Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB)
 

Borderline Kişilik, Borderline Personality Discorder

Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB)

Hazırlayan: Akhenaton

(Borderline Personality Discorder)

Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar, "nöroz" ve "psikoz" arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stabil olmayan afekt, mizaç, davranış, obje ilişkileri ve benlik imajı ile özellik gösterir. Bu bozukluk; "ambulatuar şizofreni", "güya kişilik", "psödonörotik şizofreni" ve "psikotik karakter" olarak adlandırılır. ICD-10'da "emosyonel stabil olmayan kişilik bozukluğu" olarak adlandırılmıştır.[1]

Borderline kişilik, genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele ya da duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. Eğer Borderline Kişilik Bozukluğunuz varsa, sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele ediyorsunuz demektir. Genel olarak davranışlarınız değişken ve ani hareketlerden oluşur. Duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır.[2]

Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar hemen hemen daima kriz durumunda görülür. Duygulanım dalgalanmaları yaygın olarak görülür. Hastalar, kısa dönem psikotik epizodlar (mikropsikotik epizod), nadiren tam bir patlama gösteren psikotik kopmalar geçirebilir ve borderline kişilik bozukluğu hastaların psikotik semptomları hemen hemen daima sınırlı, çabuk geçen veya şüpheli durumlardır. Yaşamlarının kederli doğası, tekrarlayıcı kendine zarar verici davranışlara yansır.[1]

Borderline kişilik bozukluğu olan kimseler için "sabit sebatsızlığı" (tez canlı) olanlar denilebilir. Onların olumsuz r☼h hali, ani kızma, üzüntü veya korkulu dönemler veya kendini boş hissetmek gibi kronik sorunları vardır. Çevrelerindekilerle iyi geçinmedikleri halde yalnız kalmayı sevmezler. Diğer insanları, bir korunma mekanizması olarak, ya "tamamen iyi" veya "tamamen kötü" olarak tarif ederler.[3]

Borderline kişilik bozukluğunun en temel özelliği, insan ilişkilerinde, benlik bilincinde ve duygularda sürekli bir istikrarsızlık ve dengesizlik görülmesidir. Borderline kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerin tavırları genelde fevri ve ani hareketlerden oluşur. Bu bozukluk genellikle erken yaşlarda başlar. İnsan ilişkilerinde yıllarca devam eden dengesiz davranışlar, kişinin benlik bilinci ve erken sosyal iletişimleriyle yakından ilişkilidir. Bozukluğun getirdiği kişisel özellikler sadece ev ortamına, ya da iş hayatına özgü değildir, bir çok yerde görülebilir. Duyguların aniden boşalması, hislerde ani dalgalanmalar olması gibi, genellikle kişinin duygularında ve algılarında dengesizliği beraberinde getirir. Borderline kişilik bozukluğuna sahip bir kişi genelde çok yakın ilişkiler kuramaz, çok derin duygular yaşayamaz. [4]

Rahatsızlıkta en önemli özellik; kişinin karşılıklı birebir ilişkilerde, kendilik algısı - yani kendisine bakış, kendisini kabul ediş ve kendisini sunuş ve duygulanımda tutarsızlık ile ilişkileri belirgin düzeyde etkileyen ani tutarsız davranışlar göstermesidir. Bu tip özellikler gösteren kişilerde sürekli bir reddedilme ve ayrılık fikri hakimdir. Bu duyguya sahip olan kişinin kendilik düşüncesi ve davranışlarında önemli farklılıklar yaşanır. Ayrılık gibi beklenen durumun oluşmaması durumunda yoğun öfke patlamaları yaşanabilir, yalnız olma duygusundan hoşlanmazlar ve sürekli olarak birilerinin yanında var olmasını isterler.[5]

Büyük ihtimalle, değer verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarf ederken bir yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye çalışırsınız. Yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız insanları bile kabul edersiniz. İnsanlar ile olan ilişkilerinizde strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir.

