Bayram Kokusu
 

Bayram Kokusu

Kategori: Ramazan Özel Sayfası

Ayşegül

Her bayram geldiğinde, yaşlı ya da genç çoğumuzun aklına hep eski bayramlar gelir. "Ahh... Nerde eski bayramlar!" diye iç çeker, o günlere duyulan özlemle hayıflanırız. Eski bayramlar deyince doğal olarak aklıma çocukluğumun bayramları gelir. Birkaç gün öncesinden yapılmaya başlanan hummalı hazırlıklar, bayram temizlikleri, eve bayram için yapılacak yenilikler, yaprak sarmaları, börekler tatlılar, eve gelecek misafirleri en iyi şekilde ağırlamak için hazırlıklar.

O zamanlar, "Aman kimse gelmeden evden kaçalım..." düşüncesi henüz keşfedilmemişti. Bayramlık kıyafetler için saatlerce gezilen çarşı pazarlar, özellikle biz çocuklar için çok farklı anlam ifade ederdi ve arefe günleri annem; "Hadi bakalım, arefe suyuna! Banyo yapmak için banyoya" der, banyo kazanını harıl harıl yakardı. O kazandan gelen odun kokusu bile hâlâ burnumdadır.

Bayram için en temiz şekilde hazırlanırdık. Akşam olunca, herkes yatınca, gizlice kalkar, kardeşlerimin ve kendimin bayram kıyafetlerini çorabımıza kadar herkesin başucuna asardım. Bayram sabahı güneş doğarken kalkıp, balkondan bu güzelliği seyrederdim.

Bayramların kendine has bir kokusu vardır, ya da bana öyle gelirdi, bu kokuyu içime çekerdim. Küskünlerin barıştığı, akrabaların daha sıkı kucaklaştığı, uzak yolların yakınlaştığı bayram artık gelmiş olurdu. Babamı bayram namazına gönderirdik, annem de babam gelmeden eve çeki-düzen verip, kahvaltı hazırlamaya koyulurdu. Biz çocuklar için en eğlenceli kısım ise, bayramlıklarımızı giyip, babamı namaz dönüşü kapıda bayramlaşmak için (ve de bayram harçlığı koparmak için) beklemek olurdu. Babam geldiğinde evde bir curcuna, bir heyecan havası başlardı. Önce bayramlaşırdık, sonra hep beraber bayram sofrasına otururduk. Derken erken saatlerde kapı çalmaya başlardı, çikolatalar, şekerler, kolonyalar. Kız kardeşim ve ben, bu görevi severek yapardık, çünkü her misafire ikramdan sonra, birer tane de kendimiz için aşırırdık. Apartmanın çocukları toplanır, komşuların ve sokaktaki tüm apartmanların kapılarını çalmaya başlardık, hiç üşenmeden, terslenme gibi bir kaygımız olmadan herkesin elini öper, asıl gayemize, yani kim daha çok şeker toplayacak davasına yılmadan canla başla hizmet ederdik.

Benim çocukluğum, mendil arasına para ya da şeker, geleneğinin sonlarına denk gelir. Oldukça fazla mendilimiz olurdu, bu çok hoşuma giderdi. Sonrasında herkes, ganimetini ortaya döker; karşılaştırma yapar, çikolataları ve şekerleri bir güzel hep beraber oturur yerdik. (VELHASILI NASIL ŞEKER KOMASINA GİRMEZDİK, HALA DÜŞÜNÜRÜM.)

Aile büyüklerimiz, anneanneler, babaanneler, dedeler, memlekette idi. Bu sebepten Ankara'da, aile büyüğü kimse önce ona gidilirdi. Amcamın evinde onlarca kuzen biraraya gelirdik O anların da kendine özel kokuları vardı. Biriken harçlıklar, çocuksu hayal gücümüzü, paramızın çok üstüne taşırdı. Tabii bazı bayramlar, köye de giderdik. Normalde tenha olan köy yolları, âdetâ küçük bir şehir havasına bürünürdü. İnsanlar, bir köyden diğerine akraba, eş-dost ziyareti yapardı. Köyler arası mesafeler yakın olduğu için yürünerek gidilir- gelinirdi; yâni yoğun bir yaya trafiği olurdu. Bazen, ziyaretine gideceğimiz insanlarla yollarda karşılaşırdık. Bu da tatlı bir hoşluk yaratırdı. Şimdi, âdetâ terk edilmiş gibi o yollar.

Bir de mezarlık ziyaretleri vardı, rahmetlik dedem ile mezarlık ziyareti yapardık. Şayet denk gelirse, arefe günü mezarlıkta çörek bayramı denilen bir geleneğe tanık olurdum. Herkes, bir tepsi çörek yapar; erkekler, bunu mezarlığa götürür, herkes getirdiğini diğerlerine pay ederdi. Sonuçta çeşitli çöreklerle eve dönerdik.

Anneannemin dillere destan keşkeği de hazır olurdu. Bir gece evvel, büyük bir kazanda, odun ateşinde sabaha kadar, büyük bir emekle pişirdiği keşkek...O zamanlar; evin salonu, misafirleri evin en güzel köşesinde ağırlamak için vardı. Şimdi ise gösterilmesi gereken, ama asla kullanılmaması gereken yasaklı bir bölge gibi evin en geniş köşesini işgâl ediyor. Zorunlu ziyâretlerin hâricinde -ki artık çoğu kimse için böyle bir kavram yok- herkes, bu bayram nereye kaçsak hesabı yapıyor.

Kendi hesabıma ben, çocuklarımın ileride çocuklarına anlatacak anılarının birikmesi için elimden geleni yapıyorum. Arefe günleri mezarlık ziyareti, gelmesi umut edilen misafirler için hazırlıklar... Kızlarım ve ben, her bayram sabahı,oğlumun ve eşimin ellerinde çiçeklerle namazdan gelmesini heyecanla bekliyoruz. Eskiyi andıkça, her ne kadar yüreğim sızlasa da, içimde hâlâ umut var, çünkü ne kadar azalmaya başlarsa başlasın; hâlâ benim gibi düşünen pek çok insan olduğunu biliyorum. Üzerimizden şu ölü toprağını silkeleyelim, insanı insan yapan değerlerimize sahip çıkalım. Birbirimize yaklaşalım, HEM BELKİ O ZAMAN BAYRAMLAR, ESKİSİ GİBİ KOKAR; HEM BİZİM, HEM DE ÇOCUKLARIMIZ İÇİN... Hayırlı bayramlar...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: elbette, 28.07.2014, 16:02 (UTC):
bayram bayram bayram bayram hiçbir zaman bu bayramları sevemedim ama yinede herkesin bayramı kutlu olsun hayırlı bayramlar gizliilimler kütüphanesi.

Yorumu gönderen: şakirt, 24.09.2009, 06:45 (UTC):
bayramların kendine has kokusu barut kokusu süper olurdu her tarafta patlamalar :D şimdi ki gençler eğlenmeyi bilmiyor :D



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36871434 ziyaretçi (103051466 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.