Alman Diktatörü Adolf Hitler'in Hayatı
 

Adolf Hitler

Alman Diktatörü Adolf Hitler'in Hayatı

Yunis Ferman oğlu Helilov (Hukukşinas)

yunishalil@ yahoo.com, Azerbaycan

Bu şahsın portresi, insanların hafızasında şöyle kalmıştır: delicesine kışkırık, havalı, emosiоnal ve kesik-kesik konuşma, sıkıntılı jestler.

Belli ki bu, II. Dünya Savaşı'nın en meşhur insanı, adı tarihe geçen, XX. yüzyılda hakkında en çok bahsedilen liderlerden biri olanAdolf Hitler'dir. Asıl soyadı Şiklkruber (Schicklgruber) olan Adolf, 20 Nisan, 1889 'da Avusturya'nın Braunau am Inn şehrinde gümrük memuru Alois Hitler'in ailesinde dünyaya gelmiştir.

Gençliği

Okul yılları başarısızlık ve tembellikle geçtiğinden orta tahsilini tamamlayamamıştır. Hitler, “Mein Kampf / Kavgam” adlı kitabında bu yıllarını şöyle hatırlıyor: Babama göre bana uygun olan okul, Realschule'ydi. O, benim net ve güzel resimler yaptığımı görüyor, (ama) Avusturya'nın liselerinde bu meseleye çok (da) önem verilmediğini söylüyordu... Aslında o, (Hitler'in Babası) kararını vermişti: Oğlu da kendisi gibi memur olacaktı...

Hayatımda ilk defa 11 yaşımdayken ona karşı çıktım. Babam, tasarladığı planları hayata geçirmek için kararlı ve azimli olsa da, oğlu da beğenmediği bu fikri reddetmekte en az onun kadar inatçıydı. Memur olmak istemiyordum... Usta bir ressam olmalıydım... Realschule'de hiç bir başarı göstermediğim takdirde, babamın beni hayâl ettiğim mutluluğa kavuşmam için serbest bırakacağını zannediyordum... Hoşuma giden ve ilerde ressam olarak faydalanabileceğim dersleri okuyor, hiç ilgimi çekmeyen ve lüzumsuz saydığım dersleri ise kasten okumuyordum... Burada “iyi” ve “güzel” değerlerle birlikte, “kafi” ve hatta “gayri-kafi” değerler de alırdım. En çok başarı kazandığım dersler, tarih ve coğrafyaydı. çok sevdiğim bu iki derste sınıf birincisi bendim... Yaşım ilerledikçe mimarlığa daha yakın bir ilgi duymaya başladım...

Babam vefat ettiğinde on üç yaşındaydım... Annem, eğitimime babamın arzusuna uygun şekildedevam etmeyi karar vermişti, yâni memur olmamı istiyordu. Bense memur olmamak için her zamankinden daha azimli ve kesin olarak kararlıydım… Birdenbire bir kaç hafta çeken ciğer hastalığına tutuldum ve bu olay, bütün aile anlaşmazlığına son koydu. Şöyle ki, doktor, anneme ilerde beni hiç bir zaman bir büroya “hapsetmemesi” gerektiğini söyledi ve Realschule'deki tahsilime en az bir yıl ara vermemi tavsiye etti... Hastalığım kötüye gittiğinden annem, Realschule'den ayrılıp akademiye girmeme izin verdi

Viyana Yılları

Babasının ölümünden bir kaç yıl sonra da annesini (Klara Poelzl) kaybeden Adolf, çocukluktan beri arzu ettiği ressamlık sanatına sahip olmak için tahsilinin ardından Viyana'ya gider. Burada, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul imtihanlarına iki defa katılsa da, başarı kazanamaz. Viyana'da yaşadığı yıllar, Hitler için acı ve sefalet yılları olur. Hitler, “Mein Kampf” adlı kitabında bu konu hakkında şöyle yazıyor: “Bugün bile onun (Viyana'nın) adı bana sıkıntı ile geçen beş yıllık acı hatıralardan başka bir şeyi ifade etmiyor. Bu beş yıl içinde, evvelce işçi olarak işe başladım. O kadar az para kazanıyordum ki, bununla karnımı bile doyuramıyordum. O günlerde her zamankinden daha çok şey öğrenmiştim. Memurluğum ve çok ender durumlarda gittiğim opera ziyaretlerimden başka, aç kalma pahasına aldığım ve açlığımın meyvesi olarak günden güne artan kitaplarımdan başka hiç bir eğlencem yoktu...İşimden artık kalan bütün vaktimi yalnız okumaya ve araştırmaya ayırıyordum. Böylelikle, bu yıllarda (Viyana yıllarında) elde ettiğim bilgilerden bugün böyle yararlanıyorum.”

