Amerika’yı Kim Keşfetti?
 
Amerika, map, piri reis, kristof kolomb, harita

Amerika’yı Kim Keşfetti?

Hazırlayan: Akhenaton

Coğrafi keşifler, 15. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupalı denizcilerin bilmedikleri bilmedikleri kıtalara ya da coğrafyalara seferler yapmaları ve ulaşmalarına verilen addır. Kolomb’un Amerika’yı, Vasco da Gama’nın Ümit Burnu’nu, Cortes’in Meksika’yı, Pizzaro’nun Peru’yu ve Magellan’ın Pasifik’i geçmesi gibi bir çok gelişme, hem Türkiye’de hem de dünyanın pek çok yerinde tarih kitaplarında keşifler olarak anlatılmaktadır. Gerek mantıki gerekse de tarihi olarak bunların birer "keşif" olarak adlandırılması ne kadar doğrudur? Bu sorunun tek bir cevabı var: Hayır bunlar kesinlikle keşif değildir. Keşif, kimsenin bilinmediği bir şeyi ortaya koymak ve çıkarmaktır. Bu bağlamda bir şeyin keşif olabilmesi için onun hiç kimse tarafından bilinmemesi, tanınmaması gerekiyor.

Bu aşamada bir soru daha sormak gerekiyor: Avrupalı kâşifler, yaptıkları seferler sonucunda ulaştıkları memleketler, daha önceden başkaları tarafından bilinmiyor muydu? Bu sorunun tek ve basit bir cevabı var: Elbette biliniyordu. Amerika’da Kızılderililer, Meksika ve Lâtin Amerika’da Aztek, İnka ve Mayalar, Afrika’da bir çok kabile, Hindistan’da Müslümanlar ve Hindular, Malezya ve Endonezya’da Malaylar, Avustralya’da Aborjinler vs. gibi milletler yüzyıllardır bu kara parçalarında yaşamaktaydılar. Belli devletlere ve sistemlere sahiptiler. Yine bu memleketler eskiden beri başka milletler tarafından bilinmekteydi. Bunlar ziyaret edilmekteydiler ve bunlarla ticari münasebetler kurulmaktaydı. Bütün bunlardan haberdar olmayan tek bir kara parçası vardı. Avrupa ve Avrupalılar.[1]

Avrupa’da önce keşif kolları yola çıkıyor, bunu rahipler, askerler ve hazine avcıları izliyordu. Aztek-Maya ve İnka uygarlıkları da bu şekilde yok edildiler. Buradan elde edilen paralar, Avrupalıların Müslümanlara karşı verdikleri savaşlarda büyük mâlî destek sağlıyordu. Yeni kaynaklar bulmak için yeni seferler düzenleniyor ve sonuçta sömürgeler hızla artıyordu. Daha sonra batılı yazarlar bu cinayetleri örtbas etmek için katliamı ve yağmayı, coğrafi keşifler gibi ilmi bir temele oturttular. Keşif, aldatmacadan ibaretti. Müslümanlar, oraları çok önceden keşfetmiş ve oralarda devlet kurmuşlardı ve bunları yaparken kimsenin canına kast etmemişlerdi.[2]

Amerika kıtasının Avrupalılardan önce diğer milletler tarafından ve özellikle Müslümanlar tarafından keşfedildiğine dair birçok iddia halk arasında ve
akademisyenler arasında dolaşmakta ve konuyla ilgili bazı çalışmalarda bulunmaktadır.[3]

Cenovalı denizci Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği, Batılıların uydurduğu tarih yalanlarından biridir. Kristof Kolomb, Amerika’yı ilk değil, esasen son keşfedenlerden biridir. Bu olay, Batı’nın, tarihe ben merkezli bakışının, tek yanlı propagandasının ve başka milletler ve uygarlıklardan üstünlük iddiasının/psikolojisinin çarpık mahsullerindendir.[4]

Kolomb’un Amerika’yı keşfi bir ilk olarak sunulmuş ise de esasında ilk olan keşif değil, bu muazzam kıtanın tamamının “sarı ilah”a (altına) kurban edilmesidir. Çünkü Braudel’in de belirttiği gibi açık denizin fethi, ilk kez onlar tarafından gerçekleştirilmemiştir. Esasında, Fenikeliler Vasco de Gama’dan 2000 yıl önce, Firavun’un isteği üzerine Afrika çevresini dolaşma işini başarmışlardı. Yine, İrlandalı denizciler Kolomb’dan yüzyıllarca önce, 690’a doğru Feroe adalarını keşfetmişlerdi ve İrlandalı keşişler 795’e doğru İrlanda’da karaya çıkmışlardır ki, Vikingler burayı 860’a doğru yeniden keşfedeceklerdir. Bir başka keşfin Müslümanlar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Müslüman coğrafyacılar, (Batlamyus’un teorisine karşı olarak), Afrika kıtasının denizden geçilme olanağından söz etmişlerdir. Müslüman denizci ya da gezginlerin sağladıkları bilgiler, her halükârda Hıristiyan dünyasına kadar sızmıştır.[5]

Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi eski profesörlerinden, ABD Bilim Sanat Akademisi üyesi Prof. Barry Fell’in 1980’de yayımladığı “Saga America” (Efsane Amerika) isimli çalışmasındaki bilgiler gösteriyor ki, Müslümanlar, daha Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinden itibaren Amerika’ya ulaşmıştır.

Prof. Barry Fell, Prof. Robert F. Heizer ve Prof. Martin A. Baumhoff’un yaptıkları arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular sonucunda, ABD’nin Nevada, Colorado, New Mexico ve Indiana eyaletlerinde 7. ve 8. yüzyıllarda açılmış Müslüman okulları olduğu; burada İslâm’ın ve bilimin, özellikle denizciliğin okutulduğu bir okulun varlığı ortaya çıkmıştır. Batı Amerika’nın el değmemiş bölgelerinde kayalar üzerinde bulunan yazılar, çizimler ve tablolar, Müslümanların o zamanlar ilk ve orta düzeyde bir eğitim sistemini uyguladıklarının kalıntıları durumundadır.[4]

İngiltere’de yayınlanan tarih dergisi History Today, Amerika’nın keşfi hakkında detaylı bir makalede, 15. yüzyılda, Kristof Kolomb tarafından keşfedildiği söylenen Amerika topraklarının daha önce İskandinav denizciler ve İslam âlimleri tarafından bilindiğini yazmıştır.

Şu anda Amerika kıtasında yer alan bazı ülkelerin adlarından hareketle bu iddialar kuvvetlenmektedir. Örneğin Amerika kıtasında koca bir devlet olan Brezilya, aslında Birzala ve Brazil, Müslüman bir berberi aşiretinin adıdır.[2]

"Brazil" kelimesi, etimolojistleri (dil bilginlerini) şaşırtmıştır. Çünkü Brazil kelimesi ne İngilizce, ne Avrupa ve ne de Brezilya (Amerikan) kökenlidir. Müslümanların Okyanuslardaki aramalar dolayısıyla yapmış oldukları seferlerde Kuzey Afrikalı çok ünlü Birzala kabilesi (ya da Benu Birzal) fertlerinden oluşan bir grup burada yerleşti. Bu yer, büyük bir olasılıkla bir adaydı; buraya "Brazil" dediler; sonra da bu isim daha geniş bir alana verildi.

Bir başka Berberi kabilesi olan Beni Huvarey de "Bené Hoaré" adasına adını vermiştir.Yine Berberi kabilesi Beni Marin de Benemarin adasına isim olarak verilmiştir. Etimolojistler, Kızılderililerin dilinde Arapça asıllı kelimelerin bulunduğunu ortaya çıkarmışlardır.[6] Kristof Kolomb da Kızılderili dilinde pek çok Arapça kelime olduğunu söylemektedir.[2]

Amerika’nın ilk keşfini araştıran Müslüman araştırmacılardan Nureddin Durki bir dergiye yazdığı ilmi makalesinde, son yıllarda yapılan ilmi çalışmaların eski tezleri kökten çürüterek Amerika Kıtası’nın Müslümanlar tarafından keşfedildiğini ortaya çıkardığını ileri sürdü. Kristof Kolomb’un eski dünyadan yeni dünyayı ziyaret eden ilk insan olmadığını, bundan dolayı kendisine Amerika’nın kâşifi unvanı verilemeyeceğini belirtti. Amerikalı Dr. Bary’nin ilmî bulgularına dikkat çeken Nureddin Durki, araştırmaların Kolomb’dan yüzlerce yıl önce eski kıta­dan Amerika’ya gidenlerin varlığını ortaya serdiğini kaydetti. Bu araştırmalar Amerika’ya ilk gidenlerin içinde Müslümanların da bulunduğunu doğruluyor. Amerika’ya giden ilk Müslümanların burada anıt eserler ve yazılar bıraktıkları belirtiliyor.

