Azazel (Azazil)
 

Azazel (Azazil)

Kategori: Efsanevi Varlıklar

Hazırlayan: Akhenaton

Azazil kelimesi, İbranice kökenli bir sözcüktür. Arapça karşılığı Hâris’tir. Türkçe "Şeytan" anlamına gelmektedir. Yezidilik'teki Yedigün Melek'ten (Haft Raz Haftan) birincisidir. Melek Tavus (Tawûsê Melek, Melikê Tawis)'u simgelemektedir.

Azazil, Kabala düşüncesine göre, Enoch kitabında belirtildiği gibi insan kızlarıyla evlenerek dünyada Nefilim'ler çağını başlatan düşen meleklerin başıdır. Şeytan'ın Adem'e secde etme emrinin verilmesinden önceki ismidir. Yahudi geleneğinde de Azazil'den bu şekilde bahsedilmektedir.

Yahudilik'te önemli olan 2 cinnî kişilik de kippur denilen kefaret günü günah keçisinin salıverildiği çöplük yerlerde yasayan ve Levililer’de adı geçen“Azazel” ile kutsal kitap sonrası Yahudi menkıbelerinde geçen, çocuklara saldırması ve Âdem’in ilk karısı olmasıyla bilinen dişi cin “Lilith”tir (Lilit’in müennesi). Bununla beraber Eski Ahit ve Yahudi kutsal metinlerinde ağrı ve felaket veren, kan emici cinlerden de bahsedilmektedir.

Azazil, İbni Kuteybe'ye göre, İblis'in isimlerinden biridir. Hallac-ı Mansur'a göre de Adem'e secde etmediği için azledilmiştir. Kurân ve sahih hadis kitaplarında bu isme rastlanılmamaktadır. Hallâc-ı Mansur, bu konuda geniş bilgi vermektedir. Ona göre de Azâzîl, İblis'tir. Azâzîl, Hz. Âdem'e secde etmediğinden lânetlenmiş ve azledilmiştir. Önceleri gökte meleklere iyi, güzel şeylerden bahsederken sonra bu isyankâr tutumu yüzünden itibarını kaybetmiş olduğu için böylece adlandırılmıştır. İblis ile Azâzîl adları arasında bir türeme ilişkisi vardır.Diğer Müslüman yazarlarda da Azâzîl; İblis, Şeytan kelimeleriyle belirtilen varlığın bir adı olarak görülür.

İbranicede "Azeez", desteklenmiş, "El" ise Tanrı anlamlarına gelir. Azeez-El --> Azazel, "Tanrı tarafından desteklenmiş" ya da "Tanrı tarafından kuvvetlendirilmiş" anlamlarına gelmektedir. Arapça karşılığı olan Haris ise "Bekçi" anlamına gelmektedir. Yom Kipur gününde mabetteki hizmette yer alan 2 keçiden, halkın günahını yüklenen birinin gönderildiği yer ya da meleğin adıdır. (Günah keçisi) Fakat, kelimenin anlamı ve etimolojisi konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Tevrat’ın Levililer Kitabı’nda Azazel ile ilgili şu anlatım yer almaktadır:

“Ve Harun bir kura Rab için ve o bir kura Azazel için olmak üzere 2 ergeç üzerine kura çekecek. Ve Harun Rab için üzerine kura düşen ergeci takdim edecek ve onu suç takdimesi olarak arz edecektir. Fakat Azazel için üzerine kura düşen ergeci, onun için kefaret etmek, onu Azazel için çöle salıvermek üzere, canlı olarak Rabbin önünde durduracaktır”.

Fakat ortaçağda yaşayan Yahudi din adamları, Azazel'in kılları olan bir çöl şeytanı olduğunu, dolayısıyla böyle bir çöl şeytanına Harun'un niçin 2 keçiden bir tanesini vereceğini sorgulamışlardır. Sonunda da bu kelimenin ikiye bölünerek okunmasının "la ezozei"; “bırakılacak keçi için” (yani çöle bırakılacak olan keçi) daha anlamlı olacağını iddia etmişlerdir. Bu okunuş şekli, "Septuaginte" ve "Vulgate" metninde kabul görmüştür.

