Büyük Piramit'in "Gizli Oda"sı Yıllardır Açılmayı Bekliyor
 

Khufu Piramidi, Kufu Piramiti, Büyük Piramit, Khufu Pyramid

Büyük Piramit'in "Gizli Oda"sı Yıllardır Açılmayı Bekliyor...

Khufu Piramiti (Khufu)

Piramitlerle ilgili ilk yazılı kayda Heredot Tarihi'nde rastlıyoruz. Heredot birinci piramidin Khufu (Kufu), ikincinin Kafra, üçüncünün de Menkaura tarafından yapıldığını yazmış. Khufu'nun çok gaddar bir kral olduğunu, bir ara parasız kalınca öz kızını genelevde çalışmaya gönderdiğini, kızın yeterince para kazandığını ve bu arada her müşteriden bir "hatıra" taş isteyerek kendine de küçük bir piramit yaptırdığını söylüyor.

Khufu Pyramid

Heredot'a göre giriş yolu ve piramidin yapımında 100.000 kişi çalışmıştır. Ekipler üç ayda bir değiştirilirken taş bloklar kısa kalaslardan yapılan bir makineyle basamak basamak yukarı çıkartılıyormuş. Büyük Piramidin alt kenar boylan şöyledir: Batı taban kenarı, 230.36 metre. Kuzey taban kenarı, 230.25 metre. Doğu taban kenarı, 230.39 metre. Güney taban kenarı, 230.45 metre. Toplam çevre uzunluğu, 921.45 metre. Öte yanda; yükseklik, 146.73 metredir. Bu çok ilginçtir, çünkü piramitteki çevre-yükseklik oranı daire-yarı çap oranına eşittir. Yani piramidi inşa edenler geometrideki n (pi,π) değişmezini kullanmışlardır.

Bazı araştırmacılar bunu "piramidin kuzey yarımküreyi simgelemesi" şeklinde yorumluyorlar. Aslında dünyamız tam bir küre olmadığı ve kutuplar biraz daha basık olduğu için tam mutâbakat yoktur. Bu nedenle %0.7 kadar bir fark vardır ve bazı kişiler de buna dayanarak olayın bir tesâdüf olduğunu öne sürüyorlar.

Eğer yalnızca n ölçüsü söz konusu olsaydı, tesadüf olasılığı kabul edilebilirdi. Ancak Büyük Piramidin daha pek çok özelliği var; örneğin kenarlar dört yöne de 0' toleransla tam karşıdan bakıyorlar. Bu konumu "tesâdüfen" sağlamak pek inandırıcı değil. Taban karesinin ölçülerinde sıfır hataya yakın bir hassasiyet görüyoruz. En uzun kenarla en kısa kenar arasında boy olarak sadece yüzde 0.8 hata var. Piramidi yapanların kocaman taş bloklarla çalıştığını düşünürsek, ne kadar hassas davrandıklarını anlarız. Açılarda ise 90"'den en fazla sapma 0°0333 ile güneydoğu köşesinde... Üstelik bu hassasiyeti düz arazide değil, piramidin ortasında kalan çok engebeli bir arazi üstünde başarmışlar! Ancak Büyük Piramit'in boyutlarında bir başka oran daha çıkıyor; başta mimar ve ressamların kullandığı 0 (fi) ya da genel deyimiyle "altın kesit" oranı... Sayısal değeri 1.618 olarak alınır ama tıpkı " ? " gibi tekerrür etmeyen ve sonsuza kadar giden bir kesirdir. Ancak Büyük Piramit'in içine girdiğimiz zaman daha da şaşırtıcı şeylerle karşılaşıyoruz: Büyük Piramit'in iç yapısı, bugüne kadar ne olduğu, niye yapıldığı tam olarak çözülememiş çeşitli bölümlerden oluşuyor.

Great Pyramid, Büyük Piramit

M.S. 820 yılında Halife Memûn (Al-Me'mûn), Büyük Piramit'e girmeye ve rivâyet edildiği gibi hazinelerle dolu olup olmadığını görmeye karar verdi. Ancak kuzey duvarındaki giriş çoktan kaybolmuş ve unutulmuştu. Görünürde başka da giriş yoktu. Memûn, zorlayarak girmek istedi; aylar süren çalışmalar sonucu ancak 25-30 metrelik bir tünel kazabildiler. Görünürde hiçbir şey yoktu, sanki dev yapıt, masif bir taş yığınıydı. Nitekim dümdüz kazmaya devam etseler, hiçbir şey görmeden piramitin öbür tarafından çıkmış olurlardı. Ancak şans, Memûn'a yardım etti. Tesâdüf eseri tünel kazmaya tam giriş yolunun altından başlamışlardı. Tam bırakacakları sırada yukarıdaki geçitte tavandan düşen bir taşın boğuk sesini duydular ve sesin geldiği yere doğru kazarak girişten aşağı inen geçidi buldular. Araplar, önce yukarı doğru çıkıp gizli girişe ulaştılar, sonra geri dönüp bu kez aşağı doğru indiler ve küçük bir yeraltı odasına vardılar. Odanın öte yanındaki tünele girdiler ama bu tünel hiçbir yere gitmiyordu.

