Bir Genç, Neden İntihar Eder
 

Bir Genç, Neden İntihar Eder

Afilli Yalnızlık

Yer : ADAPAZARI/SAKARYA-ERENLER
Sakarya Erenler Yunus Çiloğlu Meslek Lisesi

Okul çıkışı gençlerin takıldıkları yerlere bakıldığında, ya internet salonları ya da kafeteryaları görüyoruz. Orada bir kaç saat takılacak ve hava kararınca evlerine dönecekler. Eve vardıklarında ise ,yemek vesaire gibi kişisel ihtiyaçtan sonra odasına çekilecek,elinde cep telefonu,kulağında walkman, karşısında ise bilgisayar...

Adapazarılı bir gencin gündelik ev hayatını tasvir ettik burada. Bu, bir çok ailenin durumunu yansıtmaktadır. Evde olup bitenler gencin pek umurunda değildir.Zaten onun durumu da evdekilerin pek umurunda değil. Baba, eve genelde geç geliyor. Belki o da iş çıkışı bir yerlere takılıyor. Bir öğrenciye sordum da "Baban, eve erken geliyor mu?" diye. cevabı şaşırtıcı oldu: "Babam, sadece Perşembe günleri eve erken gelir. O da, Kurtlar Vadisi'ni izlemek için."

Böyle bir ortamda bulunan aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerini düşünebilirsiniz. Evdeki televizyon, zaten ailevi iletişimi koparıyor. Hele son zamanlarda yaygınlaşan cep telefonları da bireyin içine kapanmasına neden oluyor. Buna "sanal paylaşma" deniyor. Yani gerçek olmayan... Zaten kalabalıklarda yalnız olan gençler, biraz daha içlerine kapanıyor. Çoğu zaman kendilerine de vakit ayıramıyorlar. Gelişmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Bunu kitap okuma oranındaki düşüklükten anlıyoruz. Kitap okumak, kişinin kendine vakit ayırması demektir...

Kültürel gelişimi olmayan bir gencin, doğru veya yanlışı ayırmada verdiği ne kadar tutarlı olabilir ki? Sadece kendisini kandırır. Hiç kimse, kötülüğe bilerek gitmez, kötülük hakkında bilgisi olmadığı zaman onlara yaklaşır. Elbet de kötülükte ilk etapta çok çekicidir.Ya sonra... İşte o, zamanlamaya başlar; ama işin içine girmiştir artık ve kurtulması zor olur. Bu, aynen uyuşturucu kullanımı gibi bir şeydir.

Peygamber Efendimiz, bazı hadislerinde Şeytan'ı süslü, çekici bir kadına benzetir. Yani Şeytan, öyle ürkütücü bir yüzle yaklaşmaz insanlara. Ta ki kendisine bağlayıncaya kadar. Ondan sonrası kolaydır artık. O nedenle, bir hadiste: "Cennet, zorluklarla; cehennem ise, nefsin arzuladığı çekiciliklerle kuşatılmıştır.'' buyrulmuştur.

Böyle bir durumda olan gencin en büyük sığınağı, kendisini dinleyecek ve ilgilenecek birileridir. Eğer ev hayatı, yukarıda belirtilen bir aile ortamı ise, kendisine dışarıdan destekçi arayacaktır. Ondan sonrası ise. Allah yardımcısı olsun. Her türlü felaketlerin açık kapılarının bulunduğu bir derin sokağa girmiştir. Ancak iyi bir arkadaş ortamı varsa, yani cinsel ve bedensel istekler üzerinde oluşmamış bir çevresi, menfaat üzerine kurulmuş olmayan bir arkadaş ortamı varsa, geleceğini daha iyi çizebilir.Yoksa, bütün kötülük, şer, çirkinliklerin yer aldığı ortamlara esir olur. Burada da bir doyum olmayınca, sonu kendi hayatına son vermeye kadar gidebilir.

