Agarta Celseleri
 

agarta, agartha, şambala

Agarta Celseleri

Önsöz

Eski çağlarda insanlar, yeryüzünün düz olduğuna inanırlardı. Bu düşüncenin yanlışlığı anlaşıldıktan sonra insanlar bu defa Dünya'nın, evrenin merkezinde bulunduğuna inanır oldular. Bilimsel gelişmenin ışığında anlaşıldı ki, Dünya; evrenin merkezinde değil, evrenin bir köşesinde bir nokta gibi kalan, bununla beraber bünyesinde milyarlarca yıldızı barındıran Samanyolu galaksisinin içinde bir yıldıza bağlı bir gezegendir. Bunlara rağmen bugün insanlık evrendeki tek akıllı yaratık olduğu düşünce ve iddiasındadır. Bu düşünce ve iddia yukarıda bahsettiğimiz diğer düşüncelerden pek farklı değildir. Çok yakın bir gelecekte insanlık evrendeki en akıllı tek yaratık olmadığını anlayacaktır. Bırakın evreni, şaşırtıcı gelse bile bugünkü yeryüzü insanlığı Dünya'daki tek akıllı yaratık olmadığını da anlayacaktır.

Bugün pek çok insan tarafından kabul edilmiş bulunan evrendeki tek ,akıllı yaratık olma düşünce ve iddiasına karşı verilebilecek iki kısa cevap vardır. Birincisi; herhangi bir konuda bilgi sahibi olunmadan o konu hakkında doğru düşünülemeyeceğidir. İkincisi ise Einstein'in bir cümlesidir; "Bir önyargıyı değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur." Kur' an' da cin ve iblis türü şuur sahibi yaratıklardan bahsedilir. Bu nedenle farklı boyutlarda yaşanakla birlikte; Kuran, zaten insanın yaratılmışlık içindeki tek akıllı varlık olmadığını ortaya koymaktadır. Burada bahsedilecek bir diğer husus şudur: Peygamberimiz Hz. Muhammed on sekiz bin alem halkının şefaatini Rab' be karşı üstlenmiş durumdadır. Dolayısıyla birbirinden farklı on sekiz bin alemde yaşayan halkları da hesaba katmak gerekir.

İşte daima bir bilmezlik sınırı ile kuşatılmış bulunan insanlık bu sınırı pekçok yol ve yöntem ile zorladıkça yaratılış içindeki farklı gerçekler ile karşılaşmaktadır. Bir noktadan sonra İnsanlık, kendisi dışındaki şuur ve akıl sahibi varlıklar, yaratıklar ve evrenlere yayılmış insanlık ailesinin diğer üyeleri ile karşı karşıya gelecektir. Bu karşılaştıkları göz ile görünebilir varlıklar olabileceği gibi göz ile görünmeyen farklı boyut ve vibrasyonel seviyedeki varlıklar da olabilecektir. Her türlü eksikliğini gidermek, tekamül ederek dünya okulundan mezun olmak için dünyada öğrenimde bulunan ama potansiyel olarak " en güzel surette yaratılan" insan varlığı kendini keşfettikçe, kendindeki güçleri devreye sokarak, bırakınız sadece bu evrende yaşayan fizik bedenli varlıkları, farklı boyutlardaki farklı vibrasyonel seviyelerdeki bizim düşündüğümüz manada bedenlere ve formlara sahip olmayan varlıkları da tanıyacaktır. Çünkü bu evrende yaşayan varlıklar ile ilişkiye girmek mümkün olabileceği gibi üst boyutlardaki evrenlerde bulunan uygarlıklarla, nihayet manevi alemlerle ve manevi alem görevlileri ile ilişkiye girmek mümkündür.

Dünyada bu tanışma ve ilişkiyi tarih boyunca gerçekleştiren insanlar olmuştur. Bugün de çeşitli yol ve yöntemler ile diğer medeniyetlerle ilişki kurmuş bulunan insanlar yeryüzünde bulunmaktadırlar. Bütün bu bireysel ilişkiler insanlığı kendisi dışındaki medeniyetleri topyekun tanımaya doğru götürmektedir.

