Allah'ın Varlığının İspatı
 

Allah'ın Varlığının İspatı

Senfazon 86

Zar atan bir kişi, sürekli aynı sayıları getirse hemen ondan şüpheleniriz; senin burada irâden karışıyor deriz.  Mesela tavla oynayanlarda bir kişi, sürekli 6-6 atıyor, nerdeyse üst üste 15 kere 6-6 getiriyor, şüpheleniriz. “Kardeşim, senin burada irâden var; çünkü hep aynı gaye ve maksada hizmet ediliyor”.

Peki o zaman, hep aynı gaye ve maksatta hizmet edende irâde ve ilim sıfatı aranmaz mı?  Meselâ kâinata bir bakıyoruz ki, hep isâbet var. Hep 6-6 getirmiş gibi var; mesela meyvelerin vaktinde olgunlaşması, güneşin vaktinde dogması, vaktinde insanın ihtiyaçlarının giderilmesi, hepsinin böbreğin aynı yerde, gözün aynı yerde olması vs. hep bir isâbet var.

Hep isabet edenin hiç tesadüfi olur mu? Yani bir kumarcının zarı atmasında; “Ne oluyor arkadaş, hep 6-6 getiriyorsun ya, hep isabet ediyorsun? burada bir irâden ve ilmin karışıyor.” diyorsun da, bu kainatta ilim ve irâdenin karıştığını niçin inkâr ediyorsun?  İlim ve iradesizlik yan yana bulunabilir mi?

Ruhunun hacmi, kütlesi, şekli; yânı dünyaya ait bir sıfatı var mı? Mesela ruhun rengi tuzu karabiberi var mı? Hayır; çünkü ruh, bu alemin cinsinden değil ve bu alemin malzemesinden yaratılmamış. Senin gözün, burnun, tırnağın, kulağın,  kainattan alınmış malzemelerden yapılmış; ama senin merhametin, senin vicdanın, bu alemin hangi malzemesinden yapılmış? Diyebilir misin ki; “Benim şefkatim, annem bana hamileyken, annemde de var iken, annem pilav yemiş de pilavdan geldi bana.” Merhametin kaynağının pirinç olduğu ne kadar saçma ve şuursuz geliyor değil mi? Anne karnında bana gözü veren;

A- Beni, benden önce görmüştür.

B- Göreceklerimi benden önce görmüş, sonra bana gözü takmış.

Yani anne karnında bana gözü veren, beni benden önce görmesi lazım, gözümle yapacaklarımı benden önce görmesi lazım. Anne karnında göz bana verilirken, ben hangi gözle baktım da gözümüzün su anki yerine uygun olduğunu tespit edip buraya koydum; yani hangi gözle bu göze baktım ki yerinin doğru olduğunu gördüm?!

Bir eczanedeki ilacın yapılmasını düşünerek , insanın yapılmasındaki laboratuar ilmini ve teknolojisini düşünün. Bir laboratuardaki aspirini düşünün; 0.002 miligram şundan, 0.004 miligram şundan; yâni hassas ölçülerle alınan bir ilacı düşünün.  Cansız, şuursuz, akılsız olan bir ilaç bile ilimsiz, teknolojisiz, mühendissiz olamıyor da ; bir de insanın yaratılmasında ki bu hassas dengeyi düşünün! Kullanılan teknolojiyi, laboratuar  sistemini düşünün. Nasıl bir laboratuar, nasıl bir ilim kullanılıyor?

İnsanın sanatı, niçin Allah'ın sanatına benzemiyor; çünkü Cenab-ı Hak'kın bu kainatta kullandığı ilim ve teknoloji, insanın ilim ve teknolojisine benzemiyor. Daha insanda bu yok!

Örneğin bir robot üretirken insandaki özellikleri yüklerler. Yâni örneğini yaparak taklit ederler sadece. Cenab-ı Hak ise, insanı yoktan var edip tüm azalarını düzenliyor. Mesela, ölüden dirinin çıkarılması normal bir teknoloji mi arkadaşlar?! “Kör” maddelerden karanlık bir alem olan anne karnında gözün yapılması normal bir teknoloji midir? Ya sağır maddelerden kulağın yapılması?

