Battal Gazi Destanı, I
 

Battal Gazi Destanı

1. Bölüm

Battal Gâzi Destanı, Allah’a hamd ve senadan sonra Hz. Muhammed dönemindeki Battal Gâzi’nin gelişini haber veren olayla başlar. Rivayete göre, birgün Cebrail, Hz. Muhammed'e gelerek, kendisinden 2 yüzyıl sonra bir yiğidin geleceğinden ve Rum diyarını fethedeceğinden bahseder. Hz. Muhammed, bu haberi sahabelerine anlatır. Hz. Muhammed, Battal Gâzi’ye verilmek üzere ağzının barını ve mektubunu sahabelerinden Adülvehhâb’a emanet eder. Destanda bu kısımdan sonra başta 4 halife dönemi olmak üzere İslam tarihinin önemli olayları kısaca özetlenir. Bu arada Battal Gâzi’nin soyu Hz. Muhammed soyuna dayandırılır ve silsilesi ortaya konulur.

Aradan 2 yüzyıl geçer. Hikâye M.S. 8. yüzyıllardaki Malatya’da başlar. Daha Battal Gâzi doğmamıştır. Dönemin Malatya emiri Numan’dır. Ömer adlı bir oğlu olur. Bu sıralarda Battal Gâzi’nin babası Hüseyin Gâzi, dağlarda avlanmaktadır. Şam dağlarında avlanırken bir geyiğin peşine takılır. Geyik Hüseyin Gâzi’yi bir mağaraya götürür ve gözden kaybolur. Mağarada Cafer’e yani Battal Gâzi’ye verilmek üzere Allah tarafından yerleştirilen çok iyi bir at, süngü, Hz. Âdem'in
iki bölük saçı, Hz. Davut'un zırhı, Hz. İshak'ın zırhlı örtüsü, Hz. Hamza’nın bütün silahları vardır. Atın ismi Aşkar’dır ve bu isim de Allah tarafından verilmiştir. İlk önce Hüseyin Gâzi ata sahip olmak istemiş ancak gaipten gelen sesi duyana kadar Aşkar, Hüseyin Gâzi’ye teslim olmamıştır. Hüseyin Gâzi, bu atın ve silahların kendisi için değil, Cafer için saklandığını anlar ve emanetleri alıp geri döner.

Yolda bir yerde uyuyup rüyasında Cafer’in kendi oğlu olacağı ve Rum diyarını fethedeceği müjdelenir. Bir süre sonra Emir Numan ölür ve yerine oğlu Ömer, Malatya emiri olur. Yine bu sırada hizmetçisi Tavabil Rumi, Hüseyin Gâzi’ye oğlu olduğunu müjdeler. Emir Ömer, çocuğun talihine bakar ve talihinin çok iyi olduğunu görür, çocuğun ismini Cafer koyar. Cafer yavaş yavaş büyür, ancak diğer çocuklardan farklıdır. Güzel ve babayiğittir.

Hüseyin Gâzi avlanmaya meraklıdır. Birgün yine avlanmak için Mamuriyye tarafına gider ve o sıralar şehrin başında Rum kayserinin eşinin kardeşi Mihriyayil vardır. Mihriyayil, Hüseyin Gâzi’yi yakalar ve şehit eder. Birgün yarenler Abdüsselam, Ali bin Haşim, Yahya bin Mansur, Emir Ömer ve Abdülvehhâb otururlarken Hüseyin Gâzi’nin kızıl kana bulanmış atını görürler. Müminlerin habercisi Yahya bin Münzir, Hüseyin Gâzi’nin şehit edildiğini haber verir. Müminler ve dönemin halifesi Tavamık bin Mad yasa boğulurlar.

Malatya’da Hüseyin Gâzi’nin yerine, Cafer küçük olduğu için başkomutan olarak Abdüsselam’ı dikerler. Bu olay üstünden 10 yıl geçer. Cafer, 13 yaşına basmıştır. Güçlü bir delikanlı olur. 4 kutsal kitabı okumuş, tefsir ve hadis ilimlerini öğrenmiştir. Şehrin vaizi olur. Ayrıca Gazan adlı silahşordan, silah ve savaş ilmini öğrenir. Birgün gezi sırasında arkadaşları Cafer’in ilimde ve silahşorlukta ne kadar üstün olduğunu görünce babasının mansıbını talep etmesini teklif ederler. O kadar ısrar ederler ki Cafer’in gönlü bunu istemeye başlar. Durumu Emir Ömer’e açar. Abdüsselam, babasının kanını yerde koymaması şartıyla ancak babasının mansıbını alabileceğini söyler.

Cafer, o gece babasının kanını almak için Mihriyayil’i aramaya gider. Yolda ruhban gibi görünen Şemmas’la tanışır ve bir süre onun yanında kalır. Daha sonra intikamını almak üzere yola koyulur. Yolda Mihriyayil’in kardeşi Şamseb’le karşılaşır ve onu öldürür. Daha sonra Mihriyayil’i ve ün yapmış on 4 beyi öldürür. Oradaki Eflahun adlı köle Müslüman olur. Öldürülen beylerin kellelerini alıp Malatya’ya döner. Malatya’da Cafer, babasının kanını aldığını ispatlar ve babasının mansıbını alır.

Bu haberi alan Kayser, oğlu Şemun’u İbriyanus ve Kibriyanus adlı pehlivanlarla ve 40.000 askerle Malatya üzerine gönderir. Malatya beyleri Cafer’e bu belayı başlarına açtığı için kızarlar. Cafer, o gece kale kapıcısı İbrahim’e zorla kapıyı açtırarak savaşmak üzere tek başına gider. Bu aynı zamanda Cafer’in ilk savaşıdır. Şemun’un ordusuna karşı gelir ve yüce pehlivanlardan çoğunu öldürür. Bu sırada Malatya beyleri yanlış yaptıklarını anlarlar ve orduyu toplayıp Cafer’e yardıma giderler. Müslüman Türk ordusu burada büyük bir zafer kazanır. Savaşa gelen kayserin oğullarından Rebi tutsak edilir ve Müslüman olur.

Savaşın ardından Hıristiyan kılığındaki Şemmas Pir, gerçek kimliğini ortaya koyar ve asıl isminin Abdülvehhâb olduğunu söyler. Hz. Muhammed zamanında olan olayı anlatır ve Hz. Muhammed’in mektubunu Malatya ulularına gösterir. Yine Abdülvehhâb’a emanet edilen Hz. Muhammed’in ağzının barını Cafer’in ağzına koyar. Cafer bunu yer yemez bütün ilimleri ve 72 türlü dili öğrenir. Savaştan elde edilen ganimetten Halifeye de gönderilir.

Hikâyenin 2. bölümünde, ünlü Bizans pehlivanı Ahmer’in Cafer tarafından Müslüman edilmesi anlatılır. Daha önceki bölümde büyük bozguna uğrayan kayserin ordusu, geri döner. Kayser bunun üzerine daha büyük ordu toplayarak oğlu Şemun’u, Şemmas ve en önemli pehlivanı Ahmer’le birlikte Malatya üzerine gönderir. Malatya Gâzileri haberi alınca onlarda bir ordu toplarlar. Fakat Müslüman ordusu, sayıca kayserin askerinden çok azdır. Bu yüzden de bir dağın eteğine ordugâh kurup çevresini hendekle kazarlar. Aslında bu yer bundan sonraki savaşların olacağı ana mekânlardan biridir. Savaşta hendekten dışarı çıkıp içeri girilebilecek bir savunma hattı oluşturulmuş olur.

Savaş sırasında ilk olarak taraflar arasında teke tek mücadeleler yapılır. -Battal Gâzi Destanı’nda bu sahnelerin ayrı bir önemi vardır.- Bu sırada sinirler iyice gerilir ve savaş stratejileri belirlenir. Her 2 taraf birbirini tanır. Bu cenkleşmelerde Caferle Ahmer karşı karşıya gelirler ve Cafer, Ahmer’i yener. Gün akşam olur ve herkes tarafına çekilir. Cafer, Ahmer’i takip eder ve onu konağında bulur. İkisi güreş tutarlar ve kim yenerse, yenilen onun dinine girecektir. Cafer, Ahmer’i yener ve Ahmer Müslüman olup Ahmed-iTarran ismini alır. Ahmed-i Tarran ise Cafer’e Battal Gâzi ismini verir.

