Altın Çağ Misyonu (Dostlar Planı), II
 

Altın Çağ Misyonu (Dostlar Planı), II

Kitap özeti

Bu materyalin güvenliği: OrtaOrtaZayıfZayıfZayıfZayıfZayıfZayıfZayıfZayıf ( Çok Zayıf. Sadece bilgilendirme amacıyla verilmiştir.)

DOSTLAR PLANI (Celse 27. 8. 1959) : “İnsanlar iyilik yaparken iyilik yapmanın verdiği liyakatle evrimleşirler, daha çok evrimleşeyim diye iyilik yapılmamalıdır. İdeal iyilik, nefsaniyetten kurtulmuş iyiliktir. Yaptığınız iyiliği görev olarak yapmalısınız, zoraki değil, evrimleşmek için değil, sevgi ve şefkatle iyilik yapın. Toplum ve din korkusuyla yapılan iyilikten büyük yararlar sağlayamazsınız!” (Sayfa: 15-16)

DOSTLAR PLANI (Celse 25. 9. 1959) : “Aynı evrim düzeyindeki varlıklar arasındaki fark, yukardan gelen tesirleri alabilme kapasitesine bağlıdır. Aynı evrim düzeyindeki varlıklar aynı tesirleri aldıkları halde, aralarındaki küçük farklar yüzünden bu tesirlere çeşitli tepkiler gösterirler. Bu yüzden, aynı düzeydeki varlıkların daha aşağı tabakalara gönderdiği tesirler de farklı olur. Özet olarak söylemek gerekirse, aynı evrim düzeyindeki varlıklar arasındaki fark, tesirlerden yararlanabilme içgüdüsüyle ilgilidir.” (Sayfa: 16)

DOSTLAR PLANI (Celse 25. 9. 1959) : “Istırap ve evrim çok güzel bir seyir izliyor, tıpkı merdiven basamağı gibi! Evrimden sonra sevgi gelir, sevgiden sonra neşe gelir, neşeden sonra huzur gelir, bunlar da birer düzeydir. Yüksek planda da neşe ve huzur vardır, onlar da düzeylerine göre belirli amaçlar için çalışırlar. Fakat bu çalışmayı kendi düzeyinizle kıyaslamayın, her ortamın kendine has koşulları vardır. Kaba maddenin verdiği zevklere başvurmadan yüksek neşeyi gündelik yaşama sokmak mümkündür, fakat bunu üstte söylediğim neşeyle karıştırmayın. Maddi bağları gevşeterek Üst Planlarla bağlantıya geçtiğiniz zaman içinde bulunduğunuz durum sizi neşeye gark edebilir ya da kutsal bildiğiniz bir görevi başarıyla yerine getirdiğiniz zaman yüksek rehberlerden gelen tesirler size neşe ve huzur verebilir.” (Sayfa: 16-17)

DOSTLAR PLANI (Celse 23. 10. 1959) : “Uçan daireler Mars ve Satürn planetlerindeki varlıkların malıdır, araçlarını şimdi geliştirmişlerdir. Onlar sizden üstündürler, maddeyle ruhu birleştirmiş, manevi alanda ilerlemişlerdir. Mars ve Satürn’deki varlıkların bedenleri, içinde bulundukları koşullara uyacak şekildedir. Onlarla bağlantı kurduğunuzda hem bilgilerinden yararlanacak, hem de şu koskoca evrenin sadece sizin için yaratılmadığını anlayacaksınız!” (Sayfa: 17)

DOSTLAR PLANI (Celse 22. 4. 1960) : “ Dünyaya gelmenin amacı, düşünceleri eylem haline getirerek maddi ortamda uygulamaktır. İnsanlar sadece düşünceleri öğrenerek evrimleşecek olsalardı bu maddi ortama gelmelerine hiç gerek kalmayacaktı. Düşünceler spadyumda her varlığın ruhuna pekala nakşedilebilirdi. İnsanın bir şeyi öğrenmesi demek, o şeyi sindirmesi demektir, sindirmekse birçok deneyimden geçerek mümkün olur. Yüksek düşüncelerden hiçbir zaman korkmayınız, ama uygulamasını yapmadan, onları benimsemeden daha yüksek düşüncelere yönelmeyiniz, daha alt düşünceleri benimsemeden daha yükseklerini idrak edemezsiniz.” (Sayfa: 19)

DOSTLAR PLANI (Celse 25. 9. 1959) : “Güzelin tanımı her düzeye, hatta her kişiye göre değişir. Güzel faydalı olabilmektir. Bu tanım belirli bir düzeyin realitesidir. Tüm doğrularda bir güzellik payı vardır, fakat bir şeye doğru diyebilmek de düzey işidir. Bugün size doğru gibi görünen şeyin yarın yanlış olduğunu fark edersiniz.” (Sayfa: 19)