Memûn, tekrar tavandan düşen taşı ilk buldukları yere döndü. Buradan yukarı doğru çıkan bir yol vardı ama masif bir granit blok yolu tıkıyordu. Memûn, granitin çevresinden kazarak devam etmek istedi, iki granit tıkaç daha gördüler. Bunların da çevresinden kazarak ayakta durabildikleri bir yere ulaştılar. Buradan ileri doğru devam eden düz bir geçit yolu vardı ve bu yolu izleyerek duvarları tuz kaplı, sivri tavanlı bir odaya girdiler. Oda bomboştu. Bir duvarı kazıdılar ama hazine yoktu. Odaya "Kraliçe Odası" adını verdiler ve tekrar geri dönüp bu kez yukarı çıkan geçitten yürüdüler. Bu yol, birden görkemli bir galeriye dönüştü. Yukarıda bir metre yükseklikte bir kaya engel vardı. Bunun üstünden geçen Araplar, bekleme odasına benzer bir açıklığa girdiler. Karşıda yan duvarlara oyulmuş kanallardan kayarak aşağı inen bir granit blok daha vardı. Ancak kanallar zemine yaklaşık 1.20 metre kala bitiyordu, yani geçidi tam kapatması mümkün değildi. Daha ileride başka oyuklar da vardı, bunlar yere kadar iniyorlardı ama granit engeller yoktu. Tek yol, alçak bir geçitti. Araplar, bunu da geçti ve nihayet büyük bir odaya ulaştılar. "Kral Odası" adını verdikleri bu odada kocaman bir taş lahitten başka hiçbir şey yoktu.

Khufu Pyramid

Lahitin boyutları geçitten büyüktü ve görünüşe göre inşaat sırasında çevresi daha açıkken yerine konmuştu. Ama içi boştu, bu da Büyük Piramidin bir mezar olmadığını gösteriyordu, çünkü oraya konmuş bir tabutu mezar soyguncularının dışarı çıkarması mümkün değildi.

Bir sorun daha vardı; girişteki geçidi kapatan üç granit blok galeriden aşağı doğru kaydırılarak yerlerine konmuşlardı. Bu ancak yukarıdaki işçiler tarafından yapılabilirdi ama o zaman da kendilerine hiçbir çıkış yolu kalmazdı. İçeride hiçbir iskelet ya da başka kalıntı yoktu. Peki o işçiler granit tıkaçları kaydırdıktan sonra nasıl dışarı çıkmışlardı?

Konu, yaklaşık 800 yıl süreyle sırrını korudu. 1638 yılında John Greaves adında bir İngiliz gökbilimci, çıkan geçidin galeriyle birleştiği yerde kuyu basma benzer bir delik gördü. İnmek istedi; ama kuyu, taş, toprak ve kumla dolu olduğu için başaramayıp bıraktı. 1814 yılında Giovanni Caviglia adlı bir İtalyan, tekrar bu yoldan aşağı inmeyi denedi ve kuyunun aslında yer altı odasına giden iniş yoluna bağlandığını keşfetti. Bu keşif, granit tıkaçları kaydıran işçilerin bu yoldan çıkmış olabileceğini gösteriyordu; ama kuyu geçidi doldurulmuştu. Bu da ancak yukarıdan moloz ve kum dökmekle mümkün olurdu ve bu kez "Peki o işçiler nereden çıktı?" sorusu geliyordu.

Bütün bunların bir tek akla yakın yanıtı var. Gerek granit blokların kaydırılması ve gerekse kuyu geçidinin doldurulması piramidin üstü henüz açıkken yapılmıştır. Bu işleri Khufu'nun yaptığını kabul edecek olursak bu kez de başka bir soru çıkıyor: Bütün girişler önceden tıkanırsa tabut nasıl içeri girer? Bunun da tek yanıtı var: Piramidin üstü açık bırakılır ve Khufu'nun cenaze töreninden sonra kapatılır... Bu varsayımı British Museum uzmanlarından Prof. I. E. S. Edwards öne sürmüştü. Mâkul görünüyor; ama o zaman da hırsızlar önceden içeriyi dolaşıp her şeyi öğrenirler; Khufu'nun mezarı da hemen soyulurdu!

Colin Wilson'un ilginç bir düşüncesi var. Özetle şöyle diyor: "Khufu (Kufu) bu noktada çözüm bulamadığı için Büyük Piramide gömülmekten vazgeçti. Kendine başka bir mezar yaptırdı ama piramidi bitirdi. Öldüğü zaman öbür mezara gömüldü ve Büyük Piramidi mezar soyguncuları için bir şaşırtmaca olarak bıraktı."