Hikâyede bundan sonra Cafer, Battal Gâzi olarak anılırken, Ahmer de Ahmed-i Tarran olarak anılır. Birgün sonra Ahmed-iTarran savaş meydanında Seyyid Battal ile tekrar karşılıklı cenge girer. Tekrar yenilince artık tam olarak Müslüman olup, kayserin ordusuna karşı savaşmaya başlar. Tabi kayserin ordusu sayıca çok fazladır ve bir ara Müslüman ordusu bunalır. Bu sıra Cafer’in duasıyla birlikte Allah tarafından bir fırtına çıkar ve kâfir askerinin üstüne tozu toprağı götürür. Böylece kâfir askeri bozguna uğrar. Hemen fetihname yazılıp Şam’daki halifeye ganimetlerle birlikte gönderilir.

3. hikâyedeyse kayserin 4 oğlunun 500.000 askerle Malatya üzerine gelmeleri ve tekrar Battal Gâzi tarafından bozguna uğratılmaları anlatılır. Aradan kış geçer. Bahar geldiğinde Battal Gâzi birgün geziye çıkar. Gezi sırasında bir konakta çok güzel bir kız görür ve âşık olur. Kız Battal Gâzi’nin amcası Hasan’ın kızıdır. Fakat
Battal Gâzi bir türlü kızı isteyemez. Bunun üzerine 40 gün geçer.

Bir gece Emir Ömer, rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Rüyasında, Hz. Muhammed, Hasan’ın kızını Battal Gâzi’ye verir ve Emir Ömer’den kızı istemesini söyler. Emir Ömer, Hasan’dan kızı ister ve Battal Gâzi böylece Zeynep Banuyla evlenir. Bu arada Mamuriyye beyi Mihran kayserden asker talep eder. Kayser, 4 oğluyla birlikte 500.000 askeri Malatya üzerine gönderir. Malatya Gâzileri, ancak 20.000 asker toplayabilirler. Tekrar önceki savaştaki dağın eteğine gelip kuyular kazarlar. Bu arada savaş meydanına Battal Gâzi’nin eşi Zeynep Banu da gelir. 2 taraf da savaş meydanına yerleşir. 300 kişilik ilk grubu Seyyid ve 10 silah arkadaşı tek başlarına bozguna uğratırlar. Daha sonra kâfir askeri dağı kuşatır ama Müslüman askerler buna da fırsat vermezler.

Sonraki günler teke tek vuruşmalarda Seyyid Battal Gâzi ve silah arkadaşları başta İstanbul’un beyi Tekfur olmak üzere birçok kâfir beyini öldürürler. En son bu durumu gören kayserin oğlu Şemmas, dayanamaz ve meydanda Battal Gâzi’ye karşı yürür. Battal Gâzi, bunu bağlayıp esir eder. Bu durum karşısında bütün kâfir askeri hamle kılar. 2 ordu birbirine karışır ve kâfir askeri bozguna uğrar. Bu arada çadırda bağlı olan Şemmas ellerini çözüp kaçmayı başarır. Battal, onu aramaya gider ve tekrar yakalayıp getirir. Şemmas tekrar kaçmayı başarır ve Battal’ı öldürmek üzere geldiği çadırda, Zeynep Banu’yu bulup kaçırır. Seyyid, durumu anlayınca tekrar Şemmas’ın peşine düşer ve İstanbul’a kadar gider.

Kayser, Zeynep Banu’yu küçük kızı Mehpeyruz’un yanına koyar. Mehpeyruz, 40 gündür Hz. Muhammed’i rüyasında görmektedir. Seyyid gelip Zeynep Banu’yu ve Mehpeyruz’u bulur, beraber gizlice kaçarlar. Bu arada Battal Gâzi, Mehpeyruz ile de evlenir. Kayser durumu haber alınca oğullarını Battal Gâzi’nin ardınca gönderir. Yolda karşılaşırlar. Mehpeyruz, ağabeyleri Şemmas ve Konstantin’i yaralar. İkiz kardeşi Ramini’yiyse Müslüman yapar. Battal Gâzi, Ramini, Zeynep Banu ve Mehpeyruz, gelen orduyu bozguna uğratırlar. Malatya’ya gelirler. Yine bir fetihname yazdırılıp Halife’ye gönderilir.

4. bölümde Abdüsselam’ın Rum’a gidip esir olması ve Battal Gâzi tarafından kurtarılması anlatılır. Hikâyenin başından bu yana Abdüsselam, Battal Gâzi’nin başarılarını çekemez ve onu kıskanır. Başkomutanlığı elinden aldığı için Battal Gâzi’yi hiç sevmez. Battal Gâzi’nin bu başarılarından sonra kıskançlığından sinirle çıkar
gider. Tarsus’a varır. Tarsus beyi Muhammed ibn-i Hüseyin, Abdüsselam’ın arkadaşıdır. Abdüsselam, derdini orada açıp Seyyid’den dert yanınca, mecliste bulunan Nasr-ı Hubbab, Battal Gâzi’nin hüner gösterdiğini, bu durum karşısında kendisinin de hüner gösterip mansıbı tekrar geri alabileceğini söyler. Ne yapacağı konusunda
da, şunları sıralar: Harcan’daki kayserin kızını getirmesini, ya da İstanbul’da Serabil Keşişi öldürmesini ya da ab-ı mabudiyyeyi dökmesini ya da İsa Mesih’dan bu yana yanan kandili söndürmesini ya da kızıl altından putu getirmesini söyler. Böylece bunlarla halifeden tekrar eski mansıbını talep edebileceğini belirtir.

Abdüsselam, bu öneriler doğrultusunda elbiselerini değiştirip Rum’a gider. Fakat kayser bunun geldiğini haber alır ve yakalattırır. Buna bir ham gön giydirirler ve güneşin altına asarlar. Deri kurudukça büzülür ve Abdüsselam’ı dayanılmaz acılar içinde yavaş yavaş öldürmeye başlar. O zaman İstanbul’da yaşayan Müslümanlardan Müheng-i Hindi durumu Battal Gâzi’ye bildirir. Battal Müheng-i Hindi’nin yardımıyla Abdüsselam’ı kurtarmaya gider. Kendini bir keşiş kılığına sokar ve İstanbul’un en yüce ruhbanı Meftul’un yanına varır. Meftul’u Kudüs’teki yeğeninin kendisi olduğuna inandırır. Bütün ruhbanlar Battal Gâzi’nin vaazları karşısında hayran kalırlar. Hatta Battal Gâzi, Ayasofya’da kayser dâhil bütün Bizans ulularına vaaz ve nasihat eder. Gece Abdüsselam’ı Müheng ile kurtarmaya gider ve onu oradan kurtarır. Müheng’in evine gelerek Abdüsselam’ı orada tedavi etmeye başlar. Gündüz ruhban kılığında İstanbul’da faaliyetlerine devam eder.

Abdüsselam, iyice iyileştikten sonra bir gece keşişlerin ulusu Serabil’in yanına gelir ve Serabil ile birlikte 400 yüce keşişi öldürür. İsa Mesih’dan bu yana yandığı söylenen kandili bozar. Ab-ı mabudiyyeyi döker. Kızıl altından putu alır. O gece Battal Gâzi, Müheng’in evinden Abdüsselam’ı alıp Malatya yoluna düşer. Yolda giderken bir yerde yol ikiye ayrılır. Abdüsselam’ın gözleri dolar. Orada Serabil denen bir beyin Nevruz Banu adında bir kızı vardır ve ona âşıktır. Battal Gâzi, Abdüsselam’ı orada bırakıp kaleye gider ve keşiş kılığında içeri girer.

Battal Gâzi, şehrin başında bulunan Tefanuş’u öldürüp Nevruz Banu’yu kaçırır. Fakat Tefanuş’un oğlu Mihriyanus 12.000 askerle Battal Gâzi’nin arkasına düşer. Battal Gâzi, Mihriyanus’u öldürünce ordusu da bozulur. Abdüsselam, Battal’ın bu iyilikleri karşısında çok müteşekkir kalır ve Battal’a karşı olan bütün kini gider. Malatya’ya gelirler ve Nevruz Banu Müslüman olup Abdüsselam ile evlenir.