DOSTLAR PLANI (Celse 13. 11. 1959) : “ İnsanın Allah’a karşı görevi, İdare Planının verdiği emirleri yerine getirmektir, hareketlerini sürekli vicdanın kontrolünden geçirip daha Üst Planlara yükselmeye gayret etmektir. Üst Planlara yükselmenin en kısa yolu verilen emirlere itaattir. Eğer verilen emirler vicdanınızla çelişiyorsa, onları kabulde zorlanıyorsanız emirleri uygulamayınız!” (Sayfa: 20)

DOSTLAR PLANI (Celse 13. 11. 1959) : “Bilgi O’nundur, O’nun bilgisiyle hiçbir bilgi kıyaslanamaz, zaten O’nun bilgisi dışında bilgi yoktur ki! Daha Üst Plandan verilen bilgiler Görevli Plan tarafından peygambere nakledilmiştir. Peygamber de, Görevli Plan da otomattır. Bu arada peygamberin göreve liyakatini de unutmamak gerek.” (Sayfa: 20)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 20. 11. 1959) : “Gelen vahyi nakleden peygamber tamamen otomattır, bir medyum gibi hareket eder. O düzeye gelmiş bir varlık duygudan çok görevi düşündüğü, yalnız görevi yapmaya amade olduğu için otomattır dedim.” (Sayfa: 20)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 15. 1. 1960) : “Sevgi, aynı yolda yürüyen varlıkların birbirine destek olmak için tesir göndermeleridir. Maddi fedakarlık gerektirse bile bu tesirleri gönderirler. İnsanlar, kötülerin varlığı yüzünden hemcinslerinin içtenliğinden hep kuşku duyarlar. Başlangıçta belki de haklıdırlar, ama daha sonra yaptıkları yol arkadaşlığı onları birbirlerine yaklaştırır, yani gönderdikleri tesirler artar. Giderek birbirlerine güvenleri de artar, güven arttıkça karşılıklı tesir kapılarını iyice açarlar. Sevgi eşit düzeydeki iki varlık arasında olabilir, aralarında biraz fark olanlar arasında da olabilir. Böylece birbirlerinin evrimine yardım ederler, hatta aşağı düzeydeki üst düzeydekinin düşüncesini daha çabuk kabul edip onun düzeyine yükselebilir.” (Sayfa: 20-21)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 22. 1. 1960) : “İnsanlık aşamasındaki varlıkta nefsaniyet vardır. İnsanlıktan kurtulmak, insanüstü bir aşamada olmak demektir. İnsanüstü aşamaya ulaşmak için de insanın nefsaniyet yolundan geçmesi gerekir. Tüm evrimleriniz böyle değil midir? Evrimleşmek için fedakarlık şarttır, görevle fedakarlık birbirinden ayrılamaz, görev daima fedakarlık isteyen bir şeydir. Maddi bir dünyada bulunduğunuza göre elbette sizden maddi fedakarlık istenecektir.” (Sayfa: 21-22)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 22. 1. 1960) : “Her karmaşa ıstıraplıdır. Varlık karmaşa içinde olduğunu bile kabul etmez, örtbas etmek için uğraşır, ama içindeki ıstırap onu yakmaktadır. Varlığın cehaleti azaldıkça ıstırap da kademe kademe azalır. Varlık ne kadar cahilse ıstırabı da o kadar fazladır, karmaşadan kurtulduğu anda ıstırap dumanı dağılır!” (Sayfa: 22)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 11. 3. 1960) : “Şuurlu ıstırapla şuursuz ıstırap arasında evrime hizmet açısından ne fark var diye soruldu. Burada ıstırap çekenin düzeyi söz konusudur. Istırap içinde olup da şuursuz olan kimsenin düzeyi, şuurlu ıstırap çekene oranla daha geridir. Şuursuz ıstırap çeken, şuurlu ıstırap çekmeye hazırlanmaktadır, şuurlu ıstırap ise ıstıraptan kurtulmanın son aşamasıdır. Bazı durumlarda en yüksek varlıklarda bile idrak edilmeden, yani tam olarak şuuruna varılmadan çekilen ıstıraplar vardır. O ıstırap da o düzey için gereklidir. Istırabın neden ve niçini fark edilmese de ruhta bir takım tesirler meydana getirir, çünkü ruh ancak bu tesirlerle olgunlaşıp yücelebilir. Siz çok ıstırap çekiyorsunuz, ama sebebin kaçta kaçını biliyorsunuz? Yalnız sebep ve sonucunu bildiğiniz ıstıraplarla mı evrimleştiğinizi sanıyorsunuz? Hayır, dünyadaki her varlıkta şuurlu ve şuursuz ıstırap yan yanadır.” (Sayfa: 23)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 11. 3. 1960) : “Eski Delphi Tapınağının girişindeki yazı şöyle der: Kendini Bil. Bu iki yönden yorumlanabilir. 