Bürûc Sûresi (Surah al-Buruj, Die Burgen, Les constellations)
 


Buruj Suresi, Surah Al Buruj, Kuran, Qouran, Quran, Islam

Bürûc Sûresi (Surah al-Buruj, Die Burgen, Les constellations)

Bürûc Sûresi, Okunuşu ve Meali

Bürûc Sûresi, Mekke döneminde inmiştir. 22 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Bürûc” kelimesinden almıştır. "Bûrûc", burç kelimesinin çoğuludur. Sûrede burçları olan gökyüzüne, kıyamet gününe ve o güne tanıklık edecek olanlara yine o gün müşahede edilecek olaylara yemin edildikten sonra Yemen'de geçmiş bir olaya temas edilir.

Arapça
Okunuş (Transkript)
Türkçe
English (İngilizce)
German (Almanca)
French (Fransızca)

Bürûc Suresi, Surah al-Buruj, Die Burgen, Les constellations

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
Bismillēhirrahmēnirrahîm.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...
English: In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful
Im Namen Allahs, des Gnädigen, des Barmherzigen.
Au nom d'Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux.

1. وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ
1. Vessemēi zētil burûc.
1. Burçları olan göğe andolsun,

1. By the heaven with its impregnable castles
1. Beim Himmel mit den Burgen,
1. Par le ciel aux constellations!

2. وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ
2. Vel yevmil mev'ûd.
2. O vadedilen güne,
2. By the Promised Day
2. Und beim verheißenen Tag,
2. Et par le jour promis!

3. وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
3. Ve şēhidiv-ve meşhûd.
3. Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
3. And by the witness and what is witnessed
3. Und beim Zeugen und beim Bezeugten,
3. et par le témoin et ce dont on témoigne!

4. قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ
4. Gutile Ashâbul U[k]hdûd.
4. Kahrolsun Ashab-ı Uhdud
4. The people of the pit were destroyed
4. Vernichtet sind die Leute des Grabens -
4. Périssent les gens de l'Ukhdoud,

5. النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ
5. En-nēri zētil vegûd.
5. 'Tutuşturucu-yakıt dolu o ateş,'
5. With fire abounding in fuel

5. Des Feuers voll von Brennstoff -,
5. par le feu plein de combustible,

6. إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
6. İz hum aleyhē guûd.
6. Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
6. While they sat around it,

6. Wie sie daran saßen
6. cependant qu'ils étaient assis tout autour,

7. وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
7. Ve hum alē mē yef'alûne bil mu'minîne şuhûd.
7. Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
7. And were witnessing what they did to the believers.

7. Und bezeugten, was sie den Gläubigen antaten.
7. ils étaient ainsi témoins de ce qu'ils faisaient des croyants,

8. وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
8. Ve mē negamû minhum illē ey-yu'minû billēhil Azîzil Hamîd.
8. Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
8. Against these they had no grudge except that they believed in Allah, the Most Mighty, the Most Praiseworthy,

8. Und sie haßten sie aus keinem andern Grund, als weil sie an Allah glaubten, den Allmächtigen, den Preiswürdigen,
8. à qui ils ne leur reprochaient que d'avoir cru en Allah, le Puissant, le Digne de louange,

9. الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
9. Ellezî lehû mülküs-semēvēti vel ard. Vallâhu alē külli şey'in şehîd.
9. Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.
9. To Whom belongs the dominion of the heavens and the earth. Allah witnesses everything.

9. Des das Königreich der Himmel und der Erde ist; und Allah ist Zeuge aller Dinge.
9. Auquel appartient la royauté des cieux et de la terre. Allah est témoin de toute chose.

10. إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ
10. İnnellezîne fetenül mü'minîne vel mü'minēti sümme lem yetûbû felehum azēbu cehenneme velehum azēbul harîg.
10. Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.
11. Surely those who tormented the believing men and the believing women and then did not repent, theirs shall be the chastisement of Hell, and theirs shall be the chastisement of burning.