Hitler, Viyana'da yaşadığı yıllarda Georg fon Schönerer'den ve Karl Lueger'in lideri olduğu Avusturya'nın Hıristiyan Sosyal Partisi'nden etkilenmiştir. Yine bu yıllarda o, Marksizm ideolojisi ve Yahudilere karşı sonsuz nefret hislerine yenilerek katı bir anti-semitizm taraftarı olmuştur. Hitler, “Mein Kampf” eserinde bu hakkında şöyle yazıyor: “...O zamanki düşüncemin sarsılmaz temeli olan genel nazariye ve görüşler, bende o günlerde (Viyana yıllarında) oluştu. O günden beri bu nazariyeye ve görüşlere çok az şey ilave ettim, ama esaslı hiç bir şey değiştirmedim. Aksine bunlara bağlı kaldım”.

Siyasi Hayat

Hitler, 1912'de Münhen'e taşınmıştır. O, I. Dünya Savaşı başladığında gönüllü olarak Alman ordusu sıralarına katılarak Bavar Piyade Alayında onbaşı rütbesi ile bütün savaş müddetinde ön cephede savaşmıştır.

Savaşta iki defa yaralanmış ve gösterdiği kahramanlıklara göre “Demir Haç Nişanı” ile mükafatlandırılmıştır. Savaştan sonra orduda tebliğatçı gibi bolşevizme karşı savaşmak ve Alman milliyetçiliğini yaymakla görevlendirilmiştir. 1919'un sonbaharında, Hitler, ordudaki görevinden ayrılıp A.Dreksler tarafından yeni kurulan “Alman İşçi Partisi”ne (Deutsche Arbeiterpartei, DAP) katılır ve bu partinin tebliğatı ile meşgul olur. Bir yıl sonraysa partinin adı, "Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi" (NSAP) olarak değiştirilir. (Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verilir.)

Bu partiye kendi gücünü göstermek için kurduğu SA (Sturmabteilung) teşkilatıyla sosyalist ve komünistlerin toplantılarına tecevüzkâr hücumlar ediyordu. Partinin güçlenmesinin sebebini Hitler'de gören yönetim, onu parti liderliğine getirdi. Hitler, lider görevine geldiğinde bazı gazeteler aracılığıyla (Völkischer Beobachter gibi), yaptığı mitinglerle üstüste propaganda faaliyetlerine başladı. Parti yönetimine güçlü kişiler getiren Hitler, bu kişisel kadroyla devlet yönetimini ele geçirmeyi planlıyordu.

Birahane Darbesi ve Mein Kampf

1923'ün Kasım ayında Münhen'deki bir birahânedeki yaptıkları toplantıda mevcut hükümeti devirmek  fikri ortaya atıldı ve ertesi gün bu amaçla başlatılan yürüyüş, polis tarafından dağıtıldı ve parti yöneticileriyle birlikte Hitler de hapsedildi. Landsberk Hapishanesi'nde aktif siyasi faaliyetten mahrum olan Hitler, iki ciltten oluşan “Mein Kampf” (Kavgam) adlı eserini sadık dostu Rudolf Hesse dikte ederek yazdırmıştır. Bu eser, tarihe Alman faşizminin ideoloji ve siyasi programı gibi girmiştir.