5. hikâyede Battal Gâzi’nin babasının katillerinden Mihran’ı öldürmesi anlatılır. Birgün Tarsus uluları otururken Nasr-ı Hubbab, Battal Gâzi’yi över. Meclisteki Medhor, Battal Gâzi’nin daha babasının kanını almadığını, Mihriyayil’in kardeşi Mihran’ı öldürmediğini belirtir. Bunun üzerine Muhammed ibn-i Fellah, Battal Gâzi’nin intikamını almak üzere Mihran’ı öldürmek için yola koyulur. Muhammed, yolda bir manastırın önünden geçer. Manastırdaki Mihriyayil’in kızı rüyasında Hz. Muhammed’i görmüş ve onu Muhammed ibn-i Fellah’a vermiştir. Bu arada Battal Gâzi, durumdan haberdar olur ve
Muhammed’in peşinden yola çıkar.

Muhammed, Mihran’ı 40 silahlı kölesiyle bulur. Muhammed, 40 köleyi de öldürür ancak yorulmuştur ve Mihran bunu öldürmek üzereyken BattalGâzi yetişir, Muhammed’i kurtarıp Mihran’ı öldürür. Manastırda 40 Müslüman esirdir. Onları çıkarıp manastırdaki 40 güzel kızla evlendirirler. Buradan Tarsus’a gelirler. Fakat Tarsus yakınlarında Sinbat adlı bir kâfir kale kurmuş ve yolları kesmiştir. BattalGâzi), Malatya’ya mektup yazarak yardım ister. Ahmet Tarran, Abdülvehhâb, Tavabil, Nasr-ı Hubbab ve 300 pehlivan yardıma gelirler. Tarsus beyi de 300 kişiyle destek olur. Sinbat’ın ordusunu kırarlar ve Sinbat kaleye sığınır.

Battal Gâzi kalenin su yolunu kullanarak kalenin içine girer. Sinbat’ı ve 40 kişiyi öldürüp kale kapısını açar. Müslüman askerler, içeri girip kaleyi fethederler. Birgün yine bir yaşlı adam ağlayarak Battal Gâzi’ye gelir. Muhammed ve Said adlı oğullarının kayıp olduğunu söyler. Seyyid bunun üzerine Aşkar’a binip Rum’a yönelir. Yolda bir kaleye gelir. Oradaki bir manastırda şenlik vardır ve şenliğe Şemun da gelecektir. Esir edilen Müslümanlar işkenceyle öldürüleceklerdir.

Battal Gâzi hemen manastıra yönelir. Manastırın önünde Şemun ve Gazban çadır kurmuşlardır. Seyyid gizlice manastıra girip Müslüman esirleri kurtarır. Gazban’ı öldürür ve Şemun’a oğlunun ava gittiğini söyler. Şemun da ava gider. Hapisten kurtulan 70 Müslüman, Şemun’u yakalayıp parça parça ederler. Şemun ve Gazban’ın öldüğünü gören asker bozulur ve kaçar. Battal Gâzi, Muhammed ve Said’i alarak Malatya’ya gelir. İhtiyar, oğullarını görüp mutlu olur. Bütün olanlar halifeye mektupla bildirilir.

6. hikâyede kayserin vezirinin, kızı Beyza’yı Battal Gâzi’yi öldürmek üzere göndermesi anlatılır. Battal’ın oğullarını öldürdüğünü haber alan kayser çok üzülür. Bunun üzerine kayserin veziri Akratis, Beyza adlı kızını Battal Gâzi’yi öldürmek üzere Malatya’ya gönderebileceğini söyler. Kayser bu işi başarırsa Beyza’yı oğluna alacağını
söyler. Bunun üzerine Yahudi tüccar Yemlihayla Beyza’yı bir sürü hediyeyle Battal Gâzi’ye gönderirler. Battal Gâzi, Beyza’dan hoşlanır. Beyza bunu fırsat bilerek bir gece Battal Gâzi’yi öldürmeye çalışır; fakat Battal engel olur. Beyza hemen Müslüman olup aman diler. Yahudi Yemliha İstanbul’a kaçar.

Diğer taraftan birgün Battal Gâzi, dostlarıyla otururken Abdurrahman adlı kişi içeri girer. Aliyun adlı kâfirin İstanbul’da deniz kenarına ev yaptırdığını ve eline geçen
Müslüman'ı öldürüp bahçesindeki ağaçlara kellelerini astırdığını söyler. Battal Gâzi, Şemmas Pir’in yanına uğradıktan sonra bu deniz kenarındaki köşke gelir. Orada Muhammed bin Fellah ile karşılaşır. Bu arada Aliyun’un babası Dehyan çıkagelir. Battal Gâzi, Dehyan’ı ve sonra Aliyun’u öldürüp başlarını ağaca asar. Bu arada Tarsus beyleri yardıma gelirler. 20.000 kâfir askerini kırarlar.

Muhammed bin Fellah ve Battal Gâzi, Malatya yoluna düşerler. Yoldayken Muhammed, Mihriyayil’in kızının öldüğünü ve burada bir kıza âşık olduğunu belirtir. Battal Gâzi, bu kızın Yahya ibn-i Efşan adlı Müslüman'ın kızı olduğunu anlar ve Muhammed’i kızla evlendirerek orada bırakır. Kayser, Aliyun ve Dehyan’ın ölümünü haber alınca korkusundan Battal Gâzi’ye mektup yazar. 2 şehrin anahtarını ona gönderir ve haraca razı olur.

Battal Gâzi Malatya’da dostlarıyla otururken içeri Kasım ve Mansur adlı 2 genç girer. Mallarını amcalarının gasp ettiğini ve kendilerine geri vermeye razı olmadığını söylerler. Battal Gâzi, İskenderun kadısına mektup yazarak durumu düzeltmesini söyler. İskenderun kadısı gerekeni yapar ve gençlere mallarını verir. Bir 2 gün sonra bu 2 genç, bir kavgaya karışırlar ve adam öldürmeye teşebbüsten hapse girerler. Bunlar hapisten kaçarlar ve Kaymuna şehrine gelirler. Şehrin beyi Kantur, bunları zindana atar. Kasım ve Mansur’u Kantur’un kızı Hıristiyan yapar ve Kantur, bunlara önemli mevkiler
verir.

Birgün Kantur, Battal Gâzi’den çok şikâyet eder. Kasım ve Mansur, Battal Gâzi’yi getirebileceklerini söylerler ve bu söz üzerine Malatya’ya gelirler. Battal Gâzi’ye kadının malları kendilerine vermediğini söylerler. Battal Gâzi hazırlanıp yola koyulur. Yolda bir yerde uyurken bu 2 kardeş Battal Gâzi’yi öldürmek isterler ancak kıyamazlar ve Kantur’a haber verirler. Kantur gelip Battal Gâzi’yi yakalar, zindana atıp kaysere mektupla durumu bildirir. Bu sırada Kaytur Hz. Muhammed’i rüyasında görür ve bütün beyleriyle birlikte Müslüman olur. Durum bizzat Kaytur tarafından halifeye bildirilir. Bundan sonra Kaytur Çuy-ı Ferakıb çayının kenarında Abad Kalesi’ni yapar.

7. hikâyede Battal’ın Mağrib’e gidip Firdevs’i öldürmesi anlatılır. Birgün Seyyid evde yemek yerken lokmalar elinden düşer. Battal Gâzi bunun bir şeye işaret olduğunu anlar. Çok geçmeden içeri Tavabil adlı bir Yahudi girer. Samiyye şehrinden geldiğini ve oranın Firdevs isimli bir pâdişâhı olduğunu söyler. Firdevs’in kızına âşık olduğunu belirtir. Ayrıca Samiyye kalesinde 70 Müslüman'ın esir olduğunu ve Hz. Muhammed sülâlesinden insanların, Hz. Ömer ve Ebû Bekir soyundan kişilerin esir yattığını anlatır. Oradaki bir yaşlı kişinin kendisine mektup verdiğini ve mektubu Battal Gâzi’ye iletirsen istediği kızı alabileceğini söylediğini anlatır. Eğer sevdiği kızı alırsa kendi de Müslüman olacağını belirtir.

