Anksiyete (Kaygı)
 

Anksiyete - Kaygı

Kaygı, genellikle nesnesi bilinen bir duruma ya da kişiye karşı duyulan merak, tasalanma ve endişe duygusudur. İnsanın günlük davranışında en sık gözlenebilen durumlardan biridir. Herkeste değişik derecelerde kaygı vardır ve hiç kaygısı olmayan hemen hemen hiç kimse yoktur. Fakat kaygının türü ve derecesi önemlidir. Kaygı bireyin günlük yaşamının merkezi olur ve birey kaygı üzerinde odaklaşırsa, o zaman kişi yaşamını normal bir şekilde sürdüremez. Ve değişik davranış bozukluklarının gelişmesine neden olur.

Kaygı – Bunaltı, korkuya benzeyen bir duygudur. Kişi bunu içinde sanki kötü bir şey olacakmış, kötü bir haber alacakmış, bir felaket olacakmış gibi nedeni belli olmayan bir sıkıntı, endişe duygusu olarak algılar ve tanımlar.

Kaygı kişinin yeni koşullara uyumunu sağladığı gibi kişinin ruhsal gelişiminin daha üst basamaklara çıkmasında itici bir işlev görebilir. Ama bunun yanında engelleyici, kilitleyici işlev de görebilir. Mesela, sınav insanlarda kaygı yaratır, sınavı başarmak, bir engeli aşmak olumlu bir işlevdir. Ama sınavda donakalmak, bildiğini unutmak ya da sınavı kazanamama kaygısından dolayı hiç çalışmamak gibi durumlar kaygının olumsuz yönlerini ortaya koyar. Bu durumda kaygı kavramının nerede patolojik, nerede normal bir duygu olduğunun açıklanması önemlidir.

Bir kişinin verimini düşüren, kişiler arası ilişkilerde kopukluklara neden olan, sıklıkla titreme, çarpıntı, ağız kuruluğu, kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği kaygı durumları patolojik olarak değerlendirilir.

Biraz önce söylediğim gibi çok hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine varan değişik yoğunlukta olabilir. Ağır derecelerinde kişinin benliği bu ruhsal acı altında ezilir ve en güçlüsü fiziksel ağrının bile bu denli rahatsız edici olmadığı bunu yaşayanlar tarafından söylenir. Bunun daha iyi anlaşılması için size bir örnek vermek istiyorum. Çocukken ya da yetişkin yaşta şiddetli, korkulu bir düşle uykudan uyarınca, kısa bir süre, bu yoğun korku ile yüreğin göğüs kafesinden fırlarcasına çarptığını anımsayabilirsiniz. Bunun bir düş olduğunu anlayınca rahatlarız ve yeniden uykuya geçebiliriz. İşte, kaygı-bunaltı kişinin gündüz, uyanıkken yaşadığı daha uzun süren ve kaynağı kişi tarafından açıklanamayan böyle bir durumdur.

Kişide;

  1. Genel bir huzursuzluk
  2. Endişeli yüz
  3. Gergin bir duruş
  4. Hareketlerinde tedirginlik
  5. Çabuk irkilme
  6. Çabuk kızma
  7. Sabırsızlık
  8. Yerinde duramama vardır.

Bunlar, genel görünüm ve dışa vuran davranışlardır.

Kişinin;

Sesinde heyecanlı bir titreklik, zor konuşma olabilir. Fakat konuşma düzgündür, huzursuz ve gergindir.

Kişi,

İçinde korkuya benzeyen bir duygusu olduğunu, sanki kötü bir haber alacakmış gibi hissettiğini anlatır. Fakat korkusunun nedeni ve nesnesini bilmez. Halk arasında “bun bastı, korkutuyorlar, karabasan bastı” gibi sözcüklerle anlatılmaya çalışılır. Bazen, özellikle uzun sürdüğünde, bunaltı durumu kişide yılgınlığa neden olduğundan depresyon belirtileri de birlikte bulunabilir.

Kişinin

Bilişsel yetilerinde temelde bir bozukluk yoktur. Aşırı yorucu olan sıkıntı nedeniyle kişinin dikkati çabuk dağılır. Bu nedenle de geçici unutkanlıklar olabilir.

  1. Kalp basıncı yükselir
  2. Kalp atımı hızlanır
  3. Çarpıntı, kaslarda gerginlik
  4. Tüylerin diken diken olması
  5. Gözbebeklerinde genişleme
  6. Ağız kuruması
  7. Yüzde solgunluk ya da kızarma
  8. Terleme
  9. Sık sık idrara çıkma
  10. Boğazda düğümlenme
  11. Soluk almada güçlük
  12. Hava açlığı
  13. Ellerde ayaklarda soğukluk karıncalanmalar.

Bu tür belirtiler, bu davranış bozukluğunun fizyolojik boyutunu gösterir.

Bu kişilerde genellikle, yaşam olayları karşısında ve ilişkilerde çabuk kaygılanma, meraklanma, gerginlik, tedirginlik, aşırı terlemeler, sıcak-soğuk basmaları, çabuk irkilme, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu, çabuk kızma ve huysuzluk görülür.

Anksiyete bozuklukları arasında: Panik atak bozukluğu, fobik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluklarını sayabiliriz. Bugün sadece obsesif-kompulsif bozukluktan bahsetmek istiyorum.

Obsesyonlar bireyin zihninden uzaklaştıramadığı, iradesi ve kontrolü dışında zihnine hücum eden, rahatsız edici, çoğu zaman tehdit edici ve ısrarcı ve tekrarlayıcı düşüncelerdir. Bu düşünceler çoğu zaman kişinin kendisine de saça ve anlamsız gelir. Obsesyonlar, gerçeğe yakın ve gerçekleşebilecek düşünceler olduğu gibi gerçekten oldukça uzak ve sanrısal olabilir.

KAYNAK BELİRTİLMELİ



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abigail, 27.08.2016, 20:25 (UTC):
bazı anksiyete bozukluğuna örnek olarak kontrol manyaklığını da verebiliriz. böyleleri her istediklerinin olmasını isteyen otoriter huylu kişilerdir. anlamlı ve ya anlamsız septik düşünceler geliştirdiklerinde şizofreniye varan bulgularla karşılaşabiliriz. obsesif kompulsif kişiler ise çocukluğa dayanan kırıcı ve şartlandırılmış eylemlerin bilinç altından çıkarak fiil haline bürünmesidir. acaba kapıyı kilitledim mi, yolda hastalanırsam doktorlara rezil olmayayım diye temiz çamaşırlar giyip kolonyalı mendiller taşımak işin kötüsü kimseyi kendi kadar temiz bulmamak ve bununla övündüğü için hastalığı geçirememek, astımlı olsa da deterjanlara maruz kalmak benim anlayabileceğim şey değil. doktor hemşire her şeye alışkındır. evet temizlik imandandır. ama insanın her an temiz olması beklenemez. her şeyin sebebi çocuklukta yatar.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36833419 ziyaretçi (102986745 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.