İktidara Doğru

Tahliye olduktan sonra Hitler, önceki gücünü yitirmekte olan partisini yeniden ayağa kaldırmak için güçlü ve sağcı bir hükümet kurulmasını arzulayan iş adamlarının maddi desteklerinin de yardımıyla işsiz ve az gelirli Almanların bu partiye katılmasını sağlar. Mevcut hükümetin iç siyasetindeki başarısızlıklarsa, partisinin seçimlerde başarı kazanmasına elverişli şartları yaratır. Şöyle ki, 1930 Eylül seçimlerinde onun partisi 6.407.000 (18,3 %) oy toplar ve parlamentodaki temsilcilerini 12'den 107'ye yükseltir. 1932'nin yazında geçirilen seçimlerde cumhurbaşkanı seçilen I. Dünya Savaşı'nın meşhur kişilerinden Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg'tan sonra Hitler, topladığı oylara göre "ikinci adam" olur. 30 Ocak 1933'te Cumhurbaşkanı Hindenburk, Hitler'i şanşölye (başbakan) olarak atar. Hitler, bu göreve geldiğinde ilk iki yılını güç organlarını kendi elinde birleştirmeye çalışır. Şöyle ki, o, bir kaç nazisti, Hermann Goring'i Prusya'nın içişleri bakanı, Wilhelm Frick'i Merkezi hükümetin içişleri bakanı ve dostu Werner fon Blomberg'i savunma bakanı atayarak süretli bir şekilde idareyi kendi eline alır. Bu yıllarda Hitler, parlamentonun faaliyetini durdurur.

Reichstag Yangını

27 Şubat 1933'te kendi adamları tarafından yakılan Reichstag Bina'sının yangınının sorumluluğunu komünistlerin üzerine atar ve hatta bununla ilgili 1933'ün Eylül'ünden Aralığına dek Lypsi'de kondarma mühakime işlemleri geçirilir. 28 Şubat 1933'te faşist hükümetinin teklifi esasında Cumhurbaşkanı Hindenburk “Halkı ve devleti korumak etmek” adlı olağanüstü fermanla Veymar Konstitusiyasının tespit ettiği bütün azadlıkları lağv eder. Ülkede Nazist Partisi'nden başka bütün siyasi partiler kapatılır.

Uzun Bıçaklar Gecesi

1933'ün Mart'ında federativ devletin terkibine katılan Alman topraklarının özerkliği lağv olunur. Bu yıllarda kitlesel hapisler hayata geçirilir. SA'ların ülkedeki faaliyetinden rahatsız olan ordunun desteğini almak isteyen Hitler, 29 Haziran 1934'te SA'ların kurucusu Ernest Röhm, destekçisi Edmund Heinks ve Gregor Strasser, Kurt fon Schleicher ve bazı siyasi rakiplerini öldürtür. Böylelikle, tarihe “Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak geçen bu günden sonra ordu komutanları, rahat nefes alır ve Hitler de SA'lardan kurtulmuş olur.

2 Ağustos 1934'te Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ölümünden sonra Hitler, bütün hakimiyeti elinde topladı ve ülkede otoriter-faşist diktatörlüğü yarattı. Hitler'in liderliği döneminde Almanya'da SS'ler (Schutz Staffel) ve gizli polis teşkilatı “Gestapo” kuruldu. Bununla da Almanya'da polis devleti şekillendirilmiş oldu. Ekonomide ve Gelişmede yönetimi faşist diktatörlüğü kendi eline aldı. Ülkede sert merkezleşme tatbik olundu. Tasarruf işini tanzim eden Baş Şura kuruldu. Savaş Sanayisi Kompleksinin hızla oluşturulması işlemlerine başlandı. Almanya'nın I. Dünya Savaşı'nda yenilmesinin sorumluluğu, Yahudilerin üzerine atıldı. 1933'ün yazından itibaren Yahudilere mahsus olan müesseselerin boykot edilmesine başlanıldı. 1935'te Yahudileri Alman vatandaşlığından mahrum eden ve onların devlet organlarında görev yapmalarını yasaklayan bir kaç kanun kabul еdildi. Nurunberk kanunlarıyla Yahudilerin Almanlarla evlenmeleri yasaklandı. Yahudiler, üniversitelerden kovuldular. Onların serbest ticaret ile meşgul olmalarına engeller türeterek gettolarda yaşamağa mecbur ettiler Bütün mülkiyetleri ellerinden alınan Yahudilerin büyük bir kısmı, “SS”lerin yönettiği kıyımla yok edildi. Nasyonalist ideolojisiyle silahlanan “Hitler Gençliği” adlı bir teşkilat kuruldu.