Battal Gâzi, Yahudi Tavabil ile Batı'ya doğru yola koyulur. Deniz kenarına geldiğinde Aşkar’ı bir aslana emanet eder ve gemiye binerler. Bir adaya gelirler ve orada Firdevs’in Battal Gâzi’yi öldürmek üzere gönderdiği Sincar adlı pehlivanla karşılaşırlar. Battal Gâzi onu öldürür ve Sincar’ın kılığına girip Samiyye’ye gelirler. Firdevs’e Sincar’ın Battal Gâzi’nin kellesiyle geldiği haberi ulaşır. Firdevs büyük bir törenle Sincar zannettiği Battal Gâzi’yi karşılar. Battal Gâzi, Firdevs’in davetlisi olarak saraya gider ve orada Firdevs’i öldürür. Zindandaki Müslümanları çıkarıp onları silahla donatır. Firdevs’in ünlü 10 beyini de öldürür.

Haber duyulunca şehir birbirine karışır, ufak bir mücadeleden sonra bütün halk Müslüman olur. Battal Gâzi, peygamberin soyundan olan Asım’ı kuyudan çıkarır. Ebû Bekir soyundan Avf’ı ve Ömer soyundan Ebû Tahir’i de kurtarır. Bu arada Firdevs’in öldüğünü haber alan Calut isimli oğlu ve Harut adlı damadı ordu toplayıp kale kapısına dayanırlar. Battal Gâzi, gece kâfir ordusunu birbirine kırdırır. Sabah yabancı kimsenin olmadığını gören Calut sinirlenir ve Battal Gâzi’yi meydana davet eder. Battal Gâzi meydana iner ve Calut’u öldürür. Bu sefer Harut hamle kılar. Bir 2 hamle ardından Battal Gâzi, kaçar gibi görünerek at sürer ve Harut Battal Gâzi’nin ardınca gider. Battal Gâzi, bunu ıssız bir yerde öldürür ve Harut’un kılığına girer. Geri Harut’un çadırına gelir.

Çadırdayken Harut’un kardeşi Talut’u çağırır ve onu da çadırda öldürür. Gece kaleye gider ve sabah kâfir askeri durumu öğrenince kaçışmaya başlarlar. Bu sırada Hz. Hızır, bunların önünü kesip Battal’ın dinine neden girmediklerini sorar. Kâfirler, İsa Mesih'in ölüyü dirilttiğini, eğer Battal Gâzi de ölüyü diriltirse Müslüman olacaklarını söylerler ve durumu Battal Gâzi’ye de anlatırlar. Battal Gâzi hemen savaşa son verir ve 40 gün mühlet ister. Asım hazretleri, Battal Gâzi’ye ölüyü diriltme duasını Hızır İlyas makamında 40 gün oruç tutarak öğrenebileceğini söyler.

Battal Gâzi Hızır İlyas makamına gider ve 40 gün oruç tutup ibadet ettikten sonra İlyas peygamberden ölüyü diriltme duasını öğrenir. Tekrar Samiyye’ye gelir ve şehrin uluları ve halkı huzurunda Firdevs’in öldürdüğü bir kız ve oğlanı diriltir. Dirilen 2 ölü de Müslümanlığa ikrar getirirler. Bütün şehir halkı Müslüman olur. Battal Gâzi Ebû Bekir oğlanlarından Abdüllokmın’ı oraya halife diker ve Firdevs’in kızını Yahudi tacire verir. Yahudi tacir hemen Müslüman olur. Battal Gâzi, Asım hazretleriyle Malatya yolunu tutar. Geri denizden gelirler ve karaya çıkınca Battal Gâzi bir nara haykırır. Arslan Aşkar’ı ve yanında 700 at daha getirir.

Hikâyenin devamında Bahtiyar adlı kâfirin hikâyesine geçilir. Battal Gâzi Malatya yoluna devam ederken yolda bir kaleye rast gelir. Kalenin Müslümanlara çok eziyet eden acımasız Bahtiyar adlı pâdişâhı vardır. Battal Gâzi kaleye bir çoban kılığında girer ve Bahtiyar’ı öldürür. 700 Müslüman'ın da hücumuyla kale ele geçirilir. Battal
Gâzi kaleyi yıkıp harap eder ve içindekileri Müslüman yapar. Bu arada Battal Gâzi’nin Batı’ya gittiğini haber alan Kayser bunu fırsat bilip hemen Şahseb adlı meşhur pehlivanı, Sercayil ile 100.000 askerle Malatya üzerine gönderir. Malatya Gâzileri, durumu haber alınca tekrar Malatya dışındaki Feth-i Cebel isimli dağın eteğine gelip kuyular eşerler ve kuyuların arkasına sığınırlar. Fakat savaş başlayınca Müslümanlar çok bunalırlar.

Ahmed Tarran, Abdülvehhâb, Cude Gâzi gibi 14 seçme pehlivanı esir ederler. Emir Ömer, halifeye hemen mektup gönderir. Eba Müslim’in torunlarından Ali bin Mızrab 12.000 Harezmli yiğitle yetişir. Fakat savaşta Ali de çok ağır yaralanır ve bacağı kopar. Kâfir askeri tam Malatya’ya girecekken Battal Gâzi yolda yetişir. Ölüyü diriltme duasıyla Ali’nin kopan bacağını iyileştirir. Battal Gâzi’nin gelişiyle savaş Müslümanların lehine gelişir. Battal Gâzi Şahseb’i öldürür ve kâfir askeri bozulur. Savaş ganimetinden beşte bir çıkarıp Asım, Tahir ve Avk ile halifeye gönderirler. Daha sonra bu 3 kişi Kâbe’ye geçip oraya yerleşirler.

8. hikâyede Battal’ın Battal Gâzi’nin Rum’da esir olup kurtulması anlatılır. Ordunun bozulduğu ve Şahseb’in öldüğü haberini alan kayser korkar. Mücayil adlı vezir bütün yolların bağlanmasını ve Battal Gâzi’nin böylece yakalanabileceğini söyler. Bu durumu haber alan Battal hemen yola koyulur. Battal’ın arkasından Musa, Cude Gâzi, Ahmed Tarran, Abdülvehhâb, Nasr-ı Hubbab, Eflahun, Abdüsselam, Muhammed, Nezir, Ali bin Haşim, Yahya, Kasım ve Mansur gelirler. Battal Gâzi bunların gelişine memnun olmaz ve kendisinin tek başına daha iyi mücadele edeceğini söyler. Arkadaşları Rabia hazretlerinin kendilerini buraya getirdiğini söylerler.

Daha sonra aynı şekilde Tavabil de çıkagelir. Battal Gâzi arkadaşlarını alır yola koyulur. Bakar ki bütün yollar tutulmuş. Oradan Mıştıran kalesine gelirler. Kalenin pâdişâhı kâfir Kelb bin Sabbah’tır. Battal Gâzi savaştan önce bir göle gusül almaya girer. Aşkar’ı ve elbiselerini gölün kıyısına bırakır. Bu arada Kelb’in baş komutanı oraya gelir. Battal’ı Battal Gâzi’yiöldürmek isterler ancak Battal Gâzi kurtulur. Battal Gâzi’nin atını elbiselerini alıp ve arkadaşlarını esir edip kaleye giderler. Battal Gâzi, suda sabaha kadar yüzer. Bir manastırın önünde sudan çıkıp, manastırda karnını doyurur ve oradaki bir mağaraya sığınır. Daha sonra manastıra Kelb’in oğlu ve Şemun, Battal’ı Gâzi’yi aramak üzere gelir. Battal, askerleri öldürüp Kelb’in oğlunu Müslüman yapar ve manastırdaki Hayz rahiple birlikte bütün rahipleri öldürür. Daha sonra Mıştıran’a yönelirler.

Mıştıran’a gelince Kelb’in oğlu babasına olanları anlatır. Fakat Battal Gâzi kendisini rahip kılığına sokar ve öyle vaazlar eder ki, kimse Kelb’in oğluna inanmaz. Battal’ı şehrin manastırına alırlar. Bu arada Kelb, oğlunun ısrarına dayanamayarak, durumu kontrol etmeleri için manastıra adamlar gönderir. Adamlar Hayz rahibin ve öbür keşişlerin öldürüldüğünü anlatınca Battal Gâzi’yi şehrin içinde yakalarlar. Kayser’e mektup yazarlar. Fakat gece Kelb rüyasında Hz. Muhammed’i görür ve bütün şehriyle beraber Müslüman olur. Kelb ismini Abuzer olarak değiştirir.