Borderline kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar. Eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz. Olası bir kayıp, ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü saldırılar ile tepki verirsiniz. Borderline kişiliğe sahip insanların duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir. Ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozuklukları, kendine zarar vermek yada intihara teşebbüs etmek gibi davranışlar görülebilir.[2]

Hem bağımlılık, hem de düşmanlık hissettikleri için borderline kişilik bozukluğu olan hastalar düzensiz kişilerarası ilişkilere sahiptirler.[1] Bu kişiler, belirgin biçimde "dengesiz"dirler ve aşağı yukarı her yaşantılarını iki kutuplu görme eğilimindedirler. Örneğin, terapist, bir yandan, yaşayan en iyi terapist gibi görülürken, birkaç dakika içinde en duyarsız, düşüncesiz, aşağılık, ahlâksız bir kişi olarak algılanabilir.[6]

Bu tip hastaların manipüle etmelerinin gizli anlamı yardım sağlamak ve tedaviyi denetleme arzusudur. Denetleyemediklerini düşündükleri tedavileri tolere etmekte güçlük çekerler.[7][8]

Borderline Kişilik Bozukluğu; ayrışma-bireyselleşme sorunları, duygulanımı denetleme sorunları ile ilgili belirtiler, yapılandırılmamış ortamlarda oluşan, genellikle paranoid doğada kendini sınırlayan mikro-psikotik yaşantılar, kişiler arası ilişkilerde bozukluk ile karakterizedir.[9][8]

Borderline kişilikteki hastaların ego gücünün zayıflığı klinikte, anksiyeteye dayanıklılığın eksikliği, veya olmaması, impuls kontrolünde eksiklik ve gelişmiş yüceltme mekanizmalarının eksikliği biçiminde görülür. Borderline kişiler yarılma, yansıtma, dışlaştırma ve inkar savunmaların yanı sıra ilkel idealizasyon, yansıtmalı özdeşim, omnipotens ve devalüasyon gibi savunma mekanizmalarını da kullanırlar.[7][8]

“Nesne İlişkileri” içinde yer alan yaklaşımlarda yansıtmalı özdeşim, üç şekilde ele alınmaktadır. Birinci bakış açısı, yansıtmalı özdeşimi, yalnızca “borderline kişilik bozukluğu” gibi ruhsal yapılanmanın ağır bir biçimde zedelendiği kişilik patolojilerinde kullanılan bir savunma düzeneği olarak görmektedir. Buna Kernberg’in ortaya koyduğu, “borderline” kişilik örgütlenmelerinde görülen diğer patolojiler de eklenebilmektedir. İkinci bakış açısına göre, yansıtmalı özdeşim, psikanaliz sürecinde, “aktarım” (transference) ve “karşı-aktarım” (counter-transference) içinde psikanalist/terapist ile analiz edilenin/hastanın/danışanın arasındaki ilişkide kendisini gösteren bir mekanizmadır. Üçüncü görüş ise, yansıtmalı özdeşimin aslında insan ilişkileri içinde, kişinin herhangi bir öteki (kişi, kurum, grup ya da ulus) ile ilişkisinde yaşanan her şey olabileceğini iddia etmektedir.[10]

BKB hastaları, yansıtmalı özdeşimi kullandıkları zaman, ben nefret edilecek biriyim, ekiple benim bakımımı üstlendiğine göre nefret edilecek bir grup yargısına varırlar. Primitif idealizasyon ile ekip üyelerinden bazılarını gözlerinde o kadar büyütürler ki, kendisini dünyadaki bütün kötülüklerden koruyacaklarına inanırlar veya tedavi ekibini iyiler ve kötüler diye 2 zıt gruba ayırırlar ve ekip üyelerine bu inanışa göre davranırlar.[11][8]

Borderline hastalar, gelişimin ayrılma–bireyleşme evresinin yeniden yakınlaşma alt evresinde gerçekleşen bir duraklama sıkıntısı çekerler. Duraklama, çocuğun ayrılma ve bireyleşme çabalarına karşılık annenin libidinal ulaşılabilirliğini geri çekmesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü çocuğun bireyleşmesi annenin çocuğuna yapışmak için duyduğu savunucu ihtiyacına büyük bir tehdit oluşturur ve annenin libidinal ulaşabilirliğini geri çekmesine neden olur. Çocuk, büyüyebilmek için annenin sağlayacağı desteklere muhtaçtır, fakat büyümeye başlarsa desteklerde geri çekilecektir. Bu durum, geri çekilmeyi kendiliğinin bir parçasının kaybı olarak algılayan çocukta bir anda terk edilme depresyonunu başlatır.[12]