Hitler'in asıl maksadı, “Ari ırk” olarak nitelendirdiği Alman ırkını diğer ırklara hükümran etmekti. Onun “değersiz halkları” esaret altına almak ve kırmak istikametine götüren işgâlcilik programı, Polonya'yı yok etmeyi, İngiltere'yi sıkıştırıp Avrupa kontinentinden çıkarmayı, Fransa'yı işgâl etmeyi, Avrupa'nın doğal servetlerine konmayı, Almanlar'a rahat ve geniş araziler teklif etmek amacıyla doğuya doğru hareket etmeyi, Sovyetler Birliği'ni yok ederek onun topraklarında “yeni hayat sahnesi” oluşturmayı düşünüyordu.

Münih Konferansı

Hitler, I Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan ve Almanya'yı küçük düşürücü bir duruma sokan Versal Antlaşması'nı bozarak yeni bir ordu kurmaya başladı. Bundan sonra Münhen Antlaşması ile müstekil devlet gibi lağv olunan Çekoslovakya nazistler tarafından işgâl olundu. 1939'un Mayıs'ında Hitler ve Mussolini tarafından harbî-siyasi ittifak hakkında “Polad paktı” imzalandı. 23 Ağustos 1939'da Hitler Almanyası, SSCB ile birbirine karşı 10 yıl müddetine saldırmama konusunda mukavele imzaladılar. İngiltere ve Fransa'nın Polonya'ya gerçek yardım etmeyeceğine emin olan Hitler Almanyası, 1 Eylül 1939'da Polonya'ya saldırarak burayı işgâl etti. Aynı yılın Eylül'ünün 3'ündeyse İngiltere ve Fransa, Almanya'ya savaş ilan etti ve bununla da II Dünya savaşı başlamış oldu. Hitler'in birlikleri, 9 Nisan 1940'ta Danimarka, Haziran'ın 10'unda Norveç, aynı yılın Mayıs'ındaysa Hollanda, Belçika ve Fransa üzerine saldırıp bu ülkeleri işgâl etti. Daha sonra nazistler 1940'ın Temmuz'undan sonbaharın sonuna kadar İngiliz şehirlerini bombardıman etti. Hitler Almanyası, 22 Eylül 1940'da İtalya ve Japonya ile üç taraflı harbî-ekonomik ittifak hakkında mukavele imzaldı. 1940'ün Ekim'inde faşistler, Romanya'ya girdiler, daha sonra Macaristan'ı kendilerine tabi ettiler. 18 Aralık 1940'da Hitler tarafından “Barbarossa” adlı gizli plan tasdik edildi ki, bu planda “Yıldırım hızıyla” savaşı kazanmak ve 15 günle 2 Ay arasında SSCB'yi darmadağın etmek düşünülüyordu.

Naziler,1941'in Mart'ında birliklerini Bulgaristan'a gönderdi. Sonuçta Bulgaristan, üçler paktına zorlandı. 1941'in Nisan'ında, Alman ve İtalyan orduları, parçalanmış durumda olan Yugoslavya ve Yunanistan'ı işgâl etti. 22 Haziran 1941'de Hitler Almanyası, saldırma konusundaki mukaveleyi ansızın bozarak, savaş ilan etmeden Sovyetler Birliğine saldırdı. Hitler tarafından onaylanmış “Ost” (“Doğu”) isimli ana planda, SSCB'nin işgâl olunmamış topraklarındaki Slavların yok edilmesi, Sibirya'ya sürgün edilmesi ve Almanlaştırılması düşünülüyordu.