Musevilikte, Hz. Musa döneminden başlayarak tapınak yıkılana kadar kurban edilen hayvanlar günaha kefaret ederdi. Ayrıca yılda bir kez tüm halkın günahları tekeye (Azazel, günah keçisi) yüklenirdi. İslamiyet’teyse günahkâr mümin tövbe etse de sevapları günahlarını karşılamıyorsa cehennemden çıkana de günah yükünü üstünde taşır.

Azazel, Hanok’un (İdris) Kitabı’nda, Allah’ın rahmetinden kovulan 200 kadar meleğin elebaşlarından biri olarak zikredilmiştir. O, erkeklere kılıç ve kalkan yapmayı; kadınlaraysa süslü giyinmeyi ve göz kapaklarını güzelleştirme sanatını öğretmiştir. Bir diğer görüşe göre de Azazel, şeytan değil; çölde yaşayan bir cinin adıdır.

İslâmî literatüre de İsrâiliyat arasında giren Azâzîl; çöl cinlerinin reisleri arasında bulunup, karanlık gecelerde yolculara eziyet eden bir varlık halinde düşünülmüş olmalıdır. İslâmî kaynaklar Azâzîl'i, İblis'in önceki adı olarak görürler. İbni Abbas'a dayandırılan kimi rivayetlere göre İblis'in adı Azâzîl idi. Azâzîl, Cennet'in muhafızları arasında yer aldığından melekler arazında cin denen bir gruba mensuptu. O, bir cindir. Onun nesli, grubu, ordusu vardır (el-Kehf, 18/50, Şuarâ, 26/95).



Azazel'e gönderilen keçi konusu Azazel'le ilgili tartışmanın diğer bir kanadını oluşturmaktadır. Bu keçi, bir kurban değildir. Konu Tevrat'ta geçen cüzzamlının temizlenmesi âyininde tarlanın üstünde uçması için serbest bırakılan kuş ile karşılaştırılabilir (Levililer, 14/4-7). Keçi, İsrail'in günahını çöle taşımak, halkı günahlarından temizlemek için gönderilmektedir. (Judaica, Jerusalem 1970, 2,1000) Bu keçinin öldürülüp öldürülmediği kesinlik taşımamaktaysa da, onun çöle ulaşması ve yine geri dönmemesi gerektiğinden (günahla yüklü olduğuna inanıldığından), baş rahibin âyinlerle başlattığı bu iş sonunda her halde o öldürülmekteydi. Yahudilerin sürgünde kaldıkları Babil'de de hastalığı keçiye yükletip onu çöle salıvererek orada öldürülmesi geleneği vardı. Yahudiler de bir yer ya da ruhanî güç anlamında Azazel'e keçiyi gönderip orada onu geri dönmemesi için uçuruma itiveriyorlardı. Azazel'in tabiatüstü bir ruhanî varlık olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bir keçi Tanrı'ya, bir keçi de ona gönderilmektedir. Burada, Azazel, Tanrı'ya denk tutulmuş olmaktadır. Tanrı'ya yakılmış sunu, Azazel'eyse bir günah sunusu yapılmaktadır. Çöl, cinlerin, görülmeyen ruhanî varlıkların meskeni olarak görüldüğünden (Levililer, 13/21, 17/7, 34/14) kötülük, kaynağına iade edilerek ondan kurtulmak istenmektedir. Azazel'i bir yer, dağ; keçi, melek, sonradan bir cin haline dönüştürülmüş bir sami hayvan sürüsü tanrısı, kayan ilk yıldız olarak yorumlayan görüşler (Güstaw Davidson, A Dictionar of Angels, London 1967, 63-64) varsa da, Hanok'un kitabında açıklanan yeryüzüne inmiş cinler arasında adı geçen varlık olması ağırlık taşımaktadır. Azazel'in de arasında bulunduğu bu varlıklar insan kızlarıyla birleşiyorlar, meydana gelen devler dünyaya kötülük saçıyorlar, tûfan suları yeryüzünü basmadan önce Tanrı bu cinleri cezalandırıyor. Bu arada Azazel'in de el ve ayaklarını büyük meleklerden Rafael'e bağlatarak onu Dudael'deki çölde bir çukura attırıyor. Azazel, orada lânetli olarak son güne kadar kalmaya mahkûm ediliyor.