Sonuçta Büyük Piramidin hemen her yönüyle sırrını koruduğunu ve dünyanın en çok araştırılan kalıntısı olmasına rağmen bugüne kadar yanıtlanamamış pek çok soru olduğunu görüyoruz:

  1. Kraliçe Odası, niye bitirilmemiş?
  2. Niye duvarları tuzla kaplı?
  3. Niye Bekleme Odası duvarlarına kanallar oyulmuş ama engelleyici bloklar (portcullis) konmamış?
  4. Kraliçe Odası'ndaki girinti (niş) neye yarıyor?
  5. Kraliçe Odası'na giden geçitte niye 65 cm yükseklikte bir basamak var?
  6. Piramit taş blokların kat kat dizilmesiyle yapılmış. Niye 36. kattaki bloklar diğerlerinden çok daha büyük?
  7. Kraliçe Odası'nda "havalandırma kanalı" denilen kanallar piramidin dışına açılmıyor, hatta odayla da bağlantısı yok. Peki niye yapıldı, ne işe yarıyor?

Bu soruları yanıtlamak için pek çok varsayım geliştirilmiş. Ancak hepsi spekülatif ve hiçbiri kesin olarak kanıtlanamamış.

Örneğin kanalları ele alalım: İkisi Kral Odası'nın, ikisi de Kraliçe Odası'nın kuzey ve güney duvarlarından yukarı doğru çıkan dört kanal var. Duvara düz olarak giriyor, sonra yukarı dönüyor ve piramidin dış duvarlarına doğru ilerliyorlar. Açıları farklı; örneğin Kral Odası'nın kuzey kanalı ufuk hattına göre 32°28', güney kanalı ise 45°14'. Boyları da farklı;Kral Odası'nın kuzeyindeki kanal 65 m iken Kraliçe Odası'nın kuzeyindeki kanal yalnızca 24 m. Daha da ilginç olanı, Kraliçe Odası'ndan çıkan kanallar yapıldığı zaman ne odada, ne de piramidin duvarında menfez bırakılmamış olmasıdır. Bu durum kanalların herhangi bir havalandırma işlevi gösteriyor.

Öte yanda kanallar bazı araştırmacıların öne sürdüğü gibi iş bittikten sonra delinerek yapılmamış. Taş bloklar tek tek meyilli kesilmiş, oyulmuş ve piramit kat kat yükseldikçe yerlerine konmuş. Otoritelere göre bu çok zor bir teknik ve gerek dizayn gerekse yontma aşamalarında büyük dikkat gerektiriyor. Böylesine zor bir işi, görünürde hiçbir işlevi olmadığı halde, niçin yapmışlar? [1]

Giza, Khufu, Pyramid, Upuaut

UPUAUT Araştırması

Klasik tarihçiler Kraliçe Odası'nı bitirilmemiş bir mezar odası olarak kabul ettikleri için pek üzerinde durmazlar. Ancak son yıllarda, özellikle Rudolf Gantenbrink adlı bir Alman mühendisin yaptığı araştırma sonunda bu odadaki kanallar büyük tartışmalara neden oldu; [1]

1993 yılının başlarında, Alman mühendis Rudolf Gantenbrink, Mısır Eski Eserler Müdürlüğü ile Alman Mısır bilim heyetinin çağrılısı olarak, ekibiyle birlikte Kahire'ye geldi. Genç mühendisin amacı, çocukluğundan beri büyük ilgi duyduğu Giza piramitlerini, özellikle de "Büyük Piramit" olarak bilinen Khufu piramidini incelemekti. Bu görkemli yapının içinde yer alan gizemli "hava şaftları"nın açılarını tam olarak ölçmek ve içlerini araştırmak istiyordu



Upuaut Robotu I

Gantenbrink. Bunun için bir de minik robot geliştirmişti.[2] Upuaut adı verilen bu robot ucunda minik fakat güçlü projektörlere sahip ve video kamerası olan basit bir kızaktı. Dik meyilleri tırmanabilmesi için güçlü bir elektrik motoru takılmıştı.[1]

Gantenbrink'in esas hedefi Kraliçe Odası'ndaki kanalları incelemekti. Bu amaçla Alman Arkeoloji Enstitüsü'ne başvurdu. [1] Ne var ki, Mısır Eski Eserler Müfettişi Dr. Zahi Havas, bu tür bir incelemeye izin verme konusunda hiç de istekli değildi. Ama, başka bir fırsat doğdu Gantenbrink'e: Büyük Piramit'in havalandırma sisteminin iyileştirilmesi ve bu yolla içerideki nem oranının düşürülmesi gerekiyordu ve bu amaçla "hava şaftları"nın kullanılması düşünülmüştü. Ne var ki, 65 metreye dek ulaşan uzunlukları ve yalnızca 25 santimetrelik çaplarıyla bu hava şaftları, içindeki toz ve topraktan ancak marifetli bir mini robot yardımıyla arındırılabilirdi. Bu durum, istediği araştırmaları yapmasına izin verilmemekle birlikte, Gantenbrink'e çekici bir fırsat sunuyordu. Ancak onun robotu bu işi başarabilirdi.[2]

