Artemis Tapınağı
 

Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı

Efeslilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir. Daha sonra bir depremle yıkılması üzerine Roma İmparatorluğu'nun yardımıyla Efesliler Tapınağı yeniden ve daha gösterişli bir biçimde inşa etmişlerdir. Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı'nın bugün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır. Selçuk'tan Kuşadası yoluna girişte sağda bu görkemli tapınağın kalıntıları görülür. Bâkir doğa tanrıçası Artemis inancının köken itibariyle bir Anadolu inanışı olduğu ve kaynağının Hititler'in ana tanrıçası Kybele‘ye dayandığı bilinmektedir. Efes'te bu iki ana tanrıça bolluk ve bereket timsali olarak anılmakta ve İlyada Destanları'nda da doğum yeri olarak eski Yunanca'da bıldırcın anlamına gelen “Ortyge” olduğu bilinmektedir. Ortyge'nin bugün Efes'te kurulduğu yer olan Bülbül Dağı olduğu kaynaklarda yer almaktadır. Artemis Tapınağı, 127 sütunlu olup cephedeki 36 sütunu kabartmalıdır. Tapınağın 125 metre uzunluğu, 65 metre genişliği ve 25 metre yüksekliği olabileceği düşünülmektedir. Tapınağın en eski kalıntılarının Milattan önce 6. yüzyıla kadar tarihlendiği, tapınağın ikinci kez yapılışında ölçülerin 105 metre uzunluğu, 55 metre genişliğinin, 25 metre yükseklik ile 600 metrekarelik bir alana yayıldığı bilinmektedir. En son olarak Milattan sonra 253 yılında Got'lar tarafından saldırıya uğrayan tapınak yıkılmış ve yağma edilmiştir. 1869 yılında İngiliz Wood tarafından bulunan Artemis Tapınağı'nda 1904'de yine İngiliz olan Hogart kazıları sürdürmüştür. Bugün Ören yerindeki kazılar, Avustralyalılar tarafından yapılmaktadır.

Bizanslı Philon, "Babil'in asma bahçeleri'ni, Olimpos'taki Zeus Heykelini, Rodos Kolossusu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus'in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim." diye yazmıştı. Tanrıça Artemis adına ilk türbe, milattan önce 800'lü yıllarda Efes'teki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan >Artemis'iyle aynı değildi. Yunan Artemis'i av tanrıçasıydı. Efes Artemis'i ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı.

Bu eski tapınakta muhtemelen Jüpiter'den düşen bir meteorit olduğu düşünülen kutsal bir taş vardı. Tapınak, sonraki yüzyıllarda birkaç kez tahrip olmuş ve yeniden inşâ edilmiştir. M.Ö.600'lerde Efes şehri büyük bir ticaret limanı haline geldi ve Chersiphron adlı bir mimar yüksek taş kolonları olan yeni ve büyük bir tapınak inşâ etti.

Lidya kralı Croesus, M.Ö.550'de Efes'i ve Anadolu'daki diğer Yunan şehirlerini fethetti. Bu savaş sırasında mabet tahrip oldu. Croesus, mimar Theodorus'a daha öncekilerin hepsini gölgede bırakan yeni bir mabet yaptırdı. Yeni tapınak öncekinin 4 katı büyüklükte 90 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikteydi. Masif bir çatı, yüzden fazla taş sütunla destekleniyordu Milattan sonra 356'da Herostratus adlı biri tarafından çıkarılan bir yangında yanarak tahrip oldu. Bundan kısa bir süre sonra o günün en ünlü heykeltıraşı olan Scopas'lı Paros tarafından yeni bir mabet yapıldı. Romalı tarihçi Pliny'e göre yeni tapınak, 130 metre uzunlukta ve 68 metre genişlikteydi. Tavanı, yükseklikleri 18 metre olan 127 adet sütun destekliyordu. İnşaat 120 yıl sürmüştü. Büyük İskender M.Ö.333'te Efes'e geldiğinde tapınağın inşâsı hala devam ediyordu. Bu yeni tapınak, Yunan tapınakları içinde o güne kadar yapılan en büyük yapı idi. Tapınağın başka bir özelliği de tamamen mermerden yapılmış olmasıydı.

Milattan sonra. 57'de St. Paul Hıristiyanlığı yaymak için Efes'e geldi. O kadar başarılı oldu ki, bundan, şehrin demircisi ve tapınaktaki heykellerin sahiplerinden birisi olan Demetrius, büyük bir korkuya kapıldı. Çünkü Demetrius, tapınaktaki heykellerin bir kısmının sahibiydi ve her yıl tapınağa hacca gelenlerden iyi bir geliri vardı ve insanların dinini değiştirmesi demek, onun geçimini kaybetmesi anlamına geliyordu. Birlikte ticaret yaptığı diğer kişileri de yanına alan Demetrius, heyecan verici ve "Yaşasın Efesliler'in Artemis'i" diye biten bir söylev yaptı ve halkı gâleyana getirdi. Hemen ardından Saint Paul'un (Pavlos'un) yardımcılarından ikisini tutukladılar. Bunu bir isyan takip etti. Sonuçta Saint Paul, tutuklanan yardımcılarıyla şehri terk etti ve Makedonya'ya geri döndü. 262'de Gotlar'ın bir akını sırasında büyük Artemis tapınağı yakılıp yıkıldı. Bir yüzyıl sonra Roma İmparatoru Constantine, şehri yeniden inşâ ettirdi. Fakat Hıristiyan olduğu için tapınağı restore ettirmedi.Constantin'in çabalarına rağmen Efes, eski günlerine dönemedi. Çünkü gemilerin demirlediği liman, yok olmuştu. Nehrin taşıdığı alüvyonlar tarafından deniz, şehirden uzaklaşmıştı. Zamanla şehir sakinleri, kenti terk ettiler. Mabetin kalıntıları, başka yapıların ve heykellerin yapılmasında kullanıldı.

Temple of Artemis

British Museum'dan John Turtle Wood, 1863'te tapınağı araştırmaya başladı. 1869'da 6 metre derinlikte, çamurların içinde tapınağın temellerini buldu. Bulduğu heykelleri ve bazı kalıntıları British Museum'a götürdü. 1904'de yine aynı müzeden D.G. Hograth'ın liderliğindeki bir ekip kazılara devam ettiler ve sitede birbirinin üzerine inşâ edilen 5 tapınak olduğunu keşfettiler. Bugün gelen ziyaretçilere tapınağın yerini belli etmek için, bataklık halinde olan bölgeye sadece bir tek sütun dikilmiştir. Kollarını iki yana açmış, dimdik duran bir tanrıçanın Yunan üslubuna yabancı bir tarzda betimlendiği ünlü Artemis heykelinin kopyaları günümüze kadar gelmiştir.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Bülent, 15.12.2014, 15:20 (UTC):
Metinde tarih yanlisliklari var.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36940359 ziyaretçi (103176458 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.