Barnaba İncili, 2-12. Bölüm
 

Barnaba İncili, 2-12. Bölüm

2. Cebrail'in Bakire Meryem'in hamileliğiyle ilgili olarak Yusuf'a yaptığı hatırlatma.

Allah'ın iradesini öğrenen Meryem, yüklü olduğundan kendine saldırırlar ve zina suçlusu sayarak taşlarlar diye insanlardan korkup, dindar, takva sahibi, namaz ve oruçla Allah'a ibadet eden ve bir marangoz olarak ellerinin yaptığı ile geçinen bir adam olduğundan, ayıpsız yaşantılı Yusuf adında kendi soyundan bir yoldaş seçti.

Bakire, bildiği böyle bir adamı yoldaşı olarak seçti ve îlâhî teklifi ona açtı.

Dindar bir adam olan Yusuf Meryem'in hamile olduğunu anlayınca, Allah'tan korkup, ondan ayrılmayı düşündü. Bak ki, uyurken, «Ey Yusuf, neden kadının Meryem'i bırakmayı düşünüyorsun?» diye Allah'ın meleği tarafından uyarıldı (ve şöyle denildi.): «Bil ki, ona ne olmuşsa, hepsi Allah'ın iradesiyle olmuştur. Bakire, bir çocuk dünyaya getirecek, adını İsa koyacaksın; şaraptan, kuvvetli içkiden ve her türlü temiz olmayan etten onu uzak tutacaksın, çünkü o, annesinin rahminden Allah'ın kutsal bir (kuludur). O, - Juda'yı (Yehuda) kalbine döndürsün İsrail kavmi Musa'nın Kanunu'nda yazılı olduğu gibi, Rabb'in kanunu yolunda yürüsün diye İsrail halkına gönderilen Allah'ın bir peygamberidir. O, Allah'ın kendine vereceği büyük güçle gelecek, büyük mucizeler gösterecek ve bu sayede pek çok insanlar kurtulacaktır.»

Uykudan uyanan Yusuf, Allah'a şükretti ve bütün içtenliğiyle Allah'a ibadet ederek, ömrü boyunca Meryem'in yanında kaldı.

3. İsa'nın harika doğuşu ve Allah'ı Öven meleklerin görünüşü

Bu sıralar, Kayser Avgustos'un buyruğuyla, Yahudiye'de Hirodes hüküm sürüyor ve Arma ve Sayfa şehirlerinde de Pilotus vali bulunuyordu. Bütün dünya kütüklere kayıt yaptırmakta olduğundan, herkes kendi memleketine gidiyor ve kayıt için kendi kabileleriyle kendilerini takdim ediyorlardı. Bu nedenle Yusuf Sezar'ın buyruğuna göre kayıt yaptırmak için, Beytlehem'e (burası, Davut soyundan gelme olduğundan kendi kentiydi) gitmek üzere kadını hamile Meryem'le birlikte Galile'nin bir kenti olan Nasıra'dan ayrıldı. Beytlehem'e varan Yusuf burası çok küçük ve yabancılarla dolu bir kent olduğundan, kalacak yer bulamayıp, kent dışında bir çobanın sığınağı olarak yapılan bir odayı tuttu. Yusuf burada kalırken, Meryem'in de doğum günleri gelmişti. Bakire oldukça parlak bir nurla kuşatıldı ve hiç sancısız çocuğunu doğurdu, kucağına alıp kundağına sardı ve yemliğe yatırdı; çünkü odada hiç yer yoktu. Bir çok melek, Allah'ı takdis edip, Allah'tan korkanlara salât ve selam getirerek  sevinç içinde  odaya geldiler.   Meryem ve Yusuf Rabb'e İsa'nın doğumundan dolayı hamd ve senada bulundular ve sonsuz bir neşe ile çocuğu doyurdular.