İlk çalışma 1992 Şubatı'nda Kraliçe Odası'nın güney kanalında başladı. [1] İlk aşamada Gantenbrink ve ekibi, "Upuaut" (Eski Mısır dilinde "Yolları Açan" anlamında) adını verdikleri mini robotla, yukarıdaki Kral Odası'nın şaftlarının temizlenmesi işine giriştiler. Bir alt düzeydeki Kraliçe odasında yer alan şaftlar ise Mısır Eski Eserler Müdürlüğü'nü pek ilgilendirmiyordu. [2] Upuaut yürüdü ve kısa sürede bu kanalın tahmin edildiği gibi 8-10 m değil, daha uzun olduğu anlaşıldı. [1] İş başladıktan birkaç gün sonra, Upuaut'un, şaft içindeki engebeleri aşmakta yetersiz kalabileceğini fark eden Alman mühendis, izin istedi ve [2] Bu sırada esas işe, yani Kral Odası kanallarına dönmek gerekti. Gantenbrink bu kanalları temizledi, işi vantilatörleri taktıracak olan sponsor firmalara devretti ve Almanya'ya döndü.[1]

Upuaut Robot II, 2

Çok kısa bir süre sonra "Upuaut II" adını verdiği, daha dengeli, çok daha gelişmiş bir robotla işinin başına döndü. Kral Odası'nın şaftlarını temizlemekte hiç zorlanmamış ve marifetli robotu bu işi kolayca halletmişti ama Gantenbrink'in aklı, Kraliçe Odası'nın, piramidin dış yüzeyine açılmadan içeride biten esrarengiz şaftlarındaydı. [2]

Sıra Kraliçe Odası'nın kanallarına gelmişti. Gantenbrink enstitüye yepyeni ve çok daha işlevsel ikinci bir robot yapmayı önerdi. Öneri kabul edildi ve Upuaut 2 yapıldı. Gerçekten de bir teknoloji harikasıydı bu robot. Ancak Mısırlı yetkililerden izin almak gerekiyordu; Gantenbrink 1993 Martında Kahire'ye gitti ve Cize'nin direktörü Zeki Havas'tan sözlü izin alarak çalışmalarına başladı. Ancak aksilikler birbirini izledi. Önce Alman Arkeoloji Enstitüsü desteğini çekti. Sonra Zeki Havas işten alındı. Resmen izni olmadığı halde Gantenbrink işe devam etti ve 22 Mart 1993 günü saat 11.05'de Upuaut 2 yolun sonuna vardı. 65 m kadar yürümüş ve menteşeli bir kapıyla karşılaşmıştı.[3]

1993 Mart ayının ikinci yarısında, görevi bitmek üzereyken, yanındaki Mısırlı görevli müfettişin gözetimi altında, isteğine ulaştı ve Kraliçe Odası'nın şaftlarına Upuaut II'yi yollama olanağı buldu. Bu yeni robotun üzerinde spot ışıklar ve bir de değişik yönlere uzaktan kumandayla çevrilebilen video kamera vardı. 21 Mart günü, monitörler Kraliçe Odası'nın içine kuruldu ve Upuaut II, kuzey şaftından içeri bırakıldı. Bu şaftlar, 1872 yılında piramitlerde araştırma yapan bir başka meraklı mühendis, Waynman Dixon tarafından keşfedilmişti ve Dixon, kuzey şaftını uzunca bir demir çubuğu içeri sokarak kontrol etmek istemiş, ancak şaftın dönemeçlerinden birinde çubuk sıkışarak kırılmış, bir parçası içeride kalmıştı. İşte Upuaut II, yüz yirmi yıldır orada duran bu demir çubuğun görüntülerini kontrol merkezindeki monitörlere yolladı ve dönemeçten yoluna devam istedi. Ne var ki sıkışan çubuk, robotu engelliyordu. Bir süre sonra, Gantenbrink, yakın zamanda daha gelişmiş bir robotla yeniden gelip kuzey şaftının sonuna dek incelemeyi sürdürme kararı verdi Upuaut II'yi geri çekti.

Hemen ardından, bu kez güney şaftına yerleştirildi Upuaut II. Mısır uzmanlarının, yapımına başlanıp, sonradan vazgeçildiğine inandıkları bu şaftın uzunluğunun, 15-20 metre olduğu tahmin ediliyordu. Ancak, üzerindeki kamerayla görüntüler yollaya yollaya şaftta ilerleyen Upuaut II, gittikçe gidiyordu: 25 metre... 35 metre... 45 metre... Şaft devam ediyordu. Sonunda, yaklaşık 59 metre dolayında, robot aniden durmak zorunda kaldı, çünkü önüne bir engel çıkmıştı. Üzeri zımparalanmış ve parlatılmış kireçtaşından yapılmış, garip bir "kapı"yla bitiyordu şaft! Üzerinde, diğer yandan takılmış bir kapı kulpunun iki metal çıkıntısı görülüyordu. Birinin metal ucu kırılmış ve yere düşmüştü!

