Beyin Dalgaları, II
 

Beyin dalgaları

Beyin Dalgaları, II

Hazırlayan: Akhenaton

Beyin Dalgaları ve Uyku

Uyku insanoğlu için 1900'lü yılların ilk çeyreğine kadar tam bir bilinmezlik hali olarak tanımlansa da, yüzyılın ortalarına yaklaştıkça bilimsel çalışmaların hız kazanması üzerine; bilim adamları uyku üzerine de eğilerek bu bilinmezlik halini her geçen gün ortaya koydukları çalışmalarla daha da aydınlatmışlar ve günümüze gelindiğindeyse; uykuya ilişkin istatistiki sonuçlardan tutunda, beyne elektrot bağlanarak beyin dalgalarının değişim yönünün belirlenmesine kadar birçok bilimsel sonuçlara ulaşılmıştır.[20]

Özellikle 19. yüzyıldan itibaren beyin üzerinde yapılan araştırmalarda çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu araştırmalarda beynin elektro kimyasal bir nitelik taşıdığı ve sinir hücrelerinin birbiri ile kimyasal ve elektriksel ileti şeklinde bağlantı kurdukları ortaya çıkarılmıştır. Özellikle EEG (Elektroansefelogram)cihazı ile beyin dalgalarının ölçülebilmesi sinir sistemi ve uyku ile ilgili bilgilerimizi arttırmıştır.[4]

Bedenin ve sinirlerin dinlenme zamanını oluşturan uyku, yorgun düşen insan vücudunun yenilenmesini ve büyümesini sağlar. Kişi, uykuya daldığı andan itibaren uykusu giderek ağırlaştıkça, beyin dalgaları da yavaşlamaya başlar ve daha ritmik bir hal alır. Uyku, birbirini takip eden bir takım evrelerden oluşur. Bu evreler sırasında kişinin yaydığı beyin dalgaları, EEG adı verilen makineler sayesinde ölçülebilir. Bu evreler, toplam uyku süresinin 'lik bölümünü oluşturur. Göz hareketleri giderek yavaşlar, kan basıncı düşer ve kişi uykuya tamamen dalıverir. Uyku daha derin bir hal alır, solunum ve kalp atışları ise yavaşlar.[21]

Bazı insanlar hemen uyanabilirler, bazılarının uyanması ise zor olabilir. 1930'larda başlayan araştırmalar uykunun derinliğini ölçmenin yanı sıra, rüyaların ne zaman gerçekleştiğini belirlemek içinde duyarlı teknikler geliştirdiler. Bu araştırmalarda kafa tasını kaplayan deriye, uyku sırasında kendiliğinden gerçekleşen beyin faaliyetleri ile rüya görürken gerçekleşen göz hareketlerinin yol açtığı elektriksel değişimleri ölçen aygıtlar yerleştirilir. Elektriksel değişimlerin ya da beyin dalgalarının grafik kaydına "elektro-ensafalokram" denir.

Beyin dalgaları örüntülerinin analizi, uykunun beş evrede gerçekleştiğini gösterir. Uykunun dört derinlik düzeyi, birde hızlı göz hareketi (ya da REM) olarak bilinen beşinci evresi vardır. Uyku NREM evreleri ile başlar ve uykunun bu evreleri gece boyunca değişir. Uyku devrelerinin örüntüsü yaşla birlikte değişir. Örneğin, yeni doğan bebekler uyku sürelerinin yaklaşık yarısını REM uykusunda harcarlar. Bu oran beş yaşında toplam uyku süresinin ile 25'ine düşer ve yaşlılığa kadar aşağı yukarı sabit kalır, sonra 'e düşer ya da daha da azalır. Yaşlılar üçüncü ve dördüncü evre uykularını daha az yaşama eğilimi gösterirler bu kişilerde gece uyanmaları daha sık ve daha uzun olur. İnsanlar yaşlandıkça bir tür doğal imsomnianın yerleştiği görülür.[20]