4. Meleklerin İsa'nın doğuşunu çobanlara bildirmesi ve çobanların da çocuğu gördükten sonra bunu ilân etmeleri.

Bu sırada, adetleri üzere çobanlar sürülerine bakıyorlardı. Ve dikkat et ki, içinden Allah'ı takdis eden bir meleğin göründüğü oldukça parlak bir nur sardı onları da. Çobanlar, bu ani nur ve meleğin görülmesi nedeni ile korkuya kapıldılar; bunun üzerine Rabb'in meleği şöyle diyerek onları rahatlattı: «Bakın, size büyük bir müjde veriyorum, çünkü, Davud'un kentinde Rabb'in peygamberi olan bir çocuk doğdu; İsrail'in ailesine büyük kurtuluş getirir. Çocuğu Allah'ı ta'zim eden annesi ile birlikte yemlikte bulacaksınız.» Ve, o bunları söyleyince, hayırlı istekleri olanlara selâm ederek, Allah'ı ta'zim eden pek çok melekler geldiler. Melekler gidince, çobanlar birbirlerine şöyle dediler:. «Beytlehem'e kadar gidelim ve Allah'ın meleğin aracılığıyla bize bildirdiği kelimeyi görelim.»

Beytlehem'e yeni doğan bebeği aramaya pek çok çobanlar geldi ve kent dışında, meleğin sözlerine göre, yemlikte yatan yeni doğmuş çocuğu buldular. Ona saygı gösterip, annesine gördüklerini ve duyduklarını bildirerek ellerinde olanı verdiler. Meryem bütün bunları kalbinde tuttu ve Yusuf da (aynı şekilde) Allah'a şükretti. Çobanlar sürülerinin başına döndüler ve ne büyük bir şey görmüş olduklarını herkese söylediler. Ve, böylece tüm Yahudiye tepeleri haşyetle doldu ve herkes içinden söyle diyordu: «Bu çocuk acaba ne olacak?»

5. İsa'nın sünnet olması

Musa'nın kitabında yazıldığı gibi, Rabb'ın kanununa göre, sekiz gün dolduğu zaman, çocuğu alıp, sünnet etmesi için mabede götürdüler. Çocuğu sünnet ettiler ve Rabb'in meleğinin çocuk ana rahmine düşmeden önce söylediği gibi, İsa adını verdiler. Meryem ve Yusuf, çocuğun pek çoklarının kurtuluşuna ve pek çoklarının da helakine neden olacağını seziyorlardı. Bundan dolayı, Allah'tan korkuyorlar ve çocuğu Allah korkusuyla koruyorlardı.

6.  Yahudiye'nin doğusundaki bir yıldızın yol göstermesiyle gelip, İsa'yı bularak, saygı ve hediyeler sunan üç müneccim.

Yahudiye kralı Hirodes'in egemenlik günlerinde, İsa'nın doğumu sırası doğu bölgelerinde üç müneccim gökteki yıldızlan gözlüyorlardı. Nihayet kendilerine çok parlak bir yıldız göründü; bunun üzerine, aralarında karar vererek önlerinden giden yıldızın kılavuzluğunda Yahudiye'ye geldiler ve Kudüs'e varıp Yahudilerin kralının nerede olduğunu sordular. Hirodes bunu işitince korktu ve bütün kenti tedirginlik kapladı. Bunun üzerine, Hirodes kâhinleri ve yazıcılar (kahinler-yazıcılar:Yahudi din adamları) toplayarak, «Mesih nerede  doğması gerekir?» diye sordu.

«Beytlehem'de doğması gerekir. Çünkü, Peygamber tarafından şöyle yazılmıştır: «Ve, sen Beytlehem, Yehuda reisleri arasında küçük değilsin, çünkü senden kavmim İsrail'e önder olacak bir lider gelecektir» diye cevap verdiler.

Hirodes bunun üzerine müneccimleri toplayarak, gelişlerini sordu. Doğuda kendilerini bu tarafa getiren bir yıldız gördüklerini ve hediyelerle gelip, yıldızın bildirdiği bu yeni Kral'a tapınmak istediklerini söylediler.