1- Kendin hakkındaki olayları bil, yani bilim sahibi ol. 2- Kendi düzeyini idrak et, yani düzeyinin gereklerini yap, dünyaya niçin geldiğini bil. Bu iki şıkkı tek bir cümlede toplamak mümkündür. Hayata geliş ve gidiş nedenini incele. Hayatta meydana gelen olayların sebep ve sonuçlarını incelemek bizi düzensiz ve şuursuz gibi görünen olayların arkasında gizleneni, yani şuurlu ve düzenli bir yönetimin varlığını görmeye sevk eder.” (Sayfa: 23-24)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 3. 6. 1960) : “Bilgi, sağlaması yapılmış imandır, tıpkı sağlaması yapılan hesap gibi. İman ise, bir takım önsezilerin verdiği bilgilerle önceki bilgilerin toplamıdır. Buna göre, bilgisini ancak sezgilerimizle kavradığımız şeylere iman diyoruz.” (Sayfa: 24)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 8. 4. 1960) : “Maddi evrenden mezun olmak için sevgi ve şefkat yeterli değildir. Sevgi ve şefkat bir aşamadır, bir de görev duygusu vardır ki o diğerlerinden daha üstün bir aşamadır. Görev duygusunun da dünyada kazanılması gerekir. Ama sevgi ve şefkatle görev duygusuna bir adım atılmış olur, yani sevgi ve şefkat kazanılmadan görev duygusu elde edilemez. Bunun anlamı, belirli bir düzeyi kazanmadan bir üst düzeye geçemeyiz demektir. Sevmek, görevi sevmek, görev sonunda sağlanacak yararların hangi varlıkları etkilediğini görerek o varlıkları sevmek, yaratıkları görüp inceleyerek onları sevmek ve bu sevgiden Yaradan’a yönelmek, işte sevgi ve şefkatten görev duygusuna bu yolla geçebilirsiniz.” (Sayfa: 24)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 7. 8. 1960) : “Casuslar bazen görev gereği cinayet işliyor veya devlet sırlarını vermemek için intihar ediyorlar, bu olaylar da diğer adi cinayet ve intihar olayları gibi spadyumda bir ıstırap oluştururlar mı diye soruldu. Evrendeki yasaların dışına çıkılamaz, kim bir fiil işliyorsa muhakkak o fiilin gereğiyle karşılaşır. Bir insanın casusluk şebekesine girmesi, görev gereği birini öldürmesi ya da intihar etmesi, bu fiillerinden ötürü ıstırap çekmesini önlemez, yani görev duygusuyla cinayet işlemek evren yasalarını geçersiz kılmaz, tıpkı sıradan bir katil gibi ıstırap çeker. Yalnız, adi cinayetle görev gereği cinayet işleyenlerin uğrayacağı muamele arasında fark vardır. Casus görevi gönüllü olarak almakta, yapacağı işin sonucunu önceden bilmektedir. Bu durumda o evrimini hızlandırmış ve bir atılım yapmış olur.” (Sayfa: 25)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 9. 10. 1959) : “Şart olan toplumların evrimi değildir, şart olan bireylerin evrimidir. Öte yandan bireylerin evrimleşmesiyle toplumlar da evrimleşirler, çünkü toplumlar bireylerden oluşur. Toplumda meydana gelen bir uyarılma, (afet, mucize) orada yaşayan bireylerin evrimleşmesini sağlar.” (Sayfa: 26)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 9. 10. 1959) : “İnsancıl amaçlarla sosyal mücadelelere katılma İlahi İrade Yasalarına aykırı mıdır diye soruldu. Bu tür hareketler İlahi İrade Yasalarının işleyişini bozamaz. Onlar da birer deneyimdir ve toplumdaki bireylerin evrimine yardım ederler, hiçbir şey gereksiz değildir. Bu prensipten yola çıkarsanız olayların gerekliliği konusunda yeni fikirler edinebilirsiniz. Eğer bireyleri hazırlayabiliyorsanız toplumun evrimleşmesi için çalışmak iyi bir şeydir.” (Sayfa: 26)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 6. 11. 1959) : “Bir toplumun hızlı evrimi demek, içindeki bireylerin çoğunluğunun hızlı evrimi demektir. Bu durumda işi daha basite indirgeyerek bir tek bireyin evrimini düşünmek ve bunu topluma genellemekle sorun halledilmiş olur. Şöyle ki, birey evrim için çalışarak bilgi edinecek, edindiği bilgileri uygulayacak, görevlerini eksiksiz yerine getirecek, böylece toplumun evrimi hızlandırılacaktır.” (Sayfa: 27)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 6. 11. 1959) : “Şimdi toplum için ortaklaşa bir vicdan ölçüsüne ihtiyaç var. Fakat toplum içindeki her birey bu vicdan ölçüsüne uymayacaktır, çünkü düzeyi uygun değildir. Düzeyin küçük farklarla birbirine yakın olması idealdir. Gelecek kitapta (Bilgi Kitabı) ortaklaşa vicdan ölçüleri hakkında ayrıntı verilmiştir. Kişi bireysel vicdan ölçüleri yerine ortaklaşa vicdan ölçüsünü kabul edebiliyorsa bu elbette daha hayırlıdır. Kabul ettiği ölçü kişinin düzeyidir ve kişi düzeyine göre hareket etmelidir. Kendine yapılmasını istemediğin hareketi başkalarına yapma şeklindeki kural, halen herkes için ortaklaşa bir vicdan ölçüsü olmaya yeterli değildir, fakat belirli bir düzey için iyidir.” (Sayfa: 27)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 22. 