Kayser Battal Gâzi’nin esir olduğu haberini alınca Kilbad’ı 100.000 askerle Malatya üzerine gönderir. Battal durumu haber alıp Kilbad’a 2 gün içinde yetişir. Bir gece Kilbad’ın çadırına gizlice girer fakat Kilbad’ın çok genç olduğunu görünce belki Müslüman olur diye dokunmaz. Yanına bir mektup bırakıp gider. Fakat Kilbad Müslüman olmaz ve savaş başlar. Tam kâfir askeri bozulacakken 100.000 kâfir askeri Süheyl bin Sinbat, Tefanuş komutasında gelirler. Müslüman askeri gayretle kâfir askerini tam bozacakken bu sefer Konstantin 100.000 askerle çıka gelir. Battal Gâzi’nin ölmediği ve Kelb’in Müslüman olduğu haberini alan Arakıl kayser 200.000 askerle desteğe yetişir.

Kayser Müslüman askerin azlığını görünce beylerine bu askeri yenemedikleri için çok kızar. Battal Gâzi meydana girip Kilbad’ı büyük hünerle öldürür. Kâfir askeri bunun üzerine hücuma geçer. Battal kayserin tahtına yönelir. Elindeki süngüyü kayserin tahtına savurur. Kayser kendini tahtından aşağı atıp kaçmaya başlar. Bu durumu gören kâfir askeri bozulur. Ganimetin beşte birini Abuzerle halifeye gönderirler. Halife de Malatya Gâzilerine hediyeler gönderir.

9. bölümde kayserin en büyük seferi ve bu seferde Battal Gâzi’nin verdiği mücadeleler ve kayseri öldürmesi anlatılır. Birgün Battal, arkadaşlarıyla otururken bir yaşlı kişi gelir ve Harcın’dan geldiğini, kölesini zindana attıklarını ve onu görmeye gittiğinde Cude Gâzi’nin oğlu Musa’yla karşılaştığını söyler. Musa’nın kendisine Malatya’ya gidip Battal Gâzi’ye durumu haber vermesini istediğini belirtir. Battal Gâzi hemen Aşkar’a binip Harcın’a gider. Fakat kaleye girecek yol bulamaz. Ayrıca kale çok iyi korunmaktadır. Günlerce çare arar, bulamaz.

Birgün Çin pâdişâhı, oğluna Tariyun’un kızını almak ister. Bu yüzden de nişan takmak için gelirler. Battal Gâzi, bunlara saldırır, kimini öldürür, kimi canını zor kurtarır. Tariyun hemen oğlu Kasurayla ordu gönderir. Battal Gâzi orduyu bertaraf edip Kasura’yı dağa çıkarır. Tariyun hemen dağa komutanı Mahiyarla binlerce kişilik ordu gönderir. Battal Gâzi bunları da kılıçtan geçirir. Bu sefer Tariyun kendisi binlerce askerle dağa çıkar. Battal’ı namaz kılarken yakalarlar. Hemen kaysere mektup yazıp Battal Gâzi’nin yakalandığını bildirirler. Battal Gâzi’yi zindana atarlar.

Musa, Battal Gâzi’yi görünce üzülür. Battal Gâzi üzülmemesini, her işte hikmetler olduğunu söyler. Aradan bir hafta geçer. Tariyun’un kızı Battal Gâzi’yi Hıristiyan etmek için sık sık yanına gelmeye başlar. Fakat ne etse Battal Gâzi’yi döndüremez. En sonunda Battal, gaipten bir sofra yemek indirir ve kız bu olay karşısında şaşkınlığa düşer ve ah vah ederek oradan ayrılır. Bu arada duvar yarılır ve gaipten taşçı kazması Battal Gâzi’ye verilir. Battal bununla prangalarını kırar, zindanın duvarını kazıp dışarı çıkar. Gülendam’ın odasına gelir. Bu arada Gülendam da peygamberimizi rüyasında görmektedir. Rüyasında Hz. Muhammed Gülendam’ı Battal Gâzi’ye verir. Kız uyandığında Battal Gâzi’yi karşısında bulur. Hemen zindancıyı çağırıp olan bitenden kimseye bahsetmemesini söyler. Zindancı da rüyasında Hz. Muhammed’i görmüş ve Müslüman olmuştur.

Gece yarısı gelip bütün esirleri dışarı çıkarırlar. Esirler Battal Gâziyle Gülendam’a nikâh yaparlar. Battal Gâzi Musa’yı ve 9 yaşlı esiri Malatya’ya gönderir ve olan bitenlerden kimseye bahsetmemeleri için tembihler. Kendi Gülendam’ın yanında kalır.

Gülendam babasıyla otururken kayserden mektup gelir. Kayser, mektupta Battal Gâzi’yi şehrin ortasında hemen yakmasını emreder. Gülendam bunu duyunca babasına Battal Gâzi’nin sağ olmadığını söyler. O sırada zindancı içeri girer ve esirlerin kaçtığı yolunda feryat eder. Zindanda bir kâfir esir ölüsü vardır. Gülendam bunun Battal Gâzi olduğunu söyler. Tariyun ölü cesedi ateşte yakar ve küllerini kaysere gönderir. Kayser bu külleri yüzüne gözüne sürer. Bu haber Malatya’da da duyulur. Battal Gâzi’nin arkadaşları, halife ve bütün Müslümanlar yasa boğulurlar. Zeynep hatun üzüntüsünden ödü patlayıp ölür.

Bu arada kayser Battal Gâzi’den kurtulduğunu zannederek bütün askerini İstanbul’da toplar. Bütün kâfir memleketlere haber salar. Kayserin bu hazırlığından halifenin haberi olur. Her 2 taraf da savaş hazırlığına başlar. Her 2 taraf da kendilerine bağlı ve yakın yerlerin hepsine mektuplar yazıp asker toplarlar. Bu sırada Tariyun da askerini toplayıp kaysere katılmak üzere yola koyulur. Gülendam hamiledir. Battal Gâzi Gülendam’ı babasının yanında bırakıp kayserin ordusuna doğru yola koyulur. Kalun iklimine gelir ve Şemun’un sayısız askerle orada konakladığını görür. Kayser sürekli asker toplamaktadır. Asker yere göğe sığmaz olur. 100 kere 100.000 asker toplanır.

Battal Gâzi Kudüs’e gelince kendini ve atını siyaha boyayıp Hintli kılığına girer. Tariyun’un oğlu Kasura’nın yanına gider. Oradan kaçıp İstanbul’a gelir ve kayserin ordusunda saka suretinde dolaşmaya başlar. Her gece ünlü beylerden 5-6 tanesini öldürür. Kayser dahi bu durumdan âciz kalır. Bunun üzerine herkes
tanıdığına kefil olsun denilir. Herkes birbirine kefil olur ancak Battal Gâzi açıkta kalır. İncil’den ayetler okur ve kaysere dil döker. Kayser bundan etkilenip Battal Gâzi’ye kefil olur. Battal yine geceleri kayserin beylerini öldürmeye devam eder. Kayser baktı olacak gibi değil, hemen orduya hareket emri verir.

Kayserin hareket ettiğini haber alan halife de bir buçuk yıldır topladığı askerle yola çıkar. Battal Gâzi kayserin ordusunda sürekli beyleri öldürmeye ordunun huzurunu bozup zayıflatmaya devam eder. Bu arada kaysere Müslüman ordusunun öncü kuvvetinin görüldüğü haber verilir. Kayser askerlerin bir bölümünü oraya gönderir. Müslüman ordusundan haber getirecek adam aranır. Battal Gâzi hemen bunu yapabileceğini söyler. Sonra gece geri gelip Kapus’u kaçırır. Konstantine gelip Kapus’un Müslümanları bulduğunu ve acele yardıma gelmesi gerektiğini bildirir.

Gece vakti Kapus’un ordusuyla Konstantin’in ordusunu karşı karşıya getirir ve onları birbirine kırdırır. Konstantin’i de kaçırır. Bu şekilde oyunlarla Battal Gâzi Kapus’u, Şemun’u, Tariyun ve oğlunu kaçırıp bunları Şemmas’ın yanındaki bir su kuyusuna hapseder. Yine benzer bir oyunla kayserin veziri Akratis’in ordusuyla Tariyun’un ordusunu birbirine kırdırır. Ölen kâfirin haddi hesabı belli değildir. Akratis, bunları Battal Gâzi’nin yaptığını anlar fakat o da bunları yapan kişinin Battal Gâzi değil de Hintli bir zenci olduğunu zanneder. Battal Gâzi kayserin ordusuna epeyce zarar verir ve Malatya’ya gelir.