Ardından Hirodes şöyle dedi: Beytlehem'e gidin ve bütün dikkatinizle çocuğu araştırın; bulduğunuz zaman gelin ve bana söyleyin, çünkü, ben de seve seve gelecek ve ona secde edeceğim. Ve o yalandan böyle konuştu.

7. Müneccimlerin İsa'yı ziyareti ve İsa'nın rüyalarında yaptığı uyarıyla kendi memleketlerine dönüşleri.

Müneccimler Kudüs'ten ayrıldılar ve bir de ne görürsün, kendilerine doğrudan görünen yıldız önleri sıra gitmiyor mu? Yıldızı gören müneccimleri sevinç kapladı. Ve böylece Beytlehem'e gelip, şehir dışında, yıldızın İsa'nın doğmuş olduğu hanın üstünde durduğunu gördüler. Bunun üzerine müneccimler o tarafa yönelip, içeri girerek çocuğu annesi ile birlikte buldular ve önünde eğilip saygı gösterdiler. Ve müneccimler üzerine altın ve gümüşle baharat saçarak gördükleri her şeyi Bakire'ye anlattılar.

Sonra uykularında çocuk tarafından Hirodes'e gitmemeleri için ikaz edildiler. Bu nedenle, müneccimler bir başka yoldan kendi memleketlerine dönüp, Yahudiye'de ne gördülerse hepsini yaydılar.

8. İsa Mısır'a götürülüyor Ve Hirodes suçsuz çocukları katliamdan geçiriyor.

Müneccimlerin dönmediğini gören Hirodes kendisi ile alay edildiğini sanarak doğan çocukları öldürmeye karar verdi. Ama bak ki,   uykusunda Yusuf'a Rabb'in meleği göründü ve «Çabuk kalk ve çocuğu annesi ile birlikte alıp Mısır'a git, çünkü Hirodes onu öldürmek istiyor» dedi. Yusuf büyük bir korkuyla uyanıp, Meryem ve çocuğu alarak Mısır'a vardı ve müneccimlerin kendisi ile alay ettiklerini sanarak, Beytlehem'de bütün yeni doğan çocukları öldürmek için askerlerini gönderen Hirodes ölünceye kadar orada kaldı. Askerler Beytlehem'e gelip Hirodes'in emri üzerine orada bulunan tüm çocukları boğazladılar. Böylece, peygamberin şu sözleri yerine gelmiş oldu: «Roma'da figan ve büyük ağlamalar var Rahel oğullan için yas tutar, fakat ona teselli verilmez, çünkü onlar yoktur.»

9. Yahuda'ya dönen İsa, on iki yaşına gelmiş olup, muallimlerle harikulade tartışmaya giriyor.

Hirodes ölünce bak ki, Rabb'in meleği rüyada Yusuf'a göründü ve şöyle dedi: «Yahudiye'ye geri dön, çünkü, çocuğun ölmesini isteyenler ölmüş bulunuyor.» Yusuf, Meryem'le (yedi yaşına girmiş olan) çocuğu alarak Yahudiye'ye geldi; bu kez, Hirodes'in oğlu Arhedous'un Yahudiye'de egemen olduğunu duyup, Yahudiye'de kalmaktan korkarak Galile'ye gitti; ve Nasıra'da yerleşmek üzere ayrıldılar.

Çocuk, insanlar önünde ve Allah'ın önünde kerem ve hikmet içinde büyüdü.