Savaşın ilk aylarında Kızıl Ordu, hızla ilerleyen nazilerin tazyiki altında bütün cephe boyunca büyük bir insan kaybı ve uğradıkları maddi hasarla geri çekilmeye mecbur oldu. Hitler'in ülkeleri işgâl ederek hızla ilerlemesinden korkuya düşen ülkeler, Hitler karşıtı bir kovaliasyonda birleşmeye başladılar. 1942'nin Ekim'inde İngilizler faşistleri, Kuzey Afrika'da yenilerek Yakın Doğu ülkeleri üzerinde tehlike ortadan kaldırıldı. 1943'te Hitler Almanya'sının Stalinkrad savaşında SSCB'ye yenilmesi, II Dünya savaşının gidişatında tüm Hitler karşıtı kovaliiasyonun leyhiine esaslı bir dönüş yarattı. 1943'te İngilizler, Mussolini'yi yenilgiye uğratarak Kuzey İtalya'yı işgâl ettiler. Böylelikle, Almanya'nın Avrupa'daki esas müttefiki olan İtalya'nın savaşta mağlup olmasıyla harbî-faşist bloğunun dağılmasının esası koyuldu.

Hitler'e Yapılan Suikast Girişimi

Hitler'in siyaseti, Almanya'yı felakete götürdü. Bu şartlarda kimi bazı gruplar, Hitler'e suikast planı hazırlamağa başladılar. Polkovnik Claus fon Stauffenberg, Hitler'in karargahına bombalı bir suikast yapsa da, Hitler bu suikastten hafif yaralanarak kurtuldu. Bu başarısız suikastten sonra artık Hitler'in başı ve elleri esir, hareketlerine ise nezaret etmekte zorluk çekiyordu. 1944'ün sonundan itibaren Hitler, artık deli olmak derecesine varıyordu. Şöyle ki, o, hızlı hızlı kendi kendine konuşuyor, rahat uyuyamıyor, haykırarak hemen uykudan uyanıyordu. (Ayrıntılı bilgi için bknz. "Adolf Hitler'e Yapılan Suikast Girişimi" maddesi.)

İkinci Dünya Savaşı

1945'in başlarında İngiltere ve Fransa batıdan, Sovyetler Birliği ise doğudan Alman topraklarına girmeye başladılar. Yenilgi, Hitler için artık kaçılmazdı. Etrafındakilerin Hitler'e Bavaria'daki güvenliği temin edilmiş yeraltı sığınaklardan birine gitmeyi teklif etmesine rağmen, belki de artık yenildiğini anlayan Hitler, Berlin'i terk etmek istemiyordu. O, diyordu ki, ya düşman Berlin'de mağlup edilecek, ya da kendisi intihar edecektir.

Berlin, bombardıman edildiği zaman Hitler, zorla da olsa yeraltı sığınağa indirildi. O, artık sonunun geldiğini anlıyor ve biliyordu ki, ele geçeceği takdirde onu korkunç bir ölüm cezası bekliyor. Bundan başka, Hitler anlıyordu ki, onu 1918'de Versal'da imzalanan ve Almanya'yı küçük düşüren Versal Barış Antlaşması gibi bir antlaşma imzalamaya mecbur edecekler. O ise bunu istemiyordu. İlginç ve garip de olsa, Hitler, böyle bir durumdayken, 28 Nisan 1945'te sevgilisi Eva Braun'la evlenir. Aynı yılın 30 Nisan'ında Hitler, nasyonalist yönetimiyle vedalaşarak kendi yerine Dönitz'i tayin eder ve karısı Eva Braun'la birlikte intihar eder. (Ayrıntılı bilgi için bknz. Yunis Halilov'un "Hitler'in Ölümü ve Akıbeti" isimli makalesi.)

Alman halkı için bütün varlığı ile hizmet etmeye çalışan Hitler'in sonuçta milyonlarla günahsız insanın ölümüne sebep olan faaliyetlerini gözden geçirirken ister istemez şöyle düşünüyorsun: Alman halkı için Hitler, kimdir? Kahraman mı, yoksa cani mi?

Dipnotlar

1. Bazılarına göre, antropoloji sifet kuruluşuna göre Almanlara benzemeyen Hitler, hareketleri, bakışı, suratının çizgileri ile Yahudileri hatırlattığından, onun, Alman değil, Yahudi olduğu iddia edilir..

2. “Kavgam” (Mein Kampf) Türkçe'ye çeviren: Refik Özdek.İstanbul, 2002.

