Abdullah Tercüman
 

Abdullah-ı Tercüman (Anselma Turmeda)

Kategori: İslami Videolar

Güncelleme: Ayşegül

ANSELMO TURMEDA'NIN MÜSLÜMAN OLUŞU

Abdullah et-Tercüman (Anselmo Turmeda), aslen İspanyanın Mallorca adasına mensup bir katolik-fransisken papazı iken, Müslümanlığı kabul etmiş (1420) ve gerçeğe hizmet için "Tuhfetü'l-Erib (Lebîb) fi'r-Reddi 'ala Ehli's-Salib" adlı bu eseri yazarak eski dindaşlarını Hak Din İslamiyet'e çağırmıştır. Hz. Muhammed (s.a.v)'in hak son peygamber olduğunu Tevrat ve İncil'e dayanarak defalarca ispatlayan, Abdullah Tercüman, misyonerlikle mücadele için geliştirdiği metotları bu kitapta anlatıyor. İçerisinde Hıristiyanların kutsal kitabının muharref olup olmadığı meselesi, bu kitapların hükümden kaldırılıp kaldırılmadığı meselesi, teslis inancı, Kurân'ın Allah kelamı olup olmaması ve Hz. Muhammed (s.a.v)'in risaletinin hak olup olmadığı meseleleri bulunmaktadır.Akdeniz'de Balear takımadalarının en büyüğü olan Mayorka adasında, bir ailenin tek çocuğu olan Anselmo Turmeda isimli biri vardı. Altı yaşında iken bir papazdan din ilmini öğrenmek üzere tahsile başladı. Sonra ilmini ilerletmek üzere Katalan'da, Larde şehrine gitti. Din ilmini hayli ilerleten Anselmo, daha da ilerletmek için Nebuniye şehrine gitti. Burada ilmi çok yüksek, kadri kıymeti büyük bir papazın himayesi ve hizmetinde uzun müddet kaldı. Nikola Mertil ismindeki bu papaz, bir gün hasta olduğundan derse gelmedi. O gün talebeler kendi aralarında müzakerelerle meşgul oldular. Akşam olduğunda Anselmo, papaz Mertil'in evine vardığında papaz:

Bugün ne ile meşgul oldunuz? diye sordu.

Anselmo ise, arkadaşları ile bazı ders müzakerelerinde bulunduklarını fakat İncil'in bir yerinde Hazreti İsa'nın «Benden sonra bir Peygamber gelir, onun ismi Paraklit'tir» sözü üzerine hayli tartışma yaptıklarını söyledi.

Papaz:

Bu hususta arkadaşlarından kimler ne gibi sözler söyledi ve sen ne dedin diye sordu.

Anselmo, kendi söylediklerini ve arkadaşlarının söylediklerini anlattıktan sonra Papaz: «Sen biraz yaklaşmışsın, falan arkadaşın hiç isabet edememiş, falan arkadaşın da biraz yaklaşmış», deyince Anselmo, büsbütün merak etti. Papaza yalvararak bunun hakikatini sordu. Papaz Nikola, bir türlü söylemek istemiyordu. Hattâ söylediği takdirde hayatının tehlikeye düşebileceğini ifade ediyordu. Anselmo, papazın ayaklarına kapanarak yalvarmaya başladı. Nihayet Papaz Nikola, ağlayarak bu meselenin hakikatini anlatmaya başladı ve şöyle dedi:

Evlâdım! Ben bu hakikati hayatımın son zamanlarında öğrendim. Eğer, daha evvel öğrenmiş olsaydım, benim için çok şeyler değişirdi. Burada İsa'nın, benden sonra ismi Paraklid olan birisi gelecektir dediği zat, Müslümanların peygamberi Hazreti Muhammed'dir. Paraklid'in tam karşılığı Ahmed'dir. Bu hakikati benden duyduğunu kimseye söyleme. Eğer kendin hayırlı bir şey yapmak istiyorsan, Müslüman ol, dedi.

Hocasından bu hakikatleri duyan Anselmo Turmeda, hemen memleketine döndü. Altı ay kadar kaldıktan sonra, Tunus'a gitti. Orada kendi dilinden anlayan birini bulup Müslüman olacağını anlattı ve Tunus Emiri Ebu'!l Abbas Ahmed'in huzuruna çıkardılar. Huzurda Müslümanlığı kabul etti. Abdullah Tunus Emirinden Tunus'ta bulunan ve kendisini yakından tanıyan Hıristiyanlardan kendisinin sorulmasını istedi.