On iki yaşına gelen İsa, Musa'nın kitabında yazılı bulunan  Rabb'in  kanununa göre ibadet etmek   için Meryem ve Yusuf ile Kudüs'e geldi. İbadetleri bitince İsa'yı kaybederek ayrıldılar, çünkü, yakınlarıyla eve döneceğini sanıyorlardı. Bu nedenle Meryem, yakınları ve bildikleri arasında İsa'yı aramak için Yusuf ile Kudüs'e geri geldi. Üçüncü gün, çocuğu mabette muallimler arasında, kanunla ilgili tartışma yaparken buldular. Herkes sorduğu sorulara ve verdiği cevaplara şaşırmıştı ve şöyle diyorlardı: «Bu kadar küçük olduğu ve okuma bilmediği halde, bunda böyle bir akide nasıl bulunabilir?»

Meryem onu azarlayarak şöyle dedi: «Oğul, bize yaptığını görüyor musun? Bak, baban ve ben seni üç gündür yana yakıla arıyoruz.» İsa şöyle cevap verdi: «Allah'a hizmetin baba ve anneden önde gelmesi gerektiğini bilmiyor musunuz?» Sonra İsa annesi ve Yusuf ile birlikte Nasıra'ya gelip, tevazu ve saygı ile onlara tabi oldu.

10. İsa, otuz yaşında iken Zeytinlik dağında, mucize olarak melek Cebrail'den İncil'i alıyor.

Otuz yaşına gelmiş olan İsa, kendisinin bana söylediğine göre, annesi ile zeytin toplamak için Zeytinlik Dağı'na çıktı. Sonra öğleyin dua ederken, «Rabb, rahmetle...» sözlerine geldiğinde, çevresini oldukça aydınlık bir nur ve sonsuz sayıda, «Allah'ı tesbih ve ta'zim ederiz» diyen melekler sardı. Melek Cebrail ona, ışıldayan bir aynaymış gibi bir kitap sundu. İnsanın kalbine inen bu kitapta, Allah'ın neler yaptığının, neler dediğinin ve neler irade buyurduğunun bilgisini aldı; öyle ki, «İnan Barnabas, her peygamberlikte her peygamberi öylesine biliyorum ki, söylediğim her şey şu kitaptan geliyor» şeklinde bana anlattığı gibi her şey açık ve çıplak önüne kondu.

Bu vahyi alan ve İsrail Oğulları'na gönderilen bir peygamber olduğunu anlayan Isa her şeyi annesi Meryem'e anlattı ve Allah'ın şanı için büyük eziyetlere katlanması gerektiğini ve kendisine hizmet için daha fazla yanında kalamayacağını söyledi. Bunun üzerine Meryem şöyle karşılık serdi: «Oğul, sen doğmadan önce her şey bana anlatıldı, Allah'ın yüce adını tesbih ve tazim ederim.» İsa hemen o gün peygamberlik görevini yapmak üzere annesinden ayrıldı.

11. İsa, mucizevi bir şekilde bir cüzzamlıyı iyileştiriyor ve Kudüs'e gidiyor.

Kudüs'e gitmek için dağdan inen İsa, ilâhi ilhamla kendisinin peygamber olduğunu bilen bir cüzzamlıya rastladı. Gözyaşlarıyla kendisine, «İsa, sen Davud oğlu, bana merhamet et» diye yalvaran cüzzamlıya İsa (şöyle) cevap verdi: «Sana ne yapıvermemi istersin, kardeş?»
Cüzamlı cevap verdi: «Rabb(Rabb=Efendim anlamında kullanılıyor), bana sıhhat ver.»