3. Realschule, Avusturya'nın Lints şehrinde okuldu.

4. Hitler, “Mein Kampf” eserinin birinci cildinin III. bölmesini Viyana'da yaşadığı yıllardaki genel siyasi görüşlerine hesr etmişdir. O, bu bölmede lider ve siyaset hakkında ilginç fikirler söylemiş, Habsburk sülalesi hakkında görüşlerini açıklamış, demokrasinin en büyük keşfi sayılan parlamentoyu keskin eleştiri ateşine tutmuş, Karl Lueger ve Geork Fon Schoenerer'den bahsetmiş ve diğer meselelere de değinmiştir.

5. Antisemitizm - Yahudilere karşı milli ve dini ayrımcılığın aşırı şekillerinden biridir. Hitler'in hakimiyeti döneminde Almanya, antisemitizmin merkezine çevrilmiştir.

6. “Mein Kampf” eserinin birinci cildinin IX. bölmesi, Alman İşçi Partisine, XII bölmesi ise Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisinin ilk inkişafı dönemine hesr olunmuştur.

7. Bu olaya, tarihte “Bira kıyamı” adı verilir.

8. Paul fon Hindenburk - Almanya'nın harbî-siyasi ve devlet görevlisidir. 1870-1871 yılları arasında Fransa-Prussiya savaşına katılmış, Almanya'da Kasım inkilabının (1918) yatırılmasına rehberlik etmiş, 1925'te Veymar Respublikasının prezidenti seçilmiştir.

9. 27 Şubat 1933'te G.Görinkin bilavasite tapşırığı ile bir deste Hitlerci reyhstakı yandırır ve bunu komünistlerin üstüne atır. Bununla bağlı 1933-cü il sentyabrın 21-den dekabrın 23-dek Leypsik'te kondarma mahkeme prosesi keçirilir ve reyhstakı yandırmak üstünde sahta ittiham esasında komünistler teksirlendirilir. Sonralar Londra'da toplanan görkemli hükukşünasların Uluslararası Komisyonun'da reddolumaz delillerle ispatlandı ki, reyhstak, Hitler yanlılarının kendileri tarafından yakılmıştır.

10. Almanya'nın Veymar şehrinde Müessiseler Meclisi tarafından yapılan Kasım İnkılabı (1918) neticesinde baş gösteren değişiklikleri özünde aks ettiren anayasa kabul olunmuştur (31 Temmuz 1919) ki, bu, tarihte Veymar Anayasası olarak adlandırılır.

11. Paradoksal bir durumdur ki, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Hitler'in hayatında oldukça yufka yürekli olduğu hakkında da malumatlar vardır. Şöyle ki, onu yakından tanıyanlar, Hitler'in basit bir kuşun, hayvanın ölümüne bile gözyaşı döktüğünü belirtiyorlar. Hitler'i yakından tanıyanların bazılarıysa onun asil bir centilmen, hassas ve kaygı çeken bir insan olduğunu söylüyorlar.

12. Hitler'in kurduğu Schutz Staffel'in (Koruma Timi) ilk komutanı Julius Schreck, Nisan 1926'daysa Josef Berthold olmuştur.

13. 1933'te kurulan ve kısaca Gestapo adı verilen Geheime Staatspolizei, Hitler Almanya'sının gizli polis teşkilatı olmuştur. 1936'da Gestapo'nun lideri Heinrich Himmler'di. Almanya'nın II Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinden sonra 1945'te lağv olunan Gestapo, 1946'da Nurenberk'teki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından bu cânî teşkilat, yargılamıştır.

14. Getto - ortaçağ Avrupa şehirlerinde Yahudilerin mecbûri yaşaması için düşünülen topraktır. II Dünya Savaşı'nda nazistler tarafından kurulan, aslında büyük hapis kampları olan Getto'larda on binlerce Yahudi yok edilmiştir.