Rastlantısal sinüzal dalgalanmalar olarak izlenen EEG dalgaları, farklı frekans bileşenlerinden oluşur. Kişinin gözleri kapalı ve kasları gevşek bir durumda iken görülen beyin dalgaları alfa dalgalarıdır, genellikle genliği 50-100 µV, frekansı 8-13 Hz (saniyedeki döngü sayısı) ve sinüzoidal niteliktedir. Gözler açıldığında ve/veya gözler kapalı iken zihinsel bir işlev yapıldığında (aritmetik işlem gibi) alfa dalgası yerini, daha küçük genlikli ve yüksek frekanslı (>13 Hz) beta dalgalarına bırakır. Uykuya geçiş döneminde ritim yavaşlar, genlik büyür; Teta dalgaları (50µV genlik, 4-8 Hz frekans). Derin uykuda ve küçük çocuklarda ise delta dalgaları görülür (50-100 µV genlik, 0,5-4 Hz frekans) [12]

Uyku

Uyku kişinin duyusal veya diğer uyaranlarla uyanabileceği bir bilinçsizlik durumu olarak tanımlanır. Uyku, kişinin uyandırılamadığı bilinçsizlik durumu olan komadan farklı tutulmalıdır. Uykunun, çok hafif uykudan çok derin uykuya kadar uzanan farklı düzeyleri vardır. Bu konu ile ilgili araştırıcılar uykuyu, farklı özelliklere sahip iki farklı tipe ayırmaktadırlar.

Kişi, her gece birbirini art arda izleyen uykunun iki farklı döneminden geçer. Bunlardan birincisi beyin dalgaları çok yavaşladığı için "yavaş dalga uykusu" (slow-wave sleep), ikincisi kişi uykuda olmasına karşın gözlerde hızlı hareketler oluştuğu için "hızlı göz hareketi (rapit-eye-movement), REM uykusu" olarak adlandırılır.

Her gece uykunun büyük bir kısmı yavaş dalga uykusu olarak geçer. Bu uyku, saatler boyunca uyanıklık sonrası uykunun ilk saatindeki derin ve dinlendirici tipteki bölümüdür. REM uykusu dönemleri, uyku boyunca periyodik olarak ortaya çıkar. REM uykusu genç erişkinde uyku süresinin %'ini kaplar ve normalde 90 dakikada bir tekrarlanır. Bu uyku tipi pek sakin değildir ve canlı düşlerle bağlantılıdır.[20]

Fazlara göre EEG de temel özellikler şöyledir:

Faz1: Uyku ile uyanıklık arası geçiş dönemidir. Bu dönemde alfa aktivitesi kaybolur, düşük voltajlı, yavaş aktiviteye yerini bırakır. Verteks keskin dalgaları maksimal olarak vertekste yerleşik elektrodlardan kaydedilir.

Faz 2: Uyku iğciklerinin ortaya çıkışı ile bu döneme geçilir. Uyku iğcikleri 12-14 Hz frekanslı sinüzoidal dalgalardır.

Faz 3-4: Yüksek voltajlı, yaygın yavaş dalga aktivitesi ile belirgindir. Uykunun en derin olduğu dönemdir.

Faz 1-4 dönemlerinin hepsine birden nonREM uykusu denir: [22]

Yavaş-Dalga Uykusu (non REM, NREM)

Çoğumuz, derin yavaş-dalga uykusunun karakteristiğini, son kez yirmi dört saatten fazla uyanık kaldığımız bir dönemin ardından uykuya daldıktan sonraki ilk saati anımsadığımızda anlayabiliriz. Bu uyku son derece sakindir ve hem periferik damar konusunda hem de diğer birçok vejetatif vücut işlevlerinde azalmayla birliktedir. Ek olarak, kan basıncında, solunum hızında ve bazal metabolizmada -30 azalma gözlenir.

