Bir Anneler Günü Hikayesi
 

Bir Anneler Günü Hikayesi

Ayşegül (Hiçdüşünce)

Son bir kaç gündür evin köşelerinde gizli saklı yapılan kulislerin neticesini göreceğim gün bugün... Her zamanki gibi çok erken kalktım güneş doğarken... Gerçi gökyüzündeki gri bulutlar, güneşi perdelemişler. Havada uçuşan kavaklardan gelen pamuk tanecikleri de eklenince çok mistik bir ortam oluşan bu havada kendimi iyi hissettiren bir şeyler var...

Çocukların -varlığından haberdâr olduğum ve hissettiğim- programlarını bozmamak adına ayak altında dolaşmamaya özen gösterdim. Saatler biraz ilerleyince yavaş yavaş uyandılar ve evde fısıltılarla beraber bir koşuşturma başladı... Ben de kulaklarıma kulaklık taktım. Merakıma gâlip gelip emeklerini boşa çıkarmamak, sürprizlerini bozmamak adına olabildiğince kendimi ortamdan soyutladım.

One Republic, kafamın içinde hiç de azımsanamayacak bir gürültü ile konser veriyor: "Come Home", "Secrets" ve olmazsa olmazım "Say All I Need"... Böylece devam ederken, en sonunda yasağım bitti. Çocuklarım, önce anneler günümü kutladı. İlköğretimdeki küçük kızım, harika bir slayt hazırlamış; onu seyrettim... Gönlümden taşanlar, gözlerime hızla hücum edip yakarken; aynı anda yüzüme gülümse de getiren bir yazı çıktı karşıma slaytın sonlarında:

"Anneciğim; sen, enginar gibisin. Dışarıdan çok katı gibisin; ama içinde çok çeşitli meyveler barındırırsın."

Allah'ım, bu çocukların kalbi, gerçek bir mucize!...

Sonrasında büyük kızım, kendi elleriyle hazırladığı kahvaltı masasına davet etti beni. Tabağımda yine kendisinin yaptığı bir gül... Üstüne kürdandan dikenler bile yapmış... Ve bir not:

«Dünyada bir sürü gül var; ama senin gibisi yok anneciğim..."

Al işte, gözlerimde yine tuzlu su baskını...

Sıra geldi hediye faslına... Hepsi de kendi hediyelerinin üstüne kısa kısa notlar yazmışlar. Gerçi oğlum, "Benimki, mektup..." dedi ama neyse... Pek de haksız sayılmaz hani. Küçük kızım, "Anneciğim, anneler gününü kutluyorum... Seni seviyorum!" diye yazmış. Alnından öptüm onu ve "Ben de seni seviyorum kara şekerim." dedim. Büyük kızım:

"Sevgili anne (hımm bu çok resmi oldu ama tamda ona göre) Sen, bizim için çok önemlisin. Sana elimizden geldiği kadar yansıtamıyoruz belki; ama sen, gerçekten önemlisin....Hayat, senin için önüne çok zorluk çıkaracak belki... Ama sen ,bunları aşabilecek kabiliyettesin. İstediğin her şeyi yapabilirsin. Hiçbir şey imkansız değildir. Çarli, (Bu; Çarli'nin çikolata fabrikası filminden kızımın çok sık kullandığı bir cümledir. Bana çok mu benziyor ne?) doğum günün, pardon doğum günü nerden çıktı, anneler günün kutlu olsun.. Not: Aklıma çok bir şey gelmedi; ama sen beni anlarsın..."

Ve tabii ki benim, oğlumdan öte, gerçekten beni anlama dinleme kabiliyetine sahip "en iyi arkadaşım" dediğim oğlum:

"Bir tanecik anneme... Anne, sana benim için hissettirdiklerini anlatmaya bu kağıt yetmez..Sen, benim düşünen aklım, korktuğumda cesaretim, göremediğimde gözlerimsin. Pratik zekam (Birgün hayatımın gerçek aşkını bulsam bile) en büyük aşkımsın... Kısacası sahip olduğum ve olabileceğim her şey, sensin annem. Bir anne, evlâdına neler yaşatabilir, neler hissettirebilir? Bu ve benzeri soruların cevabı, seninle yaşadığım anlarda gizli annem. Dünya, çekilmez olduğunda; yanımda sen varsan cennetin kokusunu alabilirim. Anneciğim, seni çok seviyorum. Allah'tan sana uzun bir ömür diliyorum... Umarım harika bir hayatın olur (ki zaten öyle oğlum, sizler varken aksi mümkün mü?) Tüm başarılarımı ve hayallerimi yaşarken, sen de yanımda olursun..."

Evet, evde su sıkıntısı yaşanmayacak gibi... Çünkü epey bir gözyaşı döktüm; ama mutluluktan...

Ahh... Hediyeler mi? Benim için banko olacak, hiç risk taşımayan cinsten kitaplar, bir çanta (Her kadının bir aksesuar takıntısı vardır. benimki de çanta... Bunu bilen çocuklarım, koleksiyonuma katkıda bulunmuşlar...) ve çiçekler. En sevdiğim renkten lila, mor tonlardan adını bilmediğim; ama kokusuna bayıldığım kırçiçekleri...

Anne olmanın zorluklarını tamamen silen, "İşte, yapılan tüm fedâkârlıklara değer!" dedirten bu güzel gün için öncelikle; beni bu mükemmel varlıkların annesi olma şerefine layık gören Rabbime... Sonra da anneleri olmaktan her zaman gurur duyduğum çocuklarıma çok teşekkür ediyorum... Gözlerindeki parıltılar, yüreklerindeki umutlar ve gönüllerindeki o eşsiz sevgi, hiç azalmasın..

(Bu arada daha program sona ermemiş. Akşama pasta eşliğinde, "Dr. Parnasus" adlı filmi seyredecekmişiz... Hadi bakalım, hayırlısı...)

Ayşegül
13:06:54, 9 Mayıs 2010, Pazar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36898046 ziyaretçi (103098079 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.