Geçenlerde bir elektronik posta aldım. İntihar eden bir gencin ailesine yazdığı son mektup vardı içinde. Ailesinin ilgisizliğinden yakınıyordu. Kendisini anlamadıklarını, dinlemediklerini ve ilgi göstermediklerini haykırıyordu. Kendisine arkadaş gibi yaklaşmadıklarını söylüyordu. Yani kısaca ailesini ve yakınlarını sorumlu tutuyordu...

İlimiz gibi muhafazakar kentlerde de bu tür olayların olması düşündürücü. En azından büyük şehirlerin bunaltıcı yoğunluğundan uzak, sakin bir ortama sahip böyle şehirler. Yani her türlü zorluğa rağmen, ailesine vakit ayırabilecek bir geleneğe sahibiz. Dinini, diyanetini bilen insanlarız. Bu, gerçekten de sevindirici. Zira dinimiz, bizi bir çok kötülüklerden alıkoymaktadır. Ancak şu bir gerçek ki, zaman değişiyor ve nesil başkalaşıyor... Onların öğrendiklerini, önceki nesil bilmiyor anlamıyor. Zira felsefe farklı, anlayış ve kültür farklı. Hangisi doğru, bunu tartışacak değiliz; ama farklı işte. Bu farkı, ailelerin ebeveynlerin fark etmesi gerekir. Yoksa çocuklar, aileden uzaklaşır ve maalesef uzaklaşıyorlar da...

Peki ne yapmalı??? Emniyet kuvvetlerimiz yeterince çalışıyor, bunda kuşkumuz yok; ancak her yere ve herkesin başına bir polis, asker dikilemez ki. Öncelikle ailelerin çocuklarını takip etmesi gerekir. Bundan amacımız, bir ajan gibi peşlerine takılmak değildir. Ancak uzaktan da olsa kontrol edilmeli. Bu öğrenci, ister ilk öğretim ister orta öğretim isterse üniversitede olsun fark etmez. Unutulmamalıdır ki, insan, her yaşta ilgiye muhtaçtır. Bunu evlerimizde bulunan yaşlılardan daha iyi anlarız. O yaşına gelmiş olmasına rağmen hâlâ ilgi beklemektedir. Yani insanın doğasında vardır..

Daha önemlisi çocuklarla ilgilenmek gerekir; yani bireysel olarak ilgilenmek gerekir. Onlarla oturup konuşmak dertleşmek ve paylaşmak lazım. Konu çok da önemli değil . Önemli olan paylaşmaktır. Onların gündelik hayatlarında yaşadıklarını dinlemek bile çok önemlidir.

Aile sevgisinden uzak olan çocuklar ve gençler her türlü olumsuz ve kötü ortamlara rahatlıkla çekilebilirler... Uyuşturucu türü alışkanlıklarda böyle bir ilgiden dolayıdır. Çok ürkütücü bir durumda şu ki uyuşturucu kullanma yaşı 13'lere (on üç) inmiştir. Hiç kimse, zehri kötü kapta sunmaz. Çok cazip, süslü ve püslü kristal kaplarda sunarlar. Bunu anlamak için çocuk ve gençlerin tecrübeleri yetmeyebilir. Ancak buna anne ve baba olanlar anlar, hem de önsezileriyle. Ama önce, bunu çocuğuna anlatabilecek bir aile yuvası oluşturulmalıdır. Yoksa sizi dinlemezler. Dinleseler bile anlamazlar. Bunu oluşturmak için ille de çocuğun bir köşede uyuşmasını veya intihar etmesini beklemek gerekir mi...? [1]

Kaynaklar

[1] www.afilliyanlizlik.tr.gg



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: MR x, 11.11.2016, 16:12 (UTC):
Sn.Abigail'e....Siz hiç intiharı düşündünüz mü ?..Düşündüyseniz,bunu kısaca anlatır mısınız!...Saygılar....Mr X.