NREM uyku dört evreye ayrılır. Uykuya dalan bir kişi önce birinci evreye girer ve bu evre düşük genlik, yüksek sıklıklı EEG etkinliği ile karakterizedir. İkinci evre uyku dikenlerinin görülmesiyle belirir. Bu dikenler alfa benzeri, 10-14/s, 50 mV dalga patlamalarıdır. Üçüncü evrede gözlenen kalıp EEG dalgalarının düşük sıklık yüksek genlikli kalıplarından bir tanesidir. Geniş dalgaların eşlik ettiği doruk yavaşlama dördüncü evrededir. Yani derin uykunun niteliği senkronizasyon gösteren bir ritmik, yavaş dalga kalıbıdır.

Yavaş-dalga uykusu, "düşsüz uyku" olarak adlandırılmakla birlikte, yavaş-dalga uykusu sırasında da düş görülmektedir. Yavaş-dalga uykusu ve REM uykusu sırasında görülen düşler arasındaki fark, REM uykusu sırasında görülen düşler daha rahat hatırlanırken, yavaş-dalga uykusu sırasında, düşlerin bellekte konsolidasyonu (pekiştirme) olmamaktadır.[20]

REM Uykusu (Paradoksal Uyku, Desenkronize Uyku)

Normal bir gece uykusunda, 5-30 dakika süren REM uykusu dilimleri ortalama 90 dakikada bir ortaya çıkar. Bunlardan ilki kişi uykuya daldıktan sonra ilk 80-100 arasında olur. Kişi çok uykulu ise, REM uyku dilimlerinin süresi kısalır ve hatta ortadan kalkar. Öte yandan, kişi gece boyunca gittikçe daha fazla dinlenmiş olduğu için REM uykusu dilimleri giderek uzar.

REM uykusunun birçok önemli özellikleri vardır. Genellikle aktif düş görme ile birliktedir, kişi, yavaş-dalga uykusuna göre duysal uyaranlarla daha zor uyanır. Ancak sabahları genellikle yavaş-dalga uykusu sırasında değil REM uykusu sırasında uyanır. Düş görmenin karakteristiği olarak kalp ve solunum hızı düzensizleşir. Beyin REM uykusu sırasında yüksek bir aktivasyon gösterir, toplam beyin metabolizması, oranında artma gösterebilir. Özetle REM uykusu beynin aktif olduğu bir uyku tipidir. Ancak, REM uykusu sırasındaki beyin etkinliği, kişinin çevresindekilerden haberdar olmasını ve böylelikle uyanmasını sağlamaya yönelik değildir.[20]

Rüya

Rüya uyku sırasında görülen hayaller, olaylar dizisidir. Rüyalar ilk çağlardan beri insanların hep merak ettikleri ve ilgilerini çeken konulardan biri olmuştur. Rüyanın oluşumu ile ilgili değişik kuramlar(teoriler) vardır.

Psikodinamik Kuram: Rüyalara bilimsel olarak yaklaşanların başında Freud gelir. Freud'a göre rüya bilinçaltındaki bastırılmış arzu ve isteklerin, çatışmaların uyku sırasında bilinç alanına çıkmasıyla oluşur. Uyku sırasında bilincin baskısı zayıflayınca bilinçaltı olaylar sembolik anlamlar yüklenerek rüya yolu ile ortaya çıkarlar. Örneğin çocuğu olmayan ve yaşadığı bu çatışmayı bilinçaltına atan bir anne rüyada bunu hatırlatan bir sembol mesela bir biberon görebilir.Çocuklar ise bu çatışmaları sembollere dökmeden olduğu şekliyle görürler.

Fizyolojik Kuram: Bazı psikologlar ise rüyanın nedeni olarak bireyin içinde bulunduğu fiziksel(çevresel) ortamı gösterirler. Örneğin koku, ses gibi fiziksel uyarıcılar, yatılan yerin soğuk,sıcak,sert, aydınlık,karanlık olması gibi etkenler rüyayı etkiler.Örneğin ayağı uykuda sobaya değen birisi rüyasında kendini yanmakta olan bir evin içerisinde görebilir.

Gestalt Kuramı: Bu kurama göre rüyanın nedeni günlük hayatta bitirilmemiş, tamamlanmamış işlerin yarattığı strestir. Birey bu olayları rüyasında görür. Örneğin; hafta sonu ders çalışması gerekli olduğu halde çalışmayan bir öğrencinin bu durumu rüyasında görmesi.