Borderline Kişilik Bozukluğu ile çakışan Anti-sosyal Kişilik Bozukluğu belirtileri dışarıda tutulsa bile; Borderline Kişilik Bozukluğu ile Madde Kişilik Bozukluğu arasındaki ilişki anlamlı kalmaktadır. Çalışmaların birçoğunda Anti-sosyal Kişilik Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu, Madde Kişilik Bozukluğu ile ilişkilendirilmiştir.[13]

Kişilik bozukluğunun özellikleri ergenlik ya da erken erişkinlik döneminde tanınabilir. Zamanla, yaşla birlikte Antisosyal ve Borderline Kişilik Bozuklukları giderek silinebilir veya yatışabilir.[14] bu tip kişiler uzun süreli psikoterapilerden yarar görürler. Duygusal dalgalanmalar ve öfke nöbetleri kontrol altında tutulmalıdır. Bunun için ilaç desteği eklenebilir.Bir intihar eğilimi söz konusu olduğunda yatarak tedavi önem kazanır. Grup terapisi de uygulanabilir. Kişi bir psikiyatri uzmanın kontrolü altında olmalıdır.[5]

Kesin yaygınlık çalışmaları bulunmamaktadır. Ancak borderline kişilik bozukluğunun toplumun %1–2 kadarında bulunduğu düşünülmektedir ve kadınlarda erkeklerden 2 kat daha yaygındır.[1] BKB Yaygınlığı, ABD'de, genel popülasyonda %2-3, psikiyatrik popülasyonda ise -25 civarındadır.[13]

Belirtiler

  1. İdealleştirme ile aşağılama arasında sürekli değişen bir ilişki
  2. Tehlikeli boyutlarda kendine güven eksikliği ve dengesizlik
  3. Ruh halinde sürekli ve büyük değişimler.
  4. Aşırı ve yoğun öfke
  5. Kızgın ve saldırgan patlamalar
  6. Ayrılıkta yada kayıp anında panik duygusu
  7. Sürekli olarak kendini boş hissetme.[15]

Bu bozukluğa sahip olan kişiler, genelde fevri tavırlar sergilerler ve aşağıda belirtilen semptomların bir çoğunu taşırlar:

  1. Çevresindeki insanları kaybetmemek için ümitsiz bir çaba içine girerler.
  2. İdealize etme ve değersizleştirme arasında sürekli gidip gelen dengesiz ve yoğun bir şekilde yürüttükleri insan ilişkileri vardır.
  3. Kimlik karmaşası yaşarlar. Benlik bilinçleri ve benlik algıları belirgin bir şekilde sürekli olarak değişkenlik gösterir.
  4. Kendine zarar vereceğini bile bile fevri davranırlar, pervasız tavırlar sergilerler. Sonunda kaza ihtimali olduğunu bile bile aşırı hızda ve dikkatsiz bir şekilde araba kullanma buna örnektir.
  5. Kendine zarar vermeye yönelik tekrarlanan intihar girişimleri ve tehditlerde bulunurlar.
  6. Ruh halinin belli bir tepkisinden kaynaklanan duygusal bir dengesizlik yaşarlar. Örneğin, genellikle birkaç saat süren ve çok nadir durumlarda birkaç günü bulan yoğun huzursuzluk, asabiyet ve endişeye kapılırlar.
  7. İçlerinde sürekli bir boşluk hissi vardır.
  8. Yersiz ve yoğun bir öfke ve öfkeyi kontrol edememe durumu gözlenir. Sık görülen sinir boşalmaları, sürekli gergin olma durumu ve tekrarlanan fiziksel kavgalar buna örnektir.
  9. Geçici stresin doğurduğu paranoyak düşünceler, veya bölünmüş kişilik semptomları görülür.[4]

BKB Hastalarının Genel Özellikleri

Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar yalnız kalmayı tolere edemezler, ilişkilerinde çılgınlık arayışlarını tercih ederler, yanında kalanlar için ne kadar mutsuz olduklarının onlar için önemi yoktur. Yalnızlığını azaltmada, sadece kısa dönemler içinse, yabancı biriyle arkadaşlığı kabul eder veya rasgele cinsel ilişki kurar.

Otto Kernberg borderline kişilik bozukluğu olan hastalarda projektif identifikkasyon denen savunma mekanizmasını tanımlamıştır.