10. Jene nun, welche die gläubigen Männer und die gläubigen Frauen verfolgen und dann nicht bereuen - für sie ist die Strafe der Hölle, und für sie ist die Strafe des Brennens.
10. Ceux qui font subir des épreuves aux croyants et aux croyantes, puis ne se repentent pas, auront le châtiment de l'Enfer et le supplice du feu.

11. إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
11. İnnellezîne ēmenû ve amilus-sâlihâti lehum cennētun tecrî min tahtihel enhēr. Zēlikel fevzul kebîr.
11. Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
11. As for those who believed and acted righteously, theirs shall be Gardens beneath which rivers flow. That is the great triumph.

11. Doch jene, die glauben und gute Werke tun - für sie sind Gärten, durch die Ströme fließen. Das ist die höchste Glückseligkeit.
11. Ceux qui croient et accomplissent les bonnes oeuvres auront des Jardins sous lesquels coulent les ruisseaux. Cela est le grand succès.

12. إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
12. İnne batşe Rabbike leşedîd.
12. Doğrusu, Rabbinin 'zorlu yakalayışı' şiddetlidir.
12. Stern indeed is your Lord’s punishment.

12. In Wahrheit, deines Herrn Erfassung ist furchtbar.
12. La riposte de ton Seigneur est redoutable.

13. إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
13. İnnehû hüve yubdiu ve yuîd.
13. Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.
13. He it is Who creates for the first time and He it is Who will create again,

13. Er ist es, Der erschafft und wiederkehren läßt;
13. C'est Lui, certes, qui commence (la création) et la refait.

14. وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
14. Ve Hüvel Ğafûrul Vedûd.
14. O, çok bağışlayandır, çok sevendir.
14. And He is the Ever Forgiving, the Most Loving

14. Und Er ist der Allverzeihende, der Liebreiche;
14. Et c'est Lui le Pardonneur, le Tout Affectueux,

15. ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ
15. Zül Arşil Mecîd.
15. Arşın sahibidir; Mecid (pek Yüce)dir.
15. The Lord of the Glorious Throne,

15. Der Herr des Throns, der Hocherhabene;
15. Le Maître du Tròne, le Tout Glorieux,

16. فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
16. Fe'âlül-limē yurîd.
16. Her dilediğini yapıp-gerçekleştirendir.
16. The Executor of what He wills.

16. Bewirker alles dessen, was Er will.
16. Il réalise parfaitement tout ce qu'Il veut.

17. هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
17. Hel etēke hadîsul cunûd.
17. Orduların haberi sana geldi mi?
17. Has the story of the armies reached you,

17. Ist nicht die Geschichte von den Heerscharen zu dir gedrungen,
17. T'est-il parvenu le récit des armées,

18. فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
18. Fir'avne ve Semûd?
18. Firavun ve Semud (ordularının)?
18. The armies of Pharaoh and Thamud?
18. Von Pharao und den Thamüd?
18. de Pharaon, et de Tamud?

19. بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
19. Belillezîne keferû fî tekzîb.
19. Hayır; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.
19. The unbelievers are indeed engaged in denying it, calling it a lie

19. Nein. aber die Ungläubigen verharren im Leugnen.
19. Mais ceux qui ne croient pas persistent à démentir,

20. وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
20. Vallâhu miv-verâihim-muhît.
20. Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.
20. Although Allah surrounds them.

20. Und Allah umfaßt sie von allen Seiten.
20. alors qu'Allah, derrière eux, les cerne de toutes parts.

21. بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
21. Bel hüve Gur'ēnum-mecîd.
21. Hayır; o (Kitap), 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır;
21. Nay; but this is a glorious Qur’an,

21. Nein, es ist der hocherhabene Koran,
21. Mais c'est plutòt un Coran glorifié

22. فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ
22. Fî levhim-mahfûz.
22. Levh-i Mahfuz'dadır.
22. Inscribed on a well-guarded Tablet.
22. Auf einer wohlverwahrten Tafel.

22. préservé sur une Tablette (auprès d'Allah).

Sesli Meal





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: yahya, 19.07.2010, 13:11 (UTC):
allah tevbe edenleri tevbelerinden döndürmesin



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36829366 ziyaretçi (102979109 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.