1. 1960) : “Zorla toplumun malı haline getirilmiş bir düşünce uğrunda savaşarak insan öldüren, bu düşünceyi kabul etmediği halde toplum düzenine uymak zorunda bırakılan bir insan katil değildir. O kişinin özel evrim isteğinin yanında bir de içinde yaşadığı toplumun evrim düzeni vardır. Kişi o topluma rastgele değil, oraya layık olduğu için gönderilmiştir, dolayısıyla toplumun şartlarını kabul etmiş sayılır. Eğer bu şartları kabul etmiyorsa ve elinde o toplumu terk etme imkanı varsa, bu imkanı kullanmayarak savaşa girmiş ve adam öldürmüşse o kişi katildir.” (Sayfa: 28)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 22. 1. 1960) : “Baskı altına alınan, engellenen düşünce ve eğilimler eğer toplumun düzeyinden daha üstün düşüncelerse empoze edildiklerinde topluma zarar verirler. Eğer bu düşünceler toplum düzeyinin çok altındaysa yıkılmaya mahkumdurlar. Her birey ve toplum layık olduğu düşünceyle donatılmıştır. Kişisel istek ve eğilimler için de aynı şey geçerlidir. Ama bu ister aşağı, isterse üstün olsun düşünceler incelenmesin demek değildir. Her düşünce layıkıyla incelenmeli ve değerlendirilmelidir.” (Sayfa: 28-29)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 11. 3. 1960) : “Bir hareket eğer toplum için zararlıysa, onu zor kullanmadan daha yumuşak metotlarla engellemeye çalışın. Eğer bu yolla başarı sağlayamıyorsanız, engelleyeceğiniz kişinin alacağı zararla toplumun alacağı zararı kıyaslayarak şiddet kullanma yoluna da gidebilirsiniz!” (Sayfa: 29)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 18. 3. 1960) : “Bir ülkede cinayetlerin artışı o ülke insanlarının çok geri durumda olduğunu, yaşam ve ölümün anlamını henüz idrak edemediklerini gösterir. Bu geriliğin önüne geçmede aydınların sorumluluğu büyüktür. Zaman içinde dünyaya gelen tesirlere rağmen bir toplum ilerleyemiyor ya da yerinde sayıyorsa, bu o toplumun geriliğinin işaretidir.” (Sayfa: 29-30)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse ?. 6. 1960) : “Şu kadar sene sonra nüfusumuz bu kadar olacak diye maddi ortamda yaşamaya hak kazanmış bir varlığın kürtajla önünü kesmek doğru değildir. Ne kadar makul olduğunu sanırsa sansın bir varlığın hayatına son veren kişi hatalı bir iş yaptığını bilmelidir. Nüfus fazlalığı nedeniyle açlıktan ölenlerin bulunduğu ülkeler var deniyor, bu yanlış bir düşüncedir. Nüfus fazlalığı açlığa ve yoksulluğa sebep olamaz, aksine nüfus fazlalığı çalışan bir toplum için büyük bir güçtür. Bir varlık dünyaya gelme hakkını elde etmişse o ülkenin yasalarına uymak zorundadır, yani çalışmakla yükümlüdür. Çalışmayan insan elbette aç kalmaya mahkumdur. Bazı varlıklar, hayat planları öyle gerektirdiği için çok çalışmaları gereken ülkelerde dünyaya gelirler. Bu çabayı gösteremeyenler sonuçlarına da katlanacaklardır. Tembellikleri yüzünden ölenler nüfus fazlalığının kurbanı değildir, onlar kendilerinden beklenen çabayı gösterememişlerdir. Burada en büyük görev o ülkeyi yöneten idarecilere düşüyor, ellerindeki sosyal gücü iyi seferber etmeli, bilgiyle donatarak daha verimli iş alanlarına yönlendirmelidirler. Eğer dünya koşulları değişmeyip hep aynı kalacak olsaydı dünyaya gelecek varlıkların düzeylerinin de değişmemesi gerekirdi.” (Sayfa: 30-31)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 25. 9. 1959) : “Rüyalar çeşitlidir. Uyarı rüyaları vardır ki, bunlar bir tür mesajdır. Bir de geçmiş yaşamlardaki olayların kişiler üzerinde yaptığı tesirlerin yansıması olan rüyalar vardır. İkinci tür rüyalar boşalma devresi rüyalarıdır. Eğer rüya uyarı ya da müjde rüyası ise, kişinin kapasitesine göre bir tepkisi olacaktır. Rüyaların çeşitli sembollere bağlı olarak oluşması, bireyin günlük hayatında onlardan hisse kapmasını sağlar. Uyarı rüyasında gördüğü bir olaya karşı kişinin ilgisi artarsa, ondan yararlanması da o oranda kolaylaşacaktır.” (Sayfa: 32-33)