Uso Mystic Door

Monitörler başında Upuaut'un yolladığı görüntüleri izleyen Gantenbrink, Mısırlı müfettiş ve bütün ekip, nefesleri kesilmiş bir halde kapıyı izlediler. Upuaut'un kamerası, şaftın bittiği alanı bütünüyle taradı ve "kapı"nın sağ alt köşesinde minik bir çatlak olduğunu fark etti. Ancak bir kablonun girebileceği kadar geniş bir çatlak.

Durum hemen Dr Zahi Havas'a ve diğer Mısır uzmanlarına bildirildi. Heyecan dalga dalga büyüyordu. Basına açıklama yapmakta oldukça isteksiz davranan Havas ve diğer yetkililer, Gantenbrink'in bunu London Times ve The Independent gazetelerine duyurmasına çok sinirlendiler. Alman mühendisin iş izni derhal iptal edildi ve piramitler çevresinden uzaklaştırıldı. Büyük bir buluş gerçekleştirilmişti ama, bunu yapan adam ödüllendirileceği yerde cezalandırılıyordu.

İzleyen yıllarda Gantenbrink, Londra ve Paris'te Ejiptologlara bulgularını anlatan birer konferans sundu ve robotun çektiği görüntüleri gösterdi. Çoğu tarihçi ve arkeolog, Upuaut II'nin yüzyılın en büyük buluşunu yaptığını söylüyor ve o "kapı"nın ardında nelerin bulunduğunu merak ediyordu; ama Mısır'dan hiç ses gelmiyordu. Gantenbrink, bu arada yeni ve çok daha gelişmiş bir robot yaptı ve izin verilmesi halinde tek bir ücret almadan, Mısırlı yetkililerin gözetimi altında çalışarak, bir fiberoptik kablo kamerayı çatlaktan içeri sokabileceğini ve muhtemel "gizli oda"nın görüntülerini dünyaya sunabileceğini söyledi ama Mısır Eski Eserler Müdürlüğü, gerekçe göstermeden bu öneriyi reddetti.

Aradan altı yıl geçtikten sonra hala Gantenbrink'in bulduğu kapı açılmış değil. Bu durum, Ejiptoloji çevrelerinde son günlerde iyice kızışan tartışmalar yaratıyor. Baskılardan bunalan Havas, 2000 yılına gireceğimiz yılbaşı gecesinde bu kapının canlı yayın eşliğinde açılacağı ve görüntülerin tüm dünyaya yollanacağını söylemişti ama mayıs ayında bunun mümkün olamayacağını, açılışın ertelendiğini duyurdu. [2]

Bildiğimiz kadarıyla bu kapı hâlâ açılmış değil, ardında ne olduğunu belki bir gün öğreneceğiz ve böylece kanalların taşıdığı sırrı anlayacağız. Şimdi bu konuda yapılan bazı spekülasyonlara dönelim.

1994 yılında "The Orion Mystery" adlı bir kitap yayımlandı. Robert Bauval ve Adrian Gilbert tarafından yazılmıştı ve Cize külliyesinin Mısır'daki gökyüzü dini ile ilgili olduğunu ve gökyüzünün yeryüzündeki yansıması şeklinde planlanmış olduğunu iddia ediyordu. Bauval uzun süredir Menkaura Piramidi'nin niye daha küçük olduğunu ve niye Khufu (Kufu) ve Kafra Piramitleri'nin ekseninde olmadığını araştırmaktaydı. 1983 yılında Suudi Arabistan'da kamp yaparken sabaha karşı gökyüzüne baktı ve Orion Takımyıldızının "kemerinin" yani Zeta, Epsilon ve Delta Orionis'in konumlarının tıpkı üç büyük piramide benzediğini gördü.

Khufu Pyramid

Bauval'in haberi yoktu ama konu daha önce gündeme gelmiş, Mısırlı uzman Alexander Badawy Büyük Piramidin güney kanalının MÖ 2550 yıllarında Orion'a baktığını ve bunun Kufu'ya Osiris kimliğine dönüp Orion'a gidebilmesi için yol gösterdiğini öne sürmüş, Amerikalı gökbilimci Virginia Trimble da gerekli hesaplan yaparak bu tezi doğrulamıştı. Bauval bunu öğrendi ama Trimble'in hesabı kanalın ortadaki Epsilon Orionis'e, yani Kafra Piramidi'ne baktığını gösteriyordu. Oysa Kufu Piramidi'nin karşılığı olan birinci (Zeta Orionis) yıldızına bakması gerekirdi. Yanıtı Gantenbrink buldu. Bauval hesaplarında Petrie'nin bulduğu açıyı, yani 44"30' değerini kullanmıştı, oysa Gantenbrink'in bulgularına göre bu açının tam 45° olduğu kanıtlandı. Bauval gerekli düzeltmeyi yaptı ve Kral Odası güney kanalının gerçekten Zeta Orionis'e yani birinci yıldıza baktığını gördü. Daha sonra Kraliçe Odası'nın güney kanalını inceledi ve bunun da Sirius'a baktığını gördü. Başka bir deyişle güney kanalları Osiris ve İsis'e işaret ediyordu. [3]

