Ak Fatma Masalı
 

Ak Fatma Masalı

Bir varmış bir yokmuş, zamanın birinde bir kadın yaşarmış. Bu kadının yedi tane oğlu varmış. Hiç kız çocuğu olmazmış. Oğulları her gün dağa odun kesmeye giderlermiş. Gel zaman git zaman kadının yine çocuğu olacak olmuş. Oğulları odun kesmeye gitmeden önce annelerine:

“Anne biz gelmeden önce kardeşimiz olur da kız olursa yüzüne al örtü, erkek olursa ak örtü ört. Biz gelince kardeşimizin oğlan mı yoksa kız mı olduğunu anlayalım!”

demişler. Anneleri de:

“Olur!”

demiş. Oğlanlar dağa odun kesmeye gidince kadının nur topu gibi bir kızı dünyaya gelmiş. Kadın da oğulları bilmesin diye yüzüne ak örtü örtmüş. Oğlanlar eve gelip ak örtüyü görünce, yine oğlan kardeşimiz olmuş diye annelerine darılmışlar. Ertesi gün yine dağa odun kesmeye gitmişler. Gitmişler gitmesine; ancak bir daha geri dönmemişler.

Günler günleri kovalamış; kız büyüyüp serpilmiş, güzel mi güzel bir genç kız olmuş. Adı da anası yüzüne ak örtü örttüğünden Ak Fatma olmuş. Ak Fatma bir gün bahçede çamaşır yıkarken, komşuları gelmiş. Komşusu, Ak Fatma’ya:

“Eğer sen iyi bir kızcağız olsaydın, yedi erkek kardeşinin yedisini de küstürüp dağda bıraktırmazdın!”

deyip gitmiş. Ak Fatma ağlayarak annesinin yanına gelmiş ve annesine komşularının neden böyle söylediklerini sormuş. Annesi de Ak Fatma’ya olanları bir bir anlatmış. Ak Fatma ağabeylerinin hangi dağda olduğunu annesinden öğrenip onları bulmak için düşmüş yola.

Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. En sonunda varmış dağa. Bu dağın başında bir ev görmüş. Ak Fatma bu eve gidip kapıyı çalmış; fakat açan olmamış. Kapıyı açan olmayınca içeri girmiş. Bu evde bir masada yedi kaşık, yedi çatal, yedi tabak varmış. Ak Fatma bunları görünce bu evin ağabeylerinin evi olduğunu anlamış. Ağabeyleri gelmeden evi süpürüp temizlemiş, yemekleri pişirmiş. Kendi de bir dolaba saklanmış Ağabeyleri eve gelince bir bakmışlar ki, eve birisi gelmiş, evi temizlemiş, yemekler pişirmiş. Oğlanlar önce bu duruma şaşırmışlar. Sonra da:

“Buraya bir hizmetçi gelmiş herhalde, kim bilir kim?”

deyip yemeklerini yiyip erkenden yatmışlar. Ertesi gün olunca oğlanlar işe gitmiş. Ak Fatma onlar gidince yine evi temizlemiş, yemekler pişirmiş, onlar gelmeden de dolaba saklanmış. Akşam olunca, Ak Fatma’nın ağabeyleri eve dönünce bakmışlar ki; yine evleri temizlenmiş, yemekleri pişmiş. O zaman evlerine kendileri yokken gelenin kim olduğunu merak etmişler. Olanları anlamak için ertesi günü oğlanlardan bir tanesi işe gitmeyip evde saklanmış. Diğer oğlanlar işe gidince Ak Fatma saklandığı dolaptan çıkmış. Ağabeyi, Ak Fatma’yı görünce saklandığı yerden çıkıp kızı kolundan tutmuş. Ak Fatma’ya kim olduğunu sorunca, Ak Fatma konuşmamış. Baktı ki kız konuşmuyor, akşam olup kardeşlerinin işten dönmesini beklemiş. Akşam olup diğer oğlanlar gelince, Ak Fatma’yı:

“Sen alacaksın, ben alacağım!”

diye aralarında paylaşamamışlar. Ak Fatma bakmış ki olacağı yok, konuşmaya başlayıp olanları ağabeylerine bir bir anlatmış. Ağabeyleri, Ak Fatma’ya inanmışlar ve ona sahip çıkmışlar. Hep birlikte annelerinin yanına, evlerine geri dönmüşler. Mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36895340 ziyaretçi (103093287 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.