 DOSTLAR PLANI (Celse 2. 10. 1959) : “Uyarı rüyaları dolma halidir, diğerleri ise boşalma halidir. Uyku, kullanılması güçleşen bedeni ruhun dinlenmeye terk ettiği devredir. Bu devrede vücut yapmış olduğu işlerin yorgunluğuyla artık görev yapamaz hale gelir. Ruh böyle anlarda bedenle bağını gevşeterek ruhsal alemden daha kolay tesir alabilecek bir pozisyona geçer. Bu durum bazen boşalma hali dediğimiz rüya türüne yol açabilir. Ruhun ruhsal ortamdan aldığı tesirler yaşadığı hayat için gerekliyse, bedenle bağlarını biraz daha güçlendirerek tesirleri rüya şeklinde ortaya çıkarır, bu uyarı rüyasıdır. Bazen de uyku esnasında hiç rüya görülmeyebilir. Bazı kimseler de çok yorgun oldukları zaman rüya görürler ki, bu da vücudun boşalmasının dolmayla orantılı olduğunu gösterir. Uyku anında yaşamdan alınan bilgilerin muhasebesinin yapıldığı doğru değildir, çünkü o bilgiler her an muhasebeden geçmektedir. Alınan bilgilerin kazanılıp kazanılmadığı hayattaki olaylarla anlaşılır. Zaten dünyada yaşamanın amacı da budur, yani muhasebeyle yaşam eş zamanlıdır.” (Sayfa: 33)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 9. 10. 1959) : “Uyku hali bir boşalma halidir, boşalmanın (deşarj) nedeni ertesi gün meydana gelecek dolmaya (şarja) hazırlıktır. Söz konusu şarj ve deşarj ruhsal ve maddesel tesirler bakımındandır.” (Sayfa: 34)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 16. 10. 1959) : “Zaman maddeye ait bir birimdir. Rüyadaki zamansa imajinatif bir zamandır. Sizin için rüyada günlerce süren bir olay dünya zamanıyla bir anda meydana gelebilir. Uzaklık madde aleminde bir değerdir, manevi alem için bir kıymeti yoktur. Söz konusu olaylardaki zaman kavramını da bu şekilde kıyaslayarak kavrayabilirsiniz.” (Sayfa: 34)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 22. 1. 1960) : “Rüyaların sembolik ifadelere bürünüşünün nedeni rüya gören kişinin durumuyla ilgilidir. Haberci rüyalardan size bahsetmiştim. Kişiye rüyasında bir olay gösterilir. Olay gerçekleştikten sonra kişinin haberi olması isteniyorsa
 o olay rüyada başka bir sembolle, eğer olayı olayın olmasından önce bilmesi isteniyorsa değişik bir sembolle gösterilir. Bu ve buna benzer birçok durum sembollerin değişmesine neden olur. Sembollerin verilişinde varlığın koşullarının, inançlarının ve evriminin rolü elbette vardır. Dikkat edin, haberci rüyalar dedim!” (Sayfa: 34-35)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 3. 6. 1960) : “Uyku insanı ertesi güne hazırlar. Hazırlanmaktan kasıt, ertesi gün kat edeceğiniz aşamaya bir ortam sağlamaktan ibarettir. Bir günlük deneyimden elde ettiğiniz kazançlar veya ufak tefek gerilemeler sizi rüyanızda imajinasyonla hazırladığınız bir aleme götürür ve az çok geçen bir günün muhasebesi yapılır. Bu arada koruyucu varlıktan alınan tesirlerle bir takım uyarılar da gelir. Gerektiği hallerde bu tesirler rüya şekline dönüşebilir. Uyarılarda belirli yollar gösterilip öğütler verilir, bu da gelecek günler için bir hazırlıktır. Bunlardan çıkan sonuç şudur, uykuda vücut dinlenip ertesi güne hazırlanırken beynin belirli yerlerinde bir aktivite göze çarpar.” (Sayfa: 35-36)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 24. 6. 1960) : “Vücutta meydana gelen olayları incelediğiniz zaman belirli tesirlerin belirli sonuçlar doğurduğunu görürsünüz. Bir kas kasılması için tesir gönderildiği zaman o kas kasılır. Öte yandan, bedenin yaşamını devam ettirebilmesi için ruh sürekli tesirler göndermekte ve tesirler almaktadır, bu tesir alış verişi yaşam boyu devam eder. Uyku esnasında tesir alış verişi azalmış, ama kesilmemiştir. Rüya şeklinde görülen bir imaj, ruh tarafından gönderilen tesirlerin zorunlu sonucudur.” (Sayfa: 36)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 16. 10. 