İsa, azarlayarak şöyle dedi: «Aptalsın sen; seni yaratan Allah'a dua et, o sana sıhhat verecektir; çünkü ben de senin gibi bir insanım.» Cüzamlı cevap verdi: «Rabb, senin bir insan olduğunu biliyorum, fakat, Rabb'ın kutlu bir insanı. Dolayısıyla, Allah'a sen dua et ve O bana sıhhat versin.» Sonra İsa, iç çekerek (şöyle) dedi: «Rabbim, Kadir olan Allah, kutsal peygamberlerinin aşkı için, bu hasta adama sıhhat ver.» Ardından, bunları söyledikten sonra, hasta adama Allah adına elleriyle dokunarak (şöyle) dedi: «Ey kardeş, sıhhat bul.» Ve, bunu deyince cüzzam kayboldu, öyle ki, cüzamlının derisi bir çocuğunki gibi oldu. lyileştiğini gören cüzzamlı yüksek sesle bağırdı: «Allah'ın üzerinize gönderdiği peygamberi almak için, ey İsrail kavmi, bu yana gelin!» İsa ona rica ederek, (şöyle) dedi: «Kardeş, sus bir şey söyleme.» Fakat, İsa rica ettikçe o daha çok bağırıyordu : «Peygamberi görün! Allah'ın kutsal (kulu)'nu görün.» Bu sözler üzerine, Kudüs'ten çıkanların çoğu koşarak geri döndüler ve İsa ile birlikte Kudüs'e girerek, Allah'ın İsa aracılığıyla cüzzamlıya yaptığını anlattılar.

12. İsa'nın Allah'ın adı konusunda halka ilk verdiği akideyle ilgili harika vaazı.

Tüm Kudüs şehri bu sözlerle çalkalandı ve hep birden, İsa'yı görmek üzere ibadet için girdiği mabede koşuştular ve sıkışık bir biçimde oturdular. Bunun üzerine kâhinler İsa'ya ricada bulundular: «Bu insanlar seni görmek ve işitmek isterler; bu nedenle şu en yukarı çık ve Allah'ın sana verdiği kelimeleri Rabb adına konuş!»

Sonra İsa, yazıcıların şimdiye kadar konuşa geldikleri yere çıktı. Ve susulması için bir işaret yapıp, konuşmaya başladı: «Rahmet ve iyiliğinden, yarattıklarını kendisini yüceltsinler diye yaratmak dileyen Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Kulu Davud'a «velilerin parlaklığı içinde Zühre yıldızından önce seni yarattım» diyerek konuştuğu gibi, dünyanın kurtuluşu için göndermek üzere her şeyden önce tüm velilerin ve peygamberlerin ihtişamını yaratan Allah'ın Kutsal adını tesbih ederim. Kendisine hizmet etsinler diye melekleri yaratan Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Ve, Allah'ın saygı duyulmasını irade ettiğine saygı duymayan şeytanı ve peşinden gidenleri cezalandıran ve yoksunluğa iten Allah'ı tesbih ederim, insanı yeryüzünün çamurundan yaratan ve işlerinin başına gönderen Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Koyduğu kutsal kuralı çiğnediği için insanı cennetten çıkaran Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Merhametiyle, insan soyunun ilk anne, babası olan Adem ve Havva'nın göz yaşlarına bakan Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Adaleti ile kardeş katili Kabil'i cezalandıran, yeryüzüne tufan gönderen, üç şerli kenti yakıp yıkan, Mısır'a azap eden Firavun'u Kızıl Deniz'de boğan, kendi kullarının düşmanlarını dağıtan, kafirleri azapla cezalandıran ve tövbe edip doğru yola girmeyenlerin cezasını veren Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Yarattıklarına rahmetiyle bakan ve bu nedenle önünde doğruluk ve takva ile yürüsünler diye kutsal peygamberlerini gönderen; kullarını her kötülükten koruyup, kurtaran ve babamız İbrahim ile oğluna sonsuza değin söz verdiği gibi, bu toprağı kullarına veren Allah'ın kutsal adını tesbih ederim. Sonra, kulu Musa aracılığıyla, şeytanın bizi aldatmaması için bize kutsal kanununu verdi ve bizi bütün diğer kavimlerin üstüne çıkardı.

«Fakat, kardeşler, bugün, günahlarımızdan ötürü ceza görmememiz için ne yapıyoruz?»


