Akrebin Yolculuğu, I
 

Akrebin Yolculuğu

Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton)

1. Bölüm: Önsöz

Bu yazıya başlarken atacağım başlık hakkında uzun uzun düşündüm. Aklıma gelen tüm kelime öbekleri, anlatmak istediğim şeyler için yetersiz kalıyordu. “Edepsiz Tebliğ” mi deseydim, “Allah’ı Hatırlatan Müslüman olmak” mı, “Hangi Sünnet” mi, vs vs.

Aslında yazıya başlarken de hayli endişeliyim. Belki altından kalkamayacağım bir konu. Ama bir hayli uzun bir yazı, belki de bir yazı dizisinin ilk bölümü olacak. Ama dostlarım, bahsetmek istediğim şeyler, simya ilminden bile kat kat değerli. Çünkü bir bakırı altına dönüştürmekten daha önemli bir şey varsa, o da hayata bakışımızı değiştirecek DENEYİM’lerdir.

Hani bu sözüm sadece bahsedeceğim bu deneyimleri henüz yaşamamış olan genç dostlarımıza… Bir zamanlar kendime 6 ay ya da en fazla 1 yıl yaşarım diye ömür biçmişken, 2 gün önce 43 yaşıma ulaştım. 43 yıl boyunca, O’nu unuttuğum, isyankar olduğum dönemlerde bile beni her gün rızıklandıran, bana nefes bahşeden, eskiden neden beni bu labirentte dolaştırıyorsun diye O’nunla kavga ederken bana bu cevabı bugün fazlasıyla verdiğinde beni mahçup eden, kederlerimi şükre, hastalıklarımı kefarete, dertlerimi sükunete, isyanlarımı şükre dönüştüren Rabb’ime hamdederim.

O’nu dost edinenin başka bir lütfa ihtiyacı yoktur. O’na derdini açanın başka bir sırdaşa ihtiyacı yoktur. O’nunla paydaşlık edenin bu dünyada öğrenebileceği daha kıymetli başka bir ilim yoktur. O’nun davasını yüklenmenin (ve bir Minyeli Abdullah olmanın) yanında başka kazanılacak şeref yoktur.

Akhenaton; yani Kıptice Aton’un kulu ve kölesi. Yani Arapça Abdullah… Beni ister Rahim diye çağırın, ister Rahman diye çağırın, tüm güzel adlar Allah’ındır der ya kitabında. Ben de Batılı tarihçilerin tanıttığı bir Akhenaton’da değil; İslam tarihçilerinin anlattığı ve Yusuf’a iman eden bir Akhenaton’da, yani bir Minyeli Abdullah’ta kendimi aramayı, onda kendimi bulmayı seviyorum… Bir website yöneticisi olarak her dinden her fikirden her düşünceden insana yorumlarında adaletle hükmedeceksem, Kuran’ın “o, adaletli bir hükümdardı” diye taltif ettiği adaletli bir Yönetici’den başka bir ad kendime bulamaz, başka bir rumuz kendime seçemezdim… Ne kadar başarılı oldum, olmadım, o ayrı konu…

Bu satırlara kadar okuyagelmiş sevgili dostum. Ben, bu belki sayfalarca tutacak yazıda bir “akrebin yolculuğu”na çıkıyorum. Bu duyduğun söz sana tanıdık geliyorsa, yani “akrebin yolculuğu”ndan bir şekilde haberdarsan, yazının sonunda vaat ettiğim şey, Simyacı’daki bir gece İspanya’da yıkık bir harabede bir düş görüp bu rüyanın peşinden giden Sandiago’nun bulduğu hazineden farklı bir şey olmayacak.

Bu yazıda “saklı” bir define sandığının “gizlenmiş” bir haritası yok. Yüzlerce kişinin değil, dünyada bir yerlere dağılmış, “akrebin yolculuğu” kelimesini birgün bir sebeple işitmiş en fazla 20-30 insanın belki bugün belki yıllar sonra okumasını ümit ettiğim, ama sonuna geldiklerinde sadece 2-3 kişinin gerçekten de anlatılanları anlayabileceğini bildiğim bir yazı. Benden daha uzun nefes almış ve benden çok önce bu yoldan geçmiş insanların zaten birçoğunun bildiği, kazanılması güç olan, ama kazanmak için de birçok bedeller ödediğimiz bir hazine... Yani DENEYİMLER… Bugüne kadar okumuş olduğum bütün kitapların ve “43” yaşımın toplamının sadece bir özeti.

