Başka Bir Zaman - Aynı Şehir
 

Eski Ankara

Başka Bir Zaman - Aynı Şehir

Ayşegül Osmanoğlu

Elimde sıcacık çayımla güneşin doğuşunu ve Ankara'yı seyrederken; taze bahar havası, içime çocuksu bir mutluluk uyandırdı bu sabah... Kimi zaman gizemli mavi bir şehir olur, kimi zaman soğuk gri... Bahar sabahlarında ise sarı-pembe günışığı, yeniden canlanmaya başlayan doğanın müjdecisi gibidir. Doğup büyüdüğüm, senelerce uzak kaldığım, sonunda tekrar döndüğüm bu şehir, her zaman bana yaşadığımı hissettiren tek yer olmuştur nedense...

Şimdi penceremden şehre bakarken, eski günler,  eski hatıralar canlandı gözümde. Çok eğlenceli-güzel günlerle beraber gerçekten yüreğimi burkan zamanlarda oldu. Şüphesiz bunların en canlısı, 12 Eylül zamanına ait olanlardır. O zamanlar ilkokul çağındaydık tabii; Ekmek almak için bakkala gittiğimde sokakların bomboş olması, her sokak başında askerleri görmek, bana tuhaf çocuk aklımla da bayağı fantastik gelmişti:) ama darbe olduğunu bilmiyordum. Akşamları duyduğumuz çatışma ve silah sesleri, ışıkları söndürüp yerde oturarak bekleyişlerimiz de yine aklımda kalanlardan...

Geceleri sokağa çıkmak çok riskliydi; her an bir köşebaşında, hangi taraftan olduğunu soran tipler karşına çıkabilirdi. Ve gündüz vakti inşaat halinde olan bir binadan duyulan tek bir ses, kendini takip edenler tarafından yakalanıp vurulan 18 yaşında gencecik bir insan, o silah sesi de unutamadıklarımdan. Kimbilir, yaşasaydı ne olurdu diye düşündüğüm çok olmuştur. O dönemde sağ-sol davalarında bu şekilde pek çok gencimizi kaybettik. Bir kısmı da vatanına milletine hizmet edebilecekken, hapislerde ömür tüketti... Şimdilerde evinin önünden kaybolan çocuklara baktıkça bizim yaptıklarımız aklıma geliyor da, tüm mahallede gezmediğimiz apartman sokak kalmazdı. Ama daima evimize sağ-salim dönerdik hep. Ne kaybolurduk, ne de bizi ortadan kaybetmek için dolaşan sinsi insanlara rastgelirdik.. Sanırım, henüz Allah'tan korkanların sayısı bu kadar azalmamıştı.

Çocuksu oyunlarımıza kendimizce keşfettiklerimizi de katardık. En favorimiz olanı da şarkıcılık oynamaktı:) Apartmanımızın bahçesinde, tahtadan mikrofonumuza şimdi bile nasıl yaptığımıza akıl erdiremediğim bir şekilde bahçeden toprağı eşeleyerek ip bulurduk (mikrofonumuza kordon olarak:) Apartmanımızı birkaç kere turlayabildiğimiz mikrofonumuzun kordonu ile pek bir gurur duyardık.

Samanpazarı, AnkaraSamanpazarı vardır, Ankara'da yaşayanlar. Çok iyi bilirler... Alışverişe giderdik annemle. Çok renkli ve eğlenceli gelirdi bana. Birgün annem ve komşumuz, yine oradan geliyorlardı. Hararetli hararetli konuşuyorlardı: Yol yapım çalışmaları sırasında kepçe bir yere takılmış, bir türlü yerinden oynatamıyorlarmış. Neticede orayı kazmışlar ve bir mezar olduğunu anlamışlar. İçini açmışlar bir de ne görsünler! Beş yüz yıllık, belki de daha fazla olan bu mezarda hiç bozulmamış, sanki bugün ölmüş gibi duran bir cenaze! Bir kadın üstelik. Yerinden kaldırmaya muvaffak olamayınca, "Bu olsa olsa bir evliya kabridir, biz buna göre yolu düzenleyelim." demişler (halk efsaneleri böyle doğuyor demekki:). Sonrasında Hacettepe-Samanpazarı ve Taceddin dergahının kesiştiği noktada bulunan bu kabir, "Tezveren Sultan" olarak anılır oldu.