Ve ardından Isa, Allah'ın sözünü unuttuklarından ve kendilerini boş şeylere verdiklerinden dolayı halkı şiddetli azarladı; Allah'a hizmeti bırakıp, dünyalık hırsları için (çalışan) kâhinleri azarladı; Allah'ın kanununu bırakıp, boş akideler vaaz ettiklerinden dolayı yazıcıları azarladı; kendi gelenekleri ve yaptıklarıyla Allah'ın kanununu bir hiç duruma düşürdüklerinden dolayı muallimleri azarladı. Ve, insanlara karşı öyle hikmetli sözler söyledi ki, en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes, merhamet için haykırarak ve İsa'ya kendileri adına dua etmesi için yalvararak ağladı; yalnız, o gün, kâhinlere, yazıcılara ve muallimlere karşı bu şekilde konuştuğu için İsa'ya karşı nefret duyan kâhinler ye reisler (ağlamadı). Ve, onu öldürmeyi düşündüler, fakat, onu Allah'ın bir peygamberi olarak kabul etmiş bulunan halktan korkarak hiç bir söz söylemediler.

Isa ellerini Rabb Allah'a açarak dua etti ve halk ağlayarak «amin, amin» dedi. Dua bitince Isa kürsüden indi ve o gün ardından gelen pek çok kişi ile birlikte Kudüs'ten ayrıldı.

Ve, kâhinler İsa hakkında aralarında kötü kötü söyleştiler.



Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: ilker, 13.10.2010, 18:43 (UTC):
kuran da hz isa nın beşikte iken konuştuğu ifade edilir.barnaba incilinde hz. isa nın yaşamı bu kadar ayrıntılı anlatılırken bu olaydan da bahsedilmesi gerekmezmiydi acaba diye düşünebilir hani insanlar...

Yorumu gönderen: ekrem, 06.10.2010, 07:29 (UTC):
barnaba incilinin kayıp oldugu söyleniyo.madem kayıpsa bukadar detaylı bir şekilde bu sitede nasıl yer alıyo.

Yorumu gönderen: arapoglu , 19.09.2010, 02:15 (UTC):
su )) mehdı olayını okudumda ıı ya ne guzel gelsın dunya islam nuruyla aydınlamacak kuran tefsırlerı boyle demıyormu ne guzel aman gec kalmasın varsa daha yakın bır tarıh olabılırmııı bı sorsana mahdıı ]] tovbe yarabbı ııyı yaw ben burada daha cok gulecem sevgıler aslında bızde kabahat sana uyuyoruzya ...

Yorumu gönderen: zeynep, 18.08.2010, 12:58 (UTC):
kıyametin ne zaman kopacağı hiçbir dinde ve hiçbir peygamberce açıklanmamışken sizlere mi düşüyor bu hassas konuyu konuşmak.

Yorumu gönderen: sali, 28.07.2010, 11:11 (UTC):
sayın mehdi benim kısmetim kapanmış bi açıver hele bee:)))))

Yorumu gönderen: müslüm, 08.07.2010, 09:13 (UTC):
selamün aleyküm...sen daha muhammed kelimesini doğru dürüst yazamıyorsun.peygamber (s.a.v)bile kıyametin ne zaman kopacağını bilmezken sen mehdi diye geçinen nerden biliyorsun.bir ikincisi hz mehdi bile bilmez kıyametin ne zaman kopacağını.kaldığım ilçedede biri hz mehdiyim diyor ben şahidimki o delidir gerçekten deli.sende deli olacaksın herhalde.

Yorumu gönderen: OGUZ, 25.05.2010, 13:34 (UTC):
Tüm "dinler" aynı kaynaktan, aynı sebeple, aynı yolla, aynı canlılara iletilmiştir. Aralarındaki tek fark, bir tanesi "son baskı"dır. Dileyen tek harfi bile değiştirilmemiş olan son baskıya icabet eder, dileyen önüne gelenin aklınca revize ettiği önceki baskılara uyar. İsteyen, yaradanın "bire bir" emirlerini okuyup irdeler, isteyen bir güzel insanın güzel yaşantısını anlatan anılarını okuyup duygulanır.
Tüm dünya müslüman olsa bana ne, tüm dünya kafir olsa size ne, bana ne? Siz ve ben yalnızca kendimizden sorumluyuz...
Başkasının günahkar olması veya tevbe etmesi neden diğer kişileri bu kadar yakından ilgilendiriyor?
Bırakın, isteyen Mehdi'liğini ilan etsin, isteyen Peygamberliğini - size ne yahu? Siz kendi amel ve imanınıza bakın, üstünüze görev olmayan "dünyayı düzeltme" hayalinizden vaz geçin lütfen.