Azazel hakkında en eski rivayet apokrif Yahudi kitaplarından Hanok'un kitabında yer alır. Eserde yer alan açıklamalara göre bu varlık insanoğullarını iğfal eden asi cinlerin elebaşlarından biridir. Keçi, İsrail'in günahını çöle taşımak, halkı günahlarından temizlemek için gönderilmektedir. Bu keçinin öldürülüp öldürülmediği kesinlik taşımamaktaysa da, onun çöle ulaşması ve günahla yüklü olduğuna inanıldığı için geri dönmemesi gerektiğinden başrahibin âyinlerle başlattığı bu iş sonunda her halde o öldürülmekteydi. Yahudilerin sürgünde kaldıkları Babil'de de hastalığı keçiye yükletip onu çöle salıvererek orada öldürülmesi geleneği vardı. Yahudilerde bir yer ya da ruhanî güç anlamında Azazel'e keçiyi gönderip orada onu geri dönmemesi için uçuruma itiveriyorlardı. Azazel'in tabiatüstü bir ruhanî varlık olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bir keçi Tanrı'ya, bir keçi de ona gönderilmektedir. Burada, Azazel, Tanrı'ya denk tutulmuş olmaktadır. Tanrı'ya yakılmış sunu, Azazel'eyse bir günah sunusu yapılmaktadır. Çöl, cinlerin, görülmeyen ruhanî varlıkların meskeni olarak görüldüğünden kötülükten onu kaynağına iade ederek ondan kurtulmak istenmektedir. Azazel'i bir yer, dağ, keçi, melek, sonradan bir cin haline dönüştürülmüş bir Sami hayvan sürüsü tanrısı, kayan ilk yıldız olarak yorumlayan görüşler varsa da, Hanok'un kitabında açıklanan yeryüzüne inmiş cinler arasında adı geçen varlık olması ağırlık taşımaktadır

İslâm kaynaklarında anlatıldığına göre Allah, meleklere, Âdem’e secde etmelerini emrettiğinde Azazil, “Ateşten yaratılan birisi (yani ölümsüz bir varlık), çamurdan yaratılan birine (yani ölümlü birine) niçin secde edecekmiş?” gibi bir itiraz ileri sürerek, bu secde emrini yerine getirmemiş ve bunun üzerine Allah, Azazil’i Cennet’ten kovmuş ve ismini de İblis’e çevirmiştir.

Midraşik Bakış

Midraş Yalkut'a göre; Nuh Tufanı'ndan sonra putperestlik yayıldı. Tanrı, bu duruma çok öfkelendi. 2 melek Şamhazai ve Azail Tanrı’ya şöyle dedi: "Ey evrenin efendisi, dünyayı yarattığında, sana o çok önemsediğin insanın ne mal olduğunu söylemedik mi?" Tanrı, "Çok iyi biliyorum ki, eğer dünyanın hükmünü size verseydim, kötü tutkulara kapılıp insanlara karşı zalim olacaktınız." dedi. Melekler: "Eğer insanların arasına karışmamız için bize izin verirsen bilgelikle ismini yücelteceğimizi göreceksin." Tanrı: "Gidin ve insanlar arasında yaşayın, size izin veriyorum"... Çok geçmeden Şamhazai, “Ester” isimli genç ve güzel bir kız gördü ve yatma teklifinde bulundu, Kız, "Sizin göklere çıkabilmenizi sağlayan o sihirli kelimeyi bana öğretmeden seninle yatamam." dedi. Melek, kelimeyi kıza öğretti. Kız, kelimeyi söyleyerek göğe yükseldi. Kız, kendini ahlâksızlıktan uzak tuttuğu için göklere, 7 Yıldız’ın arasına yükseldi ve oradan Tanrı’ya övgüler sundu. Melekler, daha da ileri gidip güzel insan kızlarıyla ilişkiler kurdular ve çocukları (Nefilim) oldu.