Durki yazdığı makalede şu önemli soruya cevap aradı: "Müslüman Araplar Kolomb’dan önce ABD’yi ziyaret ettiler mi?" Bu soruya cevabı Durki şöyle veriyor:

"Ben ABD’deki ve Avrupa’daki yaşıtlarım gibi çocukluğumda, Amerika Kıtası’nı keşfedenin Kristof Kolomb olduğu yolundaki inançla büyüdüm ve daha sonraki yıllarda, 1492 yılından önce; bazı Sibiryalı kavimlerin Bering Boğazı’ndan Amerika Kıtası’na geçtiklerini öğrendim. Biz iki Amerika Kıtası’nın da yüzyıllar boyunca uzlet içinde yaşadıklarım sanıyorduk. Bu inanç, birkaç sebepten kaynaklanıyordu. Bu sebeplerden biri de, Hıristiyanlık inancına göre dünyanın düz olması inancıydı. Bu inanca göre denizlerin ötesine gitmek isteyen insan bir müddet sonra kendisini boşlukla karşı karşıya bulacak ve atmosfere doğru düşecekti.

1492 yılından önce gemiler, bu sebepten dolayı Amerika’ya gidemiyorlardı. Ancak biz Müslüman coğrafyacıların isimlerini ve çalışmalarını öğrendikçe, gerçeğe daha çok yaklaştık. Hicretten sonra 337’de Makdisî’den, Beyrunî’ye ve ondan da İbn-i Hulle’ye kadar birçok Müslüman coğrafyacı, haritalar hazırlamıştı. İbn-i Hülle Mavsilî de milâttan sonra 1275 yılında yaptığı haritada dünyayı yuvarlak olarak gösteriyordu. Kaşgarî de miladi 1333 yılında çizdiği haritada dünyayı yuvarlak olarak çizmişti. Ancak 1492 yılına kadar dünyanın düz olduğu inancı Hıristiyan âleminin zihinlerinden silinemedi. Halbuki Müslüman coğrafyacılar coğrafî kıyaslarla ve kurdukları rasathaneler aracılığıyla ve kendilerinden önceki coğrafyacıların çalışmalarından istifade ederek dünyanın yuvarlak olduğu gerçeğini öğrenmişlerdi."

Çağdaş birçok araştırma, Kristof Kolomb’un Amerika’ya gitmesinde Müslümanların hazırladıkları haritalardan yararlandığını ortaya koyuyor. Bu konuda Kristof Kolomb’un en çok Endülüslü ve Mağripli Müslüman coğrafyacılardan ve özellikle de  Mağripli coğrafyacı Ömer Marakeşî’nin çalışmalarından istifade ettiği belirtiliyor. Müslümanların coğrafi bilgilerinden istifade eden Kristof Kolomb, nihayet dünyanın yuvarlak olduğu inancına varmıştı. Bunu destekleyen deliller de var. Bunlardan biri de birinci yardımcısı  Mağripli yani Faslı olması.[7]

Orta Çağ’da birçok Arap kaynağı Atlantik Okyanusu’na açılan Müslüman gemilerinden bahseder. Öyle ki Khashkhash Ibn Saeed Ibn Aswad (Haşhaş bin Said bin Esved) adındaki Kurtubalı bir tüccarın 889 yılında Palos’dan (Güney İspanya’da bir şehir) okyanusa doğru açıldığı ve muhteşem hazinelerle döndüğü iddia edilir. Yine ünlü Endülüslü haritacı El İdrisi de Atlas Okyanusu’na açılan gemilerden bahseder.[8]

İslam coğrafyacısı İdrisî’nin. Lizbon’dan batıya doğru denize açılan bazı Müslüman gemicilerin Atlantik’in orta kesimlerindeki Antilla adasına kadar gittiklerini söylemesi ve harita üzerinde bu adayı göstermesi, Endülüslü Müslümanların en az 12. yüzyılda, henüz Amerika’nın keşfinden önce bu kıta ile İslamiyet’in ilk temasını sağladıklarını ortaya koymaktadır.[9]