Kaynaklar

[1] www.ufonet.be/MISIR/piramit2.html
[2] www.angelfire.com/al2/arkeoloji/upuaut.htm
[3] www.ufonet.be/MISIR/piramit3.html





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Tercih, 07.05.2016, 08:08 (UTC):
Bu pramitler hiçbir teknoloji olmadan kurulması kesin ama niye hala bilim adamları teknolojiye baglıyorlar. BenCe bu pramitlerin kurulması kendileri bir şeylere inanıyorlardi dini bişeyler. Nebilim tekrar dirilmek gibi. Yada bu pramitlerin asırlar boyu dayanmasıni saglamakti amaçları bu güne kadar ve bundan sonrada

Yorumu gönderen: eroseros, 20.02.2015, 22:55 (UTC):
arkadaşlar definede tılsım olayına inanmayın. müslüman inançlı insandır.ermeniler ve rumlar müslümanları böyle safsatalara inandırıp para bırakmadılar.onlar paraları alırken müslümanlar tılsım çözmek için kendisi dahi yarını bilmeyen cincilerle zaman ve para harcamaktalar.aklını başına al iyi düşün makına ile itikatlı bir şekilde mala ulaşınca sabah namazından sonra vur malı al

Yorumu gönderen: lol, 28.09.2014, 12:14 (UTC):
lol

Yorumu gönderen: murat ersan, 11.08.2014, 08:52 (UTC):
Arkadaşlar Bana göre bu piramit yere kazı yapılarak aşağıdan yukarı doğru yapılmış sonundada üçgen tamamlandığında dışardan hiç bir şey görünmüyor tepeden bir kaç metre açıldıgında bütün plan çözülecektir yapılmasınına gelince firavunlar Haşa Allahu Tealayı yukarda düşüncesiyle ona ulaşmak isteyip böyle bir yapı yaptırmıştır.sonuda helak olmuştur

Yorumu gönderen: achillesss, 26.05.2014, 09:45 (UTC):
Bence bana sorarsanız mısırlılar ve mayalar ın atlantislilerin soyundan geldigi söylenir ve yine bir söylenişe göre atlantisliler teknolojide cok ilerdeydiler ve ozaman surekli yeni silahlar üretip dunyaya hatta evreni ele gecirmeyi planliyorlardi denilene göre tufan yada güçlü bu tür felaketleri sanki şimdiki gibi nükler enerji gibi saklamaya calistilar bir diger solentideysede dünya dısı zeki yasam formlari geldi ve onlardan elde ettikleri güclü bir teknolojik silahi ele gecirdiler bu enerjiyi en saglikli ve iyi saklamanin tek yolunun piramit şeklinde bir yapi elde etmek oldunu düsünduler ve bir piramit yaparak bu silahı yada elektromanyetik enerjiyi burda depoladılar fakat daha sonra bir gecede sırasiyla şehirleri suya gömüldü ve kurtulup gidebilenler mısirlilar ve mayalar dı onlarda dünya dışı varliklara inanmiş ve bazı kazilarda ucak uzay mekigi ufo genis kafali koca gözlu dunyada benzemeyen varliklarin resimlerini cizmislerdi atlantis kayip sehirin bermuda seytan üçgeninin oldu yerde bulunduğu ve burda anlasilamayan ve kaybolan yok olan batan araçların bu piramitin icindeki cok güçlü teknolojik silah yüzünden oldu hatta orda gećen teknelerin gemilerin cok güçlü sinyaller aldıği ucaklarin düştüğü söyleniyor mısırlilar ve mayalara göre bu tapinak benzeri piramitler onlar icin gelenekti ve bunu devam ettirdiler baska bir söylentide çinde saklanan yüzlerce beyaz piramitleri bu uygarlıklardan daha önce türklerin yaptıģı daha gelismis mumyalama teknikleri kullandiklari ve piramitlerin daha büyük olmasiyla beraber bu uygarliklarinda bunları yapmayı türklerden yapmayı ögrendigi soyleniyor

Yorumu gönderen: Baran YILDIRIM, 27.04.2014, 15:11 (UTC):
O kapının ardında ya piramidin yapım aşaması ya firavunun cesedi ya da hazinesi vardır.Belkide piramidin yıkım aşaması vardır dünya merkezinde olduğu için büyük bir tehlikeye yol açabilir.Okapı zorla açılırsa tuz ruhu ve ya ona benzer bubi yuzaklarıda olabilir.