Ha, demek ki insana verilen o göz, anne karnında yaramıyor. Üç karanlık yerde işe yaramıyor. Demek ki insan, anne karnından dünyaya gelince işe yarıyor. İnsanın bedeni, bu dünyaya bakıyor;  ama insandaki ruh, ahirete bakıyor. Mesela sonsuzluk isteği, bıkmadan yeme-içme arzusu, keder ve elem vermeyecek şekilde, bir yerdeyken diğer bir yeri görebilme arzusu, misâl ölmeme isteği, hastalanmama isteği, kederin ve derdin olmama isteği, yaşlanmamak vs. bütün bunları hep ruhumuz istiyor. Demek ki, ruh da ahirete bakıyor…  

Çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık evrelerini yaşayan insanın yeniden gençlik cağına dönemeyeceğini hatırlatarak kişiye hâkim olan ve onu halden hale çeviren bir yapıcı ve yöneticinin mevcut olduğu sonucuna varıyoruz. İnsanların suretlerini ayrı ayrı, ölçülü, imtiyâzlı olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan, basit bir maddeden açmak ve yaratmak fiilinin arkasından “fettahiyet” hakikâtini düşünün.

Meselâ zamansız, zeminsiz, taklitsiz, modelsiz, örnekli, örneksiz, ilk ve son yapmak demek “fettah” ismi. Her sene, arabanın modeli değişiyor, insanın modeli değişiyor mu? Elmanın modeli değişiyor mu? Atın modeli değişiyor mu?

Bakın, her sene aynı model hiç kimsenin aklına gelmiyor ki şu ağacın modelini değiştirsek de farklı bir model olsa veyâ insanın modelini değiştirelim… Acaba gözü nereye koyacaktın; koltuk altına koyabilir misin veya omzun üstüne?! Demek ki göz, en güzel şekilde koyulmuş, son yani. Bundan başka bir yere koyamazsın gözü. Her sene aynı model ve en mükemmel şekilde!

Mesela bir insan, ders anlatıyor. Acayip bir ders! Beyin anatomisinden bahsediyor. Sonra diyor ki, “Yavrum, gel yoklama al!” “Eee, yoklamayı sen alsana hocam!” Hoca, diyecek ki; “Ben yazma bilmiyorum”. Bu cehaletin altında bu ilim olur mu hiç? Yani bu kainata bakarak, insanoğlu, kütüphânesini doldurmuyor mu? Fiziğin kaynağı, kainat değil mi? Kimyanın kaynağı kainat değil mi? Tıbbın kaynağı da insan değil mi?

Eee, düşün peki, bütün ilimlerin kaynağı kainat; fakat  kainatı yapan câhildir, böyle bir şey olabilir mi? Meselâ, beyin cerrahı düşün; niye profesör: beyni bildiği için iyi bir profesör. Bu profesör, dese ki “Benim âlim olmama sebep olan beyni yapan, câhildir.” Ne kadar ilginç değil mi?!

Kainatta her şeyde gâye arayan bilim adamının, kendisinin gayesiz olmasını iddia etmesi ne kadar tuhaf bir şey değil mi? İnsandaki dil ne kadar kesinse, insandaki dilin arzu ettiği şeyler de o kadar kainatta mevcuttur. Mesela, insandaki bekâ  duygusunun kaynağı fâni olamaz; yâni bendeki bekâ duygusu, kainat olabilir mi?

Eğer bekâ yoksa, bende niçin bekâ duygusu var? İnsanın, anne karnındaki çocuğun, nasıl gideceği yere göre organları takılıyorsa; anne karnında göz, kol, burun, göz, işe yaramıyor; ama gidecek yere göre ayarlanmış, yâni dünya için. İnsanın ruhu da ahrete bakar; yâni insanın ruhu da gideceği yere göre ayarlanmış ve bu dünyada ruh işlemi yoktur.

Makale: Admin Senfazon_86

Bu yazıyı forumda tartışabilir ve kendi fikirlerinizi özgürce paylaşabilirsiniz.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655889 ziyaretçi (102672637 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.