Malatya’da herkes uzaktan onu Battal Gâzi’ye benzetir fakat yakına gelince onun siyah olduğunu görüp şüphede kalırlar. Battal Gâzi herkese kendini cinni olarak tanıtır. Müslüman öncü birlikleri Akratis’le karşılaşır. Akratis çok Müslüman'ı şehit eder. Battal Gâzi en sonunda meydana inerek onlarca kâfir beyini öldürür. Her gün dağdan siyah cinni şeklinde iner akşam olunca tekrar geri çıkar. Gece vakti Akratis’in ordusunu birbirine kırdırır. Bu haberleri alan kayser bir ara aklını yitirir. Hekim ararlar, bu arada oraya gelen Battal Gâzi hekim kılığında kaysere ilaç sürer. İlaç kayserin saçını sakalını döküp yüzüne bakılmaz hâle getirir. Müslüman orduları tekrar Feth-i Cebel dağının eteğinde konaklarlar. Kâfir ve Müslüman orduları karşı karşıya gelirler. Her 2 taraftan da kırılanın haddi hesabı belli değildir. Ne zaman ki Battal Gâzi dağdan iner durumu hemen Müslümanların lehine çevirir. Bu savaşlar sırasında halife de yetişip Müslüman ordusuna katılır.

Halifenin geldiği akşam Battal Gâzi gizlice kayserin çadırına gider. Ahmed Tarran ve Mumlan Gâzi’yi oradan kurtarır. Onlara Müslüman ordusuna müjde vermelerini Battal Gâzi’nin ölmediğini söylemelerini ister. Battal tekrar kayserin çadırına gelip kaysere ot koklatıp bayıltır ve onu dağa çıkarır. Sıkıca bağlar ve sonra onu uyandırır. Kaysere kendisinin İsa Mesih olduğunu ve Battal Gâzi’nin ölmediğini, Battal Gâzi’nin ancak onun elinden öleceğini söyler. Tekrar ot koklatıp bayıltır ve çadırında yattığı yere koyar. Sabah kayser uyanır ve rüya gördüğünü zanneder. Beylerine Battal Gâzi’yi ancak kendisinin öldürebileceğini, bunu İsa Mesih’in kendisine söylediğini belirtir. Battal Gâzi o gün gerçek kimliğiyle meydana girip kayseri ister.

Beyler ilk önce meydana kayseri salmazlar. Fakat meydana kim girdiyse ölür. Kayser, Battal Gâzi’yi ancak kendisinin öldürebileceğine inanarak en sonunda meydana girer. Battal Gâzi, kayseri de öldürür. Kâfir ordusu dehşete düşer. Müslümanlar sevinirler. Bu arada morali bozuk ve zayıf düşen kâfir askeri birden hücum ederler. Müslümanlar kâfir askerini bozup savaşı kazanırlar.

Battal Gâzi Şemmas Pir’in manastırındaki kuyudan Konstantin, Şemun, Tariyun, Kalun ve Kapus’u çıkarıp getirir. Battal Gâzi bunları öldürmek ister. Fakat halifenin yanında Ukbe isimli gizli din tutan bir kadı vardır. O engel olup sabaha kadar mühlet ister. Bunları alıp çadırına gider ve kendisinin Hıristiyan olduğunu ve haracı kabul edip barış yapmalarını, kayserin intikamını kendinin alacağını söyler. Sabah olunca barış sağlanır, halife Konstantin’i kayser yapar ve her yıl haraca bağlayıp Müslümanlara kötülük yapmaması konusunda söz alır. Bundan sonra halife birkaç gün Malatya’da kaldıktan sonra bütün pâdişâhlar ve beyler memleketlerine hareket ederler.

10. bölümde halifenin kadısı Ukbe’nin yaptığı fitneler anlatılır. Emir Ömer birgün halifenin adına ziyafet verir. Ziyafet sırasında Ukbe, bir lokmayı Battal Gâzi’ye bir lokmayı Tevabil’e, bir lokmayı da Ebû Ömer oğlanlarından Abdurrahman’a verir. Lokmalar zehirlidir. Birkaç gün geçtikten sonra halife Battal Gâzi’yle vedalaşıp Bağdat’a döner. Battal Gâzi ve arkadaşlarına verilen zehir yavaş yavaş tesir eden zehirlerdendir. Aradan günler geçer.

Birgün Tevabil titrer ve rengi değişip ölür. Peşinden aynı şekilde Abdürrahman zehirlenip ölür. Birkaç gün sonra da Battal Gâzi titremeye başlar. Her tarafı şişer. Saçı ve sakalı dökülür. Hemen halifeye panzehir göndermesi için durum bildirilir. Halife panzehir gönderir. Ukbe, panzehiri götüren postacıyı buldurup şehit ettirir. Ukbe hemen Konstantin’e mektup yazıp durumu bildirir. Konstantin haberi casuslarına doğrulatınca yanında hazır bulunan yüz bin askere hemen emir verip acele Malatya
üzerine yürürler.

Battal Gâzi gün geçtikçe ağırlaşır. Muhammed bin Fellah bir ağaç altında Battal Gâzi için ağlarken Rabia hazretleri gelip Muhammed’i alıp Battal’ın yanına gelir. Battal Gâzi’nin ağzına bir damla panzehir koyar. O an Battal Gâzi’nin gözleri açılır. Şişeyi içince kusarak bütün zehri vücudundan dışarı atar. Şişenin dibinde kalanı yüzüne sürer. Hemen saçı sakalı yerine gelir. Bu ara kayserin geldiğini haber alan Malatya şehrinde ortalık karışmıştır. Battal Gâzi arkadaşlarıyla kayserin ordusunu karşılayıp hücum ederler ve kâfir askerini bozguna uğratırlar. Konstantin kaçarak canını zor kurtarır.

Battal Gâzi tamamen iyileşince Tariyun’a mektup yazıp Gülendam’ı hemen göndermesini ister. Tariyun korkusundan hemen kızını çeyiziyle birlikte gönderir. Ukbe, Battal Gâzi’nin ölmediğini görünce halifeye ve Mumlan-ı Gâzi’ye zehir verir. Halife vefât eder ve yerine oğlu Müslim geçer. Bu arada Abdülvehhâb, Cuy-ı Ferakib kenarında bir makam yaptırmıştır. Herkes bir hediye verir. Battal Gâzi’nin bir şeyi olmadığı için ava çıkar. Avdayken kayserin Çin pâdişâhının oğlu için gönderdiği
kız kardeşini görür. Kızın adı Hümayun Dilefruz’dur. Battal Gâzi kızı çeyiziyle alır. Kız birkaç kez kurtulup kaçtıysa da Battal Gâzi tekrar yakalar ve kızı halifeye gönderir. Halife Dilefruz’u çok beğenir ve devamlı onunla beraber olur.

Kayser kız kardeşinin halifeye götürüldüğünü duyunca çok üzülür. Ukbe, halifeye mektup yazarak kardeşini kaçıracağını söyler ve halife avdayken Dilefruz’u kaçırtıp İstanbul’a gönderir. Daha sonra Ukbe, halifeye Battal Gâzi’nin Dilefruz’u Abdülvehhâb için kaçırdığını söyler. Halife bu duruma çok sinirlenir ve Abdülvehhâb ile Battal Gâzi’yi idam ettirmek için Bağdat’a çağırır. Battal Gâzi halifeden 40 gün mühlet ister. Bu mühletin sonunda Dilefruz’u İstanbul’dan alıp getirir.

Yolda Ukbe’nin kaysere gönderdiği mektupları casuslardan yakalar. Battal Gâzi Abdülvehhâb asılmak üzereyken yetişir. Ukbe’nin gizli Hıristiyan olduğunu evindeki gizli tapınağı bularak kanıtlar. Halife bu duruma çok üzülür ve Battal Gâzi’den özürler diler. Ukbe’yi Battal Gâzi’ye verir. Ukbe, Battal Gâzi’ye kendisini kayserin satın alacağını ve kendisini öldürmemesini söyler. Kayser çok mal gönderir ve Ukbe’yi satın alır. Yolda giderlerken Ukbe’yi tekrar yakalar. Kayser Ukbe’yi tekrar satın alır ve Ukbe İstanbul’a gelir. Kayser Ukbe’yi İstanbul kadısı yapar. Ukbe kadı olunca öküze keçi, keçiye tavuk denilmesini ve fiyatının da ona göre ayarlanmasını emreder. İstanbul halkı bundan çok eziyetler görür.

