Akıl Satın Alan Adam Masalı
 

Akıl Satın Alan Adam Masalı

Bir varmış bir yokmuş; evvel zaman içinde kalbur saman içinde fakir bir adam varmış. Bu adamın sevdiği bir de kız varmış. Birgün adam ile bu kız evlenmişler. Evlenmişler evlenmesine; ancak yoksulluk yüzünden adamcağız gurbete gitmek zorunda kalmış. Gurbette iş bulup çalışmaya başlamış. Bir zaman çalışıp para kazanmaya başlamış. Birgün çalışırken bir ses duymuş. Bu ses dışarıda:

“Akıl satıyorum!”

diye bağıran adamın birinden geliyormuş. Adam merak edip akıl satan adamın yanına gitmiş ve bir akıl satın almak istemiş. Bir günde kazandığı parayı verip bir akıl satın almış. Adamın aldığı akıl:

“Dizinden yüksek suya girme!”

imiş. Ertesi günü adam yine çalışırken akıl satan adamın sesini yine duymuş. Adam yine bir günlük kazandığı parayı verip bir akıl daha satın almış. Bu ikinci akıl:

“Üstüne vazife olmayan işlere karışma!”

imiş. Ertesi günü adam yine aynı sesi duymuş ve yine gidip üçüncü bir akıl satın almış. Bu üçüncü akıl da:

“Bir olayın nedenini iyice öğrenmeden bir iş yapmaya kalkışma!”

imiş. Gel zaman git zaman, adam yeterince para kazandıktan sonra memleketine dönmeye karar vermiş. Bunun için düşmüş evinin yoluna. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Giderken, önüne bir dere çıkmış. Bu dereden su akıyormuş. Adam tam bu sudan geçecekken, satın aldığı birinci akıl aklına gelmiş. Hemen gidip ayağını suyun içine sokmuş. Bir bakmış; suyun boyu dizinden yüksekmiş. Sonra bir kenara oturup suyun yüksekliğinin azalmasını beklemiş. Su azalınca dereden yürüyüp geçmiş ve yoluna devam etmiş.

Biraz gittikten sonra hava kararmaya başlamış. Giderken, bir ormana varmış. Adam, ormanın az ilerisinde bir ev görmüş. Kurda kuşa yem olmamak için gidip bu
evin kapısını çalmış. Evin sahibi, adamı buyur etmiş ve tanrı misafiri diye ona yemek ikram etmiş. Birlikte yiyip içmişler. Sonra evin sahibi, artan yemekleri yemesi için önce evin köpeğine vermiş. Köpek doyduktan sonra da kalan yemeği, dolapta kapalı duran bir kadının önüne koymuş. Kadın artan yemeği yiyince de ev sahibi kadını tekrar dolaba kapatmış. Adam, ev sahibine neden böyle yaptığını tam soracakken, satın aldığı ikinci akıl aklına gelmiş ve sormaktan vazgeçmiş.

Sabah olunca adam, gitmek için ev sahibinden izin istemiş. Tam gidecekken, ev sahibi:

“Akşamki olayın nedenini neden sormadın?”

diye sormuş. Adam da:

“Ben üstüme vazife olmayan işlere karışmam!”

demiş. Bunun üzerine ev sahibi başlamış işin aslını anlatmaya:

“Birgün akşam vakti hanım, babamlara gidelim diye tutturdu. Ben de: ‘Akşam akşam gidilmez, önümüze eşkıyalar çıkar, bizi zorla alıkoyarlar!’ dedim. Dedim demesine; ancak hanıma laf anlatamadım. Gitmek için birlikte çıktık yola. Giderken önümüze eşkıyalar çıkıp yolumuzu kestiler. Bana: Ya malın ya karın ya da canın!’ dediler. Hanım da: ‘Para ile canımız dursun, beni alın!’ dedi can korkusundan. Eşkıyalar da hanımı aldılar. Ertesi günü hocaya gidip olanları anlattım. Hoca da:
‘Karını sokağa atarsan, kötü yola düşer. Sen en iyisi onu köpeğin artığı ile besle!’ dedi. Ben de öyle yaptım. Sen akşam bana bunun nedenini iyi ki sormadın. Şu karşıda gördüğün mezarlık, bana bunu soranlarla dolu. Sen de sorsaydın, seni de öldürürdüm!”


demiş. Sonra da soru sormadın diye adama altınlar, gümüşler vermiş. Bunları alan adam, yoluna devam etmiş. Gide gide evine varmış. Varınca bir de bakmış ki, evinde genç, yakışıklı bir adam saçını tarıyor. Adam, böyle genç bir delikanlının evinde karısının yanında olmasına çok kızmış ve hemen silahına davranmış. Tam vuracakken, satın aldığı üçüncü akıl aklına gelmiş. Sonra kendi kendine:

“Önce işin aslını öğreneyim de olmazsa ondan sonra vururum!”

demiş. Daha sonra neler olup bittiğini hanımına sormuş. Hanımı da başlamış olanları anlatmaya:

“Bey, sen giderken ben hamileydim; ancak hamile olduğumu sen gittikten sonra öğrendim. Sen olmayınca da çocuğumuzu kendi başıma doğurdum. Sen gelene kadar o büyüdü, bu yaşa geldi. Bu gördüğün delikanlı, senin oğlundur!”

demiş. İşin aslını öğrenen adam, pek sevinmiş. Kendi kendine:

“İyi ki işin aslını öğrenmişim!”

demiş. Sonra hem karısına hem de oğluna sarılıp hasret gidermiş. Ormandaki evin sahibinin verdiği altın ve gümüşlerle zengin olmuşlar. Hep birlikte sonsuza kadar mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36747910 ziyaretçi (102836132 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.