Yorumu gönderen: ruhi, 18.04.2010, 23:54 (UTC):
İnsanlık, teknolojinin zirvesinde olduğunu düşünüp, ne büyük medeniyetler yarattık diye övünürken, aslında o medeniyetlerinin ne kadar eksik olduğunun farkında değil. Evet teknolojik olarak birçok ilerleme kaydedildi, ama bu teknolojilerin hammaddelerini elde etmek için nice kan ve gözyaşı döküldü, Dünya’nın doğal dengesi bozuldu, yeni hastalıklar peydahlandı. Bu teknolojiler dünyanın bütününe katkıda bulunmak için değil, daha fazla güç ve para kazanmak için kullanıldı ve insanlık maddeye kendini kaptırmışken, manayı; daha doğrusu kendi ruhunu unuttu. Manayı gözetmeden gerçekleşen maddi gelişim sakat olacaktı ve oldu da. İnsanlık olarak aslında feci bir batağa saplandık, bu batağa saplandığımızın farkında olup da bizleri uyarmaya çalışanlara da aldırmıyoruz. Bu arada yaşadığımız gezegenin sonunun yaklaştığına dair uyarılar her gün gazetelerimizde, ama gün geçtikçe küçülüyor bu haberlerin sütunları, çünkü artık kanıksanmaya başladı. Bu konuda bir şeyler yapabilecek güçte olanların hepsi de aslında problemlerin kaynağını oluşturuyor: mesela ABD dünyayı en çok kirleten ve kaynaklarını tüketen ülke ve bundan vazgeçmeyi istemiyor. Nasılsa elimde gücüm var, kaynağım tükenirse başka bir kaynağın üzerine çökerim, kimse de bir şey yapamaz düşüncesinde; yeter ki bilmem ne üniversitesinin gençleri bira içip “Yeah, yeah” naraları atıp demokrasilerinin(!) nimetlerinden faydalanmayı sürdürebilsinler. ABD’de durum böyle, diğerlerinde farklı mı? Kimsenin dünyanın bütününü, gelecek kuşaklara ne olacağını düşündüğü yok. Herkesin tek derdi, kendini kurtarmak aslında. Çünkü “ruh”un olmadığı yerde karanlık hakimdir ve insanlar karanlıktan korkarlar. Dünyadaki birçok insan derin bir karanlıkta yaşıyorlar ruhsal anlamda ve sürekli korkuyorlar. Bu karanlık dışarıda değil, kendi içlerinde… İhmal ettikleri tarafları, kendilerini müthiş korkutuyor ve aslında insanlar, “kendilerinden korkuyorlar” ve korktukları taraftan da kaçıp, kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Bunun tam tersinde ise tamamen kendilerini maneviyata adamışlar var, ama onlar da maddi dünyayı ihmal ettikleri için o kısım karanlıkta kalıyor ve onlar da maddi dünyadan korkup, kendilerini maneviyata adıyorlar fena halde ve onların da dünyaya pek bir katkıları olmuyor. Anlayacağınız dünyamız fena halde dengesiz vaziyette. Herkes kendinden ve birbirinden korkuyor; maddeye dalan maneviyi, maneviye dalan maddeyi unutuyor. Durumun farkında olan kişi yok değil, ama sayıları o kadar az ki… Ama yine de ellerinden gelenleri “Bir insanın çabası bile çok şeyi değiştirebilir.” inancıyla yapmaya çalışıyorlar, fakat bu çabalar ne kadar yeterli geliyor tartışılır. Kısaca bütüne baktığınızda anlayacağınız insanlık olarak dibe vurduk vuracağız.saygılarımla daha cok beklerız bızı yok edecek felaketleri aklımızı kullanmasak

