Alim Masalı
 

Alim Masalı

Bir pâdişâh ve bu pâdişâhın bir karısı ile 7 oğlu vardır. Pâdişâh, oğullarının evlenme çağına geldiği bir zamanda veziri aracılığıyla kız aratır. Memleketi dolaşan vezir, halk arasında 7 kızı olan ve hiç oğlu olmayan bir aileye rastlar; Allahın emri ile bu adamın 7 kızını pâdişâhın yedi oğluna ister. Kızların babası, hemen;

"Hay, hay! Olur, ben kızlarımı pâdişâhın oğullarından daha yüksek oğullara mı vereceğim."

cevabını verir. Yalnız kızların babası, vezirden, pâdişâhla bu mesele hakkında konuşmak için Pâdişâhtan izin almasını rica eder. Vezir, derhal kabul eder, vs pâdişâha gelişen olayları, 7 oğlu için 7 kızı bulunan evi ve kızların babasının bu hususta kendisi ile konuşmak için izin istediğini haber verir. Pâdişâh, derhal izin verir. Vezir kızların babasına, pâdişâhtan izin aldığını söyleyerek birlikte saraya giderler.

Pâdişâh ile 7 kızın babası Reşit Ağa konuştuktan sonra Allâh’ın emri Peygamber’in kavli ile Reşit Ağa’nın 7 kızı, pâdişâhın 7 oğluna alınır. Fakat Reşit ağa, hiç oğlu olmadığı için pâdişâhın küçük oğlu ve küçük kızı Suna Hanım’ın kocası olacak olan Ali Bey’i kendisine oğul etmek, yani iç güveyi almak ister. Pâdişâh da Reşit Ağa’nın sözünü kırmayarak kabul eder.

Pâdişâh, oğullarının nişan merasimini yaptıktan bir kaç ay sonra düğünlerini yapar. Pâdişâhın 6 oğlu ile 6 gelini sarayda, ve Suna Hanım ile Ali Bey de Reşit Ağa’nın evinde kalacaklardır. 40 gün 40 gece düğün edip davullar, zurnalar çalındıktan sonra gelin ve güveyler 41. günün akşamı odalarına çekilirler. Zamanın âdetlerine göre güveyi içeriye girince öncelikle iki rekât namaz kılacakmış. Ali Bey de bütün güveylerin yaptığı gibi içeriye girer girmez hazır bulunan seccade üzerinde iki rekât namaz kılmak için Allah’ın divanına durur. Gelin Suna Hanım da gerdekte ve duvakta durarak Ali Bey’in namazını kılmasını bekliyor. Ali Bey rükû ettikten sonra secdeye varır fakat bir daha kalkamaz ve ruhunu orada teslim eder. Bunları göz ucu ile takip eden duvaktaki Suna Hanım, Ali Bey’in artık secdeden kalkmadığını ve uzun müddet kaldığını görünce, belki uyumuştur zannederek uyandırmak için aşağıdaki türküyü söyler. Sabah yaklaşmış ve ağarmak üzeredir.

Bir küçük kandil yaktım
Ali’min yüzüne baktım
Yüreğime köz bıraktım


Uyan Ali’m sabah oldu
yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü havuz
Havuzun etrafı ceviz
Ali’m giyer al keneviz


Uyan Ali’m sabah oldu
yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü iğde
İğdenin dalları yerde
Şimdi gelir sağdıç yenge


Uyan Ali’m sabah oldu
Yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü hurma
Hurmanın dalları burma
Şimdi gelir davul zurna


Uyan Ali’m sabah oldu
yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü havlu
Havluya develer bağlı
Düğüncüler sağlı sollu


Uyan Ali’m sabah oldu
Yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü üzüm
Ali’m benim iki gözüm
Seccadede kaldı yüzüm


Uyan Ali’m sabah oldu
Yandı bağrım kebap oldu.


Evlerinin önü arpa
At yayılır kırpa kırpa
Bütün işler vardı sapa


Uyan Ali’m sabah oldu
Yandı bağrım kebap oldu.

Suna Hanım böyle söyler ve ağlar. Nihayet sabah olunca yenge içeri girer. Gelinin ağladığını ve Ali Bey’in seccadenin üzerinde secdede kaldığını görür görmez hayretle geline sebebini sorar. Gelin de yaşlı gözlerle olayı anlatır. Meğer evvelce iki peri kızı bu Ali Bey’e aşıkmış ve bunlar Ali Bey’in başka bir kızla evlendiğini görünce çekememişler ve Ali Bey’i öldürmüşler.

Ali Bey’in ölüm haberi kızın ve oğlanın babasına bildirilir. Derhal bir altın tabut hazırlattırılır ve evvelki davul zurna sesleri yerine yas ve matem havası içinde Ali Bey’in tabutu mezarlığa götürülmek için kalabalık bir cemaatin omuzları üzerinde gider. Tam bu sırada iki tane kuş, bu tabutu halkın omuzları üzerinden alıp, havaya kaldırır ve uçarak götürürler. Bu iki kuş, Ali Bey’e âşık olan peri kızlarıdır. Bu kuşlar, tabutu bir düzün ortasında bir ağacın üzerine bırakıyorlar. Suna Hanım ağlar ve der ki:

"Bana Ali’mden sonra dünya haram oldu. Ben Ali Bey’den sonra artık eve varmam, ya bulurum, yahut ta yolunda ölürüm."