Ünlü Arap kadısı-tarihçisi Kalkaşandi, değerli eseri Subhü’l-Aşa’da, Atlantik Okyanusundan Amerika’ya doğru seyahate çıkıp da genelde dönmeyen Müslümanların varlığından söz eder. Weiner’e göre, 1513’den önce Darien’de Zenciler yaşamaktaydı. Peter Martyr de İspanyolların bu bölgeye geldiklerinde zencileri gördüklerini ve bunların Kızılderililerle savaş içerisinde olduklarını yazar. Ayrıca Kolomb, Küba kıyılarında havlamayan köpekler görmüştür ki, acaba Afrika zencilerinin köpeklerinin de havlamaması bir tesadüf müdür? Buna göre eski dünya ile yeni dünya arasında trafik ilk kez Müslümanlar tarafından kurulmuştur. Amerika gibi, Güney Denizlerinin ve orta Pasifik adalarından binlercesi Müslümanlar tarafından keşfedilmiştir.[6]

Prof. Dr. Fuat Sezgin, matematiksel coğrafya, kartografya ve denizcilik bilimlerindeki bilgilerine dayanarak bu meselenin iddia ya da bir teori olmaktan çıkıp ispatlanmış bir realite olduğunu ortaya koymuştur. Kendisi bu konuya dair geniş ve haritalarla desteklenmiş bir makale kaleme almıştır. Ayrıca İslam da bilim ve teknik adlı eserinde de konuya geniş yer ayırmıştır. Birçok konuşmasında da konuyla ilgili bilgilere yer vermektedir.

Fuat Sezgin, bir röportajında konuyla ilgili söyle demektedir: "4. cilde, bilimler dünyasına sunduğum önemli bir sonuç vardır. O da, Amerika kıtasının, Müslümanlar tarafından keşfedilmiş olması. Müslümanlar tarafından Dünya haritasının yapıldığı ve bu haritaya dayanarak Kristof Kolomb’un, Amerika’ya değil, Asya’ya ulaşmak istediği gerçeğine ulaştım." Bu konuya hasredilmiş makalesinde ise Fuat Sezgin, şu bilgileri özet ve sonuç mahiyetinde dile getirmektedir: “İnsanların sonradan Amerika diye adlandırılan kıtaya ulaşmaları 3 aşamada oldu:

1. İnsanlar eski dünyadan başlangıcı bilinmeyen bir çağdan beri zaman zaman tesadüflerle okyanusun içindeki büyük kara parçasına ulaştılar. Bu günümüzde kabul edilen bir gerçek.

2. Müslümanlar en geç 10. yüzyılın ilk yarısından itibaren İberik yarımadasından ve Batı Afrika sahillerinden sayısını bilemeyeceğimiz defalar okyanusun karsı sahiline batıya yelkenleyerek ulaşmaya çalıştılar. Onlar aynı sahillere Afrika’nın güneyinden 9. yüzyıldan beri ulaşabiliyorlardı. Müslümanların, okyanustan batıya doğru yaptıkları teşebbüslerinde bizim için bilinmeyen bir tarihten itibaren, ama en geç 15. yüzyılın basında, büyük kara parçasına ulaşmış ve dönmüş olmaları ve bunu çok defa tekrar etmiş olmaları lazım. Onlar, 9. yüzyıldan itibaren matematik, coğrafya ve kartografyayı, geçen 800 yıl boyunca geliştiren bir kültür dünyasının mensupları olarak, Batı Atlantiğin ve sahillerinin büyük bir kısmının haritalarını yaptılar. 16. yüzyıldan itibaren bilimlerin diğer dallarında olduğu gibi onların bu alanlarda da lider konumlarını kaybetmeleri ve yerlerini başkalarına bırakmaları tarihi bir kader olmuştur.

3. Nasıl Bartolomeo Diaz ve Vasco da Gama, Müslümanların haritaları ile Ümit Burnu’na ve Hint Okyanusu’na yönelmiş idilerse, Kolomb ve Portekizli gemiciler, bu
arada Macellan, Amerika’ya ellerine geçen İslam dünyasının haritalarıyla ulaştılar. Ne eski Portekizliler ne de İspanyollar bu gerçeği saklıyorlardı. Onlar Müslüman öncülerinden üstlendikleri işi büyük bir çalışkanlık ve gayretle geliştirdiler. Yeni bir kıtanın varlığının insanlığın bilgisine sunulmasını onlara borçluyuz.” [3]

Bütün bunlardan bahsedip de Piri Reis’in haritasını es geçmek olmaz. Deve derisi üzerine sekiz ayrı renk kullanılarak çizilen ve günümüzdeki ölçülerle birebir uyuşan bu haritayı Piri Reis 1513 yılında çizmiştir. Bütün dünyada hayranlık uyandıran harita bugünkü modern ölçümlerle tespit edilen ebatlara birebir uymaktadır. Nitekim, ABD’nin George Town Üniversitesi de 1956 yılında bu haritanın bilimsel olduğunu kabul etmişti. Arapça, Yunanca, İtalyanca ve İspanyolca bilen Piri Reis Dünya Haritasında Amerika’nın doğu kıyılarını da göstermişti.