Yorumu gönderen: mahsun ÖZTEP.ADANA, 19.10.2013, 16:46 (UTC):
09 07 2010 TARİHLİ YORUMUMDA NE DEMİŞTİM BAKINIZ. mahsun ÖZTEP

Yorumu gönderen: cndn, 13.12.2010, 18:42 (UTC):
kapının diğer tarafından takılmış bir kulp varsa kapı diğer taraftan kapatılmış demektir ve eğer onun arkasında ikinci bir kapı bulunmuşsa bu diğer tarafa geçişi engellemek için yapılmıştır yani içeri girenleri dışarı çıkması engellenmeye çalışılmıştır. bence bu şaftları yapan işçiler oradan çıkmış olabilirler.çıktıktan sanra pekala piramidin dışındaki açıklık da kapatılabilir. diğer şaftlarda aşğıdaki kapıdan çıkamayacakları için üstte çalışan işçiler için yapılmış olabilir. peki, eğer içeri girenin dışarı çıkması istenmiyorsa içeride ne tür bilgiler ve sırlar vardı ya da bilinmesi istenmeyaen şeyler. ayrıca olanlara bakılırsa yapmayı planladıklarını başarmışlar. içeride tek bir iskelet bile bulunamamış. yani içeri kimse girememiş ta ki araştırmacılar tüneller yardımıyla içeri girene dek...

Yorumu gönderen: emre, 02.12.2010, 21:20 (UTC):
Yapılan upuaut 2 robotuna benzer bir robota daha yapılmış ve havalandırma kanalındaki kapının çatlağından sokulan kablo kamerayla arkasında daha büyük bir başka kapının olduğu saptanmış...

Yorumu gönderen: osman, 01.12.2010, 15:20 (UTC):
bence o kapının ardında kral veya kraliçe odasında veya her ikisinde özellikle amerika ve israilin yaptığı bütün herşeyin kodları şifreleri nasıl yapıldığı gereken parçalar bütün dünyayı ayağa kaldıracak bilgiler mesela amerikalıların ve israilin araba tank veya uçak yani özellikle amerikanın ve israilin yaptığı, ürettiği bütün herşeyin nasıl yapılacağı orda saklı(kral veya kraliçe odasında)bunu herkes bildiği takdirde dünyada hiç kimse kalmayacak 3. dünya savaşı çıkacak belkide bu bilgiler ışığında bütün dünya eşit bilgili olacak ve bütün dünya eşit teknolojide olacağından dolayı bence amerika ve israil bunu istemiyor bu nedenle o kapının ardında ne olduğunu bütün dünyanın bilmesi halinde herkes birbiriyle savaaşacak ve dünyanın tadı tuzu kalmayacak ve bu nedenle dünyada hiç kimse kalmayacağından dolayı o kapının açılması imkansız bence çünkü o kapı açılınca dünyada kimse kalmayacak savaş yüzünden o zamanda belkide kıyamet kopacak(dünyada kimse kalmayacağından dolayı)benden bu kadar bilgiler için tşkler haa bide yeni aklıma geldi belkide o odaya giren herkes ölümle karşışacak


Yorumu gönderen: sedat , 20.11.2010, 16:24 (UTC):
gerçekten büyüleyici insanlık ve tarih adına o kapının açılmasını temenni ediyorum.

Yorumu gönderen: yasemin, 18.11.2010, 02:46 (UTC):
bence o kapının ardında bişey var yetkili kişiler de bilebilir ama araştırılmasını istemese başından izin vermezler yada o kapıya kadar araştırma oluyorr ondan sonra bahaneler çıkıyor bence ama bende çok merak ediyorum... :)

Yorumu gönderen: cengo, 19.10.2010, 04:25 (UTC):
bence piramitin gizeminden fazla,bir firavunun ölüm sonrası inançlarını, henüz yaşarken böyle bir proje tasarlatıp uygulatması muhteşem...en yakın sürede geometrik bır MR çekilir.sabır.

Yorumu gönderen: blacnakre, 10.10.2010, 20:47 (UTC):
arkadaşlar..aslında bu tür sırları bulmamaları yada buldularsada paylaşmamalarının tek sebebini düşünelim..bence sırlarını ve gizemini korumasını istiyolarki bu sayede herkese mısır???ülke gizemli ülke damgası yaparak herkesi ülkelerine çekmek istiyolar....

Yorumu gönderen: mustafa, 06.10.2010, 18:24 (UTC):
cok güzel ama 2000 yılında acılmamış ise ne zaman acılacak ki yıl olmuş artıl 2011

Yorumu gönderen: abdullah, 04.09.2010, 20:30 (UTC):
bence kapini arkasinda ucan daire var

Yorumu gönderen: mahsun ÖZTEP, 09.07.2010, 10:22 (UTC):
O KAYA BİR TIKAÇTIR SAĞ DERİNLİĞİ 5CM,dir ve fiber kablo denemesi out olacaktır.en büyük buluşu HALİFE MEMNUN YAPMIŞTIR. .iki tane metal parçanın sanki kapı koluymuş gibi çekince gelecek itince gidecek gibi algılanmasına anlam veremiyorum biraz detaycı ve şüpheci yaklaşmalıyız,o kaya diğer binlerce arkadaşı gibi normaldir..bu tezimi tüm dünya bir gün görecek,ve gazete başlıkları şöyle yazacak,,PİRAMİTLERDE GİZLİ KAPI HÜSRANI..