Burada kısaca belirttiğimiz kuramların hepsinin de gerçeklik payı vardır. Her biri rüyayı farklı bir boyutta ele alıp açıklamışlardır. Ama hiçbiri tek başına rüyayı açıklamakta yeterli olmamıştır. Rüyayı bütün yönlerini içine alacak şekilde tanımlamak zordur.[4]

Robot Teknolojisinde Beyin Dalgaları

Düşündüğünüz şeyi daha söylemeden anlayıp yapan bir robotunuz olsun ister misiniz? Peki ya tüm düşüncelerinizi okuyabilen bir robotla karşılaşmak ister misiniz? Bu iki durumun ayrımını nasıl yapacağız bilmiyoruz. Fakat görünen o ki, birgün yapmak zorunda kalacağız.

Washington Üniversitesinden Rajesh Rao ve ekibi, beyinden aldığı komutlara göre belli yerlere gidip belli objeleri taşıyan bir robot geliştirdiler. Rao, bu deneyin bir "kavramsal ispat" çalışması olduğunu, yani, beyin dalgaları ile bir robota komut verilebileceğinin ispatlandığını söylüyor. Böylece ileride engelli insanlara evdeki rutin işlerde yardımcı olabilecek robotlar geliştirilebileceği gösterilmiş oluyor.

Bu deneydeki asıl konu beyinden gelen çok karmaşık ve parazitli (noisy) sinyallerden bir sonuca varabilmek. Bunun için bilgisayar ekranında robotun kamerasından görünen iki cisim beliriyor, ve rastgele olarak parlayıp sönüyorlar. Seçilen cisim parladığında beyin arkadan başlayıp öne doğru yayılan bir şaşırma sinyali üretiyor. Seçilmeyen cisim parladığında ise bu sinyal oluşmuyor. İşte de yapılan da bu şaşırma sinyalini algılamak. Deneylerde gibi yüksek bir doğruluk oran yakalamışlar. Bu çalışma Packard Vakfı, Amerikan Deniz Kuvvetleri ve Amerikan ulusal bilim Vakfı tarafından destekleniyor.[23]

Beyin Dalgaları ve Telepati

F.W.H. Myers, telepatiyi bilinen duyumsal sesler dışında zihinden zihne her çeşit izlenimin iletimi olarak tanımlamıştır. Neo-spiritüalist görüş telepati fenomenini diğer ESP fenomenleri gibi, kısaca, ruhun faaliyetiyle bedenlerden çıkan, esiri ortamda dalgalar halinde yayılarak her türlü ince vibrasyonu perispriye aktarabilen radyasyonlarla açıklar. Günümüzde, modern parapsikologlar arasında da telepatinin elektromanyetik dalgalarla ilgili birtakım vibrasyon biçimleriyle gerçekleştiği görüşü egemen olmaya başlamıştır. Beyindeki her aktivite, atom seviyesinde kimyasal bir değişime neden olur. Bunun sonucunda esiri ortama bir enerji dalgaları yayılır. Her enerji formunun da bir yayını vardır. Telepatik iletişimde zaman ve mekan sınırı yoktur. Dolayısıyla hassas süjeler esiri ortamda yayılan enerji dalgalarını nereden olurlarsa olsunlar, hiçbir kayba uğratmadan algılayabilmektedirler.

Telepatide tespit edilen bir başka durum da zihnin bu iletişim sırasında alfa dalga boylarında yayın yapmasıdır. Özellikle vericinin derin bir konsantrasyon ve vizüalizasyon (içsel canlandırma) içinde olması gerekmektedir. Alıcı durumundaki süje için, zihnini alfa dalga boyunda yayın yapar hale getirmesi yeterlidir. Zaman ve mekan bakımından sınır tanımayan telepati fenomeninin hayvanlarda da meydana geldiği deneylerde anlaşılmıştır. (Örneğin yeni doğmuş tavşan yavruları bir denizaltına bindirilip Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde yol almaktalar. Anne tavşan, Rusya'da bir laboratuarda EEG aletine bağlı, beyin dalgaları izleniyor ve yirmişer dakika arayla yavru tavşanlar sırayla öldürülüyor. Her yavrunun ölümünden sonra anne tavşanın beyin dalgalarında eş zamanlı olarak tepki dalgaları oluşuyor.)