Yom Kipur (Tevbe Günü)

Yahuıdilerin “tövbe” anlayışı Tevrat’ın temellerinde yer alır. Yahudi inanç uygulamalarında “Roş Aşana [dinsel yılbaşı] ile başlayan ve Yom Kipur ile sona eren 10 günlük devreye ‘Aseret Yeme Teşuva’ yani 10 günlük Tövbe Günü denir. Bu Tövbe süresinde kişi kendisini iyice gözden geçirip samimi bir pişmanlık duyarsa Kipur gününde affedilme hakkını kazanır.

Yom Kipur af günü anlamına gelir. Yom Kipur Gününde, Sinagogda sabahtan akşama kadar yapılan ibadette günahlar itiraf edilir. Yahudi takviminin en önemli, en yüce ve en kutsal günü olarak kabul edilir. Yom Kipur pişmanlık, dua, yakarış, kişinin vicdanıyla hesaplaşarak yargılanma ve sonra da kendini yenileyerek temize çıkma, Teşuva’ya ulaşma günüdür.

Tapınak (Bet-Hamikdaş) yıkılmadan önce Günahları Bağışlatma Gününde (yani Yom Kipur’da), Harun kâhin olarak Tanrı halkının (Musevilerin) günahlarına aracılık etmek için, En Kutsal Yer’e girmeden önce kendini bağışlatmak için kurban sunardı. Sonra Harun halkın günahlarına karşılık 2 teke alıp birini Rab, ötekini Azazel için ayırırdı. Harun, En Kutsal Yer’i, Buluşma Çadırını, sunağı kurbanlarla arındırdıktan sonra, ellerini tekenin başına koyarak, Tanrı halkının günahlarını açıklayarak bunları tekenin başına aktarır ve tekeyi çöle gönderirdi (Lev.16:8-10, 21,22).

Günümüzde Kudüs’teki tapınağın yıkık olması nedeniyle Hz. Musa döneminde uygulanan kurban sunuları gerçekleştirilemiyor. Bunun yerine, Yom Kipur öncesinde “Kaparot” uygulanıyor. Kaparot, ailenin her ferdi için bir tavuk ya da tüm aile için bir tavuğun dua edilerek kesildikten sonra etinin yenmesi için fakirlere verilmesidir.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Elbeyi Nazmi Uçan, 06.10.2016, 12:50 (UTC):
- Allah buyurdu: “Söyle bakayım, sana emrettiğim halde, secde etmene mani nedir?” İblis: “Ben ondan daha üstünüm; çünkü sen beni ateşten, onu ise bir çamur parçasından yarattın.”

- “Çabuk in oradan!” buyurdu Allah, “Öyle orada kurulup da büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çabuk çık, çünkü sen alçağın tekisin!”

- “Bana, onların diriltilecekleri kıyamet gününe kadar mühlet verir misin?” dedi.

- Allah: “Haydi, sen mühlet verilenlerdensin!” buyurdu.

- “Öyle ise” dedi, “Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım. Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın!”

- Allah şöyle buyurdu: “Alçak ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki cehennemi sizlerle dolduracağım!” (Araf, 7/12-18)
******************************************
- İblis: “Ben ondan üstünüm, çünkü beni ateşten, onu ise topraktan yarattın.” dedi.

- Allah: “Defol oradan! Sen artık kovulmuş birisin. Lânetim de, hesap gününe kadar senin üstündedir.” dedi.

- İblis: “Ya Rabbî, bana insanların dirileceği güne kadar mühlet verir misin?” dedi.

- Allah şöyle buyurdu: “Haydi sana mühlet verildi! Sen belirli bir vakte kadar izinlisin.”

