Bâzen…
 

Bâzen…

Yunus Zengin Köfteci

Bâzen, hiçbir şey düşünmemek ister insan... Ne çocukluğunun sancıları gibi gelen oyunları, ne de kandırılmışlığın hüznünde eskiyen yılları... Bâzen, hiç olmak ister insan; gökkuşağını görmemeyi. Kimse olmamak ister. Sadece yeni doğmuş bir bebek gibi kokmak, acıkınca ağlamak ister. Bâzen, çekip gitmek gelir önümüzdeki dağların ardına; bâzense sadece durmak. Bâzen, zamanı durdurabilmek ister insan, savaşlara inat; akan kanların rengini değiştirebilmek ister. Bâzen o olmak ister, ne uğruna savaştığını bilmeden Allah Allah sesleriyle koşturan 15'likler gibi... Bâzen, sevgilinin gözlerindeki ışıltı olmak ister. Merak eder, gerçekten ışıldayan gözleri mi yoksa kelebeklerin kanadındaki ilâhî desenin sâhibi midir ışıldayan. Bâzen isyan edesi gelir beklemenin verdiği ıstırapla gelemeyen bahârlara ve bâzense geç kalınmışlıklara... Bâzen, bir çocuk olur elinde rengini nerden aldığını bilmediği bir çiçekle koşarken annesine; bâzen de anne olur, çocuğunun ağlamasıyla yüreği erir. Bâzen baba olur, çok sevse de anlatamaz çocuğuna gözlerinin rengini, denizden almışçasına deniz koktuğunu. Bâzen şair olur “kan süte dönüşmez rahme can düşmeyince.” der. Bâzen bir hiç olur, bembeyaz kâğıda kurşun kalemle yazılıp kokulu silgiyle silinmişçesine... Bâzen, âşık olur yok olur, hayattayken, ölür karşısındaki bunu bilmese de... Bâzen ise âşık olunur, olanı bilmese de. Bâzen, Aristo olur, "Sana hem konuşmayı hem de susmayı öğreteceğim." der. Bâzen Eflâtun olur, "Devleti zekiler yönetsin." der. Bâzen Yavuz olur insan, çölleri aşar, yüz binlerle kıtaları fetheder. Bâzen Yunus olur, 40 sene ormandan odun taşır, yansın hamken pişsin diye... Bâzen, ihtirâs olurü kıskanır gökyüzündeki bulutları, ayaklarının altında papatyaları ezerken. Bâzen erir, Hallâc-ı Mansûr olur, "Ene'l Hak!" derken ölür. Bâzen Da Vinci olur, şifreler kendini. Bâzen bir batakhanede gül olur, açılır her şarap sunana. Bâzen dilenir, avuç açar; kötülüklerin kefâletini ister günah yükünü almak için... Bâzen, cehennem olur; sen sobanın ateşinden kaçarken canını almadan yakar yakar yakar seni. Bâzen rüzgâr olur, hıçkırıklarını taşır uzaktakine. Bâzen toprak olur, sırlarını gömer içine. Bâzen su olur akar, gözlerinden belki iki damla belki çağlarcasına.

Ama bâzen insan, insan olur; aynaya bakmaktan korkar, karşısındakine bakar ve söylenmeye başlar; "Sen, kötüsün... Sen, iyisin... Sen, cimrisin... Sen, cömertsin... Sen, şeref yoksunusun... Sen, onurlusun... Sen, yalancısın... Sen, dürüstsün ve sen, sen, sen…" Aslında kendini anlatıyordur haykırarak, "İyi de benim, kötü de…"

Yunus Zengin Köfteci





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: yzk2001, 06.12.2010, 22:00 (UTC):
tşk ederim

Yorumu gönderen: açtr, 06.12.2010, 14:48 (UTC):
süper olmuş emeginize saglık yunus kardeşim

Yorumu gönderen: abdullah, 09.06.2010, 22:00 (UTC):
güzel yazı

Yorumu gönderen: yzk2001, 16.05.2010, 18:16 (UTC):
teveccühlerinize teşekkür ederim. biraz daha uzun olurdu ama hayat ben ne yapayım :)

Yorumu gönderen: ayşegül, 16.05.2010, 07:00 (UTC):
evet,gerçektende bazen hiçbirşey düşünmemek istiyor insan,keşke bir düğmem olsa kendimi dünyaya kapatabilsem diyorum-en azından bir süreliğine-bazen de buharlaşmak istiyorum ama bu da çözüm değil yağmur bulutu olursun,dönüş yine yeryüzünedir...bazen de böyle güzel olan yazılar azıcık daha uzun olsaydı diyor insan:)

Yorumu gönderen: şakird, 16.05.2010, 06:07 (UTC):
vay vay vay kardeşim ya senin yazıların okunmaz mı ? :)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36627214 ziyaretçi (102622675 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.