Ezoterik kaynaklara göre dünya insanlığına kıyasla tekamül düzeyi yüksek olan uzaylılarda telepati yeteneği son derece gelişmiş olup, kendi kendileri için beş duyudan pek farklı sayılmayan olağan bir duygu haline gelmiştir. Bu kaynaklara göre geçmiş devrelerde dünya insanları da bu yeteneklerini oldukça ileri bir düzeyde kullanabiliyorlardı. Bu yetenek, bugünkü gibi yozlaşmamış olduğu devrelerde, paranormal bir yetenek sayılmıyordu.[24]

Beyin Dalgaları ve Rûh İlişkisi

Ahmet Hulûsî'ye göre; Beyin, gerek göz görme sınırları içinde kalarak kendisine ulaşan dalgaları ve gerekse de bunun dışında, direkt olarak aldığı dalgaları değerlendirerek düşünür, hisseder ve gerekirse hayâl merkezini devreye sokarak görür. Bu arada, her an, üretmekte olduğu "rûh" adı verilen "dalga beden"e de bu verilerini anında yükler. Bu arada hemen şu soruya cevap verelim: "Rûh, dalgalardan oluşuyor ise, bu dalgalar nasıl havada dağılıp gitmiyor da, bir arada kalıp, bir beden hâlini koruyor?" Ruh adı verilmiş bulunan beyin dalgaları, hatırlayalım ki beynin ürettiği dalgalardan meydana gelmiştir. Beyindeki tüm özellikler, "rûh" adı verilen dalga bedene yüklenmektedir. Vücutta hücrelerin bir arada tutulmasını sağlayan "çekme" elektriği ve özelliği aynıyla beyinde de vardır; ve beyin bu özelliği, gücü aynıyla ürettiği dalgalara yükleyerek, ürettiği dalgaların otomatik olarak bir arada bulunmasını temin etmektedir, dalgalarda oluşan o özellikle. Bu yüzdendir ki, insanın ölümötesi boyut bedeni olan dalga bedeni; yani rûhu, bir tekil yapı olarak, Cennet boyutuna kadar devam edecektir.

"OKU"ma sırasında, sisteme dair gerçekler, bâzen, kişinin beyninde açığa çıkarken, o kişinin beyin gücüne ve veri tabanına göre, hayâl merkezine yansıyıp; orada onun veri tabanına göre sembollerle oluşmakta; böylece o kişi, bir sûret aracılığıyla o veriyi aldığını düşünmekte ya da işin gerçeğini bilmesine karşın, insanların anlayışına ters düşmemek için böyle açıklama yapmaktadır.... Ve yine bu beyin, bazen, aldığı veriyi ve beyninde oluşan bu sûreti o kadar güçlü olarak dışa yaymaktadır ki, çevresinde bulunanlar dahi, o dalgaları alarak aynı şeyi "görür" olmaktadırlar... Nitekim günümüzde, bunu değişik bir türü "UFO" görenlerde açığa çıkmakta; birinin beyninde oluşan görüntü, onun beyninden yayılan dalgalarla, aynı anda çevresindekileri etkilemekte; böylece hepsi de, dışarıda aynı şeyi gördüklerini sanmaktadırlar.[25]