Hıristiyanlar, emir üzerine toplandılar. Kendilerine Anselmo Turmeda isminde bir papazı tanıyıp tanımadıkları soruldu. Hepsi, hakkında iyidir diye şahitlik yaptılar, O zaman huzurlarına Abdullah çıktı ve Kelime-i Şehadeti getirdi. Perişan oldular. Bu bizim içimizde en kötü kimse olarak bildiğimiz biridir demeye başladılar.

Abdullah, Tunus sarayında uzun müddet tercümanlık görevinde bulundu, (Ne garip! Hıristiyanlar okudukça ve ilimleri ilerledikçe Müslüman oluyorlar; Müslümanlar da cahillikleri çoğaldıkça Hıristiyan oluyorlar.)

Abdullah-ı Tercümân, Akdeniz'de bulunan Balear adalarının büyüğü olan Mayorka adasında, bir âilenin tek çocuğu idi. Asıl ismi, Anselmo Turmeda idi. Hıristiyanlığa Reddiye olarak yazdığı “Tuhfet-ül-erîb” kitabında, hayatını şöyle anlatır:

PAPAZ NİKOLA'NIN YANINDA

Babam beni, altı yaşına girdiğimde, bir papaz öğretmene teslim etti. Bu papazdan İncîl'i okudum. İki senede, yarısından fazlasını ezberledim. İki sene, İncîl'in lügatleri ve mantık ilmi üzerine çalıştım. Sonra Hıristiyanlarca ilim merkezi sayılan “Larde” şehrine gittim. Burada altı sene kadar tıb ve astronomi ilmi öğrendim. Dört sene kadar da İncîl'i ve lügatlerini okudum. Daha sonra “Nebûniye” şehrine gittim. Orada zamânın en seçkin papazı olan Nikola Mertil'den ders okudum. Bu papaza hükümdârlar bile mürâcaat eder ve hediyeler gönderirlerdi. Bu papazdan Hıristiyanlık dininin usûl ve hükümlerini okudum. Dâima hizmetinde bulunup, ona yakın olmaya çok i'tinâ ve ihtimâm gösterdim. Papaz da, beni en yüksek talebesi olarak herkese takdim ederdi. Hattâ o kadar yakın oldu ki, evinin ve anbarlarının anahtarlarını bana teslim ederdi. Böylece on sene, Nikola'ya tam teslimiyetle hizmet ettim.
Bir gün papaz hastalanıp derse gelmedi. Derse gelenler arasında, Cenâb-ı Hakkın Îsâ aleyhisselâma; “Senden sonra bir peygamber gelir, ism-i şerîfi Paraklit'tir” meâlindeki ilâhi hükmü üzerinde çok münâkaşa oldu. Fakat sonuca varılamadan meclis dağıldı.

“PARAKLİT İSMİNİ TARTIŞTIK”

Ben de oradan ayrılarak, papazın evine gittim. Bana; “Bugün aranızda ne gibi hâdiseler cereyân etti?” diye sordu. Ben de; “Paraklit isminde ihtilâf oldu” deyip, olanları anlattım. Papaz; “Sen ne cevap verdin?” diye sorunca, ben, bir İncîl'de olan cevâbı verdiğimi söyledim. Papaz; “Sen kusur etmemiş, sorunun cevâbınâ yaklaşmışsın. Filan hatâ etmiş, falan yaklaşmış. Lâkin doğrusu bunlardan hiçbirisi değildir. Bu yüce ismi, ancak ilimde çok ileri gitmiş olanlar bilir. Sizin ise, ilimden nasîbiniz çok az bir şeydir” dedi. Bunun üzerine ben ona; “Efendim! Siz bilirsiniz ki, ben vatanımı bırakıp uzak bir ülkeden buraya geldim. On senedir, hizmetinize devâm ve rızânızı kazanmaya gayret ettim. Sizden sayılamayacak derecede bilgi öğrendim. Şimdi siz muhterem üstadımdan, bu mübârek ismi dahî bana açıklamak sûretiyle ihsânınızı tamamlamanızı istirhâm ederim” dedim.Papaz Nikola Mertil, ağlayarak şunları söyledi: “Oğlum! Vallahi, bana olan iyi hizmetin, sevgi ve sadâkatinden dolayı seni çok severim. Evet bu mübârek ismi bilmekte sayısız faydalar vardır. Fakat, korkarım ki saklayamayıp söylersin. Sonra Hıristiyanlar, seni o dakikada öldürürler” dedi...