1959) : “Dünyada aldığınız maddi tesirler beynin belirli yerlerine giderek bir iz bırakır. Fakat tesirlerin gideceği tek yer beyin değildir, beyinde bırakılan o iz tesirin ruha varabilmesi için bir araçtır. Geçmiş enkarnasyonların hatırlanması genellikle çocuklarda çok görülür. Bu da gösteriyor ki varlığı etkileyen en son olaylardaki en son izlenimler beyinde bir iz bırakmaktadır. İnsanlar enkarnasyonları sonucunda elde ettikleri bilgilerin bileşkesi olan bir olgunluğa erişirler ki, bu olgunluk kişinin o andaki bedeninin organlarına nakledilir. Bu da tesirin tek taraflı değil çift taraflı olduğunu gösterir. Beyinde yer etmiş tesirler nasıl ruha naklediliyorsa, ruhtan gelen tesirler de beyinde yer ederler.Tesirler varlığın içinde bulunduğu koşul ve düzeye göre Üst Planlar tarafından bir süzmeye tabi tutulur, bu varlığın evrimi için gereklidir. Siz ekminezi anındaki hatırlamaları, olayların beyinde bıraktığı izlere göre anımsıyorsunuz. Rüya bahsinde şöyle demiştik: Eğer tesirler varlığın hatırlamaması gereken şeylerse beyne aksettirilmez. Beyinde iz bırakmamış bu tesir ya da rüyalar ekminezi anında ortaya çıkmayacaktır. Ayrıca, bir kimse rüyada aldığı tesirleri beyne aksettirse bile bunun önemi yoktur, önemli olan tesirlerin beyinde anlaşılabilecek hale getirilmesidir. Varlık aldığı tesirler sonunda ulaştığı olgunluğu kendine mal eder. Gelen tesirlerden bir kısmı, ruhla beden arasında iletişimi sağlayan perispiri üzerinde muhafaza edilir. Ekminezi sırasında perispiri üzerine nakşedilmiş bu olaylar hatırlanabilir, çünkü o sırada perispiriyle beyin ilişkiye geçer ve beyinde bir iz bırakmadan olay nakledilir. Beyinde iz bırakmaması gereken olayların izleri beyinden silinir. Beyinde yer etmiş fakat o an için hatırlanmamış bir olayın ekmineziyle hatırlanması şöyle olur. Perispiriyle ilişkiye geçmeksizin doğrudan beyin aracılığıyla dış aleme nakil yapılır. Olayın izi beyinde ise direkt beyinden, beyinde değil de perispiride ise, gerekiyorsa sonradan silinmek kaydıyla beyin kanalıyla perispiriden aktarılır.” (Sayfa: 42-44)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 18. 12. 1959) : "Ekminezide bir medyumun kendisiyle ilgisi olmayan geçmiş olayları hatırlaması, medyumla bağlantı kuran görevli bedensiz varlık aracılığıyla olur. Bedensiz varlık zaman ve mekanla kayıtlı olmadığı için, bir olayın geçmişte, şimdi ya da gelecekte meydana gelmesi onu bağlamaz.” (Sayfa: 44)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 6. 11. 1959) : “Bir varlık spadyumdan indiği (bedenlendiği) zaman mevcut şuuru bir hayli daralır, bu daralma varlığın dünyadaki evrimiyle ilgilidir. Bazen dünyada öyle anlar olur ki, varlık sınırlı dünya şuurunun üstünde haller gösterir. Böyle anlarda varlığın spadyumdaki şuurunun bir kısmı aydınlanmıştır, çünkü o anda öyle olması gerekmiştir. Örneğin, kişinin daha önceki yaşamlarını hatırlaması, spadyum şuurunun küçük bir kısmının ortaya çıkması demektir. Geçmiş yaşamlarda olmuş bu olaylar halihazırdaki beyin üzerinde hiçbir iz bırakmadığı halde nasıl oluyor da hatırlanıyor diyeceksiniz. Ekminezi konusu anlatılırken beyindeki tesirlerin perispiri yoluyla ruha, ruhtan gelenlerin ise aynı yolla beyne aktarıldığı söylenmişti. İşte söz konusu hatırlama böyle olmakta, yani ruhtan gelen tesirler beyin üzerinde bazı izler bırakarak kişinin geçmiş yaşamlarını hatırlamasına sebep olmaktadır. Bu yola, kişinin çevresinde bulunan insanlara bir kanıt göstermek için başvurulmuş olabilir.” (Sayfa: 44-45)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 8. 1. 1960) : “Bazı kişiler ara sıra hiç bilmedikleri dilleri konuşurlar. Bunu ya kendi geçmiş yaşamlarına ya da bağlantı kurdukları bedensiz varlıklara borçludurlar. O kişiyi hipnotize ederek ekminezi yoluyla geçmiş yaşamlarına götürebilir ve bu dilleri konuşup konuşmadığını öğrenebilirsiniz. Eğer geçmiş yaşamlarında bu dilleri konuşmamışlarsa, bir bedensiz varlık bağlantısı var demektir. O varlığa sorarsanız size hem gerçeği, hem de bağlantıyı niçin kurduğunu söyleyecektir.” (Sayfa: 45)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 1. 7. 1960) : “Hipnozda süjeye değişik bir kişi olduğu söylenince hemen kişilik değiştiriyor, bunun mekanizması nedir diye soruldu. Bu olayda fizikselden çok ruhsal mekanizma önemlidir. Ruh bedenle bağlantı kurduğu zaman birçok melekesini kaybeder, birçoğunu da azaltır, bu arada imajinasyon melekesi de zayıflar. Bu durumda süje operatörün verdiği telkinleri daha güçlü olarak almakta ve telkinlere derhal adapte olmaktadır. Verilen ilk tesirle ruhsal imajinasyon işler ve ruh bedene, yani beyne yansır. Başka kişilik telkinini kabul eden serbest ruh telkinin imajinasyonunu bağlı ruha kabul ettirir ve kişilik değişikliği oluşur. Süje hipnozdan çıktığında bağlı ruhun beyin üzerindeki etkinliği arttığı için normal kişilik geri döner. Bu olgu, serbest ruhun imajinasyon yeteneği açısından bağlı ruhtan daha üstün olduğunu gösterir.” (Sayfa: 46-47)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 8. 