Okuyacak vaktim yok diyeceklere eyvallah… İşim gücüm var diyenlere eyvallah… Bu tecrübeleri zaten benden çok önce edinmiş ablalarımıza, abilerimize eyvallah… Senle yolculuk ederim, ne anlatacaksın merak ettim diyenlere eyvallah… Dostum, bu adam neden bahsediyor diyenlere eyvallah…

Müslüman izzetli olmalıdır diyenlere eyvallah… Rabbini dost edinenlere eyvallah… İnsanlar uyurken namaz kılanlara eyvallah… İnsan ziyandadır’ı okuyanlara eyvallah… Nefislerine zulmetmeyenlere eyvallah… İstikbalden vazgeçen Minyeli Abdullah’lara eyvallah… Bir davayı sahiplenenlere eyvallah… Ailesine haram lokma yedirmeyenlere eyvallah… Vatan için nöbet tutanlara eyvallah… Derdi davası olanlara eyvallah… İzzetli kederleri, onulmaz yarası olanlara eyvallah…

Her namazda Resul’ü imam bilenlere eyvallah… Rablerinden gelen sıkıntılara karşı, gözleri gülenlere eyvallah… Yetimin gözyaşlarını silenlere eyvallah… Yüzlerine baktığında Allah’ı hatırlatanlara eyvallah… Gösterişsiz namaz kılanlara eyvallah…

Göründüğü gibi olanlara, olduğu gibi görünenlere eyvallah… Yaşadığı gibi iman etmeyen, inandığı gibi yaşayanlara eyvallah… “La” diyenlere eyvallah… Tağut’u ve Belam’ı reddedenlere eyvallah. Şahsiyetlerimizi inşa eden kıymetli öğretmenlerimize eyvallah… Emekleri ödenmez babalarımıza, annelerimize eyvallah. Gündüz simit satan, gece meal okuyan abilerimize eyvallah… İnancı için çile çeken ablalarımıza eyvallah…

Bu vatan için kurşun atan, kurşun yiyenlere eyvallah… Yüzü her daim gülümseyenlere eyvallah… Davasını istikbalinden daha önemseyenlere eyvallah… O’ndan gelen hüzünlere, kederlere eyvallah… Arkadaşı namaz kılarken yanında nöbet tutan erlere eyvallah. Köz köz olmuş ciğerlere eyvallah.

Ben bir araba daha alırım, ama başka vatan bulamam diyen ve arabasını tankın üstüne süren abilere eyvallah. Oğlunu şehit veren, vatan sağolsun diyen annelere eyvallah. Elinden ve dilinden emin olunanlara eyvallah… Önce kaybedilen, sonra bulunanlara eyvallah. Allah’ın ipine sımsıkı sarılanlara eyvallah… Dolu dolu geçip giden zamanlara eyvallah…

Kuran’da anılan bütün peygamberlere eyvallah… O’ndan gelen hayırlara ve şerlere eyvallah. Ali’lere, Ebubekir’lere, Osman’lara ve Ömer’lere eyvallah. Ölümü hatırlatan mermerlere eyvallah. Uyarıcı’lara yoldaşlık eden mimberlere eyvallah. Yerini sevince bırakan kederlere eyvallah… Devası Allah olan bütün dertlere eyvallah…

Rabbinin huzuruna çıkıp ne büyük dertlerim var değil, dertlerinin karşısına dikilip ne büyük Rabbim var diyenlere eyvallah. Başlarını sadece Rabbinin önünde eğenlere eyvallah. Derdini merheminden çok sevenlere eyvallah. Bize ilimden önce edebi öğretenlere eyvallah. Altı çizilen satırlara, üstü çizilen metinlere eyvallah.

Dostum, dedim ya, bir akrebin yolculuğu bu; ister sırtını dön ister yoldaşlık et, ister Yunus diye görün, ister Molla Kasım’lık et, ister “merhaba” de ister “Allah’a emanet”; bizi dostu bilenin her türlüsüne eyvallah…

1. Bölümün Sonu

Mehmet Akif Ardıç,
17 Şubat 2017, Adana.


Sonraki Sayfa ->






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 41878107 ziyaretçi (111629087 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.