Benim Dualarım
 

Benim Dualarım

Ayşegül Osmanoğlu

Dualar... Kimi zaman ümit kapısı, kimi zaman şükür... Kimi zaman sığınmaktır en yakın dostunun yanı başına, kimi zaman korunmaktır şer'den ve belalardan... Dileklerimizdir; ellerimiz semaya açık, kabul olması için gözlerimizden samimi yaşlar akıttığımız, kalbimizden başlayan, dilimiz de ses bulup ulaşmasını istediğimiz yere çabuk varıp cevabını da acil beklediğimiz başvurularımız...

Hepimizin evinde muhakkak herhangi bir dua kitabı vardır. Şu kadar sayı ile şu kadar dua ederseniz kesinlikle kabul olur ya da şuraya gidilip şöyle dua ederseniz, geri çevrilmez... Kabul ediyorum, ben de buna çok defa başvurmuşumdur. Ama yine itiraf etmem gerekirse, büyük çoğunluğundan da bir sonuç alamamışımdır veya sonuç aldıklarım da benim beklentilerim doğrultusunda gerçekleşmemiştir.

Dua ederken sayının veya hangi duayı okuman gerektiğinin bir zorunluluğu yoktur, özünde, neyi nasıl istediğiniz çok önemli gerçekten ne düşünüyorsanız onu dile getirmelisiniz. Dua, tamamen siz ait olmalı, sizin yüreğinizden gelmeli ve sizin samimi hislerinizde hayat bulmalı. Başkalarının duaları ile dua etmek, başkasına ait bir ilacı "bana da faydası olur." diye içmeye benzer. Halbuki tedavi, kişiye göre değişir. Dualar da öyle...

Dinimizin en güzel yanlarından biri de mekan ve zaman sınırlaması olmamasıdır. İnanan insan için yeryüzünün her yeri, ibâdethânedir. Nerde, nasıl isterse; Yaradan'ına el açıp talep ve dileklerini iletebilir. Bunun herhangi bir sayısı ya da sınırı olamaz.

Bu sayıları kim belirlemiş ki acaba? Mesela 4444 sayısı, şekil itibârı ile anahtara benzediği için kapıları açtığına inanıldığı da söylenir. İyi, güzel de; dört rakamını normalde kullanırken böyle mi yazıyoruz ki? Eğer tam okunmazsa, anahtarın dişlerinden biri eksik olacağı için kapı yine açılmazmış. Bence bu sayıyı icat edenlerin aldığı bir güvenlik önlemi olabilir. Hani kabul olmadı, neden gibi bir soru geldiğinde bahane hazır olsun diye...

Kurân'a baktığımızda, peygamberlerin duası bile bir diğerinin aynısı değildir. Hiçbir peygamber, bir diğerinin duasını tekrarlamamıştır. Çünkü yaşanan zaman ve ortam, farklıdır. Bizim yapmamız gereken, edilen duanın samimiyetini örnek almaktır. Yoksa Cenâb-ı Hakk, kulunu her yerden aynı şekilde duyar.

Herkesin gökyüzüne uzanan kendine ait duâ basamakları vardır. Kim bilir, belki sizin yolunuz daha kısadır; ama başkasının yolunu kullanırken bunu nerden bileceksiniz ki?

Bakın, size yine kendimden bir örnek vermek istiyorum. Derler ki, "Kâbe'yi ilk gördüğünde edilen tüm dualar kabul olur." Bu, yeryüzünde sadece oraya özel bir ayrıcalıktır Allah'ın bir hediyesi... İlk gördüğümde, "İşte, göründü." dediklerinde hemen gözlerimi kapattım. Çünkü öncelikli olarak, âcilen namaza durmamız gerekiyordu. Namazın bitiminde; gözlerim, aşağıya bakar şekilde yanına varana kadar yürüdüm. Sonra başımı kaldırdım... Ve öylece kalakaldım... Muhteşemdi... Sonrasında hemen ellerimi açtım. Bize verilen duâ kitapları yerine aklıma ilk geleni söyledim;

"Yâ Rabbî! Burada ve nerde olursa olsun edeceğim tüm duâlarımı kabul et!"

Hocamıza bunu söylediğimde, gülerek "bunun gerçekten akıllıca bir duâ" olduğunu söyledi. O gün, başta tüm İslam alemi olmak üzere, sevdiklerim için, ailem için pek çok duada bulundum ve hiçbirinin kabul edilmediğine dair içimde bir şüphe uyanmasına izin vermedim...

Benim dualarımdan bir örnek de "Yâ Rabbî! Hz. İbrahim'e ateşi nasıl gül bahçesine çevirdiysen, benim de şu sıkıntımı benim için kolaylaştır." diye duâ ederim darda kaldığım zamanlarda ve emin olun, hemen hiç geri çevrilmem. Tıpkı aslında hiçbirimizin dualarının geri çevrilmediği gibi... Olur ya, o anda kabul olmazsa bunda da benim için bir hayır olduğunu düşünür, zamana bırakırım.