Yorumu gönderen: abigail 2., 09.09.2016, 18:14 (UTC):
TÖRELER SONUCU ERKEN EVLENDİRİLENLER,İSTEMEDİKLERİYLE EVLENDİRİLENLER,SAKAT ÇOCUK DOĞURANLAR DOĞUM SONRASI DEPRESYONU GEÇİRENLER,ERKEN YAŞTA İLİŞKİYE GİRİP GEBE KALANLAR,AİLE İÇİ ENSEST İLİŞKİLER ,OKUMAK İSTEYİP DE OKUL HARÇLARINI FAKİRLİKTEN DOLAYI BULAMAMAK VE OKULDAN ATILMAK ,ÇEŞİTLİ RUHSAL SORUNLAR YA DA HASTALIKLAR GÖZÜNDE BÜYÜR.KENDİNE DIŞARIDAN BAKINCA UCUBE GİBİ GÖRÜR.AİLESİ DE ASLINDA ÜZÜLMEKTEDİRLER AMA ONU AŞAĞILARLAR. HERŞEYİ GÖZLERİNDE BÜYÜTEN HASSAS ÇOCUKLARDIR BUNLAR.
ERGENLERE DİKKATLİ DAVRANILMALI,EMPATİ GÖSTERİLMELİ,KONUŞULMALI, KENDİLERİ ÖYLE OLMASALAR BİLE KENDİLERİNDEN ÖRNEK VERMELİDİRLER.

HER İNİŞİN BİR ÇIKIŞI VARDIR.OLUMLU KUANTUM DÜŞÜNÜSÜNÜ AŞILAYALIM GENÇLERE .HEPİMİZ BİR ZAMANLAR GENÇTİK.BİZİM BİLE ÖTELEDİĞİMİZ SORUNLARIMIZ VARDIR EMİNİM!


Yorumu gönderen: abigail, 07.09.2016, 18:49 (UTC):
BİR GENÇ İNTİHAR EDER ÇÜNKÜ TÜM SALGI BEZLERİ DEĞİŞİK HORMONLAR SALGILIYORDUR.AYRICA EVDE BASKI VE ŞİDDET GÖRÜYORSA BUNUN BİREYE DÖNÜK OLMASI DA ŞART DEĞİLDİR, OKULDAKİ AĞIRLAŞAN DERSLERDENEN KAYNAKLANAN SÜRMENAJ, OBSESİF DURUMLAR,ANKSİYETELER,PANİK ATAKLARI BİRBİRİNE EKLENEREK ÇEŞİTLİ MADDE ALIMLARINA YOL AÇA DA BİLİR.GENÇ ARTIK NORMAL BİR HAYAT YAŞAYAMAZKEN ÇIKŞ YOLU ARAR .BU DA İLGİNÇ GRUPLARA ,EYLEMLERE KATILARAK OLABİLİR.ÖRNEĞİN BABASI VEFAT EDEN BİR İNGİLİZ KIZI IŞİDE KATILMIŞTI.GEÇENLERDE BÖYLE BİR HABER ÇIKTI GAZETELERDE...DİN BİLE DEĞİŞTİRİLEBİLİR,ERKEN EVLİLİKLER YAPILABİLİR.VE SON ÇIKIŞ NOKTASI KAYBEDENLER KLUBÜNDE OLDUĞUNU SANAN BU ÇOCUKLARIN İNTİHARI SEÇMELERİDİR. OYSA HER İNİŞİN BİR ÇIKIŞI VARDIR. HAYAT HİÇ TEKDÜZE OLMAMIŞTIR Kİ....

Yorumu gönderen: gülsüm, 03.09.2010, 03:17 (UTC):
intihar bu dünyadan kurtuluştur ama ahiretini karartırsın diyorum kendi kendime o yüzden her insan gibi zorluklara direniyorum



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36725168 ziyaretçi (102795065 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.