Birgün Battal Gâzi otururken İstanbul’daki dostu Müheng içeri girer ve olanları anlatıp Ukbe’den şikâyet eder. Battal Gâzi, Aşkar’a binip İstanbul’a gider. Pazarda dururken bir genç, öküz satmaktadır. Ukbe’nin adamları gence bu keçiyi kaça satarsın derler. Genç, hayvanın keçi olmadığını öküz olduğunu söyler. Ukbe’nin adamları gence iyi bir sopa atıp bir daha böyle söylememesini emrederler. Adamlar gidince Battal Gâzi öküzün kaç lira olduğunu sorar. Genç, böyle söylememesini yoksa başının belaya gireceğini belirtir. Battal Gâzi öküzü satın alır.

Bir zaman sonra Ukbe’nin adamları gelir ve öküzü keçi fiyatına Battal Gâzi’den alırlar. Battal Gâzi öküzün kuyruğunun kendisine verilmesi şartıyla kabul eder ve öküzün kuyruğunu alarak keçi fiyatına öküzü verir. Daha sonra bu öküz kuyruğunu yüzüp her tarafına çivi çakarak onu çiviyle döşer. Daha sonra Ukbe’nin evine kadın kılığında girerek onu falakaya yatırır ve her vuruşunda “Bu keçi kuyruğu mudur yoksa öküz kuyruğu mudur?” diye sorar. Ukbe’yi iyice döver. Kayser Ukbe’yi kullanılmayan eski bir hamamına saklar ve orada tedavi ettirir. Battal Gâzi sonunda orayı da bulur ve doktor kılığında Ukbe’nin yanına girip tekrar o çivili kuyrukla aynı soruyu sorarak onu döver. Her tarafı yara bere içinde kalır.

Kayser Ukbe için bir meydan ortasında çadır kurdurur, etrafını askerle doldurup orada tedavi ettirmeye başlar. Battal Gâzi ne yaparsa yapsın Ukbe’nin yanına sokulamaz. En sonunda deli bir ata binen askeri görür. Askerle atı üzerine sohbete başlar. Frenk askeri atının en iyisi olduğunu iddia eder. Battal Gâzi de inanmamış gibi görünerek bunu kanıtlamasını ister. Elindeki kuyruğu gösterip bunu Ukbe’ye göstermesini ve “Keçi mi öküz mü kuyruğu” olduğunu sormasını ve kuyruğu
çadıra atıp kaçmasını ister. Asker denileni yapar ve çadıra gidip kuyruğu sallayıp aynı soruyu Ukbe’ye sorar ve kuyruğu Ukbe’nin önüne atıp geri dönüp kaçar. Ukbe şoka girmiştir. Şoktan çıkınca Battal Gâzi’yi bırakmamaları için feryat eder. Bütün askerler Frenk askerinin peşine düşerler. Battal Gâzi rahatça çadıra girip Ukbe’nin derisini yüzer. Deriye ot doldururlar ve 40 yıl Malatya kalesinde asılı
kalır.

11. hikâyede Battal Gâzi Hindistan’a gider. Birgün Battal Gâzi’nin oğulları mektepten mezun olurlar ve hocalarına hediye götürmek isterler. Battal Gâzi sırtındaki cübbesini çıkarıp verir. Çünkü başka malı yoktur. Gülendam Battal Gâzi’ye böyle uygun olmayacağını söyler. Battal Gâzi de Emir Ömer’in kızını almaya karar verir.
Gidip ister. Fakat Emir Ömer işi yokuşa sürüp karısının aklıyla Battal Gâzi’den Hindistan’daki ak fille birlikte çok mal mülk ister. Battal Gâzi bunu kabul eder ve Hindistan yoluna koyulur. Hz. Hızır'ın da yardımıyla hemen Hindistan’a gelir. Orada Tantaniyye şehrine varır. Şehrin pâdişâhı Mihraseb Battal Gâzi’yi davet etmek üzere bir kulunu gönderir. Battal Gâzi kafir olduğu gerekçesiyle daveti kabul etmez ve orada kavga olur. Bütün şehrin askeri Battal Gâzi’ye hücum ederler. Battal Gâzi çok yara alır ve bir viraneye sığınır.

Mihraseb’in veziri gece rüyasında peygamberimizi görüp Müslüman olur ve gelip Battal Gâzi’yi alıp saraya götürür. Ona hizmet eder. Behnam daha sonra Battal Gâzi’yi Mihraseb’in huzuruna çıkarır. Mihraseb konuşan putunu Battal Gâzi’ye gösterir. Putun içinden şeytan konuşmaktadır. Battal Gâzi Kurân okuyunca put yüzüstü yere düşüp parçalanır ve kelime-i şahadet getirir. Mihraseb bunu görünce İslam'ın hak din olduğunu anlar. Battal Gâzi’ye döner ve bir devin kızını kaçırdığını eğer getirirse bütün memleketiyle Müslüman olacağını söyler. Seyyid Behnam ile birlikte yola koyulur. Yolda 40 karış boylu Ancaf zengi ve kardeşi Azraf zengi vardır. Onları yenerek Müslüman eder.

7 gün yoldan sonra bir kaleye gelirler. O kalede esir olan Kıravan şahının kızı Battal Gâzi’yi karşılayarak devin yerini gösterir. Battal Gâzi tahtı kaldırıp devin gittiği yere gitmek ister fakat bir deniz kenarına gelir. Nasıl geçeceğini düşünürken Hz. Yunus'u içinde taşıyan balık gelip Battal Gâzi’yi alır ve deniz içinde devin olduğu yere getirir. Battal Gâzi devi öldürüp bütün kızları kurtarır ve geri gelir. Bütün memleket pâdişâhları gelip kızlarını görürler ve Müslüman olurlar. Battal Gâzi, Mihraseb’e ak fili sorar. Mihraseb o filin Heylan sulatnının elinde olduğunu haber verir.

7 gün yol gittikten sonra bir meydanda Mısır sultanının ve Heylan sultanının savaştığını görür. Mısır sultanı tam yenilecekken Battal Gâzi’nin yardımıyla kurtulur. Ak fil Heylan’ın altındadır. Ak fil Battal Gâzi’yi görünce Heylan’ı ayağının altında ezip Battal Gâzi’ye gelip uysal olur. Battal Gâzi ak fili ve Emir Ömer’in istediği malların hepsini alıp Malatya’ya gelir. Fakat Battal Gâzi Hindistan’dayken kayser gelip şehri harap etmiştir. Emir Ömer’in kızını da kaçırmışlardır.

Battal Gâzi Aşkar’a binip Rum’a yönelir. Ladikiyye’ye gelir. Orada nişanlısının vezirin oğlu Behmen’e verilmek üzere düğünün yapıldığını görür. Bu sırada Ukbe’nin oğlu Velid, Battal Gâzi’yi tanır ve ayağına düşüp Müslüman olduğunu söyler. Battal Gâzi vezirin oğlunu öldürüp nişanlısını kurtarır ve Velid ile Malatya’ya gelir. Düğün yapılıp Emir Ömer’in kızını Battal Gâzi’ye verirler. Ak fili halifeye gönderirler.

12. bölümde Battal Gâzi’nin Ketayunla macerası anlatılır. Birgün Velid, Battal’ın (Battal Gâzi’nin) evine gelir ve Battal Gâzi’nin karısı Fatıma’yı saçlarını tararken görüp âşık olur. Birgün Battal Gâziyle bağa giderler. Velid, bağın anahtarını unuttuğunu söyleyerek Battal Gâzi’nin evine Fatıma’yı kaçırmaya gelir. Fatıma buna teslim olmayıp bir uçurumdan düşerek ölür. Velid, İstanbul’a kaçar. Battal Gâzi ardınca takip eder. Bir manastıra gelir, ancak içerde Velid vardır ve bunu tanır. Battal Gâzi içeri girip Velid’i öldürmeye çalıştıysa da Velid kaçmayı başarır. Battal Gâzi kaç kez yakaladıysa da Velid her seferinde kurtulur.