Yorumu gönderen: mevalî-i nefs, 30.03.2010, 09:03 (UTC):
allahın selamı cümlemizin üzerine olsun! Hz. peygamber (sav) sonunda bıktı da bilmiyorum deyiverdi, kıyamet saatini soran müminlere...Ancak Hz. Ali(ks) hazretlerine bir sır verdi ki o da gitti kör kuyulara haykırdı...ve nice kıyametler koptu..Kör kuyu denilen biz kenter kullarız..Hz Ali aslında sırrı bizlere haykırdı..ve biz de ne kıyametler koptu..o sebeple kendi kıyametin kopmadan kendini hesaba çek ki ney gibi inleyesin...

Yorumu gönderen: boşver, 16.03.2010, 18:18 (UTC):
mehdi diye saçmalayan kişi sözüm sana kimi kandırıyosun. dalga geçtiğin şeyin farkındamısın. din dediğin sadece sağda solda islamı kabul ediyorum demekle olmaz. 2108 yılında kıyamet kopacakmış. nerden biliiyosun. tövbe haşa sen melek falan mısın. iyi bir silkelen kendine gel.

Yorumu gönderen: tayfun , 07.03.2010, 21:42 (UTC):
mehdi haşa deyıp töğbe et sen kim oluyorsunda yüce ALLAHIN (c.c) işine burnunu sokuyorsun töğbe de senın gibilerin dilini koparmak farz oldu neden bu kadar üzerımıze gelınıyor haşa haşa dınımıze,peygamberimize dil uzatılıyor tobe tobe bu hep başka dınlerdekı buyuklerın marifeti dün bır yazı okudum vanda ermeni kiliseleri onarım restore edılecekmiş bu tur ınsanların hatası ya ermeniler hrıstıyanlar yahudıler ne zaman camılerımızı onarmıslar daha dune kadar camıler yakılıyodu haşa haşa peygamber efendimizin karikatorleri yayınlıyorlardı ne çabuk unuttunuz ltf artık kendimize gelelim haddimizi aşmayalım ALLAHIM bunun gıbılerın şerrinden sana sığınırız amin....

Yorumu gönderen: yılmaz, 14.01.2010, 00:02 (UTC):
ne oluyor herkesden bir şekil acayip sözler çıkıyor ne iş
mehdiliğe soyunanmı var yoksa banamı öyle geliyor
nerden uyduruyorsunuz 2108de kıyamet kopacak lafını
saçmalamayı bırakın ALLAH azze ve celle kendisine şirk koşanları affetmeyeceğini söylemiştir
bir an önce tevbe edin doğru yola devam edin

Yorumu gönderen: ibrahim, 26.11.2009, 13:47 (UTC):
habu ruhbanrabanı peygamberımız eustunukmu taslıyor ne yapıor

Yorumu gönderen: laleli, 15.11.2009, 20:48 (UTC):
sadece ben inanmiyorum mehdiye 2108 de kıyamet kopacağını sana Haşa Allah mı bildirdi efendimiz Hz. Muhammed a.s. ma bile söylememiş iken senin gibi bir ÇKL amı söyleyecek.

Yorumu gönderen: hızır, 13.11.2009, 20:30 (UTC):
bu kadar mühim bir haberi buradan mı veriyorsunuz sayın mehdi.?

Yorumu gönderen: mehdi, 04.10.2009, 14:41 (UTC):
ben ruhbanrabani muhamet mehdi selam 2108 yılında kıyamet kopacak ilahi müdahale mutlak gerçekleşecek mesihin habercisi



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792271 ziyaretçi (102914533 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.