15. II Dünya savaşında, altı milyondan fazla Yahudi, nazistlerin ırkçılık siyasetinin kurbanı olmuştur.

16. Versal Antlaşması'na göre Almanya'nın harp potansiyeli sınırlandırılmıştır. Şöyle ki, Almanya'da genel zorunlu askerî yükümlülük lağv olunarak kendi toprakları içinde asayişi korumak maksadıyla yalnız gönüllülük esasında toplanmış 100.000 askerden kurulu bir ordu sağlamaya izin verilmiştir.

17. Benito Mussolini - İtalya faşizminin lideri olmuştur. 1919 Mart'ında “Faşio di Kombatimento” (savaş ittifakı) teşkilatını kurmuş, 1922'de İtalya'da yönetime gelmiş, 1926'daysa ülkede faşist diktatörlüğü kurmuştur. II Dünya Savaşı'nda Hitler'in en yakın müttefiki olmuştur. 1945 Nisanında İtalyan partizanları tarafından idam edilmiştir.

18. Hitler'in bu mukaveleyi imzalamakta amacı, Avrupa'yı işgâl edip kurtarana kadar SSCB'yi savaştan tecrit etmekti.

19. Hitler'in geçirdiği ananevi tedbirlerin birinde onun oturduğu masasının altına bomba yerleştirilir. Güçlü patlama, onlarca adamın ölümüne ve yaralanmasına sebep olsa da, Hitler'in talihi yâver gider ve sağ kalır. Suikastten sonra suikastçılardan Kluge ve Rommаl, intihar ederler; Witzleben, Stülpnagel ve Canaris ise Hitler'in emriyle idam edilir.

Kaynaklar

1. Aytunç Altındal . Bilinmeyen Hitler. Yeni Avrasya Yayınları ; Ankara , 2001, 15.5 h 23.5 cm., 254 sayfa, Türkçe, Karton kapak. ISBN No: 9756669012

2. Helilov Yunis. Hitler kimdir? “Gaybden gelen sesler kitabı” (edebi almanak). Baskı. “Nur­lan” neşriyat. 2004. sayfa. 228-236.

3. Helilov Yunis. Faşizm: dün ve bugün. “Şaman” Gazetesi. № 05, Sumkayıt. 15 Eylül 2005. sayfa. 06.

4. en.wikipedia.org/wiki/Adolf_Hitler

Türkiye Türkçesi'ne Çeviren: www.gizliilimler.tr.gg Admin





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: huzursuzbey, 11.07.2016, 14:33 (UTC):
Aradığım herşeyi buldum teşekkür ederim sayenizde a aldim sinavdan cok cok saolun

Yorumu gönderen: hitler, 18.01.2016, 23:15 (UTC):
hitlere bir kahraman yada cani diyebilirsini ama şuna emin olun ki hitler bir kukladır ister şeytanın kuklası deyin ister tanrının ama kesinlikle hitlere sonsu güç verilmiştir ve o bu güçü kullandı ama buna tanrı iin verdi bence tüm bunları isteyen hitler deyildi ya iblisti(şeytan)yada tanrıydı

Yorumu gönderen: ihsan, 04.10.2014, 18:51 (UTC):
Bana kalirsa hitler ne kadar insan oldurmus olsada gercekten dahi bir insandir..

Yorumu gönderen: akbudak, 15.12.2010, 12:57 (UTC):
Bei erste welt krig ist der Hitler an knie verletz.Eine un beteudenlose gefreiter.Der war ein ilizyonits.Der wuste was deutchlan braucht.Brot,arbeit und ehrgeist.Der ist nich selbst mord gegangen.Der ist geflüfted zu erst nach Türkei danach Arjentina.Eva Braun lebte bis zum tod in Kemalpasa,in einen fischer dorf.Ich habe sie persöhnlich gesehn.

Yorumu gönderen: DevleT, 01.11.2010, 18:05 (UTC):
pazara cıktımız zman bıle domates ın veya patates ın ıyısını secıyorsak neden insanların ıyısını secmeyeLım

Yorumu gönderen: ismi lazım değil, 26.10.2010, 17:35 (UTC):
büyü yasak bir ilimdir caiz değildir kaldırınlütfen
büyük günahtır

Yorumu gönderen: a, 27.05.2010, 14:39 (UTC):
gut



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36825805 ziyaretçi (102972712 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.