 Piri Reis Kitab-ı Bahriya adlı eserinin 77- 85. sayfaları arasında Amerika’yı nazım olarak şöyle tarif eder:

"Lodos üstünde bulundu bir diyar/ Septe’den dört bin mil öte uzar
Hangi tarihte bulundu iş bu yer/ Şerhedeyim ehl-i tarih gör ne der
Tarih-i hicret buydu ol zaman/ Ta sekiz yüz dahi yetmişdi ol an
İşbu tarihde bundu ol zemin/ İsmine “Antilya” dediler hemin."


Bu şiirde de söylediği üzere Piri Reis Amerika’nın keşfini hicri 870 yani 1465 olarak gösterir.[10]

İlk Müslümanlardan İzler

ABD’deki ilk Müslüman izleriyle ilgili diğer bir çarpıcı bilgi de şudur: 1787’de Massachussets eyaletine bağlı Boston’daki yol çalışmaları sırasında, üzerinde “La ilahe illallah, Muhammedün Rasûlullah” yazan, 9. ve 10. yüzyıllara ait Semerkand dirhemleri bulunmuştur. Nevada’daki kazılarda ise, kayalar üzerinde kûfî harflerle yazılmış “Allah’ın adıyla” ve “Muhammed Nebiyallah” ibarelerine rastlanmıştır.

Konu hakkında ABD’de çalışmalar yapan Araştırmacı Dr. Salih Yücel, Amerika ve Afrika’da değişik dönemlerde yapılan arkeolojik kazılar neticesinde ele geçen ve Hz. Muhammed’in adının yazılı olduğu yazılar arasındaki arasındaki benzerliğe dikkat çekmektedir. Gün yüzüne çıkarılan bu kalıntılar şu anda Kaliforniya Üniversitesi’nde korunmaktadır.

Öte yandan, Kristof Kolomb’a, ikinci yolculuğu sırasında Espanola’daki (Haiti) yerliler, kendisinden önce adaya gelen siyah insanlardan bahsetmişlerdir. İddialarına delil olarak da Afrikalı Müslümanların bıraktığı mızrakları göstermişlerdir. Bu dönemde ABD’de yaşayan bu Müslümanların nesilleri, bugünkü Iroquois, Algonquin, Anasazi, Hohokam ve Olmec yerli kabileleri olarak tanınmaktadır.

Amerika’daki Müslüman varlığıyla alakalı ortaya koyduğu ilmî çalışmalarla İslâm Dünyasında adından en çok söz ettiren ilim adamı olan Prof. Muhammed Hamidullah’ın aktardığı şu bilgiler de bunları desteklemektedir:

“Dil âlimleri Kristof Kolomb’dan evvelki zamanlarda Kızılderililerin dillerinde Arapça asıllı kelimelerin bulunduğunu ortaya çıkarmıştır... Kristof Kolomb, Küba kıyılarında havlamayan köpekler görmüştür ki, bunlar da Batı Afrika cinsi köpeklerdir.” [4]

Diğer İddialar

Amerika’nın keşfi ile ilgili iddialar milattan önceki yıllara kadar götürülmekte ve Büyük İskender’in, milattan önce hüküm sürmüş Roma imparatorlukların bile Amerika’ya ulaşmış olabileceği düşünülmektedir.

700’lü yıllardan sonra Avrupa’yı bir kaosun içine sürükleyen bir halk olan Vikingler 1000’li yılların başlarında Amerika’da da boy göstermiş ve kuzey bölgelere yerleşmişlerdir. Vikingler, önce Grönland’da, sonraki süreçte de Fransızların New Foundland adını verdikleri topraklarda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Vikinglerin Amerika’da kurdukları ilk yerleşim ise L’Anse aux Meadows adı verilen ve Vikinglerin mimarisine uygun şekilde kurulan bir şehirdir.

Denizlerde birbirleriyle sürekli yarışan Kartaca ve Roma İmparatorluklarının da Amerika’ya gittiğine dair bazı iddialar varsa da bu temaslar henüz ispat edilememiştir. 1933 yılında Meksika’daki Toluca Vadisinde kilden bir insan başı heykeli bulunmuştur. Eski yerleşim biriminde bulunan bu heykel Roma dönemi uzmanı Bernard Andreae ve Avusturyalı antropolog Robert von Heine Geldern tarafından incelenmiş ve MS 2. yüzyıl Roma dönemi sanatına uyduğu tespit edilmiştir. 1999 yılında yapılan yaş belirleme testlerinde heykelin yaşı MÖ 870 ile MS 1270 yılları arasında tespit edilmiştir.