Battal Gâzi yolda giderken bir yiğitle cenk eyler. Yiğidi alıp yere vurduğunda bunun bir kız olduğunu görür. Kız meşhur Ketayun’dur. Kendisini yenen bir yiğit bugüne kadar çıkmamıştır ve ilk yenenle evlenecektir. İsmi Adn-ı Banu’dur. O gün meydana toplanırlar. Kız kendini isteyen bütün erkekleri helak eder. Battal Gâzi tekrar onu yener ve Bedrun şaha verir. Hamiran durumu öğrenir ve düğün hazırlıkları yapılır. Bedrun şah ve Adn-ı Banu Müslüman olur. Gerdek gecesi Adn Battal Gâzi’yi ağlarken görür. Battal’ın eşleri ölmüştür ve üzgündür. Adn ona Mehpeyruz’un  kızkardeşi Ketayun’dan bahseder ve o kadar anlatır ki Battal Gâzi görmeden âşık olur. Fakat Ketayun, Battal Gâzi’nin korkusundan denizin ortasında bir kulede oturur. Battal Gâzi, Ketayun’un yardımıyla onu kaçırır. Fakat Velid Hamiran’a gidip durumu haber verir. Hamiran askerle yolları keser. Battal Gâzi kaleye sığınıp askerle devamlı vuruşur.

Fakat birgün Ketayun Battal Gâzi’yi ilaçla uyutur. Battal Gâzi’yi tutup esir ederler. Battal Gâzi bir ara bağlarını kırıp 50-60 kâfiri tepeler. Fakat tekrar yakalanıp Sülukıyye’de büyük bir ağaca bağlanır. Kıravan şahı oğlu ve askerleri Battal Gâzi’nin başını beklerler. Uyuduklarında Allah tarafından bir yılan gelip onların yemek
kaplarına kusar. Askerler ve Kıravan şahının oğlu yemeği yiyince zehirlenip ölürler. Ketayun sinirlenip Battal Gâzi’ye kılıç çalar. Kılıç yanlışlıkla Battal Gâzi’nin elindeki bağları keser. Battal Gâzi birçok beyi öldürür ancak kâfirler üstüne çullanıp bunu tekrar yakalarlar.

Kayser gelip Battal Gâzi’yi Erces dağındaki kuyuya, cehennem çukuruna attırır. Battal Gâzi kuyuda şah-maranla karşılaşır ve bir canavar vesilesiyle kurtulur. Battal Gâzi’yi hâli Adn ve Bedrun tarafından Malatya’ya bildirilir. Bu arada Battal Gâzi’nin öldüğünü duyan Fağfur-ı Çin Ketayun’u kendine vermesi şartıyla 200.000 askerle Malatya’ya yürür. Ketayun bu işten hoşlanmaz ve Battal Gâzi’ye yaptıklarından dolayı pişman olur. Gece gündüz ağlamaya başlar ve kuyunun başında bekler.

Kayser bütün askerini toplayıp Malatya tarafına yürür. Malatya’da savaş başlar. Adn ve Bedrun orada şehit olurlar. Müslüman askeri çok bunalır. Halife yardıma yetişir. Bu arada Battal Gâzi,  Ketayun’u alıp Malatya’ya yönelir. Malatya’da Müslümanlar zor durumdadır. Birçok yüce Gâziler esir edilmiştir. En sonunda Halife baş açıp Allah’a yalvarmaya başladığında Battal Gâzi yetişir. Savaşı hemen Müslümanların lehine çevirir. Gece gizlice kayserin ordusuna girip esir arkadaşlarını kurtarır. Hileyle Kıravan şahı ve Şemun’u alıp ağaca sıkıca bağlar. Gece kayseri ve 40 adı belli beyini alıp şehrin önüne darağaçları yaptırıp bunları asar. Kâfir askeri bunu görünce bozulup yenilir. Kayser ölünce yerine Esatur’u kayser yaparlar. Battal Gâzi, Esatur ile barışıp onu haraca bağlar.

13. bölümde Battal Gâzi’nin İstanbul’a gitmesi konu edilir. Birgün halife ava çıkar ve o sırada ağacın dibinde burnu kulağı kesik bir adam yatar. Halifeyi görünce Esatur’dan şikâyet eder ve Halife için getireceği mallara Esatur’un el koyduğunu ve kendisini bu hâle koyduğunu anlatır. Halife bunu duyunca 900.000 asker toplayıp İstanbul üzerine yürür. Kayser de bunun üzerine 900.000 asker toplar. 2 ordu Cebel dağında karşı karşıya gelirler. Karşılıklı vuruşmalardan sonra Esatur meydana girer. Battal Gâzi tam Esatur’u öldüreceği sırada Esatur kaçar ve 2 ordu birbirine girer. Esatur hemen yedek atla kaçar. Kâfir ordusu bozguna uğrar.İslam ordusu hazırlık görüp İstanbul’a yönelir. Esatur mal ile asker toplar. Fakat askerle Battal Gâzi’yi durduramayacaklarını anlayınca büyücü ifritleri çağırırlar. Büyücü Harus’a mektup yazarlar. Harus ordusuyla çıkagelir. Harus, Battal Gâzi’yi tek başına yenemeyeceğini, bu nedenle Zülkarneyn’in mezarında bulunan Güzende cazuyu çağıracağını söyler. Büyücüler ilk olarak İslam askerlerini zor durumda bırakırlarsa da Battal Gâzi çeşitli dualar okuyarak onların büyülerini yok eder ve Hızır’ın verdiği oklarla büyücüleri öldürür. Kayserin ordusu tekrar yenilir. Kayser kaleye sığınır. Barış ister.

Battal Gâzi, Esatur’dan bir gön yeri ister. Esatur kabul eder. Battal Gâzi bir hayvanı yüzüp derisini ince kıyım kesip şehrin yarısını alır. Oraları yıkıp mescit ve Müslüman mezarlığı yaparlar. Esir olan Şemmas Pir çıkarılır. Fakat hemen vefât eder. Müslüman mezarlığına gömülür. Esatur haracı kabul eder. Halife Malatya’ya döner ve 7 gün kaldıktan sonra Bağdat’a hareket eder.

14. bölümde Abdülvehhâb Gâzi’nin Rum’a gitmesi ve İslam’dan çıkması konu edilir. Muharrem ayında Mutasım halife vefât edip yerine Mümin halife geçince Malatya’nın uluları halifeyi ziyaret etmeye giderler. Şehrin başına Abdülvehhâb’ı dikerler. Battal Gâzi,  oğulları Beşir ve Nezir’i Abdülvehhâb’a emanet eder. Fakat birgün Beşir ve Nezir kaybolur. Abdülvehhâb onları aramak için Rum’a gider. Fakat Rum’da da birçok yüce kişinin kızı oğlu kayıp olmuştur ve bunu Battal Gâzi’den bilirler. En son kayserin veziri Akranus’un kızı kaybolur. Bunun üzerine kayser 300.000 askerle Mamuriyye’ye gelir. Abdülvehhâb Rum’a gelmiştir. Namaz kılarken
Esatur’un beyleri onu yakalayıp hapse atarlar. Abdülvehhâb’ı öldürmezler ama din değiştirmesi için çok uğraşırlar. Esatur’un kızı Hurmenk Abdülvehhâb’ı baştan çıkarır ve Abdülvehhâb dil ile Hıristiyanlığa geçer. Battal Gâzi Malatya’ya gelir. Oğullarını bulamayınca durumu öğrenip Rum’a doğru yola çıkar. İstanbul’a gelip kayserin sarayına Çin elçisi kılığında girer ve Abdülvehhâb’ın ağzına bir yumruk atar. Fakat daha sonra Battal Gâzi kaçmayı başarsa da Falıkrat tarafından yakalanır. Falıkrat hemen kaysere haber verir. Esatur yola çıkar. Battal Gâzi hileyle elini çözüp Falıkrat’ın yerine geçer ve Falıkrat’ı da kendi yerine geçirir. Kayser Falıkrat’ı Battal Gâzi zannedip odun getirtip ateşte yaktırır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36822781 ziyaretçi (102967466 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.