<< Önceki Sayfa

Kaynaklar

[1] Bilal Duman, "Beyin Temelli Öğrenme", Pegem A Yayıncılık, 1. Baskı, Şubat 2007, ISBN: 9944-919-39-X
[2] egitek.meb.gov.tr/aok/aok_kitaplar/AolKitaplar/Psikoloji_1/3.pdf
[3] Dr. Nilgün Cengiz (O.M.Ü Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı), "Elektroensefalogram (EEG): Beyin Dalgalarının Ölçümü", www.okm.omu.edu.tr/okm_files/Lacey-Electroencephalogram-final_[Uyumluluk_Modu].pdf
[4] www.felsefedersligi.com/FileUpload/op30412/File/bellek_ve_dusunme.pdf
[5] www.beyindalgalari.com/index/id1.htm
[6] "Ruhun sesini duymak ve hayalleri yaratmak", www.indeksiletisim.com/images/Makale/Ruhun sesini duymak ve hayalleri yaratmak.pdf
[7] İnci Ayhan (Doktora Öğrencisi), "Bilinç ve Bilinçli Deneyimin Doğası", Londra Üniversitesi (UCL) Psikoloji ve Dil Bilimleri / Biliş, Algı ve Beyin Bilimleri Araştırma Bölümü, Yaşam Bilimleri Fakültesi, www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/btpdf/bilincvebilincli.pdf
[8] Pınar Tuna, "Beyin: Elektromanyetik Sistem" (Brain: An Electromagnetic System), NeuroQuantology 2007; 3: 303-315.
[9] www.istasy10.com/goth/index.php?topic=8992.0
[10] İnayet Burcu Toprak, "EEG Sinyallerinin Dalgacık Dönüşümü ve Yapay Sinir Ağları İle Analizi" (yüksek lisans tezi), T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, tez.sdu.edu.tr/Tezler/TF01049.pdf
[11] Dilek Göksel, "EEG'nin Tarihçesi", Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü, www.bme.boun.edu.tr/bulten/kilavuz/eeg.pdf
[12] Ümmühan İşoğlu Alkaç (İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, İstanbul), "Beyin Araştırmaları Tarihinde Bir Gezinti: Elektronörofizyoloji", www.klinikgelisim.org.tr/eskisayi/kg22_3/3.pdf
[13] tr.wikipedia.org/wiki/Değişik_şuur_halleri
[14] forum.ufonet.be/viewtopic.php?f=69&t=4534
[15] Prof. Dr. H. Oktay Seymen (Fizyoloji Anabilim Dalı), "Elektroensefalogram (EEG)", Powerpoint Sunum, 2007, www.ctf.edu.tr/ctffizyo/oktayseymen/dersler/EEG2007W.pdf
[16] www.msxlabs.org/forum/parapsikoloji/79511-parapsikoloji-sozlugu-a.html
[17] www.koclukmerkezi.com/24-makale-Zihin-Dalgalari.html
[18] Volkan Tolga, "Beyin Dalgaları ve Yaratıcı Düşünce", www.sufizmveinsan.com/arastirma/beyindalgalari.html
[19] Öğr. Gör. Özlem Uçan & Yrd. Doç. Dr. Nimet Ovayolu, "Müziğin Tıpta Kullanımı", Gaziantep Üniversitesi Gaziantep Sağlık Yüksekokulu
[20] Ali Osman Engin (Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Kars) & Mustafa Calapoğlu (Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Bölümü), "İlköğretim Okulu Öğrencilerinde Uyku Bozuklukları Dağılımı (Kars İli Örneği)", Kafkas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2009, 2(2), s.29-48.
[21] "Uyku ve Beynin Gizemi; Rüya", Genç Bakış (aylık dergi), sayı:2, s.22.
[22] Prof. Dr. Burhan Uludağ, "Elektroensefalografi (Eeg)", www.hastane.com.tr/saglik/elektroensefalografi-eeg.html
[23] "Robotlarla Telepati", Ronot Okulu (Aylık robot teknolojileri dergisi) Ekim, sayı:13, , www.robotokulu.com/index_dosyalar/robotokulu_sayi_13.pdf
[24] www.meteksan.com.tr/Files/File/konsept/konsept4/44 - 46 telepati.pdf
[25] Ahmet Hulûsî, "Görmek", download.ahmedhulusi.org/download/pdf/sisteminseslenisi1-gormek.pdf





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Mehmet, 12.10.2016, 07:30 (UTC):
Elinize sağlık gerçekten. Çok aydınlatıcı buldum



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36856746 ziyaretçi (103026065 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.