7. 1960) : “Telkin, kişinin karşısındaki kimseye normal duyu organı yoluyla emirler vererek onun belirli bir şeyi imajine etmesini sağlamasıdır. Kuvvetli imajinasyon sonucu meydana gelen aura etkisiyle verilen emirler süje tarafından benimsenir. Beden yönünden telkin, duyu organı yoluyla verilen emirleri nakletmektir. Ruh yönünden telkin, gelen emirleri imajine etmektir. Süjenin daha önceki imajinasyonları gelecek yeni imajinasyona zıtsa imajinasyon daha güç oluşur. Telkin alan kişide oluşacak aura telkin yapana bağlıdır, o telkin alana yardım etmekte, yol göstermektedir, bunu da gönderdiği tesirlerle yapar. Ruhun imajine ettiği şey demek, beden yoluyla gelen tesirlerin ruhta bir takım yeni vibrasyonlara sebep olması demektir. Ruhta oluşan bu vibrasyonlar çevresindeki daha süptil maddelere tesir ettiği gibi, doğrudan doğruya bedene de tesir eder ve söz konusu aura oluşur. Burada perispirital maddelerin de rolü vardır.” (Sayfa: 47)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 11. 3. 1960) : “ Büyü konusunda olaylara hakim olan unsur tesirlerdir. Öyle tesirler vardır ki siz farkında olmadan yaşamınıza hükmedebilir. Bu tesirlerin bir kısmı büyü şeklinde tezahür edebilir. Her yapılan büyü başarılı olmaz. Büyü aslında gönderilen kötü tesirdir, gönderilen kişinin bedenine sanki kendi ruhundan gelen tesirmiş gibi etki eder. Gönderilen tesir kişinin perispirisinden geçmeden doğrudan doğruya sinir sistemine etki eder, çünkü bu tesir daha önce büyüyü yapanın perispirisinden geçmiştir. Kısaca, kotlanmış tesirler yeniden kotlanmazlar.” (Sayfa: 48)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 27. 11. 1959) : “Psikometri olayında rehber bir varlık yoktur. Psikometri, geçmiş ve geleceğe ait görüntülerin görülmesi ya da geçmişteki tesirlerin yol göstermesiyle geleceğin aydınlanmasıdır. Bunun anlamı şudur: Geçmişteki olayların gelecekte zorunlu sonuçları vardır. Geçmiş olaylar dağılmış olsalar bile tesir olarak vardırlar, medyum gibi hassas kişiler tarafından alınabilirler. Tesirler belirli bir ortamda bulunmazlar, psikometri medyumunun eline bazı ipuçları vermeniz gerekir. Örneğin o olayla ilgili bir eşya ya da kişi tesirleri almak için araç olabilir. O tesir ve olayların o eşya üzerinde bir takım izleri vardır, bu yolla söz konusu tesirler alınabilir. Durugörüde ise rehber bir varlık vardır, bu varlık belirli bir süre aynı kişiyle bağlantı kurar.” (Sayfa: 48)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 1. 7. 1960) : “Bazı medyumlar suya, kristale ve benzeri maddelere bakarak bir takım şekiller görmekte ve onlardan anlamlar çıkarmaktalar, burada bir bağlantı mı var, yoksa başka bir mekanizma mı işliyor diye soruldu. Bu soru çeşitli şekillerde yanıtlanabilir. 1- Medyum bağlantı kurduğu varlığın gönderdiği imajları o maddelerde görüyor olabilir. 2- Medyum bağlantı olmadan gizli imajlar alıyor olabilir. 3- Bazen de bağlantı vardır ama bu medyumun ruh ve beden ilişkilerini ayarlamaktan öte gitmez, sadece imajı almasına yardımcı olur. Birinci şıkta medyum, bağlantı kurduğu varlığın gönderdiği tesirleri imajinasyon yeteneğiyle imajlar şeklinde almaktadır. İkinci şıkta sözü edilen gizli imajlar evrendeki gizli imajlardır. Maddenin süptilliği arttıkça yepyeni yetenekler kazanır ve bir takım tesirler karşısında reaksiyon gösterir, hatta o tesirleri belirli şekiller alarak hıfzeder. Dünyadaki bir varlık bir şeyi imajine ettiği zaman gönderdiği tesirlerle çeşitli kademelerdeki maddelere etki edecektir. Fakat bu etki kademe kademe olacak ve aradaki vasıta maddeler bir süre sonra bu tesirlerin etkisinden kurtularak eski hallerine döneceklerdir. Eski hallerine dönebilmeleri için bir zamana ihtiyaç vardır ki, bu da maddenin kalitesine göre değişir. Gönderilen tesirle şekil almış maddeden yararlanan medyum o gizli tesirleri ve tesirlerin hıfzettiği gizli imajları görür. Görür derken, görmek fiili ne suyun ne de kristalin içindedir, bu tam anlamıyla ruhsal bir görüştür. Bu ruhsal görüş bilinen yollardan geçerek bedensel bağlı şuura akseder ve medyum gördüklerini çevresindekilere anlatır. Bundan çıkan sonuç şudur: Ruh evrende olan biten her şeyden haberdardır, ama düzeyi (evrimi) uygun olmadığı için gelen tesirleri değerlendiremez.” (Sayfa: 49-50)
 