Bu kitaptaki ilişki şeklini okuyucunun anlayabileceği şekilde açıklayabilmek için belki kabul edilebilir en uygun söz "hâl ehli " olmak ile ifade edilebilir. "Dil ehli" ile "hâl ehli" arasındaki derin farkı burada ifade etmek uygun değildir. Ama kısaca hal ehli olmayı ve ilişki biçiminin nasıl gerçekleştiğini İslam düşünürü İbn-ul Arabi'nin şu sözleri ile bir parça açıklayabiliriz: Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu "Türk-İslam Düşünürleri" adlı eserinde şöyle demektedir: "İbn-ul Arabi, peygamberlere vahyedilen şeriatın bilgisinin aynı kaynaktan, aynı biçimde bazı sufilere de geleceğini söylemiştir. Böylece İbn-ul Arabi, mutasavvıfları bir çeşit peygamber gibi anlatmak istemiştir. Ancak bunların yeni bir şeriat getirmeyeceklerini, buna karşılık peygamberlere ait manevi hallere ulaşacaklarını, islam şeriatı hakkındaki bilgilerini Hz. Muhammed' in aldığı kaynaktan alacaklarım ileri sürmek istemiştir. Futuhat' ta velinin bir melek aracılığı veya içine doğuşla, kendisine iletilen bilgileri alacağını belirtmiştir. Ona göre veli, Kur' an ve kutsi hadisle sınırlanmamış hususlarda ictihatla şeriatın bazı yönlerini neshedebilir. Velinin tasavvûfî keşif yoluna dayanmayan hadisleri hükümsüz sayabileceğini de kaydetmiştir. O, Kur'an'ın son kutsal kitap olduğunu doğrulamıştır. Veliler, Kur'an kadar hak olan keşfi bilgilere sahip olabilirler. Ancak Kur' an ve kudsî hadislerle tespit edilmiş olan esasları değiştiremezler." [1]

İşte "hal ehliyeti" ile "keşfi bilgi"ye ulaşılarak bu çalışmanın birinci kitabı ortaya konulmuştur. Haşa, kendimi "kul" olmanın ötesinde herhangi bir sıfata uygun bulmuyorum. Ve kitabın bugünkü yeryüzü insanlığı tarafından anlaşılıp anlaşılmama endişesinden bir hayli uzakta olduğumu ayrıca belirtmek istiyorum.

Bu çalışmanın ilk 14 celsesi, celse sonrası notlarından oluşmuştur. Sonraki celseler doğrudan kayıttır.[2]

Kaynaklar

[1] Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu, "Türk İslam Düşünürleri", Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1989, s.59-60.
[2] Ömer Sami Ayçiçek, "Agarta 1".





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: mehmetyabalak, 13.08.2015, 09:11 (UTC):
mehmetyabalak@gmail.com

Yorumu gönderen: KUBERA, 17.06.2014, 22:35 (UTC):
Yuliya dikkat edersen ana sayfa yazısında evrimden değil tekamülden bahsediliyor. Şükrü kardeşim elbette kul olmadan yaşayabilirsin. Sadece hasbel kader doğmuş olduğundan yaşar ölürsün. "Tanrılar" derken pek anlayamadım kusura bakma. senin bildiğin kaç tane var? Zeyna insan oğlunun tek ırk olmadığına inanıyorum dedikten sonra ırk meselesiyle daha sonra söylediklerinde bir bağlantı kuramadım. Giriş başka gelişme başka sonuç başka olmuş gibi geldi bana. Hipnoza kadar girmişsin. Ne dediğini tam olarak yazarsan belki bir cevap bulabiliriz.

Yorumu gönderen: Yuliya, 24.05.2014, 00:06 (UTC):
Evrim Planına sevk edilen Insan, daima Kendini bulma, Hakiki Insan olma yolundadır.
Madde Okulları bize , BİZ, ahlaki değerleri temelinin üzerine, AKIL-MANTIK-ŞUUR üçlüsünü kullanarak; İlim ,Bilim,Sevgi,Özveri,Görev Bilinci, İDRAK Tulalarla, Kendimizi İnşa Etmek için verilmiştir.Malesef İnsanoğlu Rehavet Ortamından Çıkma Çabasını Gösteremiyor..
Kısaca:
Bir Birimize nefret ile baktığımız sürece, Değerlerimizin madde den öteye çıkmadığı sürece Bunalım yaşamaya mahkümüz..
.Hakikata Varmada....
bir birimizi olduğu gibi kabul etmek dileği ile Saygılar Sevgiler


Yorumu gönderen: Şükrü Cin, 24.02.2014, 09:55 (UTC):
Kul olamadan yaşanmazmı ?.. Maksat illa birilerine bir yaşam borcumuzun olduğumudur?.. Varoluşun temeli sadece şükran ve tapınmamıdır ?.. Evrensel gerçekler ilahi tanrıların kontrolündemidir ?.. vs vs vs vs vs vs vs vs vs

Yorumu gönderen: zeyna, 28.01.2014, 16:01 (UTC):
ben insanoglunun zaten tek irk olmadigina inaniyorum

ayni dunyada farkli boyuttaki enrjileri bedenlerinde paylasan insanlar olduguna inaniyorum

suandada birini yakinda takip edip.onu anlamaya calisiyorum

bu dogal hipnoz yetenegine sahip,insan kiligindaki yaratik diyebilirim,suanda gecici bir sure icin kotuluklerden uzak tutuluyor

inanamaniz zor olabilir,ve etrafinizda nasil boyle olabilir dediginiz pek cok insan ,ben inaniyorumki
farkinda olarak yada olmayip,bedelerinde baska boyuttaki canlilarla yasiyor

bu tip insanalrin etkisinden kurtulmaniz,kuvvetli bir inancla olur,duanizi eksik etmeyin
sevgiler saygilar,



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36669321 ziyaretçi (102696877 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.