Ahh... Bir de "Karyağdı" türbesi var tabii...Yine çocukluğumuzda bir haftasonu babam ile gezerken, bizi bir yerde durdurdu. "Şurda bir fatiha okuyalım." dedi. Sonra da meraklı gözlerle bakan bizlere anlatmaya koyuldu: Vakti zamanında çok hasta bir kadıncağız varmış. Çok iman ve ihlas sahibi olan bu hanım, hastalığı yüzünden ateşler içinde yanıyormuş. "Şimdi bir kar yağsa da buz gibi yesem; öyle ölsem..." demiş. Sonrasında o yaz sıcağında Cenab-ı Mevla, bu kulunun dileğini yerine getirmiş ve kar yağmış. Hasta Hanım da murad ettiği karı yemiş ve bir süre sonra hakkın rahmetine kavuşmuş. Bu mucize üzerine kabrini türbeye çevirmişler. Adı da Karyağdı türbesi olmuş  Hâlâ mevcuttur burası. Tabii bu anlatılanlar, biraz benim aklımda kalanlar... Halk arasında dolaşan kimbilir kaç versiyonu vardır...

Yaşadığım her gün, kendi çocukluğuma olan özlemim daha çok artıyor. Her şeyin bir değeri vardı. TV seyretmenin bir tadı vardı, bakkallarımız; bisküvi, deterjan, sabun, kahvaltılık karışımı garip hoş bir koku ile kokardı. Gençlik Parkı, açık hava sinemaları, içtiğimiz gazozların, meyve sularının tadı bile tutmuyor şimdikini. Seneler sonrasında yüreğimde barındırdığım pek çok özlemle geri döndüğüm bu şehirde çoook şeyler değişmişti. Ama buraya olan sevgim ve bağlılığım değil... Ben de kendi çocuklarımla geziyorum buraları. Kalanları görsünler-yaşasınlar; hiç değilse tamamen kaybolmadan... Onların da çocuklarına anlatacak güzel anıları olsun diye...

Ha, değişmeyen bir şey var tabii. O da Hacı Bayram-ı Velî türbesinde o kadar uyarıya rağmen duvara taş yapıştıranların yaptıkları bu cahilce davranış:) Yapıştırmayın kardeşim, yapıştırmayın; hem bid'at hem günah... Elbette ki anlatılacaklar, bu kadarcıkla sınırlı değil; ama şimdilik bu kadar... Unutmayalım; sevmek, yaşatmaktır...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: bence..., 19.04.2010, 15:06 (UTC):
askerlik yani???valla pek çok yer gördüm,hemde görünüşte belki burdan çok daha alımlı,cazibeli, istanbul,izmir,bursa,antalya vs.vs.yada cidde;kızıl denizle birleşmiş büyüleyici bir güzelliği var. ama ankara benim gözümün değil gönlümün güzeli,bazen insanlar yüzünden kaçmak istesemde...kaçamıyorum.istanbul ise;çarşaf giymiş bir kadın kadar esrarengiz,açıkta kalan gözleri güzel ama içinden ne çıkacağı belli değil:),gözümü kapattığımda hayal ettiğim isatanbul'un osmanlı zamanında ne kadar güzel olduğu hakkında hiçbir şüphem yok.ama şimdi(tarihi-dini mirasımızı saymazsak) çokda özlenesi bir yanı yok bana göre...:)

Yorumu gönderen: Akhenaton, 19.04.2010, 14:29 (UTC):
Yeşil bere düşmez yere... benim için Ankara bu :)9 Haftasonları nizamiyeden Dikimevi'ne kadar bütün tanımam... Özledim mi... belki... Ama Kahraman Maraş'ı daha daha çok. Ve adını mavi gözlü kız çocuğu koyduğum İstanbul'u...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36855873 ziyaretçi (103024157 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.