 DOSTLAR PLANI (Celse 4. 12. 1959) : “Telekineziyle eşyaların nasıl hareket ettirildiği soruldu. Bildiğiniz gibi her varlıktan bir takım vibrasyonlar çıkar. Bu demektir ki, her varlık kendi düzeyine göre sizin deyiminizle elektriksel bir alana sahiptir, bu elektriksel alan bildiğiniz elektrik değildir elbette. Medyum bağlantıda olduğu varlıktan aldığı güçlü tesirlerle o madde üzerinde böyle bir elektriksel alan meydana getirmekte, daha sonra o maddenin atomlarında bir düzenleme yaparak cismi hareket ettirmektedir. Bunu bir mıknatısın demir parçalarını çekmesine benzetebilirsiniz. Medyumdan gelen tesirler mıknatısın tesirinden kat be kat üstün olduğu için dünyada bulunan tüm maddeleri etkileyebilir. Cismin atomları nasıl düzenleniyor diyeceksiniz? Maddede belirli atom dizilişleri vardır, ancak böyle bir dizilişle madde denge halinde olabilir. Dengeli madde medyumdan gelecek tesirlere yanıt veremez. Dengenin bazı noktalardan bozulmasıyla maddeyi etkileyecek tesir alanı yaratılmış olur, düzenlemeden kasıt bu alanın yaratılmasıdır. Peki dengesi bozulan madde eski haline nasıl döner? Madde başlangıçta denge halindeydi, denge halini bozan tesir ortadan kalkınca madde kendiliğinden eski haline dönecektir. Elektriksel alanların eşit olması cismi hareket ettirmez, fakat alanlardan biri büyük olursa, küçük olan büyüğün etkisi altına girer ve dengesi bozulan madde hareket eder. Medyumdan gelen daha güçlü tesir, maddedeki güçsüz elektriksel alanı etkilemiştir. Elektriksel alan, atomdaki partiküllerin durum değiştirmesidir. Medyumdan gelen güçlü tesirler dengeyi bozduğunda maddede elektriksel bir alan oluşur, bu alan medyumunkinden güçsüz olduğu için onun etkisine girmek zorundadır. Telekinezi çalışmasında medyum haliyle enerji sarf etmekte, gelen tesirleri nakletmekte, transforme etmektedir. Bunu yapabilmesi için medyumun perispirisi bu işle meşguldür, ayrıca başta beyin olmak üzere tüm sinir sistemi de görev yapar. Dikkat ederseniz, sinir sisteminin tüm vücuda elektrik telleri gibi yayıldığını görürsünüz. Bir de ikinci derecede görevli olan kaslar vardır ki, bunlar da sinirlere yardım ederler. Ektoplazma, burada sözünü ettiğimiz tesirlerden başkadır, o tamamen maddeseldir.” (Sayfa: 50-51)

DOSTLAR PLANI (Celse 11. 12. 1959) : “Işık, belirli titreşimdeki maddelerin tezahürüdür. Telekinezi bahsinde de açıkladığım gibi medyum yukardan aldığı tesirleri maddi bir şekilde nakletmekte ve maddeler üzerinde etkili olmaktadır. Medyumdan çıkan vibrasyonlar o şekilde ayarlanmaktadır ki, cismin yapısından da yararlanarak etrafında belirli bir alan meydana getirilmekte, bu da size ışık olarak görünmektedir. Vibrasyonlar ne kadar kaba olurlarsa hislerinize o kadar çok tesir ederler.” (Sayfa: 52)



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: MM, 10.08.2016, 20:10 (UTC):
insanlar için bencede erken

Yorumu gönderen: aydın, 12.11.2013, 11:44 (UTC):
bu bilgilerin insanların idrak seiyesine ulaşmadını düşünüyorum 12 yaşından 45 yaşına kadar bu bilgilerin icindeyim yıllarca insanlara anlattım sonuc hiç bir şey anlamadılar daha o bilinç düzeyine ulaşamadılar.benim elimde bu bilgilerden cok daha fazlası var.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36893816 ziyaretçi (103090765 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.