Henüz çocuk çağlarında gittiğim Kurân kursu hocamız, bize; "Duâ ederken, yapar mısın, yapabilir misin, dileğimi gerçekleştirebilir misin? vs. gibi Allah'ın gücünden şüphe edildiğini içeren kelimeler kullanmayın. Direkt isteyin." demişti. "Allah'ım, senden şunu diliyorum, istiyorum." vs.gibi...

Hepimiz, çok iyi biliyoruz ki; "Duâ, mü'minin silahıdır." Enerjisi çok yüksektir. Bazen toplu şekilde duâ edildiğinde hava da oluşan enerjiyi hissetmemek mümkün değildir. Öylesine yüksek bir enerji içerir ki; bu kuvvetli silah, doğru kullanıldığında pek çok mûcizeye imza atar. Bunu sıkça duyarız. Nasıl ki parmak izlerimiz, bize sadece bize ait birer kimlik tespit aracı ise, duâlarımızda sadece ve sadece bize ait olmalı bizi yansıtmalı... Mekan yok, sınır yok... Siz ve Allah, başbaşasınız... İşte siz, işte Allah... Hadi, kalbinizden nasıl geçiyorsa, o an aklınızdaki neyse dile getirin ve asla şüphe etmeyin. Bu, sizin duanız. Bırakın sizden kelimeler olarak yükselsin gökyüzüne... Duâlar gibi yükselsin ümitleriniz... Her bir duânız, bir umut kuşuna dönsün ve hızla kanat çırpsın göklere doğru...

UNUTMAYIN! KALBİNİZDEN NE GEÇİYORSA, SİZİN DUANIZ O'DUR... ALLAH, SAMİMİ VE İYİ NİYET İÇEREN TÜM DUALARINIZI KABUL EYLESİN...

Ayşegül Osmanoğlu,
8 Haziran 2010, Salı. 09:19:31.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: seher, 11.06.2010, 09:26 (UTC):
ayşegül hanım size bütün kalbimle katılıyorum dua etmek konusunda her ne kadar başarısız olsamda sözleriniz gerçekten beni derinden etkiledi bende rabbine hakkıyla el açıp duası kabul olan insanlardan olmak isterdim ama galiba rabbimden nasıl isteyeceğimi bilmiyorum bunu başaran birisi olarak sözlerinize can-ı gönülden katılıyorum

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 09.06.2010, 14:42 (UTC):
Önemli değil.Kırılmadınm yanlış anlaşıldığım için azıcık üzüldüm geçti:)

Yorumu gönderen: ayşegül, 09.06.2010, 14:33 (UTC):
kayıpgül;bir evde iki kız biri iğne diğeri çuvaldız durumuna düşmeyelim:)her daim yorumlarına"katılımlarına "açığım:)savunmaya geçmedim ama sanki azıcık alınmış olabilirim eh,artık o kadar olsun ne yapalım her zaman gülücük dağıtamayz ki değilmi ya?:)lütfen yazılarımla ilgili fikir ve yorumlarını paylaşmaya devam et,kırdıysam da hakkını helal et sevgili kardeşim:)

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 09.06.2010, 14:20 (UTC):
Zaten her ne kadar burası yorum adı altında olsada yaptığım yorum değil...Sadece kedni fikirlerimi paylaşmak isytedim senden ayrı bişey demedim savunmaya geçmene gerek yoktu...

Yorumu gönderen: ayşegül, 09.06.2010, 14:03 (UTC):
kayıpgül;aslında sana"yani?"demek istiyorum ama neyse...yazının adı"benim dualarım"kimsenin adına konuşmuyorum,kendi adıma konuşuyorum...ve inan bana hem bir hafız hemde halihazırda mesleğini yapmasada bir kuran kursu hocası olarak duanın hassasiyeti hakkında yeterli bilgim vardır...yazıyı lütfedip tekrar okursan yorumunla bazı yerlerin örtüştüğünü görebilirsin.

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 09.06.2010, 10:50 (UTC):
Burada en başta bahsettiğin dua insanın doğal olarak rabbine dua ettiği anlardır.Buna katılıyorum ama 4444duasına gelince bir çok kaynakta duaların sayı önemleri belirtilmiştir.4444 duası için sayının bir öenmi yoktur ama bu sayıda yapılırsa faydası vardır.Diye belirtilir.Duaları sayıları değil niyetleri belirler.Eğer bir mümin bu sayılara inanmışsa beyin bunu algılar ve belkide bu dileğini daha çabuklaştırır.Yani zararı olduğuna inanmıyorum.Dua konuları hassas konulardır.Kendi adımıza karar veremeyiz sonuçta sayılı ya da sayısız bütün dualar yüce Rabbin katında kabuldur...Önemli olan niyettir...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848747 ziyaretçi (103011430 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.