Suna Hanım, Ali Bey’in öldüğüne inanmadığını ve böyle bir fikrin kalbine doğduğunu açığa vurur. Evden epeyce para alarak diyar diyar dolaşıyor ve tam 7 yolun ayrıcına, yolcuların uğraması için bir aşçı dükkânı ve bir de güzel bir hamam yaptırır. Dükkân yolcuların, karınlarını doyurması, hamam da yine temizlenmesi ve bu esnada görüp geçirdiği olayları, başlarından geçen hadiseleri anlatmaları amacıyla kurulmuştur. Uzun bir müddet gelip geçen yolcular parasız olarak dükkânda karınlarını doyuruyor, hamamda da temizlenip yıkanıyor ve dertlerini söyleyip gidiyorlarmış.

Birgün bir körle topal, hayırhanenin yerini öğrenir ve oraya gitmeye karar verirler. Kör, topala ayak olur, topal da körün sırtına binip göz olur. İki adam, bir adammış gibi yola koyulurlar. Az giderler, uz giderler, dere, tepe dümdüz giderler. 6 ay bir güz giderler. Geriye dönüp bakarlar bir çuvaldız yol gittiklerini görürler. Nihayet ağacın bulunduğu o düz ovaya geldiklerinde akşam olur ve tam o ağacın yanında karanlık iyice bastırır. Gece, o ağacın altında kalıyorlar.

Ay doğunca topalın uykusu kaçar ve mehtaplı gecede etrafı seyre dalar. Fakat körün hiç bir şeyden haberi yok, mışıl, mışıl uyumaktadır. Bu seyir sırasında topal, altında yattıkları ağacın üzerinden bir ışık parladığını görür. Aradan çok geçmeden iki kuş gelip tabutu ağaçtan aşağı indir ve kendileri silkinip birer güzel peri kızı oluyorlar. Tabutu açarak yan tarafından çıkardıkları bir çift kanadı Ali Bey’in üzerine sürerler ve Ali Bey canlanır. Kızlar onunla uzun müddet konuşup gülüştükten sonra tekrar bu iki kız, aynı bir çift tüyü Ali Bey’e sürüyorlar ve Ali Bey tekrar ölür. Kendileri de kuş olurlar.

Tabutun ağzını kapattıktan sonra tüyleri tabutun yan tarafına sokarlar. Tabutu yine öneki gibi ağacın üzerine bırakıp uçup giderler. Bu olan bitenlerin hiç birisi topalın gözünden kaçmaz. Topal, bunları bütün dikkatiyle seyreder, biraz uyku kestirmek için başını dizi üzerine koyar ve sabahleyin güneş ışıklarının yüzüne gelerek yüzünü ısıtmasıyla uyanıyor. Biraz kahvaltıdan sonra acele ile yola çıkarlar.

Uzun bir gayret ve yorgunluktan sonra kendilerini güç belâ bulabildikleri Suna Hanım’ın lokantasına atarlar. Suna Hanım, aşçı dükkânına gelen bu iki yolcuyu bu Tanrı misafirlerini iyice doyurduktan sonra temizlenmeleri için onları hamama sokar.

Bu iki dost, hamamda bir taraftan temizlenirken bir taraftan da geçmiş günlerini yeniden anıp dertleşmeye başlarlar. Kör, topala nasıl çiçek hastalığına yakalandığını ve bu hastalığın sonucunda nasıl dünya ışığını görebilmek saadetinden mahrum kaldığını yani kısa keselim geçirdiği sıkıntı ve kederleri nakleder. Topal da köre der ki:

"Eh söz buldu, söz söyledi, şimdi dur da beni dinle."

Topal, ilk önce bilmeyerek ilk derdi ve en büyük derdi olan nasıl topal olduğunu, ondan sonra düz ovada gördüğü tabutu ve bütün olanı biteni köre nakleder ve kör uyku çekerken nelere şahit olduğunu bir bir anlatır. Bunlar böyle dertleşirken Suna Hanım da mutadı üzere derdine belki çare bulur ümidiyle diğer yolcuların bütün dertlerini dinlediği gibi hamamdaki bu iki dostun dertlerini de dinler.

Suna Hanım, bunları işitir işitmez sabırsızlıkla topalın ve körün hamamdan çıkmalarını bekler. Nihayet çok şükür topal ve kör çıktılar. Giyindikten sonra Suna Hanım yanlarına gelir. Olayı ikinci defa olarak daha yakından ve daha dikkatle dinledikten sonra iki at -getirtir. Topal ile Suna Hanım, tabutun bulunduğu yere doğru telaşla, atları sürerek ilerler. Nihayet tabutun bulunduğu ağacın altına gelirler. Suna Hanım, topalın peri kızlarından gördüğünü anlattığı şeylerden öğrendiğini tatbik eder. Ali Bey uyanır. Suna Hanım, aşçı dükkânını ve hamamını topala bağışlar. Suna Hanım ile Ali Bey de Suna Hanım’ın getirdiği ata binerek memleketlerine dönerler.

Bunların böyle birbirlerini sevdiklerini gören ve şahit olan peri kızları da artık bundan sonra bu iki gence dokunmayacaklarına söz veriyorlar. Tekrar 40 gün 40 gece toy düğünü yapıyorlar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36621862 ziyaretçi (102612979 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.