Bana Göre Aşk
 

aşk love, حب

Bana Göre Aşk

Ayşegül Osmanoğlu

Genç adam, derenin diğer tarafından kendisine doğru yaklaşan kızlara bakıyordu. Hepsi pazar ayini için tek ve en güzel elbiselerini giymişti. Hepsi  de beyazlar içindeydi... Derenin kenarına yaklaştıklarında karşıya nasıl geçeceklerini düşünürlerken; genç adam, onlara yaklaştı ve teker teker onları karşıya geçirmeye başladı... Genç kız, kendisini en sona bırakan adama içerlemişti. Kendisine ilgi duyduğunu düşünüyordu; ama yanılmıştı anlaşılan... Sonra genç adam, bilinçli olarak sona bıraktığı kıza gülümseyerek yaklaştı ve kulağına "Bir rachel için üç leah..." dedi...

Yıllar öncesinden okuduğum, sonu ne yazık ki hazin biten bir aşk romanından unutamadığım bir alıntıdır bu bölüm. Ne zaman çok istediğim bir şey için karşılığında fedakârlık etmem gerekse, nedense hep bu bölüm aklıma gelir: "Bir rachel için üç leah..."

Bir insanın karşısındakinden aşkın tarifini istemesi kadar saçma bir şey olamaz. Çünkü kişiye göre değişkenlik gösteren ve sadece muhatabıyla örtüşebilen bir duygudur bu... Benim için aşk; kimi zaman okuduğum kitaplarda veya seyrettiğim filmlerde bana iç çektiren ve "Zaten böylesi, ya filmlerde olur ya da kitaplarda..." dedirten, bu dünyada gerçek manada yaşayanların ya böyle filmlere ya da kitaplara konu olacak kadar az olduğuna inandığım birşeydir... Yoksa günümüz aşkları, bana sadece "Pehh!!!" dedirten cinstendir, hazır-servis zamane aşkları... Çoğunlukla okuduğum kitaplardaki aşklar, beni mest eder. Okuduğum her bir kelime, gözlerimden içime sızar ve kalbime işler...

Aşkın kolay olmadığını ve bir kere olduğunu düşünürüm... Bir dünya dolusu kalabalığın içinde nasılsa kalbin radarına takılır gerçek aşkın ve ona kilitlenirsin. Bazen kısacık dar zamanlarda yaşanmış aşkların etkisi, bir ömür boyu etkisini kaybetmez. Hayatınızdan çıkıp gitse bile aynı şekilde yerini alacak bir kişi daha çıkmaz karşınıza...

Çünkü bir ömrü dolduracak kadar yoğun yaşanmıştır.

Aşk, sabır ister, emek ister, fedâkârlık ister. Bir keresinde kendisine olabilecek her şekilde gösterişli bir biçimde aşkını ilan eden bir adamın ilgisine karşın, genç kızın bu durumdan gözlerinin kamaşıp aklının karışması üzerine, teyzesinin ona söylediği sözü şimdi de ben kızlarıma söylüyorum. Ona demişti ki:

"Görünüş, seni aldatmasın kızım. Bunlar, bir yanılgı olabilir. Bir genç kızın kalbi, büyük zorluklardan sonra kazanılmalıdır... Kolay olan, zor kazanılandan daha az değerli olmuştur..."

Genç kız, neticesinde kulak ardı ettiği bu uyarılara aldırmamanın karşılığını üzücü olaylarla ödedi. Ama hayat, her zaman ona olduğu gibi ikinci bir şans vermiyor... İnsanı mekanik olmaktan çıkartan duyguların başında geliyor aşk.

Sevdiğimiz insanı her gördüğümüzde, ritmimimiz değişir, kalbimiz hızla çarpar, kan akışımız hızlanır, yanaklarınızı ateş basar, al al oluruz... Nutkumuz tutulur, konuşamayız. Elimiz ayağımız, birbirine dolaşır. İnanılmaz bir heyecan sağanağına yakalanırız... Geceleri başımıza yastığa koyduğumuzda, bizi uyutmayan son derece canlı bir rüyadır... Geçeceği her yola çıkarız bir kere görebilmek için ve bu inanılmaz tesadüf (!) için uydurduğumuz bahaneler de çok daha inanılmazdır... Artık tek başına taşıyamayız. İlla ki bunu onunla paylaşmalıyız. Bilmeli gözlerimiz, neden her onu gördüğünde farklı parlıyor, neden sadece sanki dünyada bir o kalmış gibi yalnızız...

Ne yazık ki aşk, her zaman adil olmuyor. Bazen bir ömür boyu susman gerekir. Sadece kendi başına yaşayıp içinde saklamak zorundasındır. Yasak kentin sınırlarından uzak durabilmek, onurlu bir davranışın çilesidir... Bazen, o anda söyledin söyledin. Sonrasında bir bakmışsın, zamanı olmayan rüzgârlar, sizi ayrı ayrı diyarlara savurmuş... Bazen de; sabırla beklemen gerekir. Belki de yıllarca, ama vazgeçmeden, inançla... Bazen de belki de karşı tarafında paylaştığı duyguları hiç itiraf edememek, derin pişmanlıklar büyütür sol yanınızda...

Aşk; insanın aklını başından almamalı, tam aksine insanın aklını başına getirmeli. İnsanın hayatını olumlu yönde değiştirmeli, güzelleştirmeli. Çünkü aşk, güzeldir, güzelleştirir.

Bir de, aşkın rengini kırmızı olarak kim belirledi acaba? Çünkü kırmızı, gözalıcı, tehlikeli ve baştan çıkarıcıdır. Tutkulu, yakıcı ve cüretkârdır. Oysa ki aşk, bir renkler cümbüşüdür. İçinde yaşama dair her rengi barındırır. Aşk, sonsuzdur... Bitmez!

Ayşegül Osmanoğlu





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: meryem, 21.08.2010, 02:42 (UTC):
Gerçektende çok güzel bir paylaşım.Ellerinize sağlık...

Yorumu gönderen: ayşegül, 16.08.2010, 19:10 (UTC):
teşekkür ederim arkadaşım:)Aşk olsun,hep olsun,bir ömürlük olsun,onsuz olmuyor...

Yorumu gönderen: Kayipgül, 16.08.2010, 18:56 (UTC):
Ewetttt aşk sonsuzdur kişinin kendi içinde var olan bir duygudur ve birileri gelir o duyguları size hissettirir yani olanı ortaya çıkarır.Aşkın rengi ne renktir bilmem ama alaca bulaca birşey olduğu kesin:)belki erken bulur aşk belki geç ama her ne olursa olsun iyiki varrrrrrrrrr:)Allah aşkı bulanları susturmasın:)çok güzel ellerine sağlık......



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36822694 ziyaretçi (102967296 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.