Almanya Nereye Gidiyor?
 

Almanya Nereye Gidiyor?

Önder Demir

Almanya, son yıllarda uygulamış olduğu yanlış sosyo-ekonomik politikalar ile kendisini bitirmek üzeredir. 2005 yılından beri Almanya’nın başında bulunan Angela Merkel hükümeti, reformist aktif bir politika yerine "bekle ve gör" stratejisi uygulamaktadır. Almanya’daki tüm hükümetler, genellikle dışişleri politikasını öncelikle AB üyeleri sonra ABD ile uyumlu götürmeye büyük önem göstermektedirler.

Almanya tarihine bakıldığında hiçbir zaman büyük ve köklü bir devlet kuramamış; fakat 1871 ile 1890 yılları arasında Şansölye olan Otto von Bismarck’ın öncülüğünde sosyal bir devlet kurmaya çalışmış, bu konuda bazı başarılar elde etmiş ve bu birikimini 1. Dünya Savaşı ile kaybetmiş, sonrasında yine büyük bir dünya devleti olma özlemi ile çıktığı Adolf Hitler ve "Ari Irk" macerası ile neredeyse tüm gençliğini, 22 milyon vatandaşını 2. Dünya Savaşı esnasında 1939 ile 1945 yılları arasında yitirmiş bir ülkedir.

Küresel kapitalizm, 1945’ten sonra girdiği maneviyata yabancı olan Almanya’da sosyal aile düzenini yok etmiş ve "sosyal devlet" yaratacağım diye küresel sermayeyi bu ülkede yoğunlaştırmış. 1960 yılından sonra ülkeye gelen Türk ve diğer Müslüman işçiler ile İslam dinine ve maneviyata yönelen Almanya’da bugün 5 milyon Müslüman nüfus yaşamaktadır.

Almanya, her yıl 11.000 insanın hayatına anlam veremediği ve psikolojik bunalım yaşadığı için intihar ettiği; 100.000 insanın her yıl ölmeye teşebbüs ettiği 1,6 Trilyon Avro ile Borç batağında kıvranan bir ülkedir.

Diğer Avrupa ülkeleri de maalesef aynı durumdadır. Ama kişi başına düşen borç çizelgesine bakıldığında; Yunanistan, İtalya, İspanya ve Fransa’dan sonra 35 bin Euro/kişi başına borç ile Almanya’nın geleceği bu konuda hiçte parlak görünmemektedir. Alman ekonomisini günümüzde 5 büyük otomotiv şirketi (Mercedes Benz, BMW, Volkswagen, Audi ve Porsche) milyarlarca Avroluk ciroları ile ayakta tutmaktadırlar. Son olarak 2008 yılında "küresel kriz" ile birlikte büyük yara alan Alman ekonomisi ve Otomotiv sektörü, kendisini körfez ülkelerinden gelen büyük sermaye yatırımları ile ayakta tutmaya çalışmaktadır.

Almanya’da eğitim, maalesef çok kötü bir durumdadır. Eğitimin temeli ezberleme şekline dayandığı için Almanya’da son yıllarda sözlü olarak iyi; fakat pratik olarak vasat elemanlar yetişmektedir.

AB’nin genişlemesi ile birlikte açılan sınır kapıları ve ülkeye Polonya, Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler, Alman halkını ciddi derecede rahatsız etmektedir ve bu göçmenler, genellikle 5 Avro gibi çok düşük saat ücretleri karşılığında çalışmaktadırlar. Son yıllarda Almanya’da ev ve otomobil soygunları, hırsızlık yüzde 100 artış göstermiştir ve bunun sorumlusu olarak ülkeye sınır kapılarından kontrolsüz bir şekilde giren, gelir seviyesi çok düşük olan yeni AB üyesi vatandaşları gösterilmektedir.

Almanya’daki muhafazakar kesim, ülkedeki son yıllardaki politik başarısızlığı ve Doğu Almanya ile birleşmeden sonra artarak çoğalan fakirlik ve işsizliğin müsebbibi olarak Almanya’da yaşayan yabancıları, özellikle de Müslüman azınlığı sorumlu göstermek istemektedir. Hatta bu nedenle ülke genelinde bir yıldan beri organize olarak PEGIDA (Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar) adı altında ırkçılığı körükleyen yürüyüşler düzenlemektedirler.

Almanya’da yaklaşık 7 milyon insan, asgari sosyal yardım dedikleri Hartz 4 almaktadır. 38 milyon çalışanın bulunduğu Almanya’da 3 milyon insan iş aramaktadır ve 23 milyon emekli insan bulunmaktadır.

2050 yılına kadar Alman nüfusun göç alınmaması karşılığında 60 milyona kadar gerileyeceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle Almanya, her yıl dünya çapında nitelikli elemanlara kapılarını açmaktadır.

Almanya, bir göç ülkesidir ve aynı zamanda multi-kültürel (karışık-kültürlü) bir ülkedir. 80 milyonluk nüfusun aslında 20 milyonluk kısmı yabancı (Polon, Türk, Çek, Hırvat, Rus, Romen, İtalyan) kökenlidir.