Yorumu gönderen: ferhat, 06.06.2010, 08:52 (UTC):
acaba ne war orda mısır medenıyetı benım ılgımı cok cekmıstır keske gorebılsem oraları

Yorumu gönderen: HASAN B, 03.06.2010, 15:12 (UTC):
Anlagım kadarıyla o kapılar açılmış ancak mısr hükümeti oradaki sır her ne ise otaya çıkmasını istemedigi açıkca ortada ama şu bir ğerçek o zaman kullanılan tknolojinin bu günkünden daha gelişmiş oldugudur

Yorumu gönderen: kalınka, 06.03.2010, 07:28 (UTC):
çok güzel bır anlatım,bence mısır hukumetı o kapıyı açtı ama bu durumu esrarengız kılmayı sürdürüyor,keşke piramıtler türkıyede olsaydı.

Yorumu gönderen: senem Akgün, 30.08.2009, 23:35 (UTC):
mısıra iş için çok gittim.tarini birçok kaynaktan okudum.ama size defalarca teşekkürediyrm.bu kadar detaylısına ve düzgün anlatıma rastlamamıştım.sık kullanımımda.bence o kapı açıldı ve esrarengizliğini korusun diye açıklama yapmıylr.emeyi geçen herkze teşekrlr...

Yorumu gönderen: Hakan Meydan, 26.08.2009, 05:11 (UTC):
gerçekten bizlere mısır tarihi hakkında bilmediğimiz bilgiler sunduğunuz için teşekkür ediyorum.Buradan şunu anlıyorumki eskimısır aslında günümüz medeniyetinden çoğu konu da kat kat gelişmiştir ve hayranlık duymamak mümkün değildir.

Yorumu gönderen: LEYLA, 13.08.2009, 13:05 (UTC):
MISIRA GİDİCEM :))) ÇOK ETKİLENDİM YA

Yorumu gönderen: DOĞAN, 04.08.2009, 12:55 (UTC):
mutlaka açılmıştır.bence mısırın köklü tarihini bir çırpıda silecek bir buluş olduğu için açıklanmasına izin verilmedi.

Yorumu gönderen: ibrahim, 01.08.2009, 11:17 (UTC):
size çarpıcı bi gerçek daha gerçi tartışmaya açık bi gerçek...aslında o demir kapının ardında Hz.davuttan kalma ve cennetten geldiğine inanılann bir ahid sandığı saklıı bize göree:D:D yorum sizinn

Yorumu gönderen: sultanialem, 23.07.2009, 22:17 (UTC):
Sizce, yüz kusur yıl önce, bir arkeolok tarafından, demir sokularak incelenmeye çalışılan şaft'da o demirin kırılması ve yüz yıllar sonra o robotun o kırılan demir yüzünden o incelemesini yapamaması... kader değilmi? Bence bu kapıların arkasında, gerçekden İnsanlık adına bulunmaması daha hayırlı şeylerinde olabileceğini göz ardı etmemeliyiz.

Yorumu gönderen: Murat Soyadminlazımdeil, 15.07.2009, 13:47 (UTC):
Bu site kadar ilgimi çeken bi site yoq desem yalan olmaz allah razı olsun sizden emeğinize tşk ...

Yorumu gönderen: derya, 14.07.2009, 13:17 (UTC):
Dr. Havas ' ın bildiğini sanmıyorum ama o kapının ardında ne olduğunu bende çok merak ettim belkide tarihte çok büyük bir etki yaratabilecek bir gerçek var...

Yorumu gönderen: ASLI, 10.07.2009, 12:12 (UTC):
Dr.Havas'ın korktuğu şeyler var belkide bazı şeyler sır kalmalıdır.Daha önemli noktalar var aslında...

Yorumu gönderen: Mehmet Kireçoğlu, 07.07.2009, 07:59 (UTC):
bu yapıtlar cok hosuma gıdıyor hastayım pıramıtlere orda olup arastırma yapmak ısterdım.oranın her tozu bıle ıcınde ayrı bır suprız ve sır bırıktırıyor.hem bedensel hemde ruhevı olarak orda bulunmayı ısterdım bunlar cok guzel yapılar konuda bır harıka tesekkurler paylastıgınız ıcın saygılarımla

Yorumu gönderen: şakird, 07.07.2009, 06:50 (UTC):
süper bir paylaşım saol admin kapının arkasında ne olduğunu merak ettim adam izin verseydi belki başarırlardı bir şeyler çıkardı ortaya ama sanki o adam biliyor o kapının arkasında ne olduğunu bu yüzden izin vermiyor:D



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655801 ziyaretçi (102672459 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.