Adamın Üç Kızı Masalı
 

Adamın Üç Kızı Masalı

Bir varmış bir yokmuş, bir adamın üç tane kızı varmış. Bu adam kızlarını pek severmiş. Bir gün adamı askere çağırmışlar. Adamcağız bu duruma çok üzülmüş. Üzgün üzgün evine gelmiş. Gelince, babasını üzgün gören evin büyük kızı, babasına:

“Babacığım neden üzgünsün?”

diye sormuş. Adam:

“Kızım beni askere çağırıyorlar, ondan üzgünüm!”

demiş. Büyük kız:

“Aman baba, buna mı üzülüyorsun? Ben de beni istemeye geleceklerini zannedip ondan üzüldüğünü sandım!”

deyip babasının yanından ayrılmış. Aradan biraz zaman geçmiş, sonra evin ortanca kızı babasının yanına gelip:

“Babacığım neden üzgünsün?”

diye sormuş. Babası:

“Kızım beni askere çağırıyorlar, ondan üzgünüm!”

demiş. Ortanca kız da babasına:

“Aman baba, buna mı üzülüyorsun? Ben de beni istemeye geleceklerini zannedip ondan üzüldüğünü sandım!”

deyip o da babasının yanından ayrılmış. Adam, kızlarının söylediklerine kızmış; ancak ses etmemiş. Aradan biraz daha geçince, bu defa da evin küçük kızı gelmiş ve babasına:

“Babacığım neden üzgünsün?”

diye sormuş. Adam, büyük kızı ile ortanca kızının söylediklerine kızdığından küçük kızına:

“Kızım, siz benimle eğleniyor musunuz?”

deyip kızmış. Küçük kız, babasının kızmasına aldırış etmeyip babasına:

“Babacığım, hele sen bir anlat!”

demiş. Kızının ısrarlarına dayanamayan adam:

“A kızım, beni askere çağırıyorlar. Üzüntüm bundandır!”

demiş. Küçük kız:

“Aman baba üzüldüğün şeye bak. Ben senin yerine askere giderim. Sen yeter ki bana bir at al!”

demiş. Adam, kızının bu söylediklerine çok sevinip ona:

“Hay çok yaşa kızım sen! Beni büyük bir dertten kurtardın.”

demiş. Sonra pazara gidip bir at alıp gelmiş. Küçük kız, askerde kimse onun kız olduğunu anlamasın diye erkek kılığına girmiş. Sonra babasının aldığı ata binip çıkmış yola. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Varmış asker ocağına. Erkek kılığına girince, kimse onun kız olduğunu anlamamış. Ancak aradan biraz zaman geçince asker arkadaşları onun kız olduğunu anlamışlar. Bunu ortaya çıkarmak için de her türlü oyunu düşünmüşler. Bunun için önce kızı, incir bahçesine götürüp ne kadar incir yiyebileceğine bakmışlar. Herkes çokça incir yerken, kız bir tane incir yiyebilmiş. Fakat kızın yediği incir sayısından, kız olduğunu ortaya çıkaramamışlar. Sonra arkadaşları, kızı gül bahçesine götürmüşler. Herkes çokça gül toplarken, kız yine bir tane gül toplamış. Kız olduğunu ortaya çıkarmak için arkadaşları ona:

“Neden daha çok gül toplamıyorsun?”

diye sormuşlar. Kız da onlara:

“Arif isen bir gül yeter kokmaya, sığır isen gir bahçeye yıkmaya!”

demiş. Buradan da kız olduğunu ortaya çıkaramayınca, kızı bu defa da inci bahçesine götürmüşler. Arkadaşları, buradan topladıkları incileri evlenecek oldukları kıza
vereceklermiş. Yine herkes çokça inci toplarken, kız bir tane almış. Kızın asker arkadaşları, buradan da onun kız olduğunu ortaya çıkaramayacaklarını anlamışlar ve
onunla uğraşmaktan vazgeçmişler.

Gel zaman git zaman, terhis günü gelip çatmış. Herkes terhis olup evinin yolunu tutmuş. Küçük kız da terhis olup evine dönmüş. Dönünce adam, kızının sağ salim dönmesine çok sevinmiş. Bu arada adam, küçük kızı fedakârlık edip de kendisinin yerine askerlik yaptığından ona:

“Kiminle istersen, seni onunla evlendireceğim!”

diye söz vermiş. Aradan zaman geçmiş; bir gün küçük kızın asker arkadaşlarından biri, kızın köyünde gül satmaya gelmiş. Kızın evinin önünde başlamış bağırmaya:

“Gülüverene gül vereceğim!”

diye. Kızın ablaları, gül satıcısının sesini duyunca hemen almak için inmişler aşağıya. Ablaları çok somurtkan olduklarından, gül satan oğlana gülmemişler. Onlar gülmeyince, oğlan da onlara gül vermemiş. Bu sırada küçük kız da pencereden gülüvermiş. Oğlan kızın güldüğünü görünce hemen ona:

“Aşağıya gelirsen sana gül veririm!”

emiş. Kız aşağıya inmiş ve gülü alırken yine gülüvermiş. Gülünce oğlan, küçük kızın dişinin arasında kalan incir çekirdeğini görmüş. Görünce de, kızın asker arkadaşı olduğunu anlamış. Oğlan, kıza âşık olmuş. Küçük kız da zaten askerdeyken, oğlana âşık olmuşmuş. Hemen Allah’ın emri ile oğlan, küçük kızı babasından istemiş. Babası da kızına söz verdiğinden küçük kızı oğlana vermiş. Oğlan ile kız kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenmişler. Evlenince de oğlan, askerdeyken inci bahçesinden topladığı incileri kıza vermiş. Oğlan ile kız, sonsuza kadar mutlu yaşamışlar.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Murat , 27.07.2016, 04:53 (UTC):
Duygulandim



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655937 ziyaretçi (102672739 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.