- İblis: “Öyle ise” dedi, “senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini şaşırtacağım. Ancak Senin ihlasa erdirdiğin kullar bundan müstesnadır.”

- Allah buyurdu: “İşte bu doğru! Ben de şu hakikati söyleyeyim ki cehennemi, seninle, senin cinsinden olanlarla ve insanlardan sana uyanlarla dolduracağım.” (Sad, 38/75-84)

Bilgilerin kaynağından alınması yorumlarda hata yapmayı azaltacaktır!

Yorumu gönderen: umut, 30.09.2016, 15:28 (UTC):
azazil [şeytan] ilim sahibi bir varlık ve cennetde gezecek kadar yüce ALLAHa ulaşmış bir varlık olarak düşündüğümde,ben topraktan yaratılmış bir varlığa secde etmem demiş.
Ve insanlara secde etmediği gibi bütün insanların günahlarını kendi üstüne alarak azazil yani günah kecisi adını almıştır. aynı böyle diyor rabbim ben seni tek bilirim senden baskasına secde etmem bana topraktan yarıtılan insana secde etmemi isteme ama madem istiyorsun bende sana söz veriyorum o topraktan yarattıgın bütün insanların günahlarını ben kabul ediyorum. hal böyle olunca bütün herşey şeytandan bilinir oldu şeytan sadace insanların günahlarını alarak onları tertemiz kalmasını sağladı varsın herkez şeytanı kötü bilsin ama şeytan rabbine bir hayır diyerek onun üzüntüsünden o secde bile etmek istemediği insanların günahlarını kendi üzerine aldı burda tek yanlış birşey var hiç bir insan günah işleyerek şeytana uydum dememeli sadece kendini bulması allaha secde edip iyi insan olarak baskalarına zarar vermeyen gercek bir insan olma yolunda ilerlemeli gercek şeytanlıgı insanlar yapıyor yapmasınlar mutlu olsun yardım etsinler hoşgörülü olsunlar

Yorumu gönderen: Azazilll, 24.11.2015, 14:45 (UTC):
Azazilll

Yorumu gönderen: azaazil, 16.09.2015, 17:44 (UTC):
Azazil : Yani şeytan eğer bir yerde eli ayağı bağlı hapisteyse nasil insanları yoldan çıkarmayı beceriyor eğer gücü varsa ilk kendini hapisten çikarir?.......bu işte bir iş var

Yorumu gönderen: şeytani bakış, 03.05.2015, 16:16 (UTC):
azazil [şeytan] ilim sahibi bir varlık ve cennetde gezecek kadar yüce ALLAHa ulaşmış bir varlık olarak düşündüğümde,ben topraktan yaratılmış bir varlığa secde etmem diyecek kadar boynunu uzatamaz ancak rabbim ben senden başka bir varlığa secde etmektense yok olmayı bile tercih ederim diyerek asilik etse her zaman kendisi için af kapısını açık bırakacaktır,bir patronun kapısını sert bir şekilde çarpıp çıksam o insan dahi beni ne kadar af edebilir,birde şu varki her günahı işlemekten çekinmeyen biz insanoğulları şeytana uydum diyerek tövbe ediyoruz şeytan o vakit ben ondan haberim dahi yoktu rabbim bana günahını atfetti hakkıma bu kulların tenezzül etti affetme onları dese ne cevap verebiliriz.bu kovulanlarla imtihanın ehemniyetinin farkında pek olamayan bizler arasında süren bir mücadele şeytanları bırakalım geç olmadan kendimizi bulalım,bir hiristiyan ve musevilerdeki şeytan inancı sinema,diziler kitaplar ve teorilerle islam inancına enpoze ediliyor baktıkca gülüyordur artık bizlere şunu söylemeliyim ki şeytanlar için dahi hala tövbe kapısı açık ALLAHa ulaşan kim olursa olsun sevemezsek bizden olmadığı için.... siz,biz,onlar,şunlar demekten vaz geçebilmek MUTLAK GÜCe bir adım daha demek.....



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36681174 ziyaretçi (102717123 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.