Beddua, Mü'minin Silahı Değildir
 

Beddua, Mü'minin Silahı Değildir

Ayşegül (Hiçdüşünce)

İnsanlar, bâzen kendilerine, çocuklarına, yakınlarına ve diğer insanların aleyhine dua ederler. Buna bedduâ denir. Yüce Allah, Kurân'da insanın beddua ettiğini şöyle beyan etmektedir:

«İnsan, hayra dua eder gibi, şerre dua eder, (hayrı ister gibi şerri ister). İnsan, pek acelecedir.» (İsra, 17/11).

Yaşantımız boyunca insanlar tarafından öylesine canımızı yakan olaylarla karşı karşıya kalırız ki, aynı şekilde onların da canı yansın isteriz.ve dilimizden çok, çok acı sözler çıkar. Evet, gerçekten tahammülü zor olsa da, sanırım Allah'a havâle etmek, en güzel olanı her zaman için. Hem karşınızdaki insanın yaptığının yanına kâr kalmayacağını bilmek, gönlünüzü ferahlatacaktır; hem de bunu kabullenerek hayatınıza daha kolay devam etmenizi sağlayacaktır.

Ne zaman böyle bir sıkıntıya düşsem, aklıma bir atasözü gelir: "Beddua, edilen kişiyi bulmazsa, döner sahibini bulur." diye... Buna çok inanırım. Sevdiklerimin canı düşmanımınkinden daha kıymetli olduğu için ve onlara bir zarar gelmesini istemeyeceğime göre "İlâhî adâlete güvenmek, en doğru olanıdır." diye düşünürüm. Dolayısı ile bir insanın "Allah belanı versin", "Allah canını-canımı alsın", "canın cehenneme" (ki bu beddua, Amerikan filmlerinden kazanılmıştır daha çok), "gözün kör olsun" vs. vs gibi beddualar etmesi, dînen de insânî olarak da hoş değildir. Peygamberimiz; bir sıkıntıdan dolayı olsa bile ölmek için beddua etmeyi yasaklamış ve "Sizden biri, başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü temenni etmesin" diye buyurmuş, özünde sözünde ve davranışlarında dürüst olan hiçbir mü'min'in lânetçi olamayacağını ve lânetçilerin kıyamet günü şefaat ve tanıklık edemeyeceklerini bildirerek mü'minleri beddua dan sakındırmıştır.

"Lânetçiler, kıyamet gününde şefaatçi ve tanık olamayacaklardır." (Müslim, Birr 84) İnsanlara örnek olarak gönderilen peygamberler bile, sadece imana yanaşmayan ve inkârda ısrar eden kâfirler için beddua etmişlerdir. Bunlara bir örnek verirsek: Hz. Nuh'un tüm ısrarlarına rağmen bir türlü hak dini kabul etmeyen kavmine ettiği beddua vardır:

"Nuh, dedi ki: Rabbim! yeryüzünde kafirden tek kişi bırakma. Çünkü sen, onları bırakırsan; kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör insanlar doğururular." (Nuh, 71/26-28)

Allah, bu bedduayı kabul etmiş, Nuh'un kavmini helak etmiştir. Peygamberimiz de mecbur kalmadıkça kimseye beddua etmemiştir. Mesela: "Ey Alalh'ın elçisi!Müşriklere beddua et!" denildiğinde, "Ben, lânetçi olarak gönderilmedim; rahmet olarak gönderildim." buyurmuştur.

Her ne kadar Kurân'da veya hadislerde haksızlığa uğrayan insanların karşısındakine kötü söz söylemesine hak verilse de; çoğunlukla Allah'ın adaletine güvenilmesi tavsiye edilir.

"Allah, kendisine haksızlık edilen dışında hiç kimsenin kötü söz söylemesini sevmez..." (Nisa/4-148)

Peygamber efendimiz de:

"Mazlumun bedduasından sakınınız, zira mazlumun bedduası ile Allah'ın arasında perde yoktur."

buyurmuşlardır. Ayet ve hadisten de anlaşılacağı üzere mazlumun, zulmedene beddua edebileceği ve bunun kabul olacağı da bildiriliyor.

Peki, beddua eden kişinin muhatabı, sadece canını yakan kişi değil midir? Bâzen hiç alakası olmayan insanlara bile beddua edildiğine şahit oluruz veya henüz doğmamış bebeklere ya da dünyadan bi-haber mâsum çocuklara... Neden? Ne geçecek eline? Peki mâsum birine ettiğin beddua, ya Allah'ın gücüne gider de tam tersi olursa ne olacak? Bence, bir insana yapılabilecek en güzel beddua; "Seni Allah'a havale ediyorum." demektir. Daha güzeli olabilir mi? Allah'tan başka istediğin adaleti sağlayabilecek kim var?

Keyfî beddua edenler var bir de... Maksat, ne olursa olsun zarar vermek. Ancak farkında olmadığı şey, başkası için düşündüğü bu tür kötü düşüncelerin kendisine dönüşü olacağını bilmemesi... Hani bâzen derler ya, "Ağzımızdan çıkan kelimeler, aslında kaybolmuyor. Evrende dolaşıyor." diye... Belki de bu yüzden kötü söz de, iyi söz de, dua da, beddua da yerine gitmezse; sahibine geri dönüyor...

Beni sinir eden bir başka tür insan da; eğer hasmı olan kişinin başına bir sıkıntı gelirse; "Bak, beddua etmiştim; tuttu." demesi. Ne biliyorsun? Senin bedduana karşılık belki de dua edeni de var ve bu dualar, onu koruyor. Senin sevmediğin kişi, ya başka birinin en sevdiği ise??? Ve başına gelen, sadece onun kaderle imtihanı ise? Öyle ya, senin hoşlanmaman onun yanlış bir insan olduğunu mu gösterir? Öyle herkesin herkese bedduası geçseydi, ohooooo, yeryüzünde kan gövdeyi götürürdü herhalde! Şükür ki adâleti insana bırakmayan ilâhî bir yargı mekanizması var...

Ben, ağzımızdan çıkan kelimelerin kaderimizi belirlediğini düşünürüm ve ne olursa olsun insan, ne dediğine dikkat etmeli... Bâzen başka bir insanın kaderi ile oynamak adına ağzımızdan çıkardığımız cümleler, bakarsınız aslında kendi kaderimiz olur... Beddua etmeyelim... Bir insanın ve gerçek bir Müslümanın sebep ne olursa olsun kendisi yüzünden başka bir insanın başına bir şey geldiğinde buna sevineceğini düşünmek dahi onun hem insanlığından hem de Müslümanlığından şüphe ettirir bana göre... Müslüman demek; elinden dilinden, diğer insanların zarar görmediği insan demektir, bunu da unutmayalım...

Ayşegül,
14:07:08, 28 Mayıs 2010, Cuma.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: çilem, 30.08.2010, 15:25 (UTC):
bende beddua verdim bırısı canımı okadar yakmıstıkı anlatamam...

Yorumu gönderen: ayşegül, 31.05.2010, 09:50 (UTC):
hayretler içerisindeyim,böyle bir sonuca sebep olacağı hiç aklıma gelmemişti bunu yazarken...aslında hem bu yazıyı hem de bunu yazan parmakları cezalandırmalıyız...hakikaten çok üzgünüm bu durum beni çok üzüyor...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36665148 ziyaretçi (102689589 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.