adınız E.D. mi?...Beray sizce nasıl bir karakter?..Yani,söylemlerinde dost mu?..Benimle olan ,sanal arkadaşlığımızı ne kadar biliyorsunuz?...Eğer sizinle görüşmek için,İst.'a gelsem,benimle bu konuları konuşur musunuz?...Buraya kadar samimi olan mert birisinin benden bunu esirgeyeceğini tahmin etmiyorum..Sizinle, yarın veya cts İst'da konuşmaya hazırım....Beray'la yazışmamı ailesi istemiyor...Kabul ediyorum...Saygı duydum,çekildim;fakat,bu aile nasıl bir aile ve Beray'ın bana karşı olan düşünceleri ne kadar samimiydi?..İşte ben bu merakımı ölmeden önce yenmek istiyorum...Bilin ki,ben idama gidiyorum ...Ve,son isteğimin bu olduğunu sizden rica ediyorum...Hatırımı kırmayın...Ben ,Beray'la zaten hiç tanışmadım..Ama,bu kim?.Nasıl biri?...Sizden haber bekliyorum...Saygılar.

Yorumu gönderen: GECECOCUĞU, 05.01.2017, 17:10 (UTC):
Berayla konuşabilmek için,...
Çünkü benimle ben onun çok eski bir arkadaşıyım.
O beni biliyorg
O ayranı et eşiğinde içer...

Yorumu gönderen: geceçocuğu, 05.01.2017, 17:01 (UTC):
4 ocak saat 22:54'de, ''Gel Beray...Gel Beray,'' ,diye yazan şahısa sorum var..Neden ,rumuzumu kullanarak, Beray'a hitaben yazdınız!..Açıkça söyleyin.Kızmayacağım..Kimsiniz ?..İnsanlık adına, söyleyin..

Yorumu gönderen: GECECOCUĞU, 04.01.2017, 20:54 (UTC):
Gel Beray...Gel Beray.

Yorumu gönderen: YDGÇ, 03.01.2017, 22:48 (UTC):
Sn. 'YGGÇ 'ye CEVAP YAZAN ŞAHIS 'a...Dünkü yazıma cevap vermediniz...Yoksa siz,Beray mısınız?...Çünkü,onun pek çok rumuzlu yazısı var..Herhalde bu, 'ydgç'ye cevap', rumuzu da;' son baskı klişesi '...Hani diyorsunuz ya bana ;''filanca isimlerden misiniz',diye.Aslında bunun cevabını, Beray hanım daha iyi bilir...Siz,ona hitaben yazın...Saygılar...YDGÇ.

Yorumu gönderen: YDGÇ, 02.01.2017, 23:29 (UTC):
Sn.,ydgç cevap yazan şahıs...Belli ki;Orientring,geceçocuğu,Beray,ydgç isimlerinin yazılarını takip etmişiniz...Buraya kadar takip ettiklerinizi ben de takip ediyorum...Siz nerede yaşıyorsunuz?..Bay veya bayan mısınız?..Ben,YDGÇ..Bana bu ismi ortaokulda arkadaşlar takmıştı.Yani; Yedigün çocuğu..Okulda her gün Yedigün gazozu içiyordum....Kendiniz ne işle uğraşıyorsunuz?..Tahmin ettiğim gibi,2 ay önceleri bu sitede yazınız var mıydı?..Tahminim ,doğru mu?..Kaç yaşındasınız?..Sorularımı cevaplarsanız,memnun olurum..Son yazınızı,22:26 'da yazmışınız..Ben o saatten beri internette konular tarıyordum..Yatmadan önce ,'Aşk sitesine bir bakayım',dedim..Yazınızı,gördüm..Bu bahsettiğiniz kişilerden bizzat tanıdıklarınız var mı?..Ne mezunusunuz?..Saygılar.

Yorumu gönderen: Ydgc cevap, 02.01.2017, 20:26 (UTC):
Veya bir arkadaş grubu olabilirmisiniz ?

Yorumu gönderen: Ydgc cevap, 02.01.2017, 20:08 (UTC):
Orientring
Rumuzlu kişide siz olmalısınız....

Yorumu gönderen: Ydgc cevap, 02.01.2017, 19:53 (UTC):
Evet sizi
Tanışığımı düşünüyorum buyurun...
gece cocugu Ydgc Beray
Aynı kişiler olmalalısınız...