Şu ana kadar Çinlilerin herhangi bir şekilde Amerika’yı keşfetmiş olabileceği birçoğumuzun aklına gelmemiştir. Aradaki o Büyük Okyanus’un buna mani olacağını düşünmüşüzdür. Ama İngiliz amatör tarihçi Gavin Menzies’in bir iddiasına göre Çinliler Ümit Burnu’nu aşarak Batı Afrika kıyılarından Güney Amerika’ya geçmişlerdir. Her ne kadar amatör bir tarihçi olsa da Gavin Menzies’in şu ana kadar pek çok iddia ileri sürmüştür. Bunlardan en önemlisi de Çinlilerin Kuzey ve Güney Amerika’yı, Grönland’ı 1421’de keşfettiğine dair bilgilerin yer aldığı çalışmasıdır. Buna göre Çinli bir amiral olan Zheng He’nin Amerika’yı keşfettiği söylenir. Birçok akademik tarihçinin delil yetersizliği göstererek reddettiği bu çalışmada Amerika’nın keşfi ile alakalı sayısız iddia arasında yerini korumaktadır.

Elde edilen bazı bilgilere göre İnka (Güney Amerika’da bir uygarlık) imparatorlarından bazılarının Galapagos ve Polinezya adalarına kadar gittikleri ve buralarda kısa süreli hâkimiyet kurdukları belirtilmiştir.

Büyük İskender hakkında ise çok ilginç bir bilgi bulunmaktadır. Piri Reis’in haritaları çizerken Kristof Kolomb’un haritasından değil, Büyük İskender dönemindeki bazı el yazmalarından ve haritalardan yararlandığı söylenir. Ve Piri Reis’in Kristof Kolomb’un haritasından yararlanması da kendi el yazmalarındaki söylemlerinden ve Kristof Kolomb’un haritasında Antarktika’ya yer vermemesinden dolayı mümkün değildir. Bu durum bu ihtimali biraz arttırsa da bu düşüncenin ispatı şu an için mümkün görünmemektedir.

Sonuç olarak Kristof Kolomb’un 1492 yılında Amerika’yı keşfetme iddiası gün geçtikçe geçerliliğini yitirmektedir. En son Avrupalı tarihçiler tarafından da kabul edilen Viking hipotezi ardından bazı gelişmelerin ortaya çıkması muhtemel bir durumdur.[8]

Kaynaklar

[1] Araştırmacı Yazar Zafer Şen, "Avrupa Merkezli Bir Tarih Kurgusu Oluşturma: Coğrafi Keşifler ve Rönesans’ın Çarpıtılması" (makale), 9 Nisan 2012.
[2] Prof. Dr. İrfan Yılmaz, "Yeni Bir Bakış Açısıyla İlim ve Din", İstanbul 1998, c. 2, s. 394-395.
[3] Araştırmacı Yazar Zafer Şen, "Dünya İslam Bilim Tarihi Uzmanı ve Otoritesi Prof. Dr. Fuat Sezgin’in Keşifleri" (makale), 28 Aralık2013.
[4] İsmail Çolak, "Amerika’yı Keşfeden İlk Müslümanlar", Tarih Dergisi, Ekim 2014, s.41.
[5] "Sömürgecilik Sosyolojisi" (ders notu), İnönü Üniversitesi, Malatya 2009, s.27.
[6] Hasan Tahsin Fendoğlu, "Amerika’nın Keşfi Sorunu", 2002, http://www.hasantahsinfendoglu.com.
[7] http://www.ilimdunyasi.com/merak-ettiklerimiz/amerikayi-ilk-kesfedenler-muslumanlar-mi/?imode
[8] Mevlütcan Yıldırım, "Sis Perdesi Altında Amerika’nın Keşfi", Fatih Koleji, Mürekkep Dergisi, s.23-26.
[9] Rıza Kurtuluş, "Amerika" maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c. 3., s. 37.
[10] http://www.kutsalkitaplar.net/index.php/site-ds-kaynaklar-2/secilmis-makaleler/22476-amerikay-kim-kesfetti






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36690798 ziyaretçi (102733369 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.