Almanya ve Fransa, AB’nin iki kurucu üyesi ve aynı zamanda AB’nin söz sahibi ülkeleridir, Almanya Frankfurt’ta bulunan AB Merkez Bankası, Alman ekolünün AB üzerindeki etkisinin bir göstergesidir.

Almanya’daki muhafazakar kesim, Türkiye’nin AB üyeliğine kesinlikle karşı çıkmaktadır; çünkü onlar, nüfusu hızla artan Müslüman bir Türkiye’nin AB üyesi olduktan sonra çok etkin bir rol alacağını ve bununda AB’deki Alman etkisini azaltacağını düşünmektedirler.

Selam ve dua ile...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Cengiz, 06.12.2016, 00:54 (UTC):
Almanya bence bitmistir.modern kolelerin yaşadığı ulke olmuş.her taraf taşeron firma dolu.insanlarin sirtindan geciniyor bu firmalar.devlet sesini cikarmiyor bu taşeron firmalara .ayni işte ben 14 euro alirken taşeron iscisisi 9.50 alıyor.almanyada verilen emekli paralarida komik 700 veya 1000 euroyla hayatmi yaşanır cok emekli gördüm çöpten depozito şişe toplayan.onlari toplayip satacak.benim burda gelecekten bir beklentim yok açıkçası allah sonumuzu hayr etsin.

Yorumu gönderen: Zafer, 24.02.2016, 07:10 (UTC):
Avrupa nin zenginliği sömürge döneminden kalma ve kasadaki zenginliklerini 1. ve 2. dunyada harcamişlar yani onlarada yaramadi. Simdi ise 100 yil idare ettikleri para kalmadi. O zaman da ulkede yasayan yabancilardan rahatsiz olmaya basladilar. Adam işsizken türk doktor görunce rahatsiz oluyor. Alman egitim sistemine dönersek gecmisten gelen birikim ayakta tutuyor ama yeni teknoloji uretmekte zorlaniyorlar.

Yorumu gönderen: muhammed emin, 25.01.2016, 11:38 (UTC):
böyle bir sitede neden dış siyasetten bahsediliyor.bize ne almanyadan.almanya'nın yükselişi yada düşüşü bizi ilgilendirir mi ?

Yorumu gönderen: sarper, 20.01.2016, 22:12 (UTC):
Dünya Bankası ve IMF’nin Ekim ayı "Dünya Ekonomik Görünümü 2010" raporuna göre, 2010 yılı ilk çeyrek itibariyle ABD’nin 13 trilyon 917 milyar dolar toplam dış borcu (devlet ve özel sektör dış borç toplamı) bulunuyor. ABD’yi 9 trilyon 123 milyar dolarla İngiltere, 5 trilyon 123 milyar dolarla Fransa ve 4 trilyon 969 milyar dolarla Almanya izliyor.

Yorumu gönderen: misafir, 18.01.2016, 18:08 (UTC):
Almanyanin borcu yoktur, sözde borcu kadar alacagi vardir amerikadan. Borc diye yutturulan amerikanin karsilayamadigi altindir, yani dolarlari yurt disindan ülkesine geri getirdigi icin ( bu bir amerikan yasasidir) karsiliginda altin vermesi gerekir, ama okadar altin yok dünyada. Bunu da zamaninda cok pişkin bir oyunla ve savaşlarla mağ,ub ettigi ülkelere borc diye yazmislar...hatam varsa af ola, bukadarini anlatabildim ama eminim daha iyi aciklayabilen biri cikar burda.

Yorumu gönderen: Ccihan, 05.01.2016, 16:40 (UTC):
Eren almanyada yaşıyordum taki geçtiğimiz yıl kesin dçnüş yapana kadar senin zihniyetin belli sanırım ab uşağısın anlatılanların hepsi son noktasına kadar doğru sistem var lakin işlemiyor borçlarda doğru 2-3 yıl sonra yunanistan gibi rezil kokan heryeri çöp dolu Paris'i ile fransa da aynı durumdadır ;) araştırmadan konuşmamalısın bence.

Yorumu gönderen: Eren, 28.11.2015, 16:55 (UTC):
Bence yazdıklarınız çoğunda yanlış düşünüyorsunuz almanya eğitim sistemi ve ekonomisiyle çoğu ülkeden iyi ve söylediğiniz gibi ülkenin ve vatandaşlarının borcu falan yok hani kişi başı 35 bin euro borç falan tamamen yalan bu kadar kötüleme amacınız ve sonundada türkiyeyi almıyorlar çünkü söz sahibi olamazlar korkuyorlar gibi bi tabirle bitirmeniz zaten nasıl bi zihniyette olduğunuzu açıkça belirtiyor ayrıca eğitim sistemide dünyadaki sayılı eğitim sistemlerindendir finlandiyadan sonra 2. iyi eğitim sistemi oalrak gösterilebilir çoğu kişi tarafından gösterilirde



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818559 ziyaretçi (102960564 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.