Yorumu gönderen: YDGÇ, 02.01.2017, 18:08 (UTC):
Sn., :'D', ('ydgç'e cevap yazan şahıs)... Şu günlerde,'' :D ''rumuzlu yazılarınızı hatırlayıp,bulmaya çalışıyorum..Eski notlarımı blok blok tarıyorum..Galiba,eylül veya daha büyük ihtimalle ekim ile kasım ayının ilk 15 gününde beni gösteren yazılarınız olmuştu..Kusura bakmayın;ama,7 aralık 2016'daki yazınızda belirttiğiniz gibi;''...herhalde beni, biri ile karıştırıyorsunuz !''lafınız ,artık pek inandırıcı gelmiyor...
Elbette ,kimliğinizin beni enterese etmiyor;çünkü,siz bana arada sırada parazit yazılar yazıyorsunuz...Sanal ortamda bu pekala olabilir.Ve,sakıncası da yok;fakat;''..ben sizi tanımıyorum,''gibi,sözleriniz adeta,açık vermemek için,kaçamak cevap veriyorsunuz..Sizden ricam şu:Beni bir şekilde tanıyorsanız,açıkça ;''Evet...Şu noktada tanıyorum ,''deyin...Amaç;site ziyaretçilerine aşk konusunda yaşananları aktarmak...Saygılarımla...YDGÇ.

Yorumu gönderen: Ydgc cevap, 02.01.2017, 13:16 (UTC):
İki gönül bir olmuşsa
Yorum yapma kimin hakkı olabilir ki ? :D

Yorumu gönderen: YDGÇ, 01.01.2017, 00:24 (UTC):
Sn. Hangimiz Sevmedik'e cevap...Elinize sağlık ...Güzel bir aşk şiiri....Aslında ben aşk ile olan yorumları şu örneğe benzetirim... Ki,herhalde dünya döndükçe devam edecek..Hani bir kaç metrekareden ibaret ortada tek bir ağacın da olduğu okyanusda teknesi batmış bir denizcinin sığındığı adanın karikatürünü her karikatürüstün farklı yorumladığı bir durum...Ve,bu farklı yorumlar bitmeyecek..Hele aşkı herkes değişik yaşıyor...

Yorumu gönderen: Hangimiz sevmedik...., 31.12.2016, 21:39 (UTC):
Hangimiz düşmedik kara sevdaya
Hangimiz sevmedi çılgınlar gibi
Hangimiz bir kuytu köşe başında
Bir vefasız için yol gözlemedi

Herkesten bir anı saklar bu yollar
Herkesin acısı sevgisi kadar
Güzelmiş çirkinmiş ne fark eder ki
Deli gibi sevmek ruhumuzda var
Aşığın gözü kör kulağı sağır
Doğruyu yanlışı ondan görmedi
Yakıldı yıkıldı yinede sevdi
Ah o vefasızlar kıymet bilmedi
Herkesten bir anı saklar bu yollar
Herkesin acısı sevgisi kadar
Güzelmiş çirkinmiş ne fark eder ki
Deli gibi sevmek ruhumuzda var...
Seni seviyorum g

Yorumu gönderen: Haberin Varmı..., 27.12.2016, 19:52 (UTC):
Teşekkürler Yorumunuz için. Her halde biri ile karıştırdınız beni :D

Yorumu gönderen: YDGÇ, 27.12.2016, 18:25 (UTC):
Sn. Haberin Varmı'ya cevap...Sizin kimden bahsettiğinizi anlamakta güçlük çekiyorum...Kime ,ne mesajı iletmeye çalışıyorsunuz?...Kaldı ki,3 gün önce,'' Alpaslan'',rumuzuyla çıkıp,internet sitelerini kapattıracağınızı bahsediyordunuz..'':D''gizli imzanızı aylardır biliyorum da kim olduğunuzu bilemiyorum..Hepsinden önemlisi,bana bir şeyler mi ima ettirmeye çalışıyorsunuz?...Lütfen,samimi iseniz cevaplayınız...Merak etmeyin sonuçta kimseye zararım olacağından değil...İşimin gücümün ortasında kimseyle de uğraşamam....Ama !şimdi ilham geldi...Ve,eğer ,isminizin baş harfi ''D''ise,o halde siz de beni tanıyor ve tlf numaram sizde varsa... Ki,olabilir,beni aramanızda sakınca yok...Ve, sizden haber bekliyorum...Takdir size ait...Saygılarımla.

Yorumu gönderen: Haberin Varmı..., 27.12.2016, 06:56 (UTC):
Bu sabah haberi oldu merak etmeyin....
:D
Ve şu an çok heyacanlı biraz sinirli biraz kızgın biraz coşkulu biraz şaşkın :D



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 41081276 ziyaretçi (110358739 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.