“PARAKLİT, ‘MUHAMMED'DİR!..”

Papazın bu sözlerinden sonra, merak ve heyecanım bir kat daha artarak; “Üstadım, Allah, İncîl ve Mesih hakkı için, bana söyleyeceğiniz sırların hiçbirisini ifşa etmem” deyince, Papaz bana; “Oğlum, bil ki; “Paraklit”, Hazret-i Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) mübârek ismidir. O'na, Danyâl aleyhisselâmın lisânı üzere dördüncü kitap olan Kur'ân-ı kerîm nâzil olmuş ve bu kitabın, O Peygamber-i celîle nâzil olacağı ve dininin hak din, milletinin de İncîl'de adı geçen beyaz bir millet olduğunu, Danyâl aleyhisselâm haber vermiştir” dedi. Bunun üzerine ben; “Hıristiyanlık hakkında ne dersiniz?” diye sorunca, papaz çok ciddi bir tavır alarak;

“Oğlum, eğer Hıristiyanlar Îsâ aleyhisselâmın dîni üzere olsalar, ilâhî din üzere kâim olmuş olurlardı” dedi. Ben, “Öyle ise bu işten kurtuluş nasıl olur?” dedim. Papaz; “Müslüman olmakla” deyince, ben; “Müslüman olan kurtulur mu?” diye sordum. O da; “Evet, Müslüman olan kimse, dünyâ ve âhirette saâdet bulur” deyince, ben; “Efendim, akıllı olan kimse, en fazîletli ve en hayırlı olan şey ne ise, kendi için onu seçer. Siz, İslâm dininin fazîlet ve yüksek kıymetini kavradığınız hâlde, niçin Müslüman olmadınız? Ne mâni vardı?” dedim. Papaz; “Oğlum, eğer sen yaşta iken Hak teâlâ bana hidâyet buyurmuş olsaydı, her şeyi terk eder, Hak dînine alenen girerdim. Dünyâya muhabbet, her günâhın temeli ve başıdır. Hıristiyanlar, benim İslâmiyet'e az bir meylimin olduğunu bilseler, derhâl öldürürler” dedi ve zâhiren Hıristiyanlık dîni üzerine kalacağını bildirdi...

“BURADAN HEMEN GİT!”

Bunun üzerine ben; “Efendim, ben İslâm diyârına gidecek ve İslâm dînine girecek olursam, bana yardım ve delâlet eder misiniz?” deyince, o da; “Eğer aklın varsa ve kurtuluşa ermek istersen hiç durma, git. Fakat konuştuklarımızdan bir şey sezdirecek olursan, Hıristiyanlar, seni o ânda öldürürler ve ben seni kurtaramam” dedi.

Nikola Mertil, bunları söyledikten kısa bir zaman sonra öldü. Ben de oradan ayrılarak Tunus'a gittim ve Müslüman olmakla şereflendim.

HRİSTİYANLIĞA REDDİYE

ABDULLAH TERCÜMAN

BEDİR YAYINEVİ / 1970

"ASLEN ANSELMO TURMEDA ADINDA BİR İSPANYOL PAPAZI İKEN, BİLAHERE İSLAMİYETİ KABUL EDEN MÜHTEDİ ABDULLAH TERCÜMAN'IN "TUHFETÜ'L-ERİB Fİ'R-REDDİ ALA EHLİ'S SALİB" İSİMLİ ARAPÇA ESERİNİN TERCÜMESİDİR"

Orjinal adıyla "Tuhfetü'l-Erib (Lebîb) fi'r-Reddi 'ala Ehli's-Salib" adlı bu eser, ülkemizde son yıllarda artan misyonerlik propagandasına cevap olacak nitelikte. Yazıldığı tarihten itibaren onlarca dile çevrilmiş ve Avrupa üniversitelerinde doktora tezlerine konu olmuş ve kiliseyi bunaltmıştır.

Kaynaklar

  1. www.ilahi-tr.org
  2. www.muhteva.com
  3. vehbitulek.com





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655794 ziyaretçi (102672444 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.