Genelde, borderline kişilik bozukluğu olan hasta, kronik boşluk duygusu, impulsivite, kısa yaşanan psikotik epizotlar, manüplatif intihar girişimi ve yakın ilişkilerinde talepkar bağlılık gösteririler.

Bozukluk, zamanla ufak değişiklikler olsa da tam olarak stabildir. Uzun süreli çalışmalar şizofreniye doğru bir progresyon göstermediği yöndedir, ancak hastalar yüksek sıklıkla majör depresif bozukluk epizodlarına sahiptir.

Borderline kişilik bozukluğu olan hastaların psikoterapisi yoğun araştırma isteyen bir alandır ve seçilecek tedavidir. Psikoterapi terapist kadar hasta içinde zordur.

Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar, hem bireysel hem de grup temelinde yoğun psikoterapi uygulanan hastane ortamında sıklıkla iyi olurlar.

Aşırı impulsif, kendine zarar verici veya kendini sakat bırakan borderline kişilik bozukluğu olan hasta, hastanenin koruyucu ortamında güven altına alınabilir. İdeal şartlar altında, düzelme gösterene kadar hastanede kalırlar, bu süre bazı vakalarda bir yıldan fazla olabilir.[1]

Kendilerine Bakışları: Kim olduklarını, amaçlarını, değerlerini, cinsel kimliklerini bilememektedirler.

Diğerlerine Bakışları: Diğer insanlar aynı anda hem çok değerli ve güvenilir, hem de değersiz ve güvenilmez olarak görülür.

Tipik Şemaları: "Kim olduğumdan emin değilim.", "Eninde sonunda terk edileceğim.", "Acım öylesine yoğun ki dayanamıyorum.", "Öfkem beni kontrol eder.", "Davranışlarımı kendim yönlendiremiyorum."

Fonksiyonel Olmayan İnançları: "İnsanlar beni gerçekten tanırlarsa, sevmezler.", "Beni terk etmemeleri, bana zarar vermemeleri için insanlara boyun eğmeliyim.", "Duygularımı kontrol etmezsem korkunç şeyler olabilir."

Stratejileri: Kendisini sevip sevmediklerini anlamak için insanların sınırlarını zorlarlar. Bir yandan yakın arkadaşlıklar kurmak isterken, diğer yandan yakınlıktan kaçınırlar.

Tipik Davranışları: Öfke nöbetleri, kızgınlık gösterileri, kavgalar.

Duyguları: Duygularda, aşırılık ve dengesizlik gözlenir. Normal duygulanımdan, depresyona, anksiyeteye, sinirliliğe ve yine normal duygu durumuna geçerler. Zaman zaman da yoğun bir boşluk duygusu içine girerler.[6]

Kendini Yaralama ve Suicid (Özkıyım)

Çalışmalar, borderline kişilik bozulduğu olan hastaların çocukluk ya da ergenlik öykülerinde q-81 oranlarda "örseleyici yaşantı"nın yer aldığını göstermektedir. Değişik ruhsal bozukluk gruplarında bu oranlar % 22-35 arasında iken, BKB'da bu denli yüksek olması dikkat çekicidir. BKB olan hastaların ruhsal belirtileriyle örseleyici çocukluk yaşantıları arasında ilişki olduğu ileri sürülmektedir. Bu hastaların erişkin dönemdeki ilişkilerinde de çocukluktaki kötüye kullanılma (istismar edilme), saldırıya uğrama, örselenme sahnelerini yineleyici bir biçimde yaşadıkları bildirilmektedir.[16]

Ortaya çıkan suçluluk, utanma ve öfke gibi duygular ise "kendini yaralama" ve "özkıyım" davranışları gibi belirtilerde eyleme vurulmaktadır. Ruhsal hastalığı olanlar içinde kendini yaralama davranışının en sık BKB olan hastalarda görüldüğü belirlenmiş, DSM'de özkıyım (suisid) ve kendini yaralama davranışları BKB'nin bir tanı ölçütü olarak yer almıştır. Başa çıkamadığı gerginlik duygusunun sonucunda borderline kişinin durgunlaştığı, geri çekildiği ve "disosiye" olarak kendini yaraladığı ileri sürülmektedir. Hastalar, bu durumu "uyuşma" ya da "boşluk" olarak tanımlamakta, genellikle bu sırada acı duyumsamadıklarını bildirmektedirler.[17][16]

Kendini yaralama davranışı (self-mutilasyon, self-injury, self-harm), bilinçli bir intihar amacı olmaksızın, tasarlanmış bir şekilde beden dokularına zarar verici karmaşık bir grup davranış olarak tanımlanmaktadır. Döğme, dini ayinlerde zincirle vurma, şiş batırma gibi kişinin kendi dokularına zarar verdiği tasarlanmış ve intihara yönelik olmayan, kültürel olarak kabul gören davranışlardır. Bir belirti olarak kendini yaralama davranışı, "ağır mental retardasyon" gösteren kimselerde, borderline ve diğer kişilik bozukluklarında, yeme bozukluklarında ve yapay bozukluklarda görülen bir durumdur.[18]

İnsanlarda kendini yaralama davranışının gerisinde anne-baba bakımının yetersizliği, özellikle anne yoksunluğu bildirilmektedir ki bunlar da bir anlamda izolasyon olarak değerlendirilebilir. Kendini yaralama davranışı gösteren yetişkin hastalar bu tür davranışı olmayan hastalarla karşılaştırıldıklarında anlamlı düzeyde çocukluklarında daha yüksek oranda; ayrılık, aile içi şiddet, anne-babanın fiziksel tacizi ve cinsel taciz bildirmişlerdir.[19] Chowanec ve arkadaşları, ilk kez Pao'nun kişinin kendisini kesici aletlerle yaralamasının ciddi borderline kişilik bozukluğuna işaret ettiğini bildirmektedirler. Daha sonra DSM-III'de kendine "fiziksel olarak zarar verme" davranışı borderline kişilik bozukluğunun tanı ölçütü olarak yer almıştır. Bu bozuklukta kendini yaralama davranışının intrapsişik elementlerinin yanı sıra kişilerarası boyutu da vurgulanmakta ve "ayrılık, kayıp ve başarısızlığa" karşı aşırı duyarlılık nedeniyle "reddedilme" duygularının kendini yaralama davranışını tetiklediği ileri sürülmektedir. Diğer bazı yazarlar ise, borderline hastalardaki içrel durumu "güceniklik, öfke ve yetersizlik duyguları" olarak değerlendirmekte ve kendini yaralama davranışını "önemli kişiden öç alma" olarak kabul etmektedirler. Borderline kişilik bozukluğunda aile içi cinsel taciz ve ihmal kendini yaralama davranışında önemli bir rol oynamaktadır[18]

Yalan Söyleme

Yalan söylemenin birçok tanımı yapılmıştır. Genel olarak yalan, bir amaç doğrultusunda bilinçli olarak gerçeğin değiştirilmesidir Birçok yazar yalanın ruhsal gelişimde önemli yen olduğunu bildirmiştir Anna Freud çocukluk yalanlarını ikiye ayırmış, ceza ya da yetke korkusundan söylenen yalanları "suça yönelik yalanlar", katlanılması güç gerçeklerin yadsınması amacıyla söylenen yalanları ise "duşlemsel yalanlar" olarak tanımlamıştır. Erişkinde görülen psodologıa fantastıka (duşlemsel yalan) ise genellikle borderline ve antısosyal kişilik bozukluklarının bir belirtisi sayılmaktadır. "Psodologıa fantastıka" terimi genellikle "mitomani" yerine kullanılmışsa da kimi görüşler bunun Munchausen sendromunun bir parçası olduğunu ilen surmuş, kimi görüşler ise bunun ayrı bir belirti olduğunu kabul etmiştir.

Yalan patolojisinin ve malinitesinin düzeyine göre sınıflandırılmaya çalışılmış, patolojik yalanlar kimi yazarlarca ayrı bir grup olarak ele alınmıştır. Ancak Burt, "patolojik yalan söylemenin" uygun bir terim olmadığını, çünkü erişkinlikte yalan söylemenin her koşulda kendisinin patolojik olduğunu belirtmiştir.[20] Daha çok borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarında görülen eyleme vuruk davranışların bir biçimi olarak kabul edilen "psödologia fantastika"nın, temelinde düşlemler ve gerçekler iç içedir.[21]

Şiddet ve Suç

Kişilik bozukluğu komorbiditesi değerlendirildiğinde, en sık Paranoid kişilik bozukluğu görüldüğü, ancak gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadığı, suç işlemiş olgularda Antisosyal kişilik bozukluğu (',5­%5,7) ve Borderline kişilik bozukluğunun (.8, %5.7) daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.[22]

Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Örneğin, uzun vadeli psikoterapi Borderline kişiliği olanlar için oldukça etkili olabilir. Fakat ilişkilerde yaşadıkları problemleri düşünürsek, terapi sürecinin oldukça değişken olduğunu ve sabit bir iyileşme eğrisi çizmediklerini belirtmek gerekir. Terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekir. Her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, Borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır. Bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebbüssünde bulunabilir. Bu durumda hastanın kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte hasta karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın iyileşmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarf ediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.[15]

BKB ve Farmakoterapi (İlaç Tedavisi)

Kişilik bozukluklarında farmakoterapinin rolü ve amacını açığa çıkarmak için araştırmalar yapılmıştır. Belirli ilaçlar ve ilaç tiplerinin bozukluklar spektrumu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Belirli bir kişilik bozukluğunda da (borderline ve kaçıngan gibi) değişik ilaçların etkisini araştırılmıştır. Bu yolla Soloff ve arkadaşları, Borderline Kişilik Bozukluğunda tedavide hedef alınacak 4 alanın kognisyon,duygulanım, impuls ve anksiyete olduğunu öne sürmüşlerdir. Silk, belirli tanıları temel almaktansa psikopatolojinin boyutlarını temel alan stratejiler,Gitlin ise; I. eksen ve II. eksen bozuklukları arasında gözlenen komorbiditeyi dikkate alan psiko-farmakolojik yaklaşımları önermişlerdir. Kişilik bozukluklarının farmakolojik tedavilerinde boyut yaklaşımı tümü Siever ve Davis’in çalışmalarını temel alır. Siever ve Davis 'e göre kişilik bozuklukları en iyi I. eksen içerisinde yerleşik boyutları temel alarak anlaşılır. Bunlar; kognitif algılama, impulsivite ve agresyon, affektif instabilite, anksiyete inhibisyonudur ve farmakoterapide yol gösterici boyutlardır. Coccano, 1993'te etkin farmakoterapinin randomize kontrollü çalışmaları temel alması gerektiğini bildirmiştir.[23]

Swartz ve arkadaşları, bipolar I bozukluk ve borderline kişilik bozukluğu (BKB) olan hastaların duygudurum dengelenmesine erişme olasılığının daha düşük olduğunu, atipik duygudurum dengeleyici ilaçları daha fazla kullandığını ve tedaviden düşme oranlarının daha fazla olduğunu bulmuştur. Bowden-Jones ve arkadaşları da şiddetli kişilik bozukluğu tanımını, tanısını ve toplum ruh sağlığı hizmetleri üzerindeki yansımalarını incelemiştir. Kişilik bozukluğu tanısının çok pejoratif olması nedeniyle, diğer kanıtlar patolojinin pratik uygulamada önemli bir etkisi olduğunu gösterse bile, problemler çok şiddetli olmadığı sürece tanı koymaktan anlaşılabilir bir kaçınma durumu olduğunu ileri sürmüşlerdir.[25]

Kaynaklar

[1] www.dpsikiyatri.com/hastaliklar165.asp
[2] www.psikoloji.gen.tr/archive/index.php/t-403.html
[3] www.tedavin.com/ruh-sagligi/2763-borderline-kisilik-bozuklugu.html
[4] Şerife Güllüce, "Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?", www.yakindunya.com/saglik/psikoloji-ve-psikiyatri/psikolojik-bozukluklar/borderline-kisilik-bozuklugu-nedir.html
[5] Psk. Eda Gökduman, "Borderline kişilik bozukluğu", www.doktorsitesi.com/yazi/1810/Borderline-kisilik-bozukluGu?a_id=8
[6] www.zen.com.tr/makale/borderline.pdf
[7] S. Özkan, "Psikiyatrik Tıp (Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi)", Roche Yayınları, İstanbul 1993, s.45-51.
[8] Dr. Didem Öztop (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı) & Doç. Dr. Atilla Soykan (Psikiyatri Anabilim Dalı, Konsültasyon-Liyezon Psikiyatri Birimi, Ankara), "Genel Hastane Uygulamalarında 'Borderline' Savunmalar Kullanan Hastaya Yaklaşım: Olgu Sunumu", Klinik Psikiyatri 2001;4, s.187-192
[9] Ö. Aydemir, "Psikiyatri Konsültasyonunun Türleri, Psikiyatri Konsültasyonu El Kitabı", Matsan, İstanbul 1999, s.46-52.
[10] Dr. Erol Göka & Dr. Fatih Volkan Yüyksel & Psk. F. Sevinç Göral, "İnsan İlişkilerinde Yansıtmalı Özdeşim", Türk Psikiyatri Dergisi 2006; 17(1):46-54.
[11] JE Groves, "Borderline Patients, Massachusetts General Hospital Handbook of General Hospital Psychiatry", TP Hackett, 1987.
[12] James F. Masterson, "Borderline Yetişkinlerde Psikoterapisi", www.uzmanlariz.com/makaleoku/81/james-f-masterson
[13] Prof. Dr. Musa Tosun (İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı), "Madde Bağımlılığı ve Borderline Kişilik Bozukluğu", www.bagimlilikkongresi2009.com/misyon-sunumlar/misyon-madde-bagimliligi-salon-a/6aralik/10.30-11.30/musta-tosuncu/madde-bagimliligi-ve-borderline-kisilik-bozuklu─ču.pdf
[14] www.hastarehberi.com/psikiyatri/psikiyatri2/kisilikbozukluklari.htm#5
[15] Terapist Çiğdem Alper, "Borderline Kişilik Bozukluğu", www.hatunca.net/psikoloji-mainmenu-258/kisilik-bozukluklari-mainmenu-108/315-borderline-kisilik-bozuklugu
[16] S. Halime Arslan & Rıfat Karlıdağ & Z. Nazan Alparslan & Lut Tamam & Mehmet Ünal, "Borderline Kişilik Bozukluğunda Örseleyici Çocukluk Yaşantıları ve Ruhsal Bulgular", Düşünen Adam, 1977, 10 (3), s.33-39.
[17] M. D. Feldman, "The Challenge of Self-mutation: A Review", Compr Psychiatry, Mayıs-Haziran 1988, 29, s.252-269.
[18] Prof. Dr. Saynur Canat (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, ANKARA), "Kendini Yaralama Davranışı (Self-Mutilasyon)", Klinik Psikiyatri 1999;1:46-48, www.klinikpsikiyatri.org/files/journals/1/25.pdf
[19] Jones Daniels 1996, Langbehn 1993, Zlotnick ve ark. 1996, Dallam 1997.
[20] Burt C Chıldren's Lıes (1938) (aktaran) Kıng BH, Ford CV Pseudologıa fantastıca Açta Psychıatr Scand 77 1-6, 1988
[21] Dr. Halime Arslan & Doç. Dr. Yunus Emre Evlice, "Psödologia Fantastika (Düşlemsel Yalan)", Kriz Dergisi 3 (1-2) 57-60, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/21/70/673.pdf
[22] Dr. Tuba Hale Camcıoğlu, "Suç işlemiş bipolar bozukluklu olgularda klinik ve suç özellikle BRSHH’den bir örnek", 78.189.53.61/-/upk/6/6_t_camcioglu.pdf
[23] Dr. Nesrin Karamustafalıoğlu & Dr. K. Oğuz Karamustafalıoğlu, "Kişilik Bozukluklarında İlaç Tedavileri", Klinik Psikofarmokoloji Bülteni 2000;10:103-108, www.psikofarmakoloji.org/pdf/10_2_7.pdf
[24] V. Volkan , A. Çevik, "İçe Alınmış Nesne İlişkiler Kuramı ve Borderline Narsistik Kişilik Bozuklukları", Çev: A Çevik, B Ceyhun, Hekimler Yayın Birliği, Ankara 1992, s.25-26.
[25] Peter Tyrer & Roger Mulder, "Karmaşık ve ağır kişilik bozukluklarının toplum ruh sağlığı servislerinde idaresi", Current Opinion in Psychiatry TÜRKÇE BASKI, Cilt 2, Sayı 3, 2006, psikiyatriksosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2010/02/co_psikiyatri